• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret560165
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
21 Mayıs Sürgünleri de Abhazya’daydı.
09/05/2014

Abhazya’nın 1992-1993 Ulusal kurtuluş savaşında sadece Abhazlar ve Abhazyalılar, sadece Kuzey Kafkasya çoğrafyasında yaşayan kardeş halklar yoktu; 21 Mayıs 1864 tarihinde anayurtları Kuzey Kafkasya’dan zorla sürgün edilen, bugün 50'den fazla ülkede diasporik bir yaşam süren Nartların çocukları da vardı.

Nartların çocukları, ben Adigeyim, ben Kabartayım, ben Ubıhım, ben Çeçenim, ben İnguşum, ben Dağıstanlıyım, ben Osetim demediler. Onlar Kuzey Kafkasyalılardı, hepsi Nartların çocuklarıydı ve o zor savaş yıllarında hepsi Abhazdı, hepsi Abhazyalıydı.

Savaş döneminde, Abhazya Cumhuriyeti’nin başkenti Suhum işgal altında olduğundan başkent geçici olarak Gudavuda şehri yapılmıştı. Merkezi askeri karargah da oradaydı.

Kaldığımız Gagra şehrinden Gudavuda'ya gitmeliydik çünkü gece otelimizde uyuyamıyor, gündüz de cepheden yeni ve taze haberler alamıyorduk. Kaldığımız Nart Oteli’nde bir eli, bir gözü, bir ayağı olmayan savaşta sakatlanmış gazilerde kalıyordu. Otelde bize ikram edilen yemeği yerken boğazımızdan geçmiyordu. “Acaba askerin yemeğini mi bize veriyorlar?” diye düşünüyorduk.

Gagra'dan Gudavuda'ya gitmek de öyle kolay değildi, vasıta bulma sorunumuz vardı. Uzun bir bekleyişten sonra Gudavuda'ya ulaştık. Başımızda Tahmadamız rahmetli Ajiyba Hakkı amcamız, değerli büyüklerimiz rahmetli Atrışba Kemal ve rahmetli Yaşba Rahmi yer alıyorlardı. Bu büyüklerimizin yanında da, Tarkıl Orhan, Yaşba Ruhi, Acüşba Celal ve ben vardım.

Önce savaş döneminin Dışişleri Bakanı Tarkil Sait'i makamında ziyaret ettik onunla görüşmemizden sonra tahmadamız, “Cumhurbaşkanı Viladislav Arzınba ile görüşme şansımız olabilir mi?” diye sordu.

Dışişleri Bakanı bize randevu aldı, birlikte Arzınba'nın huzuruna çıktık.

Zor günlerdi, savaş bütün acımasızlığı ile devam ediyor, Gumısta cephesinden kulağımıza sürekli top sesleri geliyordu.

Arzınba’nın makamına çıktığımız zaman kendileri telefon konuşması yapıyordu ve birazda kızgın bir ses tonu vardı konuşmasında. Telefon konuşmasını bitirip telefonu kapattıktan sonra bize hoş geldiniz dedi.

Telefonda konuşma konusu Abhazya Başsavcısıydı. Başsavcı ailesi Türkiye’den Abhazya'ya göçmüş Erzurum kökenli Emin Naçaçoğlu'ydu.

Başsavcı Naçaçoğlu gündüz başsavcılık görevini yürütüyor, gece de eline silahını alıp cephede düşmanla savaşmaya gidiyordu.

Cumhurbaşkanı Arzınba bize dönerek,

- Başsavcımız gündüz işinde, gece de eline silahını alarak cepheye gidiyor. Allah korusun başına bir şey gelirse yerine böyle bir makama kimi koyarız? dedi.

Bu esnada Tarkil Sait lafa girerek Arzınba'ya,

-Siz de silahınızı alıp Gumusta cephesine gidiyorsunuz. Sizin yerinize de kimi koyarız dedi.

Tahmadamız Ajiyba Hakkı Abhazya doğumluydu, Arzınbaya bir soru yöneltti

- Neyimiz var? Ne durumdayız?

Arzınba şöyle cevap verdi.

- Kuzey Kafkasya’da kardeşlerimiz, diasporada siz insanlarımız var dedi.

Ajiyba Hakkı amcamız verilen cevaptan ikna olmadı ve soruyu bu kez daha açık olarak sordu.

- Silahımız var mı?

Arzınba şöyle cevapladı.

- Düşmanın silahı var ya.

Efsane lider Arzınba işte bu derece korkusuz biriydi.

Nart efsaneleri günümüzde ve gelecekte yeniden dizayn edilirken Abhazya’nın efsane lideri, Nart efsanelerinde muhakkak yerini alacaktır.

Düşmanın elindeki silahı alıp düşmana karşı gelmek herkesin yapabileceği bir iş değildir, bu Kuzey Kafkas halklarına, Nartların çocuklarına mahsustur.

Nitekim yurdunu savunmak için bir tek tankı dahi olmayan Abhazya’nın daha savaşın birinci günü tankı olmuştu.

Abhaz yiğidi, gelen düşman tankına tırmanıp, tank sürücüsünü etkisiz hale getirip Abhazyayı tank sahibi yapmıştı.

Görüşmemiz sonunda daha da ümitlenmiş hepimiz AYAYRANIN (zaferin)yakın olduğuna inanmıştık.

Kendilerine teşekkür ettik ve ayrılmak için tahmadamız izin istedi.

Arzınba bizi binanın dış kapısına kadar değil, bahçenin dış kapısına kadar uğurladı. Savaşta dahi habze uygulanmalıydı ve uyguluyordu.

Bahçede Arzınba ile beraber bir hatıra fotoğrafı çektirdik ve bu hatıra fotoğrafı şimdi bizim hayatımızda çok önemli bir yere sahip.

Bizler Abhazyamızın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin büyük lideri ile aynı kareyi paylaştık.

Bizler 21 Mayıs 1864 sürgünleri de Abhazyadaydık çünkü Nartların çocuklarıydık.

Bizler, her 21 Mayısta yeniden doğduk, yeniden doğarız.

İnsanları vatanlarından sürgün edebilirsiniz ama o insanların vatan sevgisini kalplerinden söküp atamazsınız.



Paylaş | | Yorum Yaz
2096 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ana Kucağımız, Kafkas Dağlarımız - 13/11/2018
Biz herşeyi paylaşabiliriz ama özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ana yurdumuzu kimse ile paylaşamayız. Çünkü bu kutsal Kafkas Dağları, sadece biz Kuzey Kafkas Halklarına ev sahipliği yapar.
Anayasalar Devletlerin Aynasıdır - 02/10/2018
Anadillerimiz ile TRT Radyo-Televizyon yayını istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz. Çifte standartlar yıkılmalı, seslerimiz ve renklerimiz solmamalıdır.
Abhazya- Gürcistan Savaşı Henüz Bitmedi - 16/04/2018
Son yıllarda Gürcistan’ın el altından ihraç ettiği tarım zararlıları Abhazya'nın tarımsal faaliyetlerini sekteye uğratmakta.
TBMM'inde Abhazya İçin Kim, Ne Dedi? - 16/01/2018
Demirel ile çekilmiş hatıra fotoğrafı olup, ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Kuzey Kafkasyalıyım diyenler, o fotoğrafları yırtın ve ateşte yakın.
Alfabe Bir Halkın Can Damarıdır - 26/10/2017
Bizce Adige kardeşlerimizin ilk problemi alfabenin grafikası değil, mevcut olan iki alfabenin (Adige Kabartay) birleştirilerek tek alfabeye dönüştürülmesidir.
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı - 14/07/2017
Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır
Acarlar da En Az Bizim Kadar Yurtseverdir - 12/06/2017
Türkiye’de yaşayan Acar kardeşlerimiz gerçek milliyetcidir. Kartveller gibi milliyetciliğin dozunu kaçırıp ırkçı ve kafatasçı çağ dışı olanlardan değildir.
…Ve Artık Gerçek Gündemimize Dönme Zamanı - 17/04/2017
Artık gerçek gündemimize dönme zamanı geldi. Barış içinde, kardeşçe ve her halk gibi bizim de biz olarak yaşama zamanımız geldi.
Geldiler ve Gittiler - 20/02/2017
Abhazya'yı sadece ve sadece silahlı kuvvetlerin gücü ile koruyamayız. Onun yanında başka şeyler de gerekli.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi