• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret680913
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84756.8750
Euro7.72547.7563
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Ayayra Amyüa
02/09/2013

“Ayayra”  ve  “amyüa”  sözcüklerini Türkçeye şöyle çevirebiliriz: “Zafer'e giden yol”

30 Eylül Abhazya Cumhuriyeti’nin zafer günüdür.

30 Eylül bir sevinç günüdür ama zafere giden yol acılarla doludur.

Her toplumun unutulmayan, unutulması mümkün olmayan özel günleri vardır. Bu özel günler, sevinci de, acıyı da, inancı da bünyesinde taşır.

Bağımsız Abhazya Cumhuriyeti’nin özel günlerini şöyle sıralayabiliriz:

1/2 Ocak - Yeni yıl

7 Ocak - Noel

14 Ocak - Dünyanın Yaratılış Günü

8 Mart - Kadınlar günü

9 Mayıs - 2. Dünya savaşı zafer günü

21 Mayıs - Kafkas -Rus savaş kurbanlarını ve sürgünü anma günü

23 Mayıs - Aziz Simon yortusu günü

23 Temmuz- Abhazya bayrak günü

14 Ağustos - Anavatan savunucularını anma günü (Şehitler günü)

15 Ağustos - Abhazya gönüllüleri günü

26 Ağustos - Abhazya Cumhuriyeti uluslararası tanınma günü

30 Eylül - Zafer günü (Ayayra amşı)

11 Ekim - Abhazya silahlı kuvvetler günü

30 Ekim - Abhazya bilim ve sanat günü

26 Kasım - Abhazya anayasa günü

14 Aralık - 1992/1993 savaşında Abhazyada ölen çocuklar günü

Bütün bugünlerin yanında, hicri yıla göre hesaplanması sebebiyle tarihi her yıl değişen kurban bayramı da Abhazya’da özel bir gündür ve aynı zamanda tatildir.

 Özel günlerin bir kısmı resmi tatil günü; bir kısmı ise sadece anma günüdür.

30 Eylül Abhazya Cumhuriyeti'nin zafer günüdür. Bu zafer, birliğin beraberliğin, kardeşliğin, Kuzey Kafkas halklarının zaferidir.

Bu zafer, Nartların yiğit evladı Viladislav Arzınba'nın liderliğinde, anavatan, diaspora ve Kuzey Kafkas halklarının bütünleşmesinin eseridir.

Savaş başlar başlamaz Türkiye diasporasının yoğun olarak yaşadığı İstanbul’da “Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi'' kuruldu. Kuzey Kafkas kökenli her halktan 20’ye yakın kişi komite yönetiminde görev aldı.

Komite şu ilke kararını aldı. “Bu savaş bizim savaşımızdır, anayurdumuzu biz savunacağız, Kuzey Kafkas kökenliler dışında hiç kimse, hiçbir grup, hiçbir fraksiyon Abhazya'ya gidemez”

Savaş devam ederken Türkçü/ülkücü gruplar da, Kürtçü gruplar da muhtelif dinci gruplar da komiteye müracaat ederek Abhazya'ya gitme isteklerini ilettiler. Hele Tiflis'teki faşist yönetimin “Gürcistan doğuda Hıristiyanlığın son kalesidir” şeklindeki beyanatından sonra dinci grupların Abhazya'ya gitme talepleri yoğunlaştı. Bu grupların hem parası vardı, hem de savaş tecrübeleri vardı ama Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi kırıcı olmayan bir üslupla bu talepleri teşekkür ederek reddetti.

Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında yaşayan Çerkesliğini yitirmemiş gençler, hatta bu coğrafyada yaşayan kızlar dahi Abhazya'nın yardımına koştu. Çünkü o topraklar onların ata topraklarıydı.

Tanrı korusun, 1992/1993 Abhazya Gürcistan savaşını şayet Abhazlar kaybetmiş olsaydı, Komite yönetimdeki çalışan 20’ye yakın kişi, savaşacak insanları ve paraları olan bu grupları reddettiği için belki de birileri tarafından “vatan haini” ilan edileceklerdi.

Ancak Abhazlar, diasporadaki kardeşleri, kardeş Kuzey Kafkas halkları ve Abhazları davalarında haklı gören yurtseverlerin desteği ile bu savaşı kazandı ve 30 Eylül'de zafer şarkıları söylemeyi hak eden taraf oldu.

İstanbul’da kurulan Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi de, bu zafere katkılarından dolayı ''Kahramanlık madalyası'' ile taltif edildi.

Abhazya savaşına diasporadan en büyük maddi katkıda bulunan ilk dört kişiden üçünün ismini açıklamak isterim. En büyük maddi destek, Kayserili Kabardey tahmadasının kendisine cenaze parası olarak sakladığı tedavülden kalkmış mor binlikti.

İkinci büyük maddi desteği veren Ubıh kökenli tahmadamız Fahri Dilmaç’tı. Gönenli, Türk ordusunda görev yapmış emekli bir subaydı Dilmaç. Emekli olduktan sonra sanayici olmuş bir Kafkas yurtseveriydi.

Üçüncü büyük maddi desteği veren ismi açıklamıyorum. O halen hayatta olan büyük bir Kafkas yurtseveridir. Tanrı ona uzun ömürler versin.

Dördüncü büyük maddi desteği veren Abhazya’nın özgürlük savaşında kaybettiğimiz, annesi bir Adige, babası bir Abhaz olan Sıba Efkan Çağlı ile beraber Sakarya’nın Hendek ilçesi Soğuksu (CGERDA) köyünde aynı kabristanı paylaşan büyük Kafkas yurtseveri Abhaz Arüta Ethem Arutan’dır. Bu değerli tahmadamız İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneğinin kuruculuğunu ve yöneticiliğini yapmış, Kafkasya ile ilgili her yayın için katkıda bulunmuştu. Savaş devam ederken İstanbul Kadıköy'de Kafkasya ile ilgili bir toplantıya katılmış ve kalbi Abhazya’nın çektiği savaş acısına dayanamayarak aramızdan ayrılmıştı.

Kabardey, Ubıh, Abhaz tahmadalarımız siz Abhazya'nın özgürlük ve bağımsızlığını göremediniz ama artık Abhazya özgür, bağımsız ve uluslararası tanınmışlığı olan bir ülkedir.

Rahat uyuyun, onurla uyuyun.

Sizler Kafkas halkının aydınlık yüzüydünüz.

Aynı şekilde öbür dünyanız da aydınlık, ruhlarınız şad olsun.



4270 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜRCİSTAN'DA DİASPORİK HALK OLMAK - 08/07/2020
Barış, size de, bize de, Kafkasyamıza da, dünyamıza da gerekli. Homojen bir Gürcistan hayalinizden vazgeçin! Halkların kardeşliğinden korkmayın. Kafkasya size de bize de yeter.
İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi