• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam101
Toplam Ziyaret1000848
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.097832.2264
Euro34.913935.0538
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ASLAN ARI ANISINA
24/08/2021
O kibar ve nazik ama “aslan yürekli” adam aslında her şeyi biliyordu. Ömrü boyunca “Öldüğümde beni Anavatanıma gömün” demişti.
Ama bu günkü koşullarda bir cenazenin kalkıp Türkiye’den Rusya’ya götürülmesinin ne kadar zahmetli ve insanlara yük yükleyecek bir iş olduğunu biliyordu. O iyi bir mühendisti. Ömrü boyunca hiç kimseye yük olmamış, hep yük almış biri bunu bilmez miydi.
Elbette biliyordu.
Havaalanında tekerlekli sandalyede oturan o yiğit adam, görevini hakkıyla tamamlamış olmanın dinginliği içerisinde hala umut dolu gözlerle bakıyordu dünyaya.
Aslan Arı’nın Anavatan’a, Maykop’a kesin dönüş yaptığı haberini sosyal medyadan okuduğumda, yılların özlemi nihayet sona eriyor. İnşallah ömrünün son demlerini anavatanda huzur içinde geçirir ve bu değişiklik onun ömrüne ömür katar diye dua etmiştim.
Anavatan’a uğurlanışının, karşılanmasının ve yerleşmesinin haberleri üzerinden çok kısa zaman geçmesinin ardından vefat haberinin gelmesi hepimizi çok üzdü.
Böylesine değerli bir büyüğümüzün ardından ben de tanıdığım Aslan Arı’yı sizlere anlatmayı bir borç bilip kaleme sarılma gereği duydum.
Sevgili Okuyucularım,
Diaspora Çerkes tarihinde görev ifa etmiş kişiler arasında önemli bir yere sahip olan Aslan Arı ile bir çok kimsenin anısı vardır. Ancak onunla suç ortağı olup birlikte yargılanmış her halde başka bir kişi yoktur.
Suçumuz, “Bu ülkede Çerkesler de yaşıyor. Üzerlerindeki devletin baskısı ve asimilasyon politikaları yüzünden yok olma tehlikesi ile karşı karşıyalar” dediğimiz için, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde TCK 142/3-6’den (Çerkes bölücüsü olarak) yargılanmıştık.
Daha önce hiç konuşmadığımız ama gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle birlikte yargılanmış olmak ömrümün en onur duyduğum olaylarından biridir. Aslan Arı’nın mahkeme salonunda milim geri adım atmadan tarihe not düşen savunması, benim nezdimde “Aslan yürekli” olarak tarihe geçmesi için yetmiştir.
Gelin geçmişe gidelim ve o günlerle birlikte yeni rahmetli olmuş olan Aslan Arı’yı birlikte analım.
***
1989 yılı Çerkes Tarihinde önemli kırılma noktalarından biridir. Sovyetler birliği dağılmanın eşliğine gelmiş ve oradaki tabular yıkılmaya yüz tutmuştu. Türkiye’nin ise 12 Eylül rejiminden kurtulmaya yüz tuttuğu zamanlardaydı.
Çerkeslerin Anavatanlarından sürülmelerinin üzerinden 125 yıl geçmişti. Ama Diaspora Çerkesleri bunun farkında bile değildi.
Ankara Kafkas Derneği’nden rahmetli olan Süleyman Yançotaral başkanlığında bir heyet İstanbul Kafkas Derneği’ne 125. yılı anlatmaya gelmişti. İstanbul Kafkas Derneği’nin bir yöneticisi “ne olmuş, yüzyirmidörtten sonra yüzyirmibeş gelir” demişti. Bilinç düzeyimiz bu seviyede idi.
Çerkes dünyasında 125. yıla kadar “Göç, Büyük Göç” olarak anılan Çerkeslerin başına gelen bu feci olayın adı, o günden sonra sürgüne evrilmişti. Bu zihni dönüşümün öncülüğünü Ankara Kafkas Derneği yaptı. O dönemde Ankara Kafkas Derneği Başkanı olan Aslan Arı o etkinliğin maddi, manevi ve siyasi tüm yükünü taşıyarak bir tarihin yazılmasına öncülük etmişti. Aslan Arı Yüzyirmibeşinci yıl anma etkinliğindeki misyonuyla tarihe geçti.
***
1989 yılının Kasım ayıydı sanıyorum. Ankara’dan Nart Bozkurt aradı. İnsan Hakları Derneği’nin düzenleyeceği, İnsan Hakları Haftası’nda düzenlenecek paneller dizisinde “Kültür Üzerine Baskılar” konulu panelde Çerkesler üzerindeki kültürel baskılarla ilgili olarak konuşmacı olmamı istedi, memnuniyetle kabul ettim. Paneldeki konuşmacılar Kürtler adına Rahmetli Musa Anter, Aleviler adına Rahmetli Cemal Şener ve Çerkesler adına da bendim.
Panelin yapıldığı salon hıncahınç doluydu. Panel inanılmaz ilgi gördü. Çerkesler üzerindeki baskılar belki de ilk defa insan hakları platformuna taşınmıştı. Alevilerin ve Kürtlerin sorunları biliniyordu. Ama Çerkeslerin sorunları olduğunu insanlar ilk defa duyuyordu. Panel sonrasında neredeyse bütün sorular bana yöneltilmişti.
Panelden sonra, Fahri Huvaj Ankara Kafkas Kültür Derneği’nin yayın organı olan Kaf-Dağı Dergisi’nde yayınlanmak üzere konuşma metnini benden istedi. Konuşma metni Kaf-Dağı Dergisinde yayınladı.
Aslan Arı Ağabeyimizle de suç ortaklığımızın temelleri böylece atılmış oldu. Çünkü Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı yazıyı yazan beni ve derginin sahibi ve sorumlu müdürü sıfatıyla Aslan Arı’yı TCK 142/3-6‘fan mahkemeye çağırmıştı.
Doğrusunu isterseniz ben mahkemeye çıkmaktan ya da hapise girmekten çekinen biri değildim. Yazdıklarımı sonuna kadar savunmaya kararlıydım. Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam. Çünkü derneğe bir zarar gelir mi diye bir çekince koyacaklarını düşündüğüm insanların yürekli tavrı umutlarımı büyüttü.
Mahkeme’de, dergide yazılı olan Çerkeslere asimilasyon politikaları uygulandığını savunduğumuzu ısrarla tekrarladık. Bilirkişi raporlarının gecikmesi mahkeme sürecini uzattı. O süreçte TCK 141, 142 ve 163’üncü maddeleri kalktı ve biz de beraat ettik.
Aslan Arı’ya “Aslan Yürekli” dememin sebebi, o mahkeme sürecinde gösterdiği dik ve onurlu duruştur.
Ona rahmet dilerken, anısının ışığımız olmasını diliyorum.


1161 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
ETHEM MESELESİNE ÇERKESLER NASIL BAKMALIDIR? - 12/09/2023
Türk Tarih tezinin temel taşı olan Nutuk’ta Ethem Bey’le ilgili bu ifadeler durduğu sürece Ethem Beyin hainliğinin ortadan kalkması mümkün değildir.
“RUSYA’NIN DOSTLARI DÜŞMANIMIZ, DÜŞMANLARI DOSTUMUZDUR” - 23/07/2023
Kim ki Rusya’nın dostudur, bilin ki Çerkes Halkının düşmanıdır. Bunun Çerkes, Türk, Abhaz, Oset, Çeçen olması fark etmez.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi