• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam114
Toplam Ziyaret1020103
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar33.014933.1472
Euro36.073136.2177
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR – 2
14/06/2024
Sevgili Okuyucularım,
Bu yazı dizisinde alıntılar yaptığım Hasan İzzettin Dinamo’yu sizlere biraz tanıtmak isterim.
Hasan İzzettin Dinamo;1909 yılında Akçaabat’ta doğdu. 1923 yılında 14 yaşındadır.1989 yılında vefat etmiştir. Cumhuriyet döneminin bütün baskılarını iliklerine kadar yaşamış biridir. Babasını ve büyük ağabeyini birinci dünya savaşında kaybeden Hasan İzzettin, Gazi Eğitim Enstitüsü‘ne girmiştir. Siyasi olaylara karıştığı gerekçesiyle okulu tamamlayamamıştır. Geçimini yazarlık, çevirmenlik ve özel dersler vererek sağlamıştır. Yazdığı bir şiir dolayısıyla dört yıl hapis yatmıştır. 1955 yılındaki 6-7 Eylül olayları nedeniyle tutuklanmıştır.
Onun yayınlanmış on şiir kitabı mevcuttur. Fakat onun en kült kitabı sekiz ciltlik (altıbin sayfa) “Kutsal İsyan”dır. Bu belgesel romanda Kurtuluş Savaşına emeği ve kanı geçen herkesin hakkı teslim edilmiştir. O kadar imkansızlıklar ve devletin tüm takip ve baskılarına rağmen böyle bir eserin meydana getirilebilmiş olması olağandışıdır. O yüzden Hasan İzzettin Dinamo’nun objektifliğine inanarak referans olarak kullanıyoruz.
Ayrıca diğer bir kült eseri de, kurtuluş savaşı sonrasını anlatan yedi ciltlik “Kutsal Barış” isimli kitabıdır. Bu eser de yönetimin nasıl bir yozlaşma içerisinde olduğunu gösteren çok önemli bir kitaptır.
Ayrıca; Ateş Yılları, Savaş ve Açlar, Öksüz Musa, Musa’nın Hapishanesi, Koyun Baba, Musa’nın Gecekondusu, Türk Kelebeği, Açlık, Adalet Sıtması, Anadolu’da bir Yunan Askeri gibi romanlarının yanı sıra,
6-7 Eylül Kasırgası, İkinci Dünya Savaşından Edebiyat Anıları, TKP ve Aydınlar isimli anı kitapları mevcuttur.
Sizlerin de mutlaka Hasan İzzettin Dinamo ile tanışmanızı diliyorum
***
Şimdi Hasan İzzettin Dinamo’nun Kutsal İsyan Kitabına gidiyoruz;
“Reşit Bey’in Ankara’da çevirdiği işlerin, söylediği sözlerin hiçbirini doğrulamıyor, benimsemiyordu. Reşit Bey her konuştuğunda bu küçük kardeşine ileride taşıyamayacağı büyüklükte yükler hazırlıyordu. Bunlar kulağına geldikçe Ethem bey deli oluyordu. Ne yazık ki ağabey, onca tanrı yarısı anlamı taşıyordu. Bu kara düş çukurundan kurtulup silkinebilmek için en iyisi cepheye gitmeliydi. Ali Fuat Paşaya hemen olumlu bir yanıt vererek yolculuğa hazırlandı. Ankara’dan sanki kaçar gibi, Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri Hayati beye “kişisel işlerimle uğraşmak ve yine kısa zamanda dönmek üzere” gittiğini bildiren bir mektup bırakarak Eskişehir’e yollandı. Ali Fuat Paşa Bozüyük’teydi. Oraya gitmesi gerekiyordu. Onunla baştan beri alınyazısı birliği etmiş gibiydi. Paşanın düşünceleri her ne kadar sosyalizme bolşevikliğe yatkın değilse de bir halk ordusunun çarkları arasında kolayca çalışabilecek bir davranış, düşünce esnekliğine sahipti. Ethem bey onun dediği şeyleri seve seve yapabilirdi.
Ethem bey Eskişehir’e inince 1920 Eylülünde kurduğu kendi gazetesi “Yeni Dünya”nın idarehanesine uğradı.
Ticaret basımevini satın alarak kurduğu Yeni Dünya gazetesini başyazarlıkla birlikte Arif Oruç beyin buyruğuna vermişti. Yeni Dünya, sırtını Ethem beyin askeri gücüne, ününe dayayarak komünizmi savunuyordu. Ethem beyi bütün Türkiye’de siyasal asker tek lider, başbuğ olarak bildiriyordu. Yeni Dünya, başlığının altında : “Dünyanın fıkarayı Kasibesi birleşiniz” (Dünyanın yoksul çalışanları birleşiniz) diye yazıyordu.
Gazetenin imtiyaz sahibi başyazarı Arif Oruç bey, başlangıçta gazetesinin başlığını “Türk Bolşevik” sonrada “İslam Bolşevik” olarak kullanmak istemişse de sonradan bunlardan vazgeçmişti.
Arif Oruç bey, hemen Ethem beyle bir röportaj yaptırarak gazetesine koydurdu. Ertesi sabah çıkan Yeni Dünya’da “Milli Kahramanlarımızla mülakat” başlığı altında yayınlanan bu röportajda kendisine sorular soran gazeteciye Ethem bey şu yanıtı veriyordu :
“İyi uygulanmak koşuluyla bu memleket ve bu milletin ancak Bolşevikliği kabul etmekten başka çaresi kalmadı.
Bir başka gazetecinin, “Bolşevikliğin dünyayı kaplayacağına zatı aliniz inanıyor musunuz?
“Evet, bolşevizm dünyayı kaplayacaktır. Biz onu layık olduğu hisle karşılayıp kabul edersek, memleket herhalde mutlu olacaktır.” (Kutsal İsyan-Hasan İzzettin Dinamo, cilt 8, sahife 105-106, May Yayınları)
***
Tabi ki bu lafları etmiş olan Ethem beyi bir sosyalist filozof sanmak saçmalıktır. Onun Marks’ı, Engels’i, Lenin’i okuyacak imkanı ve zamanı olmamıştır. Onun yaşadığı dönemde sosyalist literatürün neredeyse hiç biri Türkçeye çevrilmemişti.
Ancak dünyadaki emperyalist saldırganlığın karşısında güvenilebilecek tek odak olarak Sovyet Rusya görülmekteydi. Ayrıca düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla Ankara Hükümetine tek yardım eden ülke de Sovyet Rusya’ydı.
O yüzden Ankara’da bir Sovyet hayranlığı rüzgarı esmektedir. Bu rüzgardan Ethem Bey’in etkilenmemiş olması mümkün değildir. Etkilenmeseydi Eskişehir’de matbaa satın alıp “Yeni Dünya” Gazetesini çıkarttırmazdı. Ayrıca Sovyet Rusya’nın onun şahsına gösterdiği özel ilgi de onun sosyalizme ilgi duymasını sebep olmuş olabilir.
Yurt dışına çıktıktan sonra sosyalizmle ilgilenecek zamanı zaten olmamıştır. Sağlık sorunları, parasızlık ve yoksulluk, Türkiye istihbaratının Adım adım peşinde olması ve suikastler düzenlemeye çalışması, anılarını bastırmaya çalışması ve istihbaratın anılarını bir biçimde ondan çalması başlı başına bir dizi film olabilecek boyuttadır. Bu hareketlere karşı, onun da karşı hamleler peşinde olması Türkiye Devletini yönetenlerin korkulu rüyası olmuştur.
(Devam edecek.)


343 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR-3 - 01/07/2024
Çerkeslerin “Met Çunatuko İzzet” (Bilgin İzzet) dediği Yusuf İzzet Paşa, rafları kitap dolu bir odada Ethem beyi kabul etti. Solgun, halsiz görünüyordu. Heyecanlıydı, kalkarak Ethem beyi karşıladı, —“Memleketi bir felaketten daha kurtardın" dedi.
ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR - 03/06/2024
Ethem Bey’in iyi bir eğitimi olmadığı için onu eleştirenler, onun üstün meziyetlerinin farkında değildirler.
KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi