• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam86
Toplam Ziyaret695730
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Nalo Zaur’un Ardından
07/07/2012

Kuzey Kafkas Halkları bir büyük insanını, bir büyük yurtseverini, bir büyük yazarını, bir büyük siyaset ve düşünce adamını daha yitirdi.

Hepimizin başı sağ osun.

Kuzey Kafkasya için atan o korkusuz yürek sustu.

NALO ZAUR; Temmuz 1928’de Kabartay Balkar Cumhuriyeti’nin Hatuev köyünde doğdu ve Temmuz 2012'de çok sevdiği halkına veda etti.

Bu büyük tahmadanın daha önce adını duymuş, kaleme aldığı eserlerini okuma ve inceleme fırsatı bulmuş, kendisini ilk defa yine böyle bir Temmuz ayında, o zor günlerde Abhazya’da görmüştüm.

18-23 Temmuz 1992’de Abhazya’da DÜNYA ABHAZ-ADİGE KÜLTÜR FESTİVALİ yapıldı. Bu festival sadece Kafkas müziğinin, Kafkas danslarının sergilendiği bir festival değil, onun çok ötesinde amacı olan bir festivaldi.

70 yıldır bir araya gelemeyen kardeş Kuzey Kafkas halklarının ilk defa bir araya geldikleri bir büyük organizasyondu. Kuzey Kafkasya’nın kardeş cumhuriyetlerinden gelenler, diasporadan gelenler, yılların biriktirdiği özlemlerini Abhazya’da gideriyorlar, kardeşlerin kardeşi için var olduklarını vurguluyorlardı.

Abhazya Parlamentosu çalışmalarına Gürcü kökenli milletvekilleri katılmıyor ancak Abhaz, Rus, Ermeni kökenli milletvekilleri çoğunluk sağlayarak çalışmalara devam ediyordu.

Türkiye’den Abhazlar’ın yoğun olarak yaşadığı şehirlerden seçilen delegeler gece geç saatlere kadar Kuzey Kafkasya’dan gelen delegelerle bilgi alışverişinde bulunuyorlardı. Abhazya Parlamentosu’ndaki Abhaz, Rus, Ermeni milletvekilleri ile bire bir görüşmeler yaptık. Gürcü milletvekilleri ile görüşme talebimiz reddedildi. İki gün sonra ise Megrel kökenli iki milletvekili gece kimse görmeden bizimle görüşebileceklerini belirttiler. Saat 23.00 sularında bu iki Megrel milletvekili bizimle görüştüler ve endişelerini belirttiler. Endişeleri de bizim endişelerimizle aynıydı.

Tiflis yönetimi şu veya bu gerekçe ile Abhazyaya saldıracaktı ve savaş başlayacaktı. Bunu Abhazya’da yaşayanlar da, diasporada yaşayanlar da, kardeş Kuzey Kafkasya’da yaşayanlar da tahmin ediyordu.

Festivalin gerçek amacı işte buradaydı: Bu festival dolayısıyla Gürcüstan yönetimine bir mesaj vermek… Kuzey Kafkasya’nın da, Abhazya’da yaşayan yüz bin Abhaz’ın yanında yer alacağını; keza bugün kırk farklı ülkede yaşayan diasporanın da Abhaz kardeşlerinin yanında olacaklarını vurgulamaktı.

Ancak Gürcüstan yönetimi bu mesajı iyi okuyamadı, iyi anlayamadı, belki de blöf yapılıyor zannetti.

Halka açık toplantıda korkusuz yürek, Kafkas sevdalısı NALO ZAUR şöyle konuşmuştu:

 

-          “Abhazlar, biz Adige ve Kabardeylerin kardeşleridir. Kardeş kardeşi için vardır.”

Konuşma sonunda büyük bir çoşku ve bitmeyen bir alkış tufanı vardı.

Büyük Abhaz yazarı, büyük düşünür ve siyasetçi Bagrat Şunkuba meslekdaşı Kabardey Nalo Zaur'a teşekkürlerini sundu ve halka dönerek şöyle hitap etti:

 

 

-          “Bugün Abhazyada doğan her çocuğa Zaur adı verilsin!”

Bagrat Şınkuba sözü diasporaya verince, delege arkadaşlarımızla daha önce yaptığımız görüşmelerde kararlaştırdığımız gibi bir konuşma yaptım. Türkiye’den seçilen delegasyonun teveccühü ile beni delegasyon başkanı seçmişlerdi. Şöyle bir konuşma yaparak Gürcüstan yönetimine ve Abhazya’da yaşayan kardeşlerimize bir mesaj vermek istedim:

 

-          “Biz kendimizi muhacır olarak görmüyoruz. Biz Abhazya’da yaşayan tüm Abhazlar gibi Abhaz’ız. Öteden beri kalblerimizde ve kafamızda olan sizin yanı başınızda olmaktı. Biz bugün burada bunu gördük. Hepinizi kucaklıyorum. Bu toprakları öpüyorum. Biz hiçbir halkın toprağını istemiyoruz ancak kendi toprağımızı da kimseye vermeyiz.”

Evet; Allah’ın yardımı, Kuzey Kafkasyalı kardeşlerimizin desteği ve anavatan aşkı hiç bitmeyen diaspora insanlarımızla topraklarımızı vermedik, topraklarımızı da, onurumuzu da koruduk.

Nalo Zaur'un yaşantısında Tsağua Nuri'nin şu sözleri ona hep örnek olmuştur: ''Tarihi olan milletler küçük olsada yaşıyor, tarihi olmayan milletler büyük olsa da yok oluyorlar.''

Nalo Zaur, anadil konusunda hiç taviz vermezdi. Onun şu sözleri Türkiye’de şu an gündemde olan anadil eğitimi konusunda diaspora insanımıza örnek olmalı:

 

''Adige dili olmadığı zaman, Adige de olmayacaktır. Anadili öğrenmek bir saygınlık meselesi yapılmalı, propagandası çok iyi yapılmalı, bu konu üzerine kafa yormalı, var olan faaliyetler desteklenerek çok ciddi çalışmalar yürütülmelidir. Geçmiş yıllarda başka milletler bizim elbisemizi, habzemizi, namus anlayışımızı örnek alıyorlardı. Şimdi neyimiz eksik?''

Kafkasya için atan o korkusuz kalp sustu ama geride gelecek nesillere Kafkas halkı için kaynak olacak, önder olacak yüzlerce eser bırakarak.

NALO ZAUR, büyük tahmada!

Seni unutmayacağız.

Her zaman kalbimizde olacaksın.

Hatıran önünde saygı ile eğiliyoruz.

Öbür dünyan da bu dünyan gibi aydınlık olsun.



3787 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ABAZA KİMLİĞİ - ABAZALAR / ABHAZLAR: TEK MİLLET, ÜÇ DİYALEKT, İKİ AYRI ALFABE - 06/08/2020
Habze ve Apsuara’da kadınlar için söylenen bazı yaklaşımlar şöyledir. - Kadın evin kan damarıdır. - Evi ev, akrabayı akraba yapan kadındır. - Kadının olduğu yerde bıçak çekilmez
GÜRCİSTAN'DA DİASPORİK HALK OLMAK - 08/07/2020
Barış, size de, bize de, Kafkasyamıza da, dünyamıza da gerekli. Homojen bir Gürcistan hayalinizden vazgeçin! Halkların kardeşliğinden korkmayın. Kafkasya size de bize de yeter.
İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi