• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret680522
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84196.8693
Euro7.73027.7611
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
14 Ağustos'u Unutamayız!
11/08/2013

SSSB dağılmış, Kartvel milliyetçiliği zirve yapmıştı. İstanbul'da çok iyi görüştüğüm, sevdiğim ve saygı duyduğum Acaralı bir komşuma Batum'dan Acaralı bir aile misafir gelmişti. Bu Acaralı aile komşum Gülbahar teyzenin akrabalarıydı. Gülbahar teyze zaman zaman mutfakta çalışırken Gürcü şarkıları söyler, ben de onun pencereden gelen sesini zevkle dinlerdim. Ne de olsa şarkılarında Kafkas nağmeleri, Abhaz teraneleri vardı; yani bana yakın bir kültürdü.

Batum’dan gelen misafirler öğretmen bir aileydi. Bir akşam Gülbahar teyze beni çağırdı ve misafirleriyle tanıştırdı. Benim Kafkasyalı ve Abhaz olduğumu söyledi.

25 veya 26 yaş dolaylarında olan genç Batum'lu benim Abhaz kökenli olduğumu duyunca şunları söyledi:

- ''Gelecekte Gürcistan'da Abhazya olmayacak ama Abhazlar olacak...''

Bu sözlerle birlikte soğuk bir hava esti odada. Gülbahar teyze, oğlu Murat ve İsmet yüzüme baktılar. Onlar da üzülmüşlerdi bu genç misafirlerin söyledikleriyle besbelli.

Ben de bu genç Batumlu misafire şöyle söyledim:

-       “Abhazya dün vardı, bugün var, yarın da var olacak.”

Akabinde de müsaade isteyip Gülbahar teyzenin evinden ayrıldım.

***

Bu diyalogun üstünden birkaç ay geçmişti ki, 14 Ağustos'ta Gürcistan tankları, topları, silahları ile Abhazya'ya saldırıp kirli bir savaş başlattı.

Savaşın başladığını duyan Gülbahar teyze de en az benim kadar üzülmüştü.

Gürcistan sadece askerleri ve silahları ile değil, boşalttığı hapishanelerindeki hırsızları, uğursuzları, eroinmanları, küçük ve büyük mafya bozuntuları ile de Abhazya'ya saldırıyordu. Bu asker kılığındaki hırsızlar gündüzleri Abhazlarla savaşıyor, geceleri de Abhazya’daki evlere dükkanlara giriyor; yani 24 saat mesai yapıyorlardı. Çaldıkları eşyaları da Türkiye'nin Karadeniz kıyılarındaki şehirlerinde kurulan Rus ve Gürcü pazarlarında satıyorlardı.

Ama Gürcistan'ın faşist yönetimi Abhazların Kuzey Kafkasya’da yaşayan kardeşleri ve geniş bir diasporaları olduğunu gözden kaçırmıştı.

Oysa biz diaspora ve Kuzey Kafkas Halkları 23 Temmuz 1992 tarihinde Abhazya'da düzenlenen '' Birinci Dünya Abhaz-Adige Kültür Festivali''nde açık seçik, net olarak duyurmuştuk Abhazya’nın topraklarının müdafaasında yer alacağımızı; Abhazyadaki Abhazlar kadar diasporadakilerin de Abhaz olduklarını, Kuzey Kafkas halklarının da Abhazların kardeşleri olduklarını.

Gürcistan’ın faşist yönetimi bizim bu mesajımızı algılayamadı, algılamak istemedi veya blöf zannetti.

O kadar gözleri dönmüştü ki Abhazya'ya saldıran Gürcistan silahlı kuvvetleri başkomutanı Karkaraşvili gerçek niyetlerini şöu sözleriyle açığa vurmuştu: ''Abhazya’daki 97 Bin Abhaz için 100 bin Gürcüyü feda edebilirim.''

Yani resmen “Abhazlara soykırım yaparım, 100 bin Gürcü annesini de ağlatabilirim” diyordu.

Gürcistan faşist yönetimi, Abhazya’da savaşta kaybettiği askerlerin cesetlerini almıyor veya alınca da helikopterlerden Karadeniz’e atıyordu. Gürcistan’a gönderip de sonrasında Gürcü annelerin feryatlarını ve ağlamalarını duymak ve onların baskısına uğramak istemiyordu.

Halka, Abhazya’da büyük başarılar elde ettiklerini, zaferin yakın olduğu yalanını yayıyor, bol bol hayal pompalıyorlardı.

Ancak, 30 Eylül 1993’de zafer şarkılarını söyleyenler Abhazlar oldu.

Çünkü Abhazya onların anavatanıydı.

Çünkü Abhazların Kuzey Kafkasya’da kardeş halkları vardı.

Çünkü Abhazların diasporada Abhazlığını yitirmemiş yüz binlerce yurtsever soydaşı vardı.

Çünkü Abhazların, Abhazya’da yaşayan ve Abhazları davalarında haklı bulan Ermeni, Hemşinli, Tatar, Rus, Türk, Laz ve Megrel yurttaşları vardı.

Çünkü Abhazların ARDZINBA adında özgürlüğe ve bağımsızlığa inanmış büyük bir liderleri vardı.

***

Batumlu genç, ''Gelecekte Gürcistan’da Abhazya olmayacak ama Abhazlar olacak'' derken belli ki Gürcistan’da pompalanan yaygın bir kanıyı dile getiriyordu. Bu gencin sözlerini ve Gürcistan faşist yönetimi ile onun Abhazya’daki saldırgan silahlı kuvvetleri başkomutanı Karkaraşvili'nin söylediklerini bir araya getirdiğimizde bile, 30 Eylül ''AYAYRA'' zaferinin Abhazların değil de Allah korusun Gürcistan’ın olması halinde, bugün Abhazya’nın da,  Abhazların da yerinde yeller eseceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok herhalde.

Gerek Şewardnadze, gerek Saakaşvili ve gerek İvanişvili yönetimleri izledikleri politikalarda Abhazya’da hiçbir şey olmamış gibi hareket ediyor, kulaklarının üzerine yatıyor, 14 Ağustos'u unutmuş gibi davranmayı tercih ediyorlar. Halbuki 14 Ağustos’ta Abhazya'da, anavatan ve diasporada yaşayan Abhazlar’ın hayatlarında, psikolojilerinde, ideallerinde çok şey oldu, çok şey değişti.

Gürcistan’ın dünkü ve bugünkü yönetimleri 14 Ağustos'u ne kadar unutturmaya çalışırlarsa çalışsınlar unutmayız. Bu öyle derin bir yara ki unutmak istesek dahi unutamayız.



3957 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇU İSE İŞTE SUÇLAR, İŞTE SUÇLULAR! - 20/05/2019
Siz bu toprakların hep iyi gün dostu oldunuz. Biz Çerkesler ve diğer kardeş halklar ise bu toprakların hep kara gün dostuyduk ve hep öyle kalmaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi