• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret696832
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.65767.6883
Euro8.92158.9572
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Kayserili Kabardey Tahmadası ve Mor Binlik
02/04/2012

14 Ağustos 1992 Tarihinde Gürcüstan silahlı kuvvetleri tankları, topları, tüfekleri ve hapishanekaçkınları ile İngur Nehri'ni geçerek Abhazya'ya saldırmış,Abhazya - Gürcüstan savaşını başlatmıştı.

Türkiye diasporasında yaşayan Kuzey Kafkasyalılar bu durum karşısında zaman geçirmeden biraraya gelerek Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi'ni oluşturdular. Komitede Abhazların yanında Adige, Kabartay, Ubuh, Çeçen ve Oset kardeşlerimiz de yer aldılar. Komite yönetiminde herkesin bir görevi vardı. Herkes özveriliydi. Herkes elinden geleni de, gelmiyeni de yapmaya çalışıyordu.

İstanbul'da oluşan bu organizasyon Anadolu'nun her yerine yayılıyordu. Kafkas derneklerimizin olduğu her yerde Abhazya'ya yapılacak yardıma yönelik “Kriz komiteleri” kuruldu.

Kriz komiteleri, Abhazya'ya insani yardım olarak ilaç, tıbbi malzemeler, giyim ve nakdi yardım topluyorlardı. Bu Çerkesler'de bir ilkti. İlk defa Çerkesler kendileri için bir şey istiyordu.

Parası olan parasını, olmayan bahçesindeki kışın yakacağı odununu, kimi yaşlı kadın sepetinde biriktirdiği yumurtalarını, kimi topladığı fındığın bir çuvalını, kimi harmandan aldığı buğdayını, kimi kadınımız kolundaki bileziğini, kimi çocuklarımız kumbarasında biriktirdiğini, kimi emeklimiz binbir güçlükle bastırdığı Adigece - Türkçe sözlük kitaplarını getiriyor, “bunları satın parasını Abhazya'ya yollayın” diyor, kimi de Kayserili Kabartay tahmadası gibi biriktirdiği cenaze parasını veriyordu.

Şimdi izninizle Kayserili Kabartay tahmadasının mor binliğini anlatmak istiyorum.

Kayseri Kafkas Derneğimizde kurulan kriz komitesinde görev alan Çerkes gençlerimiz bir akşam kentten epey uzak bir Çerkes köyüne giderler. Köye vardıklarında gece olmuş, her yer karanlığa bürünmüştü. Köyün kahvesine girerler. Selam ve hoş sohbetten sonra köye geliş amaçlarını anlatırlar.

- “Abhazya ateş altında, Abhaz kardeşlerimiz için desteğinizi bekliyoruz” derler.

Kahvedekiler ellerinden gelen desteği yaparlar. Kahvenin bir köşesinde 80 yaşını geçirmiş yaşlı bir tahmada oturmaktadır. Gelen gençleri büyük bir dikkatle izlemektedir.

Gençler teşekkür ederler, geldikleri yere dönmek için izin isterler ve kahveden ayrılarak yola çıkarlar.

Onlarla beraber Kabartay tahmadası da kahveden çıkar, gençlere seslenir kendisini beklemelerini ister. Yanyana geldikleri an şunları söyler:

- “Bu Çerkes köyüne yardım için çok kişi geldi, ilk defa Çerkesler kendileri için bir şey istiyorlar. Buna ben de katılmak isterim” der.

Ceketinin iç cebinden naylona kat kat sarılmış, balmumuna bulanmış muska şeklinde bir bezi çıkararak gençlere verir.

- “Bunu size kahvede vermeye sıkıldım, yarın ölürsem cenazemin kaldırılması için biriktirmiştim ama bunu bizim ABAZALARA verin, onların şimdi benden daha fazla ihtiyacı var” der.

Kabartay tahmadası 80 yaşını geçmişti ve okur yazar da değildi. Gençler muskayı açınca içinden artık tedavülden kalkmış bir bir mor binlik çıkar. Şaşırırlar ama mor binliği Kabartay tahmadasına “bu artık geçmiyor” diye iade etmezler. Duyarlı gençlerimiz onun dünyasını alt üst etmez, gerektiği gibi davranırlar.

***

Gençlerimiz dün de duyarlıydı, bugün de duyarlıdır. 29 Nisan 2012 tarihinde Çerkes Hakları İnisiyatifi'nin Kayseri'de tertipleyeceği mitingde yerlerini alacak ve yine gereğini en iyi bir şekilde yapacaklardır.

Bu mitingde benim gözlerim o Kayserili Kabartay tahmadasını arayacaktır. Onu belki bulamıyacağım, çünkü Abhazya savaşından bu yana yaklaşık 20yıl geçti. 1992'de 80 yaşını aşmıştı. İhtimaldir dünyasını değiştirmiştir. Olsun, yine de gözlerim onu arayacak. Çünkü o cenazesi için biriktirdiği mor binlik yanında, çok anlamlı bir söz söylemişti:

- ''İLK DEFA ÇERKESLER KENDİLERİ İÇİN BİR ŞEY İSTİYORLAR.”

Kabartay tahmadası yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin, şayet dünyasını değiştirmişse “Öbür dünyası aydınlık olsun.”

Ona şunları söylemek istiyorum:

- ”Tahmadamız, Çerkesler Abhazya savaşını onurları ve vatan sevgileriyle kazandılar. Şimdi ABHAZYA bağımsız bir ülke.”

- “Senin verdiğin mor binlik çok işe yaradı. Abhazya'ya zaferi o mor binlik getirdi.”

- “İzin verirsen şayet, seni Abhazya'nın özgürlük savaşında diasporanın en büyük maddi destek veren kişisi olarak ilan etmek istiyorum.”

***

 - “Tahmadamız, yine Kayseri'ye geleceğiz, 29 Nisan 2012 tarihinde saat 15.00'de Fuar Önü'nde olacağız. Kendimiz için değil, yine halkımız için isteyeceğiz.”

- “Tahmadamız bu seferki isteklerimiz:

    * ANADİLİMİZDE EĞİTİM,

    * 7/24 SAAT ANADİLİMİZDE RADYO-TV YAYINI,

    * ÇERKESÇE KÖY ADLARIMIZIN GERİ VERİLMESİ olacak.

 ***

- “Tahmadamız; biz bunları isterken sakın üzülme Çerkesler yardım istiyorlar diye. Biz Elburuz Dağı kadar Çerkesiz. Biz yardım istemiyoruz. Biz bunların bedelini yıllardan beri peşin olarak, fazlası ile ödedik, halen de ödemeye devam ediyoruz”

. “Şimdi ise bize verilmeyen, verilmek istenmeyen haklarımızı istiyoruz.”



4795 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ABAZA KİMLİĞİ - ABAZALAR / ABHAZLAR: TEK MİLLET, ÜÇ DİYALEKT, İKİ AYRI ALFABE - 06/08/2020
Habze ve Apsuara’da kadınlar için söylenen bazı yaklaşımlar şöyledir. - Kadın evin kan damarıdır. - Evi ev, akrabayı akraba yapan kadındır. - Kadının olduğu yerde bıçak çekilmez
GÜRCİSTAN'DA DİASPORİK HALK OLMAK - 08/07/2020
Barış, size de, bize de, Kafkasyamıza da, dünyamıza da gerekli. Homojen bir Gürcistan hayalinizden vazgeçin! Halkların kardeşliğinden korkmayın. Kafkasya size de bize de yeter.
İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi