• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam345
Toplam Ziyaret1337246
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar44.479144.6573
Euro51.917552.1255
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
TRAVMA, EN ÇOK KORKU OLARAK DIŞA VURUR
08/04/2026

Değerli okuyucularım;

Bu yazımızda Travma, Toplumsal Travma ve Çerkeslerin Toplumsal Travması üzerine bir yolculuk yapacağız.

Travma; bireyin fiziksel ya da ruhsal bütünlüğünü tehdit eden, dehşet, çaresizlik ve korku yaratan, başa çıkma mekanizmalarını aşan, ani ya da uzun süreli (kronik) olayların bıraktığı derin izlerdir. Doğal afetler, kazalar, şiddet ya da kayıplar gibi olaylar, bireyde şok, inkar, öfke, depresyon ve fizyolojik belirtiler (çarpıntı, titreme korku) gibi kalıcı etkilere yol açabilir. Fiziksel Travma; vücut bütünlüğüne zarar veren kazalar, düşmeler, yaralanmalar Psikolojik ya da Duygusal Travma; Zihinsel yada duygusal yapıyı bozan büyük Travmalar (Deprem, Savaş gibi) ya da küçük travmalar (Uzun süreli stres, mobbing gibi) Karmaşık Travma; uzun süreli kaçışın olmadığı durumlar (istismar, esaret gibi) Travmanın tarifinde belirtildiği gibi; kişinin başa çıkma mekanizmalarını aşan durumlara yardımcı olmak için psikoloji, psikiyatri ve psikanaliz gibi bilim dalları ortaya çıkmıştır. Travma yaşayan kişiler hasta olduklarını kabul ederek yardım almayı kabul edip, yaşadıkları travma ile yüzleşirlerse, yaşadıkları travmayı aşıp normal hayatlarını yaşamaya devam edebilirler. Eğer travmaları ile yüzleşmeyi reddederlerse ömür boyu hasta ve kişiliksiz olarak yaşamaya devam ederler.

***

Toplumsal Travma; Bir toplumun tamamını ya da belirli bir kısmını etkileyen sarsıcı olayların (Savaş, deprem, ekonomik çöküntü, soykırım, zorunlu sürgün gibi) yol açtığı ortak acı, kaygı, korku ve belirsizlik halidir. Tabi ki Toplumsal Travma’dan kurtulup kişilikli bir toplum haline gelebilmek mümkündür. Ama bireysel travmaya göre toplumsal travmadan kurtulabilmek çok daha zordur. Çünkü bir kişinin travmasını aşabilmesi ile yüzbinlerce hatta milyonlarca kişinin travmasını aşabilmesi arasında büyük uçurumlar vardır. Çünkü toplumsal travmasıyla yüzleşmek için öne çıkan bir kişi hemen çoğunluk tarafından dışlanacak ve yalnız bırakılacaktır. Doğal afetler dolayısıyla oluşan toplumsal travmaların aşılması nispeten daha kolaydır. Ancak insan eliyle yaratılan toplumsal travmalarla baş etmek daha zordur. Soykırım, zorunlu sürgün, inkar, imha ve asimilasyon politikaları sürdüren devletlerin yarattığı toplumsal travmalarla baş etmek hiç de kolay değildir. Ancak bu mümkündür. Çünkü hiç bir zulüm sonsuza kadar devam edemez. Bunun bilincine varan insanların arkasında durarak, toplumsal dayanışma ve yüzleşme ile toplumsal travmalar aşılabilir. Sorununu görünür kılarak insanlık aleminden yardım isteyen toplumlar hem destek görmüşler, hem de travmaları ile yüzleştikleri için korku duvarını yıkarak kimliklerini yeniden inşa edebilmişlerdir.

***

Çerkeslerin toplumsal travmasına gelecek olursak: İki nokta üst üsteden sonra konuya girecektim ama, hemen birilerinin “sen Çerkeslere Hasta diyerek hakaret ediyorsun“ dediklerini duyar gibi oluyorum. Çünkü elli yıllık gözlemlerim ve okunmalarım bana Çerkes Halkının Toplumsal Travmasını aşamamış diasporik bir millet olduğunun bütün emarelerini taşıdığını gösteriyor. Savaş, soykırım ve defalarca sürgün görmüş, ağır bir ideolojik saldırı altında zorla Türkleştirilmeye çalışılarak asimilasyon, inkar, imha ve aşağılama politikalarına tabi tutulmuş bir milletin ferdi olan kişilerin ve toplumun travma yaşamaması mümkün değildir. Travma yaşayan bir çok kişinin hasta olduğunu kabul etmemesi gibi Çerkesler de başlarına geleni gizleyip “asil, zarif, kahraman” olduklarını söyleyerek kendilerini kandırırlar. Mesela düğün, dernek, yemek, festival, cenaze, eğlence olduğunda bir araya gelmek için yarış halinde olan Çerkeslerden; haydi Çerkesler için toplumsal bir talep dile getirelim dediğinizde kimseyi yanınızda bulamazsınız. Oysa vatanını kaybetmiş, özgürlüğünü kaybetmiş, kimliğini kaybetmiş bir halktan oynamak dışında bir tepki alamıyorsunuz. Dünyanın her yerinde aşağılanan, toplum dışında bırakılan ve ağır bir yoksulluk yaşayan Romanların travmaları ile başedebilmek için sadece oynadıkları gibi Çerkesler de sadece oynayarak travmaları ile baş etmeye çalışıyorlar. Oysa çok ağır sorunları olan Çerkeslerin, kahraman savaşçı atalarına layık olabilmek için, travmaları ile baş etmelerinin birinci şartının meselelerini “görünür kılmak” olduğunu anlamaları gerekiyor. Bunun için; yazının başında belirttiğimiz Travma en çok korku olarak dışa vurur demiştik. İşte bu korku duvarını yıkmanın yolunun, meydanlara çıkıp bağırmak, sorunlarımızı dünyayla paylaşmak ve iyi insanların desteğini istemekten geçtiğini öğrenmemiz gerekiyor.



357 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

RUSYA VE MUHİBLERİ - 05/03/2026
Bu yazımda, Çerkeslerin sürgünde geçirdiği 70 yılın gözlemcisi olarak Rusya’nın elinin nasıl içimizde olduğunu ve bizi nasıl manüple ettiğini yaşadıklarım üzerinden anlatmak istiyorum.
ÇERKESLERİN, “ÇERKES KALMA” DİYE BİR SORUNU VAR MI? - 15/02/2026
12 Eylül rejiminin sürek avı yaptığı yıllarda ben de sık sık ev değiştiriyordum. Çok sık olarak gittiğim ve kaldığım evlerden birinde bir misafirle tanıştım. O misafir Alman Kilisesine çalışan, İsveçli, mükemmel Çerkesçesi olan Levi Martinson’du.
PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI - 10/01/2026
1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi.
“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
TÜRK ORDUSUNUN ETHEM’DEN KORKTUĞUNU M. KEMAL İTİRAF EDİYOR - 13/10/2025
Mustafa Kemal kendisine rakip olabilecek kişi ve kurumları yok etmek ve aşağılamak hususunda pek mahirdir. Refet Bele de Nutuk’ta payına düşeni almıştır. Ama Bele komutasındaki Türk Ordusunun Ethem Bey Kuvvetlerinden nasıl korktuğunu itiraf ederek.
TÜRKİYE BARIŞMAYA İSTİKLAL MAHKEMELERİ KARARLARINI GEÇERSİZ SAYARAK BAŞLAYABİLİR - 22/09/2025
Eğer Türkiye barışmak istiyorsa bir yerden başlamalı. Bu başlangıç Türkiye’deki tüm kesimlerin hala yarasını kanatmakta olan kararları almış ve infaz ettirmiş olan İstiklal Mahkemelerinin kararlarını TBMM kararıyla geçersiz sayarak olmalıdır.
ETHEM VE M. KEMAL ARASINDAKİ MÜCADELE İDEOLOJİKTİ - 31/08/2025
”Mustafa Kemal Diktatörlüğe gidiyor”diyerek 1924 Kasım ayında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (İlerici Cumhuriyet Partisi)’nı kuran, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, A.F. Cebesoy ve arkadaşları Mustafa Kemal’le ideolojik ayrılığa düşmüşlerdi
BALKAR SELÇUK’A MEKTUP - 10/08/2025
Tanzer Ünal ismindeki bir gazeteci çalıştayımızı eleştirirken, ”Yeni Bir İhanet Şebekesi” manşetini atmış isimlerimizi ve resimlerimizi de vererek bizi hainlikle suçlayarak hakaret etmişti. O zaman mahkeme bunu fikir özgürlüğü olarak kabul etmişti.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi