• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret1000846
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.097832.2264
Euro34.913935.0538
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Muhittin İzzet Kandur
10/07/2016

O aslında 1970'li yıllarda yüreklerimize dokunmuştu. Ama o zaman hiçbirimiz onun kim olduğunu bilmiyorduk. TRT'nin tek kanal ve siyah-beyaz olduğu dönemde "Bonanza"dizisinin yönetmeniydi. Bonanza dizisi Amerikan televizyon tarihinde 14 dönem oynayarak, en uzun süre oynamış ikinci televizyon dizisi ünvnına sahip.

Muhittin İzzet Kandur'un yönettiği Bonanaza dizisindeki Amarikalı kovboy ailesini ve özellikle atlarını çok sevmiştik.

Sonra 2010 yılıydı sanırım,"Çerkess filmi Monako film festivalinde 7 ödül birden aldı" haberini okuduk gazetelerde ve sosyal medyada. Yönetmeni ve yapımcısı Muhittin İzzet Kandur'muş. Büyük bir merakla oynadığı sinemayı bulup filmi izledim. Film bir aşk hikayesini anlatıyordu. Çerkeslerin Ürdün'e yerleşme döneminde bir Çerkes genciyle, bir Arap kızın aşk hikayesini ve iki toplum arasındaki çelişki ve uzlaşma serüvenini anlatıyordu. Aşkın evrenselliğini ve sınır tanımazlığını işliyordu. İçinde Çerkes teması olan ama dünyadaki her insanın izleyebileceği güzel bir aşk filmiydi Çerkess. Tabi bizim camiada "bir Çerkesle, bir Arap kızın aşkını anlatarak asimilasyona hizmet ediyor" şeklindeki karalamalar, Çerkess filmini iyi bir film olmaktan çıkarmıyor.

Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği'ne konuk olarak davet edilen Muhittin İzzet Kandur'u dinlemeye gitmeden önce özgeçmişini okuduğumda, olağanüstü yetenekleri olan, dünya vatandaşı olmuş, Çerkes Davasına yürekten bağlı bir insanımızı gördüm.

Muhittin İzzet Kandur 1938 yılında Ürdün Amman’da, Ürdün Genel Kurmay Başkanı Hasan Kandur'un oğlu olarak dünyaya geldi. Lise ve üniversite eğitimini Amerika'da tamamladı. Stanford Üniversitesinde Master, Cleromond Üniversitesi’nde doktora yaptı. 1966 yılında Richmond İndiana Earham Collage'den mezun oldu. Çerkesce ile birlikte yedi dil bilen Kandur, 25 yıl Londra ve Newyork'taki çeşitli uluslararası şirketlerin yönetim kurullarında çalıştı. Avrupa ve uzak doğudaki pek çok firmada finansal danışmanlık yaptı.

Çok iyi bir binici olan Kandur aynı zamanda Avrupa ve Ortadoğu’da pek çok atçılık kulübünün üyesi ve at yetiştiricisi. Atlar hakkındaki geniş bilgisi nedeniyle, atçılık konusunda uluslararası bir otorite olarak kabul ediliyor. Ayrıca atıcılık sporunda da uluslararası hakem ünvanına sahip.

Bir dönem Hollywood'da da yaşamış olan Kandur yapımcı, yönetmen ve senaryo yazarıdır. Tüm dünyada Kafkasya romanlarının muhteşem yazarı olarak tanınmıştır.

1995 yılında Rusya Yazarlar Birliği'ne üye olarak kabul edilmiştir.

Çerkes kültürüne destek vermek için kurduğu "Cherkess fund-Çerkes fonu"nun Yönetim Kurulu Başkanı’dır. Vakıf diasporadaki Kafkas folklörü ve kültürünü korumak ve geliştirmek için çeşitli çalışmalar yapmaktadır.

Kandur'un yazarlık, yönetmenlik ve sporculuk yönlerinin dışında bir de müzisyenlik yönü var. 1961 yılında ilk albümünü çıkarmış olan Muhittin İzzet Kandur aynı zamanda Keman çalıyor. Ve klasik batı müziğini de çok iyi biliyor.

Kısaltarak aktardığım Kandur'un yaşamı, "bir insan bu kadar farklı şeyi, bir ömre nasıl sığdırabiyor"sorusunu sordurdu bana, Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği salonunda. Gülerek ve son derece mütevazi bir biçimde "James joyce, sevdiği şeyleri yapan insan mutludur der. Ben de ömrüm boyunca sevdiğim şeyleri yaptım. Bir sevdiğim şeyi yaparken yorulunca, bir diğerine geçtim ve hiç yorulduğumu hissetmedim" demişti.

Bir başka izleyicinin "Hollywood'a nasıl girdiniz?" sorusuna: “Film artisti ve yönetmen John Houston at biniciliğinden dolayı dostumdu. Bir gün ona "bu Yahudi ve Hıristiyan dünyası olan Hollywood'da bu müslüman dostuna yardım eder misin?"diye sordum. O da beni o zaman yönetmeni olduğu "Bonanza"dizisinde yönetmen yardımcısı yaptı. Bir buçuk yıl sonra John Houston sıkılıp diziyi bırakınca,yapımcılar diziyi bana teslim ettiler. Böylece Hollywood'a girdim" demişti. Çerkes meselesinde çok önemli bir araç olabileceğine inandığı sinemaya geçişini böylesine mütevazı bir biçimde anlatmıştı.

Daha sonra epey müddet "Çerkes Ethem"in filminin çekimi,yapımı ve senaryosu için Finansman oluşturulması meselesiyle uğraştı Türkiye'de. Başrolünü Mehmet Aslantuğ oynayacaktı. Altı milyon dolarlık bir finansmandan bahsediliyordu. Ancak Kültür Bakanlığının gerekli desteği vermemesi nedeniyle bu proje askıya alınmış görünüyor.

2012 yılında Kayseri'de yapılan "Çerkes Ethem Sempozyumu"nda konuşmacı olan Kandur, "Ethem'in Atatürk’le problemi yoktu, onun problemi İnönü ileydi" sözüne çok itiraz edildi. Ama o tezinden geri adım atmadı ve bunu İngiliz belgelerine dayandırdığını söyledi.

***

2015 yılında Erol Karayel Apra yayıncılık ltd. şirketini kurdu. Apra yayıncılık sadece Kafkasya kitapları yayınlayarak bir uzmanlaşma ve entellektüel derinlik yaratma amacı taşıyor. Yayınevinin kuruluşundan kısa bir süre sonra Erol Karayel, Muhittin Kandur'un kendisine ulaştığını ve artık Kandur'un kitaplarının Türkçe baskılarının  Apra Yayıncılık tarafından basılacağını söyledi. Bu habere çok sevindim, çünkü yeni kurulmuş bir yayınevi için, uluslararası tanınırlığı olan bir yazarın gelmesi çok önemliydi. Artık yollarımız bir biçimde kesişmişti.

Bundan iki ay kadar önce, Apra Yayıncılığa uğradığımda, Erol Karayel Muhittin Kandur'un yeni basılmış olan "Çerkes Kazbek"romanının Türkçe baskısını almak için uğrayacağını söyledi. Yılmaz Dönmez, Tsey Ramazan, Erol Karayel, ben ve Muhittin Kandur iki buçuk saat süren Çerkesce müthiş bir sohbet gerçekleştirdik. Bu kadar çok üretmiş, araştırmış, öğrenmiş, yazmış, film çekmiş bir insanın, asla ben bilirim tavrına girmeden, anlamaya ve öğrenmeye ve öğretmeye çalışması gerçekten ilginç bir şey.

Öncelikle Rusya, İngiliz ve Osmanlı arşivlerinde Çerkeslerle ilgili çok önemli araştırmalar yapmış ve yaptırmış bir kişi Muhittin Kandur. Bugüne kadar yazmış olduğu 26 kitabın en az yarısının teması Çerkeslerle ilgili. Hala ilk günkü gibi araştırma, yazma ve film çekme heyecanını taşıyor.

Bu uzun sohbette Muhittin Kandur'un "Çerkesler için ne yapılacaksa, Türkiye'de yapılacaktır." sözünü çok önemsediğimi belirtmeliyim. "Dünyanın neresinde bir Çerkes varsa oraya gittim" diyen, anavatanda ve Rusya’da ne yapılıp yapılamayacağını bilen ve oranın vatandaşı da olan bu çok değerli aydınımız ve yazarımızın bu sözü üzerinde kafa yormamız gerektiğini düşünüyorum.

Böylesine çok yönlü ve milletinin aşığı bir insanı ve sanatçıyı yakından tanımış olmak benim için çok büyük bir zenginliktir.

O anavatanda Rusaya’dan maaş alan ve beslenen yazar ve sanatçıların aksine, kendi özgür iradesi ve yarattığı imkanlarla üretmiş bir yazar ve sanat adamıdır. Bu yönüyle de çok değerli olduğunu düşünüyorum.

***

Bu bayramda İzzet Kandur'un Apra yayıncılık tarafından yayınlanmış, Kafkas Üçlemesi olarak tanımlanmış, birbirinin devamı olan "Çeçen Kılıçları", "Çerkes Kazbek" ve "Üçlü Kumpas"romanlarını okudum. Sinemacı bir yazarın romanını okumanın ayrı bir keyif olduğunu bu romanlarda keşfettim. Kandur'un bu üç romanında bir kitap okuyor değil de, bir film izliyormuşsunuz duygusuna kapılıyorsunuz. Gerçekten son derece sinematografik bir anlatımı ve yazımı var Kandur'un.

Çeçen dağlarına savrulmuş  Bir Kaberdey olan Kubanlı Ahmet'in ailesinin hayat hikayesi üzerinden tüm Çerkes-Rus mücadelesinin tarihi panaromasını izliyorsunuz.

Ahmet'in Küçük Kaberdey'e dönüşü, oğlu Kazbek'in kahramanlıkları, torunu Nako'nun hiç istemediği halde vatanını terk etmek zorunda kalışını içim burkularak izledim-okudum. Bu romanlarda aşkın güzelliğini, ihaneti, savaşın acımasızlığını, sürgünün acısını ve halkımızın siyasetsizliğini kahrolarak okuyacaksınız.

Bu romanları okumamış olanlar çok şey kaybeder. Bu romanlarla birlikte Apra Yayıncılık’tan, bugüne kadar yayınlanmış tüm kitapları da temin edebilirsiniz.

Apra Yayıncılık Türkiye’de bugüne kadar uygulanmamış kitap aboneliği sistemini geliştirdi. Bu sisteme üye olduğunuzda, iki ayda bir yayınlanan Kafkasya temalı bir veya iki kitap ile yanında hediye "Kafkasya Kitapları Bülteni" PTT kargo aracılığıyla adresinize gönderiliyor. Peşin ödeme diye bir şey yok. Kargo ücreti dahil 25 TL'yi kitaplarınızı teslim alırken kapıda ödüyorsunuz.

Bu kitapları aradan birkaç yıl geçtikten sonra bulabilmeniz mümkün değil. Örneğin İzzet Kandur'un daha önce yayınlanmış olan "Kafkas destanı" ve "Uçan süvari" kitaplarını tüm aramalarıma rağmen bulabilmiş değilim.

Hepinize iyi okumalar diliyorum.                      

 

(Ulaşmak isteyecekler için Apra Yayıncılık irtibat Telefonu: 0505 476 39 97-Erol Karayel)



3602 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
ETHEM MESELESİNE ÇERKESLER NASIL BAKMALIDIR? - 12/09/2023
Türk Tarih tezinin temel taşı olan Nutuk’ta Ethem Bey’le ilgili bu ifadeler durduğu sürece Ethem Beyin hainliğinin ortadan kalkması mümkün değildir.
“RUSYA’NIN DOSTLARI DÜŞMANIMIZ, DÜŞMANLARI DOSTUMUZDUR” - 23/07/2023
Kim ki Rusya’nın dostudur, bilin ki Çerkes Halkının düşmanıdır. Bunun Çerkes, Türk, Abhaz, Oset, Çeçen olması fark etmez.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi