• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret600657
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Abhazya'yı ve Abhazları Anlamak
24/03/2016

Gürcistan’ın bir bahane ile Abhazya'ya saldıracağını, tüm Abhazya halkı, tüm Kuzey Kafkasya halkları ve bugün 51 farklı ülkede yaşayan diaspora Abhazları ve  Çerkesleri çok iyi biliyorlardı.

İşte bu endişelerle “1. Dünya Abhaz-Adige Halkı Kültür Festivali”nin yapılacağı şehir değiştirilmiş, bilgi alış verişi ve Gürcistan'a bir mesaj vermek için festival Abhazya Cumhuriyeti’nin başkentı Sohum'a alınmıştı.

23 Temmuz 1992'de Kuzey Kafkasya coğrafyasında yaşayan halkların delegeleri ve tüm diasporalardan seçilmiş delegeler Abhazya'da kardeşleri ile bir araya geldiler.

Gürcistan'a şu mesajı verilmeye çalışıldı:

''Biz Abhaz halkının haklı davasında kardeşlerimizin yanındayız yanlarında olmaya da devam edeceğiz.''

Toplantıya, eski SSCB parlementeri, Dünya Çerkes Birliği Başkanı, daha sonra Rusya Federasyonu Adalet Bakanı olan Prof.Dr. Yury Kalmıkov da katılmış, o büyük heyecanı kardeşleri ile beraber yaşamıştı. Daha sonra hatıralarını kaleme almış, Dünya Abhaz -Adige Halkı Kültür festivalindeki intibalarına da hatıralarında yer vermişti. Rusça orjinal adı '' Vı Dvuh Parlamentah, odnom Pravitelstve,VI Natsionalnom Dvijeniy''  olan bu hatıralar kitaplaştırılmış, okuyuculara sunulmuştur. Eser Kafkas Evi  tarafından Muhammed İZZETOĞLU tercümesi ile ''Yoldaki Dönemeçler'' adı altında Türkçeye de aktarılarak yayınlanmıştır.

Büyük Kafkas yurtseveri rahmetli Prof. Dr. KALMIKOV o gün toplantıda Türkiye diasporasından gelen bir delege olarak yaptığım konuşmayı kitabına özetle şöyle kayıt etmiş:

''Biz kendimizi muhacir olarak görmüyoruz. Biz burada yaşayan Abhazlar kadar Abhazız. Bizim uzun zamandır arzumuz sizinle birlikte olmaktı ve nihayet bugünü de gördük. Hepinizi ve bu toprakları öpüyorum. Biz yabancı toprak istemiyoruz ancak kendi topraklarımızı da kimseye vermeyiz.''

Kuzey Kafkas halklarının, diasporada yaşayan Abhaz ve Çerkes halkının Abhazya’da yaşayan tüm yurtsever halkların bu açık ve net söylemlerini dönemin faşist Gürcistan yönetimi dikkate almamış, bir blöf olarak algılamıştı.

***

14 Ağustos 1992'de Gürcistan, İngur Nehri’ni tankları, topları, silahları ve askerleri ile geçip Abhazların binlerce yıllık anavatanı Abhazya'ya saldırarak 1992-1993 Abhazya-Gürcistan savaşını başlattı.

Abhazya’nın var olma-yok olma savaşı 30 Eylül 1993 tarihinde Abhazların zaferi ile sona erdi. Savaş 13 ay sürdü. Abhaz halkının bu özgürlük savaşında destek Rusya Federasyonu içindeki Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri’nde yaşayan kardeş halklardan ve diasporadan geldi.

Rusya, Abhazların savaş planlarını ilk aylarda faşist Gürcistan yönetimine el altından vermemiş olsaydı savaş 3 ayda biterdi; yine Türkiye Gürcistan’a askeri ve lojistik destek vermemiş olsaydı bu savaş 6 ayda biterdi. Gürcistan’ın başlattığı bu savaşın Abhazya’ya verdiği insani, sosyal, kültürel ve ekonomik zarar boyutu bu seviyelere ulaşmazdı.

Faşist diktatör Stalin'in, Abhazya’nın Birlik Cumhuriyeti statüsünü tek yanlı olarak özerk Cumhuriyet statüsüne düşürüp Gürcistan'a adeta hediye ettiğini unutan Gürcüler, SSCB dağıldıktan sonra da Abhazya’yı kendilerinin zannettiler.

“Abhazlar olacak ama artık Abhazya olmayacak” diyerek açık açık faşist söylemlerine başladılar.

Binlerce yıldan beri çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir coğrafyada Kartvel milliyetçiliğinin dozunu kaçırıp faşizme bulaşan Gürcistan’ın yeni yönetimi, diktatör Stalin’in statüsünü indirip kendilerine tek yönlü olarak bağladığı Abhazya’nın özerk cumhuriyet statüsüne dahi tahammül edemediler.

Kuzey Kafkas halkı ve diasporada yaşayan Abhaz ve Çerkes halkı, ata topraklarında Abhazya’nın var olma savaşında yer aldı.

Abhazya'da özgürlük savaşı devam ederken ülkelerindeki savaştan kaçan, bir başka ülkeye gidip sığınan bir tek Abhaz yoktu, olmadı, olamazdı; çünkü ABHAZYA Abhazların ulusal toprağıydı.

Abhazya'nın özgürlük savaşında sadece erkeklerimiz değil kadınlarımız, kızlarımız, yani Seteneylerimiz, Gundalarımız da canları ve silahları ile yer aldı. Kimi gazi, kimi şehit oldu; çünkü bizim bu dünyada adımızı taşıyan Abhazyamız dışında bir anavatanımız yoktu.

Gürcistan ordusunda yer alan askerler gündüz savaşıyor, geceleri de Abhazya’da dükkanları ve evleri yağmalıyorlardı, bir başka değişle 24 saat mesai yapıyorlardı.

Yağmaladıkları malların bir kısmını da o zaman Türkiye’nin Karadeniz sahillerinde kurulan ''Rus pazarı'' denilen açık hava pazarlarında pazarlıyor, ölü fiyata satıyorlardı.

Gürcistan hapishanelerinde yatan mahkumlara Abhazya'ya gidin orada savaşın, oradan edindiğiniz mallar sizindir deyip hapishanelerin kapılarını açmışlardı.

O yıllarda Abhazya’nın Oçamçıra şehrinde Gürcistan hapishanelerinden birinden salınmış Ermeni asıllı biriyle karşılaştım. O da Abhazya’ya diğer mahkumlar ile beraber savaşmak için gelmişti ama bir baktı ki Abhazya’da yaşayan kadın, erkek genç, yaşlı Ermeni kardeşleri yani ‘’DAVİT SASONSKİ’’ nin çocukları Abhazyanın haklı davasında Abhazların yanında yer almış; o da saf değiştirerek Abhazların yanında yer almış ve bundan da büyük bir onur ve gurur duyuyordu.

Tiflis yönetimi Abhazya’da hiçbir şey olmamış, kendisi de hiçbir şey yapmamış gibi davranıyordu.

Abhazya’da çok şey yaptılar, Abhaz halkına büyük trajediler yaşattılar.

Abhaz halkı alzheimer hastası değildir. Yaşanan bu trajedileri unutmaları mümkün değildir.

Gürcistanın Abhazya’da ve Güney Osetya’da izlediği politikalar dün de hatalıydı, bugün de hatalar ile doludur. Bu ırkçı faşist politikalar Gürcistan halkına dün de zarar verdi,  bugün de zarar vermeye devam ediyor.

Bugün Abhaz ve Çerkes halkı dünyada 51 ülkede diasporik yaşamlarına devam ediyor ve onların kalpleri anavatanları için atıyorsa, gönüllerinde ve kafalarında anavatan sevgisi varsa, 150 yıldan fazla sürüldükleri toprakları hala anavatan olarak görüyorlarsa Gürcistan yönetimlerinin uyguladığı ambargolar sonuç vermez ve bu ambargolar her şekilde her yerde delinir. Muhtelif coğrafyalarda yer alan bu 51 ülkede, Abhaz ve Çerkes halkı direnir, tepki verir. Abhazya’ya uygulanan bu çağ dışı antidemokratik ambargolar, Gürcistan halkına da bir şekilde zarar verir.

Gürcistan parlamentosunda Sakaşvili tarafından Şvarnadzeye yapılan darbe Amerikan emperyalizmi tarafından planlanmış bir darbedir yine aynı emperyal düşünce Rusya Federasyonun askeri gücünü test etmek için yine Saakaşvili’yi kullanmış Güney Osetya’daki savaşı başlatmıştır.

Gürcistan emperyal ülkelere alet olmamalıdır. Kendi gücü ve potansiyeli dışında olacak hiçbir projede yer almamalıdır.

Emperyal ülkelerin cirit atacağı bir Kafkas çoğrafyasında ; Nartların çocukları da, Irakli’nin çocukları da,Dedem Korkut’un çocukları da,David Sasonski’nin çocukları da barışı, dostluğu ve kardeşliği bulamazlar.

IRAKLİ’nin çocuklarının Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve Ukrayna’da ne işi var?

‘’’Ninolar, Tamaralar’’ yeteri kadar ağladı, daha başka ağlamasın.

***

Bilindiği gibi Gürcistan’ın başşehri Tiflis’in yüksek tepelerinin birinde çok anlamlı bir anıt yer alır. Bir elinde kadeh, bir elinde kılıç olan bu anıtın verdiği mesaj çok önemli ve anlamlıdır. Bu topraklara dost olarak gelene kadehle şarap ikram ederiz, düşman olarak gelene ise kılıcımız hazırdır der.

Bugün Abhazya Cumhuriyetinin her yerinde tek bir bayrak dalgalanır ki bu bayrak bağımsız Abhazya Cumhuriyeti’nin bayrağıdır.

Yeşil- beyaz çizgili, sol üst köşede kırmızı zemin içindeki açık elli Abhazya bayrağı da Tiflis’teki anıt gibi aynı mesajı verir.

Bayraktaki açık el dost olarak gelen dostumuzdur ve geleneksel Abhaz misafirperverliğine layıktır.

Düşman olarak gelene ise “Dur ! Burası Abhazya topraklarıdır, Abhazların anavatanıdır” diyerek uyarır.



1334 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇU İSE İŞTE SUÇLAR, İŞTE SUÇLULAR! - 20/05/2019
Siz bu toprakların hep iyi gün dostu oldunuz. Biz Çerkesler ve diğer kardeş halklar ise bu toprakların hep kara gün dostuyduk ve hep öyle kalmaya devam edeceğiz.
Türkiye'de Siyaset Yapmak… - 17/04/2019
Üretmeden tüketmek nasıl uzun ömürlü olamıyorsa, iktidar koltuğunda oturup halkın iradesine dikkat etmeyen iktidarlar da uzun ömürlü olamazlar.
Yıstanbulako ve Şiş Naniy - 06/02/2019
Yerel seçimlerde devletin tüm imkanlarını çar çur ederek kullanan siyasi parti adaylarını değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve halklarını seven ve dikkate alan İstanbul Bağımsız Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Doğan Duman'a destek verelim.
Kuzey Kafkas Halkları Türkiye Diasporasının 2018 Bilançosunun Dip Notları - 01/01/2019
Asimilasyon insanlık suçu ise bütün Kemalistler suçludur. Tanrı 2019 yılında kültürleri, anadilleri Kemalistlerin şerrinden korusun.
Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi