• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret679555
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83846.8658
Euro7.67207.7028
Semerkew
Erol Kılıç Kutelia
erolkutalia@hotmail.com
Gürcistan Türk Yatırımcılardan Korkmaya Başladı
14/07/2017
“Öküzün altında buzağı arayanlar”, Gürcistan Avrupa Birliği’ne dahil ülkelere vizesiz seyahat hakkını aldıktan sonra, esasen öteden beri var olan Türk ve Türkiye korkusunun dozunu gittikçe artırıyor.

Bilindiği gibi Acara’nın özerkliği, kültürel ve dini inanç özelliği nedeni ile Türkiye’nin garantörlüğünde. Milliyetçiliğin dozunu kaçırıp iyice ırkçı ve kafatasçı moda girenler, Acara için ''Artık özerkliğe ihtiyaç yok, otonom statüsünün iptal edilmesi gerekir'' demektedirler.

Gürcistan’da yazılı, görsel ve sosyal medyada, Türkiye’nin Gürcistan’da toplam 1 milyar doların üzerinde yatırımı olduğu, bu yatırımların Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nde yoğunlaştığı, 400 Türk şirketinin bölgede olduğu, bu şirketlerde çalışan kalifiye elemanların Türk olduğu, çok azının da vasıfsız Gürcü işçiler olduğu dile getirilmektedir.

25 bin Türkiye vatandaşına Gürcistan pasaportu verildiği, çifte vatandaş olan bu kişilerin, 375 bin kişinin yaşadığı Acaristan’da yapılacak seçimlerde bazı dengeleri değiştirebilecekleri vurgulanmaktadır.

Acaristan’ın ekonomik olarak Türkiye bağımlılığının, yakın bir gelecekte Pan-Türkçülük, Yeni Osmanlıcılık akımı ile sadece ekonomik düzeyde değil, dini emeller ve toprak ilhakı talepleri oluşturabilme ihtimali üzerinde durmaktadırlar.

Toprak ilhakı konusunda Kırım, Kosova, Abhazya ve Güney Osetya'yı örnek senaryolar olarak görmekte, Gürcistan yönetimini uyarmaktadır.

Bu aşırı milliyetçilerde, Acaristan’da Türk varlığı bu tempo ile devam ederse, gelecekte Türkleri ve müslümanları korumak bahanesi ile Türk askerinin Acara’ya geleceği endişesi hakimdir.

Pan-Türkçüler ve Yeni Osmanlıların yaklaşık 96 yıl önce Batum ve civarını Gürcistan tarafından işgal edilmiş topraklar olarak görmeleri bu endişelerini daha da arttırmaktadır.

Gürcistan’ın aşırı milliyetçilerinin bir başka endişeleri de İslam dini ve İslam yayılmacılığıdır.

Bilindiği gibi Gürcistan yakın bir geçmişte mor, siyah, beyaz bayrağını değiştirmiş, bol haçlı yeni bir bayrak kabul etmişti.

Edvard Şvarnadze Abhazya'ya saldırınca Hıristiyan dünyasının sempatisini kazanmak için, ''Gürcistan Hıristıyanlığın doğudaki son kalesidir'' demişti.

Yeni Gürcistan yönetimi de bayrak değişimi ile adeta “Son haçlı ordusu Gürcistan”  demekte ve bol haçlı bayrağını özerk bir yönetime sahip Müslüman Acaristan’da dalgalandırmaktadır.

Hıristiyan misyonerlerin kol gezdiği özerk cumhuriyette, iş ve para karşılığı Müslüman gençler vaftiz edilerek dinleri değiştirilmekte, din değiştiren bu gençler de boyunlarına taktıkları haçlı kolyelerle kendilerini medeni biri olarak algılamaktadır.

Türk hükümetinin finansal destek verdiği muhtelif Müslüman grupların yeterinden fazla cami, mescit, medrese yaptıklarından şikayet etmektedirler.

Acara Otonom Cumhuriyeti’nin 375 bin olan nüfusunda, Müslümanlar ancak % 15 oranındadır. Bu ihtiyaç fazlası cami ve mescitlerin geleceğe yönelik planlandığı görülmektedir.

Gürcistan’ın aşırı milliyetçileri, Türk yatırımcılarının iştigal konularından da şikayetçi. Otel, restorant, kumarhane ve seks turizminin Türklerin eline geçtiğini ve Türklerin bu sektörlerde bir monopol oluşturdukları vurgulanmaktadır.

Yine bu aşırı milliyetçiler, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu’nu Gürcistan’ın bağımsızlığı için tehlikeli görmekte, Ahıska ve Borçalı bölgesi için endişe duymaktadırlar.

Batum Havaalanı’nın Türkiye ile müşterek kullanılması ve kontrolünün de Türklerin elinde olması bir başka endişe kaynağıdır bu kesimler için.

Dün medyada yazılıp söylenmeyenler, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne dahil ülkelere vizesiz seyahat hakkını almasından sonra yüksek sesle söylenmeye başlanmıştır.

Gürcistan NATO'ya kabul edilirse “öküzün altında buzağı arayanlar” daha ne hayali senaryolar yaratacaklar onu da zamanla göreceğiz.


1634 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İki benzer ülke, iki benzer halk: ABHAZYA VE ABHAZLAR; KORSİKA VE KORSİKALILAR - 14/06/2020
Abhazçada sülale (AJÜLA) çift anlamlıdır. Sülale ve halk. Ülke ve devlet söz konusu olunca HALK ortak paydamız olmalı ve ön plana çıkmalıdır…
LİBERAL EKONOMİNİN ÖNCÜSÜ ABHAZ PRENS SABAHADDİN KOZBA - 02/02/2020
Prens Sabahaddin İsviçre'de bir grup sosyolog tarafından oluşturulan ''LE PLAY'' sosyolojik ekolünü benimsemiş, bu ekolün büyük bir savunucusu olmuş, Osmanlı coğrafyasının en büyük, en ünlü sosyoloğu haline gelmişti.
2020 YILI, ÖNCE DOĞA, SONRA İNSANLIK YILI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2019
2020 yılının önce doğayı, sonra insanlığı öne çıkaran bir yıl olması dileklerimle. Herkesin, her kesimin yeni yılını kutlar, saygı ve sevgiler sunarım.
ÇERKESLERİN ÜRDÜN TOPLANTISI GERİLİM YARATTI, TANSİYON YÜKSELTTİ - 14/11/2019
Bu toplantı bir daha gösterdi ki Kafkas Dernekleri Konfederasyonu’nun kurulma zamanı gelmiş, geçmektedir.
TAKRİR-İ SÜKÛN KANUNU VE KEMALİSTLER - 19/09/2019
Anadolu topraklarında yaşayan anadilleri, kültürleri, halk bilimlerini (folklör), inançları kimlikleri yıllarca insan haklarına aykırı baştan sona anti-demokratik olan bu Takrir-i Sükûn kanunu ile susturdular.
ASİMİLASYONCU POLİTİKALAR İFLAS EDERKEN - 09/08/2019
Her dönemde, her devirde, her askeri ve sivil darbe sonunda ATATÜRK ticareti yapan Kemalistler, asimilasyon metodlarınız artık iflas etti.
YİNE AYHABI, TAHMADA VE ABIRG ÜZERİNE - 13/07/2019
Bilindiği gibi, ayhabı, tahmada ve abırg sıfatlarının bizim toplumsal yaşantımızda çok önemli bir yeri var. Bu sosyal ünvanları taşıyan kişileri seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıyız.
KUZEY KAFKASYA'DA VE DİASPORA'DA “AYHABI”, “TAHMADA”, “ABIRG” SOSYAL STATÜLERİ - 02/07/2019
Ayhabı, tahmada, abıg sadece kendileri için karar alan kişiler değil, tüm toplum için karar veren saygın kişilerdir. Aldıkları tüm kararlar bağlayıcı olup, sosyal yaşantımızda uzun yıllar büyük iz bırakır.
ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇU İSE İŞTE SUÇLAR, İŞTE SUÇLULAR! - 20/05/2019
Siz bu toprakların hep iyi gün dostu oldunuz. Biz Çerkesler ve diğer kardeş halklar ise bu toprakların hep kara gün dostuyduk ve hep öyle kalmaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi