• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam394
Toplam Ziyaret1001571
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.164932.2938
Euro34.893535.0333
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
NUTUK ÜZERİNDEN TARİH OKUMASI, ETHEM VE NAZIM
24/01/2023

“Savaşlar, insan oğlunun en çok gerçekleştiği, insanın temel özelliklerini en çok bulduğu, insanı ve kendisini en çok önemsediği ve hatırladıkça en çok yanıldığı alanlardır; savaşı hatırlayan eski muharipler, kendilerinin içinde bulunduğu çatışmaları, savaşın en kritik anı sayarlar. Türkiye’de tarih, insana özgü bu anlaşılabilir yanılma eğilimini olağanüstü ölçülerde abartan ve Mustafa Kemal’in bulunduğu en küçük bir çatışmayı bile bir meydan savaşına büyüten, Kemal’in bütün başarsızlıklarını örten, başkalarının başarı ve sözlerini Kemal’in hanesine yazan, inanılması çok zor ve giderek inandırıcılığı azalması gereken bir masal niteliğindedir.”

(Yalçın Küçük,Türkiye Üzerine Tezler Cilt 5 saf. 97)

 

Yalçın Küçük, televizyonlara çıkıp saçmalamaya başlamadan önce çok değerli kült eserlere imza atmış bir Türkiye aydınıdır. Yalçın Küçük’ün Türkiye üzerine tezler kitap dizisinden aldığımız alıntıyla başladık yazımıza.

Yalçın Küçük’ün savaşa katılan insanlara ve Mustafa Kemal’e yönelik olarak yaptığı tespitlerinin altına ben de imzamı atarım.

Dünya’nın çeşitli ülkelerinde savaşlara katılmış askerler ve komutanlar savaş anılarını yazarlar. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı anıları diyebileceğimiz Nutuk da böyle bir eserdir. Ama Nutuk Mustafa Kemal’in bizzat kendisinin yazdığı bir kitap değildir. Dolmabahçe Sarayı’nda altı kişilik bir heyetin düzenleyip yayına hazırladığı Nutuk, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında, altı günde Cumhuriyet Halk Fırkası Kongresinde okuduğu metindir.

Dünya’nın hiçbir ülkesinde bir askerin yazdığı savaş anıları, o ülke tarihinin temelini oluşturmaz. Neredeyse bütün tarihçiler Mustafa Kemal’in Nutuk’undan yola çıkarak Çerkes Ethem’i hain ilan etme yarışına girerler.

Üç yıldan fazla süren Milli Mücadele sırasında cephede bir ay bile bulunmamış Mustafa Kemal, neredeyse her şeyi kendisinin yaptığını belirtmektedir. Oysa Yunan işgalinin başlamasıyla birlikte cepheyi oluşturan, isyanları bastıran Ethem Bey’in varlığı olmasaydı ne Ankara kalabilirdi ne de Mustafa Kemal.

Ama gerçek bir kahraman olan Ethem Bey, Mustafa Kemal’in Nutuktaki şu sözleri nedeniyle hain ilan edildi: “Efendiler, askeri harekatı çapulculuktan ve devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun masum çocuklarını kurtuluş fidyesi dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret sanan, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren ve Türk ulusunun Büyük Meclisini kendileriyle uğraştıran utanmaz, haddini bilmez, küstah ve herhangi bir düşmanın boğaz tokluğuna casusluğunu, uşaklığını yapacak kadar aşağılık ve rezil yaratılışta olan bu kardeşleri, ellerindeki bütün kuvvetler ve dayandıkları düşmanlarla birlikte yola getirmek ve cezalandırmak suretiyle, inkilap tarihimizde etkili bir ibret örneği vermek zorunlu görüldü.” (Nutuk, İş Bankası yayınları, shf: 369)

 

Mustafa Kemal’in yazdıkları nasıl belge olarak kabul ediliyorsa, Çerkes Ethem’in yazdıkları da en az Mustafa Kemal’in yazdıkları kadar tarihi belgedir. Türkiye, meselelerini tartışabileceği demokratik bir ortama ulaştığında, gerçek tarihçiler bu meseleyi doğru bir biçimde değerlendirecektir.

***

Ateşi ve ihaneti gördük,

Dayandık,

Dayanmaktayız

 

1920 Şubat Nisan Mayıs

Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı ;

İçimizde Hilafet ordusu,

Anzavur İsyanları,

Ve aynı sıradan,

3 Ekim Konya,

Sabah,

500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla,

Delibaş girdi şehre.

Aleaddin Tepesi’nde üç gün üç gece hüküm sürdüler.

Ve Manavgat istikametlerine kaçıp ölümlerine giderken,

Terkilerinde kesik kafalar götürdüler.

 

Ve 29 Aralık Kütahya;

4 top

Ve 1800 atlı bir ihanet

Yani Çerkez Ethem,

Bir gece vakti

Kilim ve halı yüklü katırları,

Koyun ve sığır sürülerini önüne katıp,

Düşmana geçti.

Yürekleri karanlık,

Kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü,

Atları ve kendileri semizdiler.

(Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı)

***

Türk şiirinin muhalif abide şairi acaba Kuvayı Milliye Destanı şiirinde neden böyle bir ifade kullanır?

İsyanlar bölümünün anlatıldığı şiirde diğer isyanlar hiç bilinmezken, neden sadece Çerkes Ethem hep alıntılanarak önümüze çıkarılır?

Bunun cevabını arayalım.

1902 yılında doğan Nazım Hikmet bütün sıcak olayları hatırlayacak ve yapılan haksızlıklara karşı çıkacak bir muhalif şair olması gerekirken,Kemalist ideolojinin yağlayıcısı olmuştur. Çünkü hapistedir ve bir methiye yazdığında affedileceğini düşünmüştür.

Nazım Hikmet 15 Ocak 1938’de tevkif edilip hapse atıldığında Mustafa Kemal Hayattadır.12 yıl sürecek hapishane hayatının başlangıcındadır. Mustafa Kemal’e yazdığı “Başvurabileceğim en inkilapçı baş sensin. Kemalizmden ve senden adalet istiyorum. Türk inkilabı ve senin başına and içerimki suçsuzum.”

Ancak bu yakarışı para etmez. Mustafa Kemal’in ölümünden sonra 1939 yılında cezaevine Nutuk’u getirtir. Nutuk’u dikkatle okuduktan sonra Kuvayı Milliye Destanı’nı yazmaya başlar. İstanbul, Çankırı ve Bursa Cezaevlerinde üç yılda yazar. Bu kadar uzun sürede yazılmış olan şiirde her şey düşünülüp hesaplanmıştır. Kuvayı Milliye Destanında ölmüş olan Mustafa Kemal’e yapılmış olan övgülerle kendisinin vatan haini olmadığını, tam tersine vatansever olduğunu ispatlamanın çırpınışı vardır. Kuvayı Milliye Destanı Nutuk’taki akışa uygun bir biçimde yazılmıştır.

Sosyalist-Komünist olduğu söylenen Nazım Hikmet’in çizgisi İttihatçı-Ulusalcı Kemalist çizgidir. Çerkes Ethem’le ilgili yazılan kitapların neredeyse tamamında Nazım Hikmet’in dizeleri kullanılarak Çerkes Ethem’in hainliği pekiştirilir.

Oysa Türkiye’de İttihatçı-ırkçı Kemalist çizgi ideolojik olarak mahkum edilip yerli yerine oturtulmadığı sürece sağlıklı bir tartışma ortamı, demokrasi ve insan hakları kavramlarının gelişebilmesi mümkün değildir.

Gerçek tarihin yazılabildiği günlere ulaşabilmek için Nazım Hikmet’in şiiri ile bağlayalım yazımızı:

 

Sen Yanmasan,

Ben yanmasam,

Biz yanmasak

Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa !



718 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
ETHEM MESELESİNE ÇERKESLER NASIL BAKMALIDIR? - 12/09/2023
Türk Tarih tezinin temel taşı olan Nutuk’ta Ethem Bey’le ilgili bu ifadeler durduğu sürece Ethem Beyin hainliğinin ortadan kalkması mümkün değildir.
“RUSYA’NIN DOSTLARI DÜŞMANIMIZ, DÜŞMANLARI DOSTUMUZDUR” - 23/07/2023
Kim ki Rusya’nın dostudur, bilin ki Çerkes Halkının düşmanıdır. Bunun Çerkes, Türk, Abhaz, Oset, Çeçen olması fark etmez.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi