• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam733
Toplam Ziyaret1375168
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar45.599345.7820
Euro53.085253.2979
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
KEMALİZM YANCILIĞI KISKACINDA ÇERKESLER
29/05/2026



  Değerli okuyucularım,

Doğrusunu isterseniz bu fotoğraf beni en fazla irrite eden fotlardan biridir. Bu fotoğrafı  kullanmak, Kemalizm yancılığı yapıp kendine güvenli alan oluşturmak isteyenlerin zavallılığıdır. Şöyle buyurur bu Kemalizm yancıları: “Biz azınlık değil, bu devletin asli kurucu unsuruyuz. Benim de dedem Çanakkale ‘de şehit oldu. Vatan kaybetmenin ne olduğunu bildiğimiz için bu vatanı kanımızın son damlasına kadar savunuruz. Yemek yediğin kap pisletilmez”… gibi korku ve hezeyan karışık cümleleri peş peşe sıralarlar. En çok da yukarıdaki resmi kullanırlar.

Yukarıdaki resimde Yanyana duran iki kişiden uzun boylu olan Çerkes Ethem Bey tabiî ki Milli Mücadele’nin gerçek kahramanıdır. Yunanlıların İzmir’e çıkmasından çok kısa süre sonra beş bin kişilik Kuvayı Seyyare ordusunu oluşturup Yunan Ordusunu Manisa önlerinde mıh gibi çakmıştır. Mustafa Kemal’in Samsun’dan Amasya’ya, Amasya’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a, Sivas’tan Ankara’ya gelmesi yedi buçuk ay sürmüştür. Bu süre zarfında Ethem Bey gibi bir kahraman ortaya çıkıp Yunan Ordusunu Manisa önlerinde durdurmasaydı, Yunan Ordusu Ankara’yı da Sivas’ı da alırdı. Ethem Bey, çıkan Ankara karşıtı isyanları bastırmasaydı, isyancıların Ankara’yı boğması ve Mustafa Kemali asması işten bile değildi. Bir buçuk yıl boyunca Anadolu’nun tek askeri gücü olan orduyu kuran Ethem Beye minnet ve şükran duyulması gerekirken, yukarıdaki resimdeki kısa boylu olan Mustafa Kemal tarafından hain ilan edildi ve onun emeği üzerine çöküldü. Yani bir kahramandan bir hain yaratıldı ve Çerkes Ethem beyin şahsı üzerinden tüm Çerkes Halkı hain ilan edildi. İşte bu hain yaftasını yememek için çok önemli bir kesimin Kemalizm yancılığı yaptığına inanıyoruz. Celladına (asimilasyon, inkar, imha politikaları uygulayan Kemalizm) aşık olma sendromuna tutulmuş, Kemalizmin eğitim tornasından geçirilmiş bilinç düzeyi son derece düşük okumuş kesimler, uygulanan kültürel soykırımın en az Rusya’nın soykırım politikaları kadar Çerkeslere zarar verdiğini düşünemezler.

***

Peki bu algıları ve olguları değiştirebilecek Çerkes aydınlarını niye yetiştiremedik? Köklerinden koparılmış bir ağacın başka bir yerde ve iklimde yaşaması nasıl mümkün değilse, köklerinden koparılmış bir halkın da başka yerde ve iklimde yaşaması ve özgün düşünceler üretebilmesi çok zordur. Çerkes Milletininin tüm olumsuz koşullara rağmen 162 yıldır anavatanından sürülmüş olarak diasporalarda varlığını sürdürebilmesi olağanüstü bir durumdur.. İnsan da su gibidir, içine girdiği kabın şeklini alır. Geldikleri Osmanlı coğrafyasının ve devamında Osmanlı’nın bölünmesinden sonra ortaya çıkan devletlerin ideolojik baskısı altında şekillendiler.

Sürgünden önce çeşitli vesilelerle Osmanlı Ordusunda görev almış çok sayıda subay ve asker vardı. Bu kişiler büyük kitleler halinde gelen soydaşlarının yerleşmesi için önayak oldular. Osmanlı’ya geldiklerinde tahtta Sultan Abdülaziz vardı. Onun devrilip yerine getirilen Abdülhamit’in oluşturduğu rejim hiçbir örgütlenmeye ve fikir üretimine imkan vermedi. Abdülhamit’in tasfiye edilip Meşrûtiyetin ilan edilmesi örgütlenme imkanı verdi. Meşrutiyetle birlikte kurulan Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti adeta Osmanlı Genelkurmayı gibi Çerkes paşalardan oluşuyordu. Onlar kaderlerini Osmanlı’nın kaderi ile birleştirmişlerdi. Sahip oldukları makam, mevki ve serveti Osmanlı’ya borçluydular. Tabiî ki Anavatandan gelenler, gelmeye devam edenler, geriye dönenler, anavatanda devam eden mücadelelerle ilgilendiler. Diasporada ilk Çerkes örgütlenmesini kuran kişiler olarak tarihe geçtiler. Ancak bize diasporada içinde yaşadığımız devletlerden de hak talep edilmesi geleneğini değil de, biat uzlaşı ve teslimiyet geleneğini miras olarak bıraktılar. Bugünkü Çerkes aydınlarının ağızlarına almaktan korktukları Osmanlı Döneminin en önemli girişimi “Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti “dir. Bu oluşumu gerçekleştiren aydınlar diaspora tarihinde ilk defa azınlık haklarını talep ederek Çerkesler için bir şey istemişler, bedelini yüzellilikler listesine alınarak ve yurtdışına sürülerek çok Ağır bir biçimde ödemişlerdir.

2 Mayıs 1923 tarihinde Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü tebligatı Çerkes köylerine tebliğ edildiğinde Çerkes Kurumları açıktı. Çerkes kurumları bölücü ve zararlı örgütler kapsamına alınarak 5 Eylül 1923 tarihinde kapatılmıştır. Açık olan Çerkes kurumlarının ve aydınlarının hiç biri, Mehmet Fetgeri Bey hariç sesini çıkaramamıştı. Demek ki bizim diasporada kendini halkı için feda edebilecek tek aydınımız olmuş, oda Mehmet Fetgeri beydir. Bütün muhalefeti ve farklılıkları yok etmek üzere yola çıkan Kemalist diktatörlüğün ayak sesleri duyulmaya başlamıştı.

***

Tek parti dönemi diye adlandırılan dönemde bir Kemalizm dini yaratılmak istendi. Hepimiz bu dinin ritüellerine maruz kaldık. Her sabah okullarda gırtlaklarımız yırtılırcasına “Türküm,doğruyum, çalışkanım” diye bağırtıldık. Çerkesce konuştuk diye öğretmenlerden dayaklar yedik. Ülkenin en büyük türbesi olan Anıt Kabiri ziyaret etmek, hac farizası yerine geçen bir ritüel oldu. Ülkedeki herkesin zorla Türk yapılmaya çalışıldığı bu dönemde Çerkescilik yapılması mümkün değildi. 1950’lere gelindiğinde Sovyetler Birliğinden kaçan soydaşlarımızın varlığı ve dönemin anti-komünist havası her yere hakim oldu.1952 yılında kurulan Bağlarbaşı Kafkas Derneğinin ilk Başkanı Dr. Vasfi Güsar’dır. Dr.Güsar Kafkas ve Yeni Kafkas Dergilerinin yayıncısı ve yazarıdır.1978 yılında vefat eden Vasfi Güsar Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine miras kalmış çok önemli bir aydınımızdır. Tabiî dergilerindeki çizgi anti-Komünist ve T.C.’nin kırmızı çizgilerini dikkate alan bir içerikteydi.

Vatanından sürülmüş bir milletin küllerinden bir aydın çıkarmasının en tipik örneği İzzet Aydemir’dir. Çok az Çerkesin yaşadığı Kilis’te 1925’te doğmuş, babası memur olduğu için hiç köyde yaşamadığı için Çerkesce bilmeyen İzzet Aydemir,1961 yılında Ankara Kafkas Derneği’nin kurulmasını sağlamış, 1964-1975 yılları arasında “Kafkasya-Kültürel Dergi”yi yayınlayarak Çerkeslik bilinci olan bir nesil yetişmesinin önünü açmıştır. 68 ve 78 kuşağı dediğimiz nesiller ondan etkilenmiştir. Dönüş çizgisi ondan etkilenmiş Kamçı, Yamçı, Nartların Sesi Dergilerini yayınlamıştır. Malesef Dönüş Çizgisi kadrolarının neredeyse tamamı Rusya tarafından zihinsel ve fiziki anlamda esir alınmış ve dönüş çizgisi Rusya’nın bir aparatı haline getirilmiştir.

68 ve 78 kuşağının sağcıları en iyi Müslüman ve Türk olma yarışına girmişlerdir. Daha sonra bunların bazıları dönüşerek Çerkes Milliyetçisi olmuşlardır. Ancak Çerkes Milliyetçilikleri ile Türkiye’nin hassasiyetleri arasında hep sıkışıp kalmışlardır.

68 ve 78 kuşağı solcuları ise, Sosyalizm gelecek, bütün dertleri çözecek, Çerkes Meselesi de böylece çözülecek kolaycılığına düşmüşlerdir. Türk solunun Kemalist olduğunu anlamamız Malesef bize çok zaman kaybettirmiştir.

68 ve 78 kuşağı çok yaralı ve bagajlarından arınabilmiş bir topluluk değildir. Onun için 68 ve 78 kuşağının Çerkes Halkını Kemalizm yancılığından arındırması mümkün değildir. Çünkü zaten bir çoğu sol soslu Kemalisttir.

Çerkes Milletinin varlık mücadelesini sürdürebilmesi için, kendisini yok etmeye yeminli Kemalist Rejimin vesayetinden kurtulması gerekiyor. Bunu da yeni nesil organik Çerkes aydınlarının yapabileceğine inanıyorum. Janberk Apiş, Mustafa Canbek, Selçuk Balkar, Semir Ceylan gibi.

Haydi gençler kolay gelsin. Herkese iyi bayramlar. 



315 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLERİN GÖNÜLLÜ DİPLOMATI: DOÇ. DR. MUSTAFA CANBEK - 07/05/2026
Çerkes soykırımının tanınmasını ciddiye alan tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu konferansa bekliyoruz. İrtibat Tel: 0532 425 08 91
TRAVMA, EN ÇOK KORKU OLARAK DIŞA VURUR - 08/04/2026
Değerli okuyucularım; Bu yazımızda Travma, Toplumsal Travma ve Çerkeslerin Toplumsal Travması üzerine bir yolculuk yapacağız.
RUSYA VE MUHİBLERİ - 05/03/2026
Bu yazımda, Çerkeslerin sürgünde geçirdiği 70 yılın gözlemcisi olarak Rusya’nın elinin nasıl içimizde olduğunu ve bizi nasıl manüple ettiğini yaşadıklarım üzerinden anlatmak istiyorum.
ÇERKESLERİN, “ÇERKES KALMA” DİYE BİR SORUNU VAR MI? - 15/02/2026
12 Eylül rejiminin sürek avı yaptığı yıllarda ben de sık sık ev değiştiriyordum. Çok sık olarak gittiğim ve kaldığım evlerden birinde bir misafirle tanıştım. O misafir Alman Kilisesine çalışan, İsveçli, mükemmel Çerkesçesi olan Levi Martinson’du.
PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI - 10/01/2026
1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi.
“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
TÜRK ORDUSUNUN ETHEM’DEN KORKTUĞUNU M. KEMAL İTİRAF EDİYOR - 13/10/2025
Mustafa Kemal kendisine rakip olabilecek kişi ve kurumları yok etmek ve aşağılamak hususunda pek mahirdir. Refet Bele de Nutuk’ta payına düşeni almıştır. Ama Bele komutasındaki Türk Ordusunun Ethem Bey Kuvvetlerinden nasıl korktuğunu itiraf ederek.
TÜRKİYE BARIŞMAYA İSTİKLAL MAHKEMELERİ KARARLARINI GEÇERSİZ SAYARAK BAŞLAYABİLİR - 22/09/2025
Eğer Türkiye barışmak istiyorsa bir yerden başlamalı. Bu başlangıç Türkiye’deki tüm kesimlerin hala yarasını kanatmakta olan kararları almış ve infaz ettirmiş olan İstiklal Mahkemelerinin kararlarını TBMM kararıyla geçersiz sayarak olmalıdır.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi