• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam852
Toplam Ziyaret1296235
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.512843.6872
Euro51.602251.8090
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKESLERİN, “ÇERKES KALMA” DİYE BİR SORUNU VAR MI?
15/02/2026

Sanıyorum 1982 yılıydı. 12 Eylül’ün varlığını en fazla hissettirdiği yıllardı. Yani bundan tam 44 yıl önceydi. 12 Eylül rejiminin sürek avı yaptığı yıllarda ben de sık sık ev değiştiriyordum. Çok sık olarak gittiğim ve kaldığım evlerden biri de Hapi Cevdet Yıldız’ın Üsküdar Sultantepe’deki evi idi. Hapi Cevdet o dönemde lise müdürlüğü yaptığı için onun evini güvenli buluyor, orada kalıyor ve ondan çok şey öğreniyordum.

İşte o evde kaldığım sürede başka bir misafirle tanıştım. O misafir İsveç vatandaşı olan ve Alman Kilisesine çalışan Levi Martinson’du. Levi Martinson Abzax lehçesi ile mükemmel Çerkesce konuşuyordu. Çerkesceyi öğrenmek için Suriye’nin Biracem ve Berika köylerinde üç yıl yaşamış ve Çerkesceyi orada öğrenmişti. Türkiye’de de benim o zamana kadar görmediğim ve bilmediğim bir çok Çerkes köyüne gitmişti. Amacı tabi ki Hıristiyanlığı Çerkesler arasında yaymak ve incil’i Çerkesceye çevirmekti. Nitekim daha sonra İncil’i Çerkesceye çevirdi ve bana da ulaştırdı. İçinde neredeyse hiç Türkçe, Rusça ve Arapça bulunmayan mükemmel bir çeviri yapmıştı. O incil hala kütüphanemde duruyor.

Bir gün sohbet ederken, “Çerkeslerin Çerkeslik diye bir sorunu yok, ama Çerkeslik için uğraşan iyi insanları var” demişti. Bu söyleme o zaman itiraz etmiştim. Çünkü Çerkes Köyleri boşalmamış ayakta duruyor, Çerkesce fiilen yaşıyor ve kullanılıyor, 1961 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamından dolayı onlarca dernek açılmış ve Çerkeslik bilincinin yükseldiği bir dönemdeydik.

O gün, o yüzden bu konuşmaya karşı çıkmıştım. Ama bugün geriye dönüp baktığımda Levi Martinson’un haklı olduğunu düşünmeye başladım.

***

O günlerden bu günlere Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti. 12 Eylül askeri rejimi ile birlikte hem Çerkes dünyası, hem de diğer etnisiteler için bir baskı zulüm ve gerileme dönemi oldu. Doksanlı yıllar çok hızlı gelişmelere neden oldu. Sovyetler Birliğinin dağılması, anavatana gidiş gelişlerin kolaylaşması, oradaki çarpıklıkların diasporaya, diasporadaki çarpıklıkların anavatana yansıması, Abhazya savaşı, Çeçenistan savaşı, sürgün ve soykırım kelimelerinin Çerkes literatürüne girmesi, 21 Mayıslarda meydanlara çıkılması, Soçi olimpiyatları protestoları, Çerkeslerin meydanlara çıkıp Türkiye’den demokratik haklarını talep etmeleri, Çerkes soykırımının bazı parlamentolarca kabul edilmesi, Cumhurbaşkanı düzeyinde 21 Mayıslarda Çerkeslerin acısının paylaşılması, Düzce ve Erciyes Üniversitelerinde Çerkes dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması, Çerkescenin seçmeli ders olarak müfredata girmesi gibi onlarca gelişme yaşandı.

Bunların 160 yıldır hiç bir hakkı olmadan gölge gibi yaşamış bir halk için ne kadar önemli şeyler olduğunu anlıyorum.

Ancak bir halk;

Meselesini görünür kılmaktan korkuyorsa,

Bir statü talebi yoksa (Anavatan için bağımsızlık, diasporalar için azınlık Hakları),

Ve siyasi bir önderliği yoksa…

Yok olmaya mahkumdur !

***

İstanbul Türkiye’nin en büyük şehri. İstanbul’a Türkiye’nin her şehrinden ve dünyanın her yerinden gelip yerleşen Çerkesler var. İstanbul dünyada en fazla Çerkesin yaşadığı şehir. En fazla eğitimli insanının olduğu şehir. Ve Türkiye’de en fazla Çerkes ve Kuzey Kafkas STK’sının olduğu şehir.

İstanbul şehrimizin Kafkas STK’ları her ayın ilk perşembe günü her ay farklı bir STK’da düzenli olarak Koordinasyon Kurulu adı altında toplanıyorlar. Bu toplantıları çok değerli bulduğumu belirtmek istiyorum. Diyalog halinde olmak her zaman iyi bir şeydir. Maltepe Çerkes Derneği Başkanı sıfatıyla ben de koordinasyon kurulunun üyesiyim ve toplantılarına çok önemli bir işim olmadığı sürece katılıyorum. Koordinasyon kurulumuzun 22 üyesi var.

Ve STK’larımızın başkan yöneticilerinin ne kadar fedakarca para, zaman ve emek harcayarak kurumlarını ayakta tutmaya çalıştıklarının farkındayım. Çünkü ben de aynı dertlerle mustaribim.

Ancak, maalesef kurumlarımızın başında olan bu fedakar insanlarımızın vatanından sürülmüş diasporik bir milletin var olması için gereken temel kurallardan bihaber oldukları ya da bu talepleri dile getirmekten çekindikleri anlamını çıkarıyor geçen hafta yaşadığım bir deneyim.

Şimdi sizlere neden böyle bir kanıya vardığımı anlatmaya çalışacağım ama yine kısa bir izahat vermek zorundayım :

Görünür kılmak; en risksiz demokratik hak kullanımıdır. Ama bu sokağa çıkmayı ve konforlu dernek duvarlarının dışına çıkmayı gerektirir. Kalın dernek duvarları arkasına saklanmış bir halkı kimse görmez, göremez.

Statü Talebi; tabi ki riskli bir istemdir. Böyle bir talep hem Rusya’yı, hem Türkiye’yi rahatsız eder. Ama “Çerkes Kalma” iddiasında olanların bunu göze alması gerekmektedir.

Siyasi Önderlik ; Görünür kılmayı ve statü talebini dile getirecek siyasi yapılanmaların ardında durmayı bir görev olarak kabul etmesi gereken STK’larımızın, Çerkes siyasetinin gerekliliğine inanmadıklarını görmekteyiz. Çerkeslerin oluşturduğu Türkiye Merkezli ÇDP’yi desteklemek şöyle dursun, onu rakip olarak görmeleri ve her seçime katıldığında önünü kesmeye çalışmaları tam bir acınası haldir. Ayrıca Uluslararası alanda siyaset yürütmeyi hedefleyen BÇK (Birleşik Çerkesya Konseyi) ve ÇUM (Çerkes Ulusal Meclisi)’ne hiç bir destek sağlamamış olmaları yine çok acınası bir durumdur.

Şimdi geçen hafta bu değerli STK’larımızın başkan ve yöneticilerinin olduğu Whatsaap gurubunda bir paylaşım yaptım.

Bu paylaşım atalarımıza soykırım ve sürgün uygulamış olan Rusya Devletinin Kızıl Ordu Korosunun Haziran ayında geniş bir Türkiye Konser Turnesine çıktığı haberin afişi idi. Kızıl Ordu korosunu her gittikleri ilde geniş katılımlı bir protesto organizasyonu düzenleme önerisi yapmıştım. 22 kurumdan iki kurum temsilcimiz bu öneriyi haklı bulmuştu. Destekleyen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ama bir kaç kurum temsilcisi kem küm etmiş ve böyle bir şeyin gereksizliği ve gönülsüzlüğünü dile getirmişlerdi.

İnsan ister istemez şüpheye düşüyor. Bir halkın en fedakar kesimini oluşturan STK başkan ve yöneticilerinin en basit bir demokratik hak talebi olan “Görünür kılma” konusunda bu kadar çekingen (korkak demek istemiyorum) davranmalarını anlamakta zorlanıyorum.

STK yöneticilerimizin yüzde doksanı sokağa çıkmaya cesaret edemiyor. İster istemez insan sormadan edemiyor ”Çerkeslerin Çerkes Kalma diye bir sorunu var mı?”

Ama her şeye rağmen, sokağa çıkarak meselesini “Görünür Kılarak” dünya gündemine taşıma yürekliliğinde olan evlatlarımızın var olduğunu da biliyoruz.

Bu bize her zaman “Yaşasın Çerkes Kalma mücadelemiz !” dedirtebiliyor.



234 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI - 10/01/2026
1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi.
“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
TÜRK ORDUSUNUN ETHEM’DEN KORKTUĞUNU M. KEMAL İTİRAF EDİYOR - 13/10/2025
Mustafa Kemal kendisine rakip olabilecek kişi ve kurumları yok etmek ve aşağılamak hususunda pek mahirdir. Refet Bele de Nutuk’ta payına düşeni almıştır. Ama Bele komutasındaki Türk Ordusunun Ethem Bey Kuvvetlerinden nasıl korktuğunu itiraf ederek.
TÜRKİYE BARIŞMAYA İSTİKLAL MAHKEMELERİ KARARLARINI GEÇERSİZ SAYARAK BAŞLAYABİLİR - 22/09/2025
Eğer Türkiye barışmak istiyorsa bir yerden başlamalı. Bu başlangıç Türkiye’deki tüm kesimlerin hala yarasını kanatmakta olan kararları almış ve infaz ettirmiş olan İstiklal Mahkemelerinin kararlarını TBMM kararıyla geçersiz sayarak olmalıdır.
ETHEM VE M. KEMAL ARASINDAKİ MÜCADELE İDEOLOJİKTİ - 31/08/2025
”Mustafa Kemal Diktatörlüğe gidiyor”diyerek 1924 Kasım ayında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (İlerici Cumhuriyet Partisi)’nı kuran, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, A.F. Cebesoy ve arkadaşları Mustafa Kemal’le ideolojik ayrılığa düşmüşlerdi
BALKAR SELÇUK’A MEKTUP - 10/08/2025
Tanzer Ünal ismindeki bir gazeteci çalıştayımızı eleştirirken, ”Yeni Bir İhanet Şebekesi” manşetini atmış isimlerimizi ve resimlerimizi de vererek bizi hainlikle suçlayarak hakaret etmişti. O zaman mahkeme bunu fikir özgürlüğü olarak kabul etmişti.
NEDEN BU HALDEYİZ, NE YAPMALIYIZ? - 23/07/2025
Eğer bizler Çerkes Milleti olarak bir vatan ve millet inşa etmeyi hayal ediyorsak, fikriyatımızın merkezinde “Çerkes Milliyetçiliği”nin olması gerektiğine inanıyoruz.
RUSYA ON YIL İÇİNDE DAĞILACAK BİR ÜLKEDİR - 19/06/2025
On yıl içerisinde dünyanın fosil yakıt ihtiyacı ortadan kalkacaktır. Petrol, doğalgaz, kömür ve kereste dışında satacak bir ürünü olmayan Rusya çöp olacak ve dağılacaktır.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi