• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret680522
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84196.8693
Euro7.73027.7611
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Suriye Kafkas Diasporasının Bitmeyen Sürgünü
08/02/2012

Rus - Kafkas savaşları 1864 yılında sona erdiğinde, sürgünlerden bir grup Çerkes Tekirdağ'ın Karaağaç köyüne yerleştirilir. Bu yerleşimden sonra bölge Çerkesköy adıyla anılmaya başlar.

Ancak bazı Kafkas feodalleri, buraya yerleşen Abhaz ve Adigeleri sürekli rahatsız etmeye başladı. Amaçları, onları oradan söküp Anadolu'da kendilerinin yerleştiği topraklara götürmek, onların emeklerinden yararlanmaktı. Ancak Çerkesköy yerleşenleri buna karşı geldiler; artık herkes kendisi için çalışacaktı. Köylüler ve eski feodal kalıntılar arasında bu konuda büyük sürtüşmeler yaşandı. Padişah da bu sürtüşmelerden bıkmıştı.

***

Bu dönemde Bulgaristan'da müslüman nüfus azınlığa düşmüştü. 1864'de sürgün yaşıyan bu insanlar yeni bir göç ile karşı karşıya kaldılar. 1900'lü yılların başında Osmanlı, bu Kuzey Kafkas kolonisini müslüman kimlik kartı ile demografik amaçlarla Varna ve Burgaz kentlerine yerleştirdi.

Osmanlı Sultanı da kayınbiraderlerine, “Çerkesköy'den insanlarınız yanınıza gelmek istemediler, isterseniz şimdi siz onların yanına gidin” dedi ve üretmeden tüketmeye alışan bir takım Çerkes beyleri de Varna ve Burgaz'ın yolunu tuttular.

Öyle ya, koskoca Osmanlı Sultanı enişteleriydi.

Ama Akşehir gölü maya tutmadı, daha yerleşip ev-bark sahibi olmadan bu sefer Balkan savaşı patladı. Osmanlı bu savaşta mağlup oldu(1912).

Bulgarların ilk talepleri de Varna ve Burgaz'ı müslümanlaştırmak maksadıyla buraya yerleştirilen tüm Çerkesler'in bölgeyi terk etmesini istemek oldu.

Böylece Varna ve Burgaz limanlarından tıpkı 1864' de olduğu gibi üçüncü sürgün veya göç başladı. Eski ve çürük gemilere balık istifi doldurulan zavalı halkımız Karadeniz'den yol alıp, Ege ve Akdeniz'e vardıklarında, Balkan Savaşı'nda kaybedilen insanlarımızdan daha fazlasını açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan, deniz kazaları ile kaybetti.

Çürük gemiler kapasitelerin üzerinde insan taşıyor ve Akdeniz'in dalgaları ile baş edemiyor, teker teker parçalanıyordu.

Nitekim bugün Kıbrıs'da küçük bir Kafkas kolonisi varsa, onlar gemileri Akdeniz sularında parçalanıp canlarını Kıbrıs'a çıkarak kurtarmış olanların torunlarıdır.

***

Bulgaristan'dan gelen Çerkesleri taşıyan gemilerden Suriye'ye ulaşabilenler Lazkiye limanına indiler.

Ancak Lazkiye'de tutulmadılar, orada yaşamaları birileri tarafından istenmedi.

Osmanlı Sultanı da artık pek etkili değildi. Suriye pastası paylaşılacaktı, tıpkı şimdi olduğu gibi.

Sultan Çerkes halkını bekçi, koruyucu, asker olarak kullandı. Yerleştirildikleri Golan tepelerine tarımı onlar getirdiler. Bedeviler tarımı bilmiyordu. Ekilen biçilen ürünleri kendi hayvanlarının gıdası olarak görüyor, sürekli Çerkeslerle sürtüşüyorlardı. Kuneytra'yı tırnakları ile kazıyarak modern bir yerleşim bölgesi haline getirdiler.

Bölgede Osmanlı'dan sonra en etkin güç Fransa idi.

Halkımız bugün olduğu gibi o gün de sakal ve bıyık arasında kalmıştı; bir taraftan Fransa, bir taraftan Osmanlı, diğer taraftan da diğer etnik grupların baskısı...

Az çekmediler.

Suriye bağımsız bir ülke olunca “oh” dediler ama arkasından yine savaş...

***

1967 Suriye-İsrail savaşında Golan tepelerini aylarca yiğitçe korudular, can verdiler, sakat kaldılar.

Araplar cepheye destek vermeyip, üstüne üstlük terk edince, Golan tepeleri de İsrail'in eline geçmiş oldu.

Ve tekrar bir göç yaşamak zorunda kaldılar, Kuneytra ve Golan'dan Şam'ın El muhacirin bölgesine...

Amerika, Golan tepelerini yiğitçe savunan bu kişilerin tekrar İsrail ile karşılaşmamaları için, isteyene ABD vatandaşlığı verdi.

Çok az kişi de buna “evet” dedi.

***

1992 / 1993 Abhaz - Gürcü savaşında, bizzat savaşı yaşamış Suriye'deki diasporamızdan gelen, savaş tecrübesi olan Nartların çocukları da vardı.

Abhazya'nın özgürlüğü için kahramanca savaştılar.

AHMAT KUÇBA, GASAN ÇARKAS, ZİVAR ÇIÇBA, FARİD ARÜTA vatanları ABHAZYA'YI tekrar vatan yaptılar.

Suriye diasporası mensubu tüm Kuzey Kafkas kökenli kardeşlerimiz,

- Siz vatansız değilsiniz, vatan sizsiz.

- Abhazyanız da, Kuzey Kafkasyanız da sizi kucaklayabilmenin heyecanı içinde.

- Yeter artık yaşadığınız göç, yeter artık çektiğiniz acı, yeter artık her defasında bilinçli bir şekilde tercihler arasında bırakıldığınız.

- Tek yol, tek tercih anavatandır. Kafkasyanıza dönerek sürgüne, göçe, acıya son verin.

Bizler artık emperyal ülkelerin Büyük Orta Doğu Projeleri'nde PİYON DA, ŞAH DA olmak istemiyoruz.



2909 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇU İSE İŞTE SUÇLAR, İŞTE SUÇLULAR! - 20/05/2019
Siz bu toprakların hep iyi gün dostu oldunuz. Biz Çerkesler ve diğer kardeş halklar ise bu toprakların hep kara gün dostuyduk ve hep öyle kalmaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi