• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam400
Toplam Ziyaret1001577
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.164932.2938
Euro34.893535.0333
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ YÜZYILI SONA ERERKEN ÇERKESLER
24/12/2022

“İçinde yaşadığın coğrafya kaderindir “ der ibn-i Haldun. Ayrıca “su içine girdiği kabın şeklini alır” diye bir söz daha var. İşte bu veciz sözlerin ışığında, içinde yaşadığımız coğrafyada bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birinci yüzyılını tamamlayıp ikinci yüzyılına geçmenin hazırlıklarını ve projeksiyonlarını yapıyor. Bu konuda siyasi partiler, STK’lar, düşünce kuruluşları çeşitli hazırlıklar yapıyorlar.

Çerkesler olarak, bizlerin de bir muhasebe yapıp geçmişi değerlendirmek ve gelecek olana hazırlanmamız gerektiği inancıyla bir değerlendirme yapma ihtiyacı hissettim. Umarım bu ihtiyacı diğer Çerkes meselesi üzerine düşünen, yazan-çizen, emek veren tüm dostlarımız da hisseder.
***

Öncelikle üzerinde yaşadığımız toprağın ve coğrafyanın doğru analiz edilmesi, geçtiğimiz yüzyılın anlaşılmasına ve gelecek yüz yılın mücadele yolunun iyi çizilmesini sağlayabilir.

Üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devleti’nin bakiyesidir. Bütün imparatorluklarda olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu da Çok milletli, çok etnisiteli, çok dilli, çok dinli ve çok mezhepli idi. Çerkesler Osmanlı’ya sürgün edildiklerinde böyle bir yapının içine gelmişlerdi. Onun için kabul görmekte çok zorlanmadılar. Abdülhamit döneminin sona ermesiyle birlikte ilan edilen ikinci Meşrutiyet örgütlenme özgürlüğünü beraberinde getirdi. Çerkesler kurumlarını oluşturup, okullarını açtılar. Anavatanla siyasi ilişkiler geliştirdiler. 1908-1923 dönemini Çerkes Diasporası’nın altın çağı olarak değerlendirir bazı tarihçiler.

29 Ekim 1923 tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılının başlangıcıdır. Bu başlangıç bazıları tarafından “Cumhuriyetin kazanımları” diye övgüyle anlatılsa da, Çerkesler ve Türkiye Halkları açısından kaybettiklerimizin tarihidir.

Oysa yaşadığımız coğrafyada, diller, dinler, mezhepler, sesler, şarkılar, danslar, lezzetler bir arada kardeşçe yaşayabilselerdi bu topraklar çok daha güzel olurdu.

Ama  Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran irade bu topraklarda yaşayan herkesi zorla Türkleştirme savaşına girişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılının özeti, bu Türkleştirme sürecinde Türk olmayan halkların yaşadıkları acıların tarihidir.

1923 yılında daha Cumhuriyet ilan edilmeden Türkleştirme operasyonu, Çerkeslere dalarak başladı.1923’ün Mayıs ayında Gönen-Manyas Çerkes sürgünü ile başladı. Çerkes Kurumları ve okulları kapatılarak yöneticileri cezalandırıldı. Bir hainler listesi olarak hazırlanan af kapsamı dışında bırakılmış 150’likler listesinin yarısı Çerkeslerle dolduruldu. Dil yasakları, müzik yasakları, kıyafet yasakları, okullarda Çerkesce konuşan çocuklara atılan dayaklar Cumhuriyet’in asimilasyon ve imha Politikaları olarak Çerkeslerin payına düştü.

Çerkeslere yapılan bu asimilasyon ve imha politikalarının tamamı ve daha fazlası, Kürtlere, Alevilere, Yahudilere, Ermenilere, Pomaklara, Lazlara ve tüm etnisitelere uygulandı.

Cumhuriyet tarihinin neredeyse tek istisnası 2009 yılında başlatılan “Demokratik Açılım Süreci”dir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Avrupa Birliği süreci yolculuğunda, Avrupa Birliği’nin dikte ettiği “Kopenhag Kiriterleri’nin şartlarını yerine getirmek için, ırkçı politikalarını biraz olsun gevşetir gibi yaptı. Bu süreçte 24 saat Kürtçe yayın yapan Televizyon, Çerkesce, Kürtçe, Lazca seçmeli ders olarak okullarda müfredata girdi, Çerkes Dili ve Edebiyatı, Kürt Dili ve Edebiyatı gibi bölümler üniversitelerde açılabildi.
Çerkes Derneği ve federasyonu gibi isimleri bu dönemde alabildik. ÇHİ, Kafkasya Forumu, Çerkesya Yurtseverleri gibi aktivist guruplar bu dönemde ortaya çıkabildi. İnternet ve sosyal medyanın hayatımıza girmeye başlaması da bu dönemlere rastlıyor.

Köylerin boşalması,150 yıldır direnen bir kültürün ve milletin, doğal asimilasyon ortamı olan şehirlerde hızla yok olmasını beraberinde getirdi. Şehirlerde doğan çocuklarımızı kaybediyoruz.

Ancak İnternet üzerinde onbinlerce kişi Çerkes Bayrağı, müzikleri, yazıları paylaşarak hızla bir bilinçlenme oluşturuyor. Günümüz artık Çerkesce bilmeyen ama Çerkeslik bilinç düzeyi son derece yüksek bir nesil geliyor. Bu umutlanmamız için yeterli bir neden oluşturuyor.

150 yılı aşkın Çerkes Diaspora tarihinde, Çerkes kazanımları ile ilgili en önemli iki dönem Osmanlı’da İkinci Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminde ise “Demokratik Açılım Süreci” dönemidir.

Bu deneyimlerden yola çıkarak, Çerkeslerin savunması gereken çizginin, Demokrasi ve İnsan Hakları savunucuları ile bir arada hak mücadelesi vermeyi öğrenmek gerektiğine inanıyoruz.

İkinci yüzyıla girerken, birinci yüzyılda Türkiye Devletinin kafalarımızın içine ördüğü paradigmaları yıkarak, Çerkes davasını Türkiye sınırları dışına taşıyarak bir insan hakları meselesi ve insanlık meselesi haline getirebilme vizyonunu gösterebilmemiz gerekiyor.



727 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
ETHEM MESELESİNE ÇERKESLER NASIL BAKMALIDIR? - 12/09/2023
Türk Tarih tezinin temel taşı olan Nutuk’ta Ethem Bey’le ilgili bu ifadeler durduğu sürece Ethem Beyin hainliğinin ortadan kalkması mümkün değildir.
“RUSYA’NIN DOSTLARI DÜŞMANIMIZ, DÜŞMANLARI DOSTUMUZDUR” - 23/07/2023
Kim ki Rusya’nın dostudur, bilin ki Çerkes Halkının düşmanıdır. Bunun Çerkes, Türk, Abhaz, Oset, Çeçen olması fark etmez.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi