• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam1166
Toplam Ziyaret1270641
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar42.956243.1284
Euro50.032650.2331
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI
10/01/2026

1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi. Bütün derneklerde olduğu gibi gençlik kolu ile yönetim kurulu arasında çekişme vardı. Ama saygıda kusur olmadan.

O zamanlar derneğe neredeyse ikinci nesil diyebileceğimiz ama genellikle üçüncü nesil büyüklerimiz gelip başköşede otururlardı. Beygua Ömer Büyüka, Dr. Vasfi Güsar, Sait Şurdum, Orhan Alpaslan, Rahmi Tuna, Yasin Çelikkıran, Hapi Cevdet Yıldız gibi.

Şimdi gözümüze küçük gelen sadece üst kat vardı. Katta yönetim kurulu odası, çay ocağı ve tuvalet vardı. Kalan alan tamamen salondu. Kerpiç evlerden çıkıp İstanbul’a gelmiş biz köy çocukları için son derece büyük ve lüks bir yer olarak görünürdü gözümüze dernek binamız.

Oranın dili olsa da anlatsa; ne düğünler, ne kaşenlikler, ne çekişmeler, ne siyasi tartışmalar, ne konferanslar yapıldığını.

Evimiz gibi gördüğümüz, anarşi döneminde nöbet tutup gece kaldığımız derneğimizin en önemli sembollerinden biriside Blenıh Fehmi idi. O dernekte yatar kalkar, çay ocağını işletir, anavatandan gelen Çerkesce şarkı kaset ve albümleri çoğaltarak satar ve anavatanda üretilmiş müziklerin yaygınlaşmasına katkı sunardı. Fehmi Özlemini çektiği anavatanımıza gitti ve Nalçık’a yerleşti.

Herkesin adından saygıyla ve sessizce bahsettiği kişi Sait Şurdum idi. Çünkü dernek binasının satın alınması onun elini taşın altına koyması sonucu gerçekleşmişti. Başkanlığı döneminde kiracılıkla dernekçiliğin bir arada yürümeyeceğini görmüş ve bina satın alınmasına karar vermişti. Müteahhite bir miktar peşinat verilmiş ve kalan para kapı kapı dolaşılarak toplanmıştı. İletişim şartlarının son derece zor olduğu o yıllarda Uzunyayla köylerinde parası olmayanlar buğday vermiş, kuruş kuruş toplanarak satın alınmıştı bina. Türkiye’nin en eski yaşayan 73 yıllık derneği, altmış yıla yakın bir süredir aynı yerde, bir hafıza mekanı olarak dimdik ayakta duruyorsa bunda Rahmetli Sait Şurdum’un attığı imza vardır. Eğer cesaret gösterip Sait Şurdum başkanlığı döneminde o binanın satın alınmasına vesile olmasaydı belki de Bağlarbaşı derneğimiz bugün dernekler mezarlığında olabilirdi.

Türkiye’de 73 yıllık kurum sayısını saysanız elli tane kurum çıkmaz. İşte Çerkes milletine tarihi eser olarak Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Kültür Derneği binasını satın alınmasını sağlayan Sait Şurdum’da tarihi bir şahsiyet olarak Çerkes tarihinde yerini almıştır.

Kendisini rahmet,minnet ve şükranla anıyorum.Mekanı cennet olsun.

***

12 Eylül 1980 askeri darbesi Çerkes dünyasını on yıl geriye atmıştır. Kiracı olan bütün dernekler kapanmış ve darbenin yarattığı korku insanların ayağını derneklerden çekmişti. 125. yıl nedeniyle 1989 yılında yapılan toplantılar ve anavatanla kurulan bağlar nedeniyle göç kavramından çıkıp sürgün kavramına ulaşmıştık.

Doksanlı yıllarda toplumumuzun kendine güveni artmaya başladı. Abhazya ve Çeçenistan savaşlarında gösterilen dayanışma, birlikte olduğumuzda neler yapabileceğimizi bizlere yaşayarak öğretti.

Yıllardır Bağlarbaşı Derneğinin alt katı bizim olsa ne iyi olur dediğimiz şeyin gerçekleşmesi zamanı 1990’ların sonunda gelmişti. Asım Berzeg’in başkan olduğu, kariyerini tamamlayıp toplumuna hizmet için yola çıkmış o zaman genç olan, Sait Şurdum’un kızı Profesör Günsel Şurdum’un içinde bulunduğu yönetim kurulu alt katı almaya karar verdi. Yıllarca düğün salonu, daha sonra da kahve olan bu mekan derneğimizin girişini kesiyor ve zaman zaman karışıklıklara ve tatsızlıklara neden oluyordu. Asım Berzeg ve Günsel Şurdum’un içinde olduğu yönetim kurulu 10 Ağustos 1999 yılı itibariyle 93.189 Amerikan Doları topluyor ve alt kattaki salonun olduğu kısmı 90.000 Dolara satın alıyordu. (Bağışçıların isim listesi ve yaptıkları bağış miktarları elimizde mevcuttur.)

Asım Berzeg’in sağlık nedenleri ile yönetim kurulu başkanlığını bırakması üzerine, Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nin ilk kadın başkanı oluyordu.

İlk kadın Başkan olan Günsel Şurdum’un önünde bir mezbelelik ve pislik yuvası halinde satın alınmış olan alt katın tadilat ve dekorasyonu işi duruyordu. İçinde Banka Müdürü Mustafa Saadet’in de olduğu yönetim kurulu 41.164 Dolar bağışı kapı kapı dolaşarak topladılar. (Bağışçıların listesi elimizde mevcuttur.) Alt katın satın alınması ve hizmete sokulması tam üç yıl sürmüştür. Parasal bağışların yanında ayni bağışlarda çok önemlidir. Örneğin tadilat esnasında içeriden çıkan dokuz kamyon dolusu moloz ve curuf nakliyeci bir soydaşımız tarafından bedelsiz olarak atılmıştır. Gerek Günsel Şurdum, gerek Mustafa Saadet arabalarının bagajlarında ve sırtlarında çimento ve fayans taşıyarak ilmek ilmek örerek alt katı yeniden inşa etmişlerdi.

O dönem Amerikan Hastanesi’nin Kardiyoloji Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Günsel Şurdum, Türkiye’de tıp dünyasında çok önemli bir kariyer olan işinden vazgeçip üstlendiği dernek başkanlığını daha iyi yapabilmeyi tercih etmişti.

Bugün Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği 73 yıllık tarihi bir abide olarak duruyorsa bunun temel harcında ŞURDUM ailesinin üç nesil emeği ve teri durmaktadır.

Ama maalesef 2015 seçimlerinde Günsel Şurdum Avcı ÇDP’nin bağımsız milletvekili adayı olduğunda Bağlarbaşı Derneği salonlarının Günsel Şurdum tarafından kullanılmasına müsaade edilmemişti.

Ve yine maalesef vefa denen şey, Çerkesler için bir semt isminden başka bir şey ifade etmiyormuş.

***

1978 yılında 23 yaşındayken yönetim kurulu üyesi olduğum Bağlarbaşı Derneğinin yönetim anlayışına kırgınım. 2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’yi kurup, Çerkesler için Hak talebinde bulunalım diye meydanlara çıktığımızda o zamanki Kaffed yönetimiyle birlikte hareket edip mitinglere katılınmaması için canla başla çalışmışlar, güçlü bir Çerkes Diasporası olmasını istemeyen Rusya’nın ekmeğine yağ sürmüşlerdi. Ama güneş balçıkla sıvanamamış, mitingler başarıyla gerçekleşmiş, Çerkeslerin hak talepleri kısmen de olsa kabul edilmiş, Düzce ve Erciyes Üniversitelerinde Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümleri açılmış, Çerkesce seçmeli ders olarak okullara konmuştur. Bütün bu gelişmelerde o aktivasyonların payı yadsınamaz.

Kırgınlığım; Çerkes kurumlarının Çerkeslerin hak taleplerinin dile getirilmesine karşı çıkanlar olarak tarihe geçmiş olmalarınadır. Yoksa kimseye küs değilim. Şimdi bizim söylemlerimizi içselleştirip tekrarlar hale gelmelerine rağmen hala bize karşı serin durma gayretlerini anlamakta zorlanıyorum. O yüzden çok önemli bir şey olmadığı sürece Bağlarbaşı Derneğine gitmiyorum.

Bağlarbaşı Derneğinde kim düşünmüşse son derece takdir ettiğim bir işi belirtmek istiyorum. Alt kattaki salonda dernek başkanlarının resimlerinin asılı olduğu bölüm beni hep tarihin derinliklerine alır götürür. İlk başkan Dr. Vasfi Güsar, ikinci Başkan Prof. Hayri Domaniç’ten başlayarak neredeyse yüzde doksanını tanımış ve onlarla anı biriktirmişim. Bir kısmı büyüklerimdi, çoğu arkadaşımdı, şimdikilerde kardeşlerim sayılıyor.

O resimlerdeki her başkan olan kişi tarihi bir sorumluluk taşımış, emek, zaman ve para harcamıştır. Ama dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, Bağlarbaşı Derneği’nin ve Çerkes Halkının mücadele bayrağını en uzun süre bir ailenin fertleri taşımışlar.

Bağlarbaşı Derneğinin duvarına sabitlenmiş olan, diaspora Çerkes tarihinde Çerkes Halkının mücadelesine en uzun süre hizmet etmiş olan Şurdum ailesinin üç ferdi Sait Şurdum, Mesut Şurdum ve Günsel Şurdum’dur.

Ben Bağlarbaşı Dernek binasının satın alınmasını sağlayan rahmetli Sait Şurdum’u elli yıl önce tanıdım. Türkiye’nin en zorlu dönemlerinden biri olan 12 Mart sürecinde başkanlık yapmış olan Mesut Şurdum’u da yıllar önce tanıdım.

Ama en son tanıdığım Günsel Şurdum’u sizlere anlatmak Çerkes Toplumu adına hakkını teslim etmek istiyorum.

***

Günsel Şurdum’u 2011 yılına kadar tanımıyordum. Kendisinin ismini duymuş, selamlaşmış belki de el sıkışmışlığımız olmuştur. Ama oturup sohbet etmişliğimiz yoktu.

2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’ni kurup, Demokratik Açılım Süreci’nde “Çerkesler de Hak talebinde bulunacaklar” diye yola çıkma kararı aldığımızda, Kenan Kaplan, Günsel Şurdum, Nusret Baş, Erol Karayel, Fuat Uğur gibi sağ cenahtaki kişileri davet ederken, ben de Emine Arslandok’un da aralarında bulunduğu sol cenahtaki arkadaşları oluşuma davet ederek Çerkes Ulusal Koalisyonunu oluşturduk.

ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) süreci belgeseli, filmi, romanı yazılacak ayrı bir hikayedir.

İşte bu süreçte, Çerkes Meselesinin siyasi bir mesele olduğu, siyaset kurumu tarafından görünür hale getirilmeden, talep etmeden bir yol alınamayacağı hususunda fikir birliğine varan ÇHİ’yi oluşturan kadronun yanında durmayı bir görev olarak kabul eden kişilerin başında olan Günsel Şurdum Avcı, bu yönüyle de Diaspora Çerkes Tarihinin altın sayfaları arasında yerini almıştır.

ÇHİ’nin mitinglerinin maddi, manevi ve fiili anlamda destekçisi olmuş, katılım sağlamış ve katılım sağlanması için çaba göstermiştir. Bir ÇHİ projesi olan “Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği” kurucu başkanlığını üstlenmiş ve on yıl süreyle yürütmüştür. Tarih ve kimlik bilincini unutmuş Çerkes toplumuna geçmişte olan haklarını hatırlatma görevi üstlenmiştir.

2012 yılının şubat ayında Kocaeli Derbent’te gerçekleştirilen tarihi “Çerkes Çalıştayı” organizasyonuna maddi ve manevi katkı sunmuştur. Bu çalıştay Çerkes Hakları mitinglerinden daha fazla ses getirmiş, Avrupa Birliği ilerleme raporlarına Çerkeslerin de hak talebi olduğunu tescil ettirmiştir.

2013 yılında kurulan Çerkes Dernekleri Federasyonu’nun kuruluşuna destek vermiş ve her türlü katkıyı sunmuştur.

2014 yılında Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek parti olan ÇDP’nin kurucular kurulu üyesi olmuştur. Çerkes kimliği ile ÇDP’nin bağımsız milletvekili adaylarından biri olmuş ve “Çerkes Siyasallaşmasının Öncüleri” arasında yerini almıştır. Başka partilerden aday olmak kolaydır ama Çerkes kimliği ile siyasi aday olabilmek 2015 yılında yürek isteyen bir davranıştı. Günsel Şurdum’la birlikte Çerkes kimliği ile milletvekili adayı olmuş dokuz soydaşımızı buradan bir kez daha selamlıyorum.

2025 yılında kurulmuş olan “Çerkes Tarihini Araştırma Enstitüsü Vakfı-ÇER-TAV”ın en önemli destekçileri içinde yer alarak Çerkes milletinin tarih bilincinin oluşmasına katkı vermektedir.

Ayrıca, benim içinde olmadığım süreçte, Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği başkanı olan Günsel Şurdum, Kaffed’in kurulmasını sağlayan en önemli kişilerden biri idi.

***

Onbeş yıldır yol yürüdüğüm dava arkadaşım Günsel Şurdum’un en kötü yanı çok fazla iyi insan olmasıdır. Sanki Polyanna Romanı onun için yazılmıştır. Ama herkesin iyi niyetli olmadığını ona anlatmakta güçlük çektiğimiz çok zamanlarımız olmuştur.

Özellikle yazdığım yazılardaki keskin üslup onu rahatsız eder ve zaman zaman küserdik birbirimize. Ama bu küslük uzun sürmez kısa sürede biterdi. Toplumsal-Politik bir hareket olan ÇHİ’nin bir buzkıran gemisi olduğunu, bazı tabuların ancak sert vuruşlar olmadan yıkılmayacağını anlatmakta zorlanırdık Sevgili Günsel Ablamıza. O herkesin kendisi gibi iyi olduğuna inanırdı. Meydanda olduğun zaman taşlanırsın meyveli ağaçlar gibi. Bir şey yapmak için yola çıktığında illa birileri ya ona kulp ya da çelme takacaktır. Bunun böyle olduğuna bir türlü inandıramadık onu.

Çerkes camiasındaki sivil toplum kuruluşları dışında hangi Çerkesin bir sağlık sorunu olmuşsa ve ona ulaşmışsa mutlaka yardımcı olmuştur. Bunun canlı şahidiyim. Defalarca kalp anjiyosu olmuş biri olarak, her seferinde Memorial Hastanesinden randevularımı alıp, kardiyoloğ olarak operasyon esnasında başımda defalarca beklemiştir. Benim üzerimde hakkı olduğu gibi bir çok Çerkesin üzerinde de hakkı vardır.

Türkiye Çerkes Diasporasında Çerkes milletine Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı kadar hizmet etmiş kişilerin sayısı iki elin parmakları sayısını geçmez.

Ona dil uzatma cüretinde bulunanlar, tarih, vefa ve kimlik bilincinden yoksun zavallılardır.

Ona Çerkes milleti adına minnet ve şükranlarımı sunuyor, sağlıklı bir ömür diliyorum.



876 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
TÜRK ORDUSUNUN ETHEM’DEN KORKTUĞUNU M. KEMAL İTİRAF EDİYOR - 13/10/2025
Mustafa Kemal kendisine rakip olabilecek kişi ve kurumları yok etmek ve aşağılamak hususunda pek mahirdir. Refet Bele de Nutuk’ta payına düşeni almıştır. Ama Bele komutasındaki Türk Ordusunun Ethem Bey Kuvvetlerinden nasıl korktuğunu itiraf ederek.
TÜRKİYE BARIŞMAYA İSTİKLAL MAHKEMELERİ KARARLARINI GEÇERSİZ SAYARAK BAŞLAYABİLİR - 22/09/2025
Eğer Türkiye barışmak istiyorsa bir yerden başlamalı. Bu başlangıç Türkiye’deki tüm kesimlerin hala yarasını kanatmakta olan kararları almış ve infaz ettirmiş olan İstiklal Mahkemelerinin kararlarını TBMM kararıyla geçersiz sayarak olmalıdır.
ETHEM VE M. KEMAL ARASINDAKİ MÜCADELE İDEOLOJİKTİ - 31/08/2025
”Mustafa Kemal Diktatörlüğe gidiyor”diyerek 1924 Kasım ayında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (İlerici Cumhuriyet Partisi)’nı kuran, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, A.F. Cebesoy ve arkadaşları Mustafa Kemal’le ideolojik ayrılığa düşmüşlerdi
BALKAR SELÇUK’A MEKTUP - 10/08/2025
Tanzer Ünal ismindeki bir gazeteci çalıştayımızı eleştirirken, ”Yeni Bir İhanet Şebekesi” manşetini atmış isimlerimizi ve resimlerimizi de vererek bizi hainlikle suçlayarak hakaret etmişti. O zaman mahkeme bunu fikir özgürlüğü olarak kabul etmişti.
NEDEN BU HALDEYİZ, NE YAPMALIYIZ? - 23/07/2025
Eğer bizler Çerkes Milleti olarak bir vatan ve millet inşa etmeyi hayal ediyorsak, fikriyatımızın merkezinde “Çerkes Milliyetçiliği”nin olması gerektiğine inanıyoruz.
RUSYA ON YIL İÇİNDE DAĞILACAK BİR ÜLKEDİR - 19/06/2025
On yıl içerisinde dünyanın fosil yakıt ihtiyacı ortadan kalkacaktır. Petrol, doğalgaz, kömür ve kereste dışında satacak bir ürünü olmayan Rusya çöp olacak ve dağılacaktır.
ÇERKESLER, RUSLAR’DAN ÇOK DAHA ASİL VE DAYANIKLI BİR MİLLETTİR - 09/06/2025
Korkan kimse dövüştüğü kimseyi asla yenemez. Ruslar da Çerkesya’nın Ormanlık dağlık coğrafyasından ve gözünü daldan budaktan sakınmayan savaşçılarından çok korkuyorlardı.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi