• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret1020099
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar33.014933.1472
Euro36.073136.2177
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR-3
01/07/2024

Değerli Okuyucularım,

Ethem’in Bolşevikliğine dair notlar yazı dizisini bu şekilde noktalayacağız. Bu yazı dizisinin temel taşını oluşturan Hasan İzzettin Dinamo’nun Kutsal İsyan Kitabına gidiyoruz:

“Ethem Beyin Ankara’ya varışının üçüncü günüydü. Katıksız bir sosyalist kafası taşıyan eski Akka Mutasarrıfı Hakkı Behiç Bey, onu öğle yemeğine çağırdı. Hakkı Behiç Bey, hem meclis içindeki, hem de meclis dışındaki yeni sosyalist akımlara eğilimli pek çok aydının, mebusun şampiyonlarındandı. Türkiye’nin askerce kurtuluşundan sonra bir sosyal devrimin geleceğini garantilemeyi düşünenlerin başında olan Hakkı Behiç Bey, Ethem Beyi bir halk ordusunun başı olarak selamlıyordu. Nizami ordunun emperyalist güçleri yense, yurttan kovsa bile kapitalist temeller üzerine bırakılacak bir ülkeye bunlar yine damdan-bacadan girebilirlerdi. Nizami bir ordu kadrosu, tutucu olduğundan sosyal devrimi yapamazdı, yapmak da istemezdi. Türkiye’yi sosyal devrime yöneltecek biricik güç, Ethem beyin örgütlediği halk ordusuydu. Meclisteki sosyalistlerin hepsi Ethem beyin kişiliğinde asker liderlerini bulmuşa benziyordu. Bu sırada Ethem beyle, onun yenilmez halk ordusuyla Sovyetlerde çok yakından ilgilenmeğe başlamışlardı.

İşte Türkiye’ye sosyalizmi getirecek halk ordusunun lideri olarak ele alınan Ethem bey, bu yeni iklimde tatlı düşlerde görmeye başlamıştı. Artık ‘başbuğ” oydu. Türkiye’nin sınırları dışında Enver Paşa’nın çoktan ortaya attığı Yeşilordu parolası, sınırlardan içeri atlamış, Kazım Karabekir’ce bir propaganda gücü gibi desteklenmiş, Ebul-hind’li Cafer bey, kırk-elli atlı ile Erzurum’dan Ankara’ya yeşil ordunun öncüleri olarak gönderilmiş, şimdi de bu ad Ethem Beyin ordusu içinde yer etmeye başlamıştı. Kumandanı Bolşevik olan bir Ethem bey taburu “Bolşevik Taburu” olarak tanınıyor, ilkel olmakla birlikte cahil halk savaşçılarına bir sosyalist eğitimde veriliyordu. Bu sırada Ethem beyin çevresinde dönenler, daha çok Rusya’dakine benzer bir sosyal devrim yapmayı düşünen kişilerdi.

İşte bugün öğle yemeğinde sosyalist düşünceli arkadaşlarını da toplayan Hakkı Behiç beye tatlı düşlere iklim hazırlayan gıcıklayıcı şeyler fısıldıyordu. Yemeği bitirmişlerdi ki Reşit bey çıkageldi. Kulağına fısıldayarak :

— “Yusuf İzzet Paşa seninle görüşmek istiyor. Buradan bir bahane ile ayrıl, beraber çıkalım.”

Ethem bey, bir bahaneyle Hakkı Behiç beyden ayrıldı. Yolda ağabeyinin biraz önce Yusuf İzzet Paşa ile görüşmüş olduğunu anladı.

Çerkeslerin “Met Çunatuko İzzet” (Bilgin İzzet) dediği Yusuf İzzet Paşa, rafları kitap dolu bir odada Ethem beyi kabul etti. Solgun, halsiz görünüyordu. Heyecanlıydı, kalkarak Ethem beyi karşıladı, kucaklayarak :

—“Memleketi bir felaketten daha kurtardın Ethem bey, gel seni kucaklayayım.” dedi, sonra sözünü şöyle sürdürdü :

—“Olaylar benden çok size hak verdirdi. Memleket ya bağımsızlığına kavuşacak, ya da bu yolda yok olacaktır. Başkaca da bir yol yok. Ben 'mütarekenin' sonuçlarını bu kerte ağır sanmıyordum. Yunan işgali maneviyatımı yok etti.”

Sonra, ordusu üstüne Ethem beyden bilgi aldı:

—“Maşallah” dedi. “Benim ondördüncü kolordumda senin gücünün dörtte biri bile yoktu. Bakınız Ethem bey, bu size söyleyeceklerim, doğrudan doğruya meslek bilgilerimin, tecrübelerimin ve gelecek kaygımın ürünüdür. Bana öyle gelmektedir ki artık Kuvayi seyyarenin nizami güçler durumuna getirilmesi dönemi gelip çatmıştır. Yani sizin bu biçimdeki çalışmanız, dönemini bitirmiştir. Bu değişiklik ergeç olacaktır.”

Ethem bey, şaşırdı, put kesildi. Yarı tanrı, başbuğ görülmeye başladığı bir sırada bu ne korkunç bir konuşmaydı. Reşit bey kardeşine :

— “Dinliyormusun ? Yakında Kuvayı seyyareyi kaldıracaklar.” dedi.

Yusuf İzzet Paşa:

—“Kaldıracaklar değil, bu ister istemez olacaktır” diye belirtti.

Ethem bey:

—“Paşam, yani Kuvayı Seyyarenin çalışması doyurucu olmadığından mı bu düşünülüyor, lütfen bana durumu iyice açıklar mısınız?” diye sordu. Yaslandığı sedirden doğrulan paşa:

—“Bu benim kişisel düşüncem ve meclisteki görüşmelerde Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmayın hazırlıklarından çıkardığım sonuçtur. Eğer, Oğlum Ethem bey, benim kişisel düşüncemi sorarsanız, Kuvayı Seyyare ile nizami güçler bir arada olamaz. Şundan ki sizin askerlerinize sağladığınız “maddi ve manevi” çıkar ile nizami güçlerin sağladıkları arasında dağlarca ayrılık var. En sonra ikisi de ulusal kaynaklardan çıkıyor.”

Reşit bey:

—“Ama paşa Kuvayı Seyyare olmasaydı ulusal davranışların izi bile kalmazdı. Şimdi bu bir suikast değil midir?” diye söze karıştı. Paşa Ethem beyin gözlerine bakarak usa gelebilecek kuşkuları silmek istedi.

—“Sakın bu görüşmemizi bana bir kimsenin dikte ettiğini sanma. Ben senin ahlak ve yürekliliğine çok değer verdiğim için hoş olmayan olayların meydana gelmesini önlemeğe çalışıyorum. Kuvayı Seyyare iç ayaklanışlar ve cephede ufak tefek çarpışmalar sürdüğü sürece elverişli ve gereklidir. Ne var ki sağlam cephe hatları kurulunca iş değişir.”

Reşit bey şöylece kestirip attı:

— “Fakat,biz buna imkan vermeyiz paşam, görürsünüz.”

Ethem bey yaşamının en büyük üzüntüsüyle karşı karşıyaydı. Bu sürekli başarıların bir insanı yükselttiği en yüksek şeref basamaklarından birden bire bu merdivenin dibinde başlayan unutulmuşların korkunç karanlığına baş aşağı yuvarlanmak gibi bir şeydi.

Bir ulusunun büyük adamlarından biri olmanın rakipsiz gibi görünen Çetin yolu üzerinde işler kolaylaşmaya başladığı gün, bir insanın karşısına dost kişiler birden bire yol vermez devler gibi dikiliyordu. Ethem bey, işte kendini böyle duyuyordu. Elindeki ordunun en büyük yengiler aldığı, bunu ispatladığı bir zamanda bu felakete benzeyen sesler, düşünceler nerden çıkıyordu? Yusuf İzzet Paşa gibi gün görmüş bir ordu adamının sözleri hiç bir vakit yabana atılamazdı. Bu sözlerde Ethem beyin, ordusunun değişmez gibi görünen alınyazısı aydınlığa çıkıyordu. Bu bir kez koskoca bir kara düş dağı gibi Ethem beyin üstüne abanıvermişken bir de ağabeyinin “biz buna imkan vermeyiz” sözleri yeni bir kara düş daha yaratıyordu. Bu konuşma biçimi, gelecek felaketi katmerleştirmek dışındaki etkenlerin varlığından geliyordu. Bu, Kuvayı Seyyarenin “iktidar” savaşına atılması anlamına geliyordu. Kendileriyle birlikte Kuvayı Seyyareyi de ortadan kaldırmayı düşünen birkaç ordu adamını saf dışı edeyim derken ulusa karşı silah çekmek durumuna düşülebilirdi. Bu türlü fevri düşüncenin arkasında tehlikeler, ihanetler, mutsuzluklar, kahredici bir ateş zinciri gibi uzayıp gidebilirdi.

Yusuf İzzet Paşa, Reşit beyin bu korkunç şeyler andıran sözü üzerine ona:

—“İşte benim kaygım, senin bu şekilde konuşmandır. Oysa sana düşen, daha soğukkanlı ve sonuçları takdir eder olmaktır. Ben buraya Ethem beyi seninle tartıştırmak üzere çağırmadım. Onu kışkırtmana da göz yumamam.” diyerek bu kez de Ethem beye döndü, şunları söyledi:

—“İnşallah olaylar beni yalancı çıkarır. Ne var ki durumu açıkça gördüğüme kaniyim. Bir olup bitti karşısında kalmayasın diye seni uyarmak istedim. İşte o kadar.”

(Hasan İzzettin Dinamo, Kutsal İsyan, s. 252-256, May Yayınları)

***

Bir halk kahramanından bir hain yaratabilen rejimin yalanlarına karşı, Çerkes Milletine mensup Ethem beyin onurunun iade edilebilmesi için onu her yönüyle tanımak zorundayız. Onun şahsına vurulan hain damgası bütün Çerkes Milletine mal edilmiş ve bütün Çerkesler hain ilan edilerek aşağılanmıştır. Bu aşağılama ve baskılar kimlik bilincinin aşınmasına ve inkarına neden olmuştur.

Bu uzun alıntıları o günkü Türkiye’deki havanın anlaşılabilmesi için yapıyoruz. O günkü koşullarda Sovyet devrimi, birinci dünya savaşında son derece yoksul düşmüş dünya halkları ve Türkiye içinde bir kurtuluş gibi görünüyordu. Tabi ki bu umut dalgasından Ethem bey de etkilenmişti.



321 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR – 2 - 14/06/2024
Ticaret basımevini satın alarak kurduğu Yeni Dünya gazetesini başyazarlıkla birlikte Arif Oruç beyin buyruğuna vermişti. Yeni Dünya, sırtını Ethem beyin askeri gücüne, ününe dayayarak komünizmi savunuyordu.
ETHEM’İN BOLŞEVİKLİĞİNE DAİR NOTLAR - 03/06/2024
Ethem Bey’in iyi bir eğitimi olmadığı için onu eleştirenler, onun üstün meziyetlerinin farkında değildirler.
KIZILORDU KOROSU’NA GEÇİT YOK! - 25/04/2024
Her şeye rağmen bu konserlerin yapılmasında ısrar edilirse, Kızılordu Korosu'nu her şekilde protesto edeceğimizi ve pişman edeceğimizi de bilin!
ETHEM, CELAL BAYAR’A YAZDIĞI MEKTUPTA KÜRTLER İÇİN ÖZERKLİK, ÇERKESLER İÇİN AZINLIK HAKKI İSTEDİ. - 20/04/2024
Ethem meselesi bir çelişkiler yumağıdır. Ondan bir hain çıkarmaya çalışan güruh, onlarca kitap yazmasına rağmen henüz bunu başaramamıştır. Ondan bir kahraman çıkarmaya çalışanların eli de T.C. yasaları ve saldırıları nedeniyle bağlıdır.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİNE BİR BELGE DAHA - 13/04/2024
Çok net şekilde Şark-i Karibcilerin bunak paşalar diye suçladığı Çerkes Teavün Cemiyeti’nin, istisnalar hariç, Çerkeslik için hiç bir gelecek tasavvurunun olmadığını görüyoruz.
ŞARK-I KARİB, ÇERKES TEAVÜN ÇEKİŞMESİ - 07/04/2024
Osmanlı döneminde Çerkesler iki önemli Cemiyet oluşturdular. Bunlardan birincisi 1908 yılında Çerkes Osmanlı paşaları tarafından kurulmuş olan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”dir. İkincisi 1921'de“Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"dir.
SİYASİ KİMLİĞİ, ÇERKESLİĞİNİN ÖNÜNDE OLANLAR. - 23/03/2024
Tarih, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bizleri yargılayacak. Çerkes kimliğinin görünür kılınması ve Çerkes kimlik bilincinin yükselmesi adına, İshak Akbay’a oy vermek tarihsel bir sorumluluktur.
ARTIK ÇERKESLER DE DAMGALARINI VURMAYA BAŞLADI - 05/12/2023
Ankara’dan Saim Tuc, İstanbul’dan Mustafa Bakıcı ve Londra’dan Muhittin İzzet Kandur’u sonsuzluğa uğurladık. Her biri “nev-i şahsına münhasır” dedikleri gibi çok değerli kişiliklerdi. Asla yerleri doldurulamayacak kimselerdir.
YENİ AÇILIMLAR YAPMAK GEREKİYOR - 07/10/2023
Biz de hem repertuarımızı genişletmek, hem de Çerkesce daha geniş kitlelere ulaşmak için, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Pop ve protest müziği parçalarını Çerkesce’ye çevirip Maksıme‘de icra edeceğiz.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi