• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam903
Toplam Ziyaret1388282
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.180146.3652
Euro53.570153.7848
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
“SİZ BİZİ BÖLMEK İÇİN Mİ ORTAYA ÇIKTINIZ?”
16/06/2026

“Zaten ortadaydık, sizi çok fena böldük ve cümle aleme madara ettik”

Yazının başlığındaki sözü son on beş senedir o kadar çok işittik ki, bunun hikayesini anlatmak ve tarihe not düşme adına bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.

İnsanlar sürüden farklı bir şey söyleyinceye kadar fark edilmezler ve hiç bir şeyle suçlanmazlar. Çünkü onlar da sürünün bir parçasıdırlar.

Yetmiş yılı bulmuş ahir ömrümün, ellibeş yılını Çerkes davasına adamış ve bir ömür boyu Çerkes davasının bir neferi olarak, ben de bu davanın içinde sürüden bir kişi olarak kırk yıl yaşamışım.

Onbeş yaşındayken Gönen’in Üçpınar Köyüne gelen İzzet Aydemir’in yayınladığı “Kafkasya Kültürel Dergi”nin köyümüze ulaşması ile Çerkes Milliyetçisi olmuş ve Çerkes davasının neferi olmuştum.Maykop Radyosunun cızırtılı sesini dinlemekten büyük heyecan duyuyor, Gönen Çevresindeki Çerkes köylerinde Çerkescilik yapıyorduk. İstanbul’a geldiğimizde “Halklara Özgürlük “ sloganı atan sol guruplara katılıyor, bugün bile dile getirilmesi sakıncalı düşünceleri dile getirdiğimiz için Çerkes bölücüsü olarak hapsi boyluyorduk.

12 Eylül darbesi ile kesintiye uğrayan demokratik gelişim ve korku iklimi, doksanlı yılların Abhazya ve Çeçenistan Savaşı ile toplumda kendine güven ve dağılan Sovyetler Birliği, anavatanın bir komşu kapısı haline gelmesiyle birlikte Çerkes toplumuna bir güven geldi. Anavatandan gelen her kişinin kutsal bir varlık gibi görüldüğü ama bazılarının KGB ajanı olabileceği kimsenin aklının ucundan bile geçmediği zamanlardı.Anavatan kucağını açmış sizi bekliyor diyenlerin Rusya tarafından kendileri için kullanışlı bir aparat haline getirilebileceğini hayal bile etmiyorduk.

İkibinli yıllara gelindiğinde Türkiye Avrupa Birliği yolunda bazı demokratikleşme adımları atarken bizim aktivistlerimiz de biraz korkarak biraz çekinerek Kızkulesinin önünden 21 Mayıslarda karanfil atma eylemi yapmaya başladı.

Kafkasya Forumunun ömrü Soçi Olimpiyatlarının sona ermesi ile son buldu ve Kaffed bünyesinde eridiler. Kaffed salonlarında toplantı izni vermiyor diyerek kendilerini tekrar Kaffed’e teslim ettiler.

DİÇEG’in ortaya çıkışı ile kendini feshetmesi çok kısa sürede oldu.

Neo-Dönüşçülük diyebileceğimiz Çerkesya Yurtseverliği de diasporaya yönelik hiç bir söylem ve eylem geliştiremedi. İçlerinde son derece samimi kişiler olmasına rağmen bölünüp ayrılan kesimi malesef Rusya aparatı haline geldi.

***

Her şey bu bölücü ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’nin ortaya çıkması ile başladı…..

Türkiye Cumhuriyeti’nin ırkçı paradigması Avrupa Birliği uyum kanunları nedeniyle kırılmıştı. Kürtçe diye bir dil yok, Kürt diye bir millet yok, onlar dağ Türkleri diyen Türkiye cumhuriyeti 2009 yılında Kürtçe televizyon açmış, Kürt, Alevi, Roman çalıştayları yapıyor ve taleplerini dinliyordu. Bu süreç bizleri son derece heyecandırmış ve bizim örgütümüz Kaffed, Çerkes Çalıştayı için gerekli girişimleri yapıyordur diye düşünüyorduk saf saf. Aradan bir buçuk yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen ne devletten, ne Kaffed’den bir ses çıkmıyordu. Yaptığımız görüşmeler sonucunda devlet kanadı, ”talebi olmayanlara biz çalıştay yapmayız, demokratik yollardan taleplerinizi dile getirirseniz sizi de dikkate alırız” dediler.

Bunun üzerine toplumun önemli kanaat önderleri ile istişare ettikten sonra, ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)ni oluşturup miting yapma kararı aldığımızda ilk kez bölücü damgasını yedik. İyi niyetli çabalarla Kaffed’le birlikte tüm kurumlarımızı da mitinglere davet ettik. Mitinglere katılmak ve destek olmak şöyle dursun, katılınmaması için her türlü engeli çıkardılar. Çerkes toplumunu bölme dışında PKK’lı bölücü teröristlerle işbirliği yapıyorlar diyerek devlete de ihbar ettiler. Ama Avrupa birliği süreci içinde olan devlet o dönemde demokratik taleplere hoşgörü ile bakıyordu. Süreci okumakta. aciz kafalar toplum önünde ilk mağlubiyetlerini tatmışlardı ve maskeleri düşmüştü.

Mitinglerimize konuşmacı olarak davet ettiğimiz Hatejuko Valeri “Bu sizin talepleriniz Rusya’yı da tedirgin eder ve harekete geçirir” demişti. Biz o zaman anlamıştık ki, Rusya güçlü bir Çerkes Diasporası istemiyor ve kontrolü altına aldığı kurumlar sayesinde dernek duvarları arasında folklorik bir öge olarak oynaya oynaya yok olmamızı istiyordu.

Sürüden ayrılıp, Çerkes meselesi siyasi bir meseledir ve görünür kılınmalıdır dediğimizde, bölücü damgasını yemiş ve toplum dışına atılmamız için gereken her şey yapılmaya başlanmıştı.

***

Bölünmenin derinleşmesi Suriye iç savaşının ortaya çıkması ile daha da arttı. Toplumun tüm kesimleri Suriye’de yaşayan soydaşlarımız için hassaslaşırken, Kaffed, tek yetkili benim diyerek toplumun tüm kesimlerini dışarda bıraktı. Bunun üzerine ÇHİ, Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi-DÇDK’yı oluşturarak harekete geçti. Kardeş aile projesini oluşturarak yüzlerce aileyi Çerkeslerin yaşadığı Türkiye‘nin çeşitli illerine yerleştirdi. Talep karşılanamaz hale gelince Türkiye Devleti ile temas kurulmuş ve Nizip’te oluşturulan konteynır kentte Çerkeslerin tüm giderlerinin devlet tarafından karşılandığı bir kamp oluşturulmuştu. Kaffed Suriye Çerkesleri konusunda ÇHİ tarafından oluşturulan DÇDK karşısında nal toplamıştı.

Kaffed’in ÇHİ bileşenlerini tahammül edilemez bir biçimde dışlama operasyonları sürüyordu. Federasyon sıfatından aldığı gücü ve kağıt üzerinde kalabalık görünen üye dernek listesinin gücünü kullanarak tüm alanları kapatmaya çalışıyor, kendi dışındaki tüm girişimleri engellemeye, bloke etmeye çalışıyorlardı. Kötü komşu insanı ev sahibi yapar derler, bunun üzerine  2013 yılında harekete geçerek altı dernekle Çerkes Dernekleri Federasyonu’nu kurduk. O sıralar Kaffed’in de isim değiştirip “Çerkes” ismini alması önerilmişti, konuşulup, tartışılıyordu. Ancak Çerkes Fed erken davranıp bu ismi alınca boşa düştüler ve tabiî kıyamet koptu. Bizi mahkemeye verip ismi elimizden almak dahi istediler ve bölünme daha da derinleşti.

Seneler ilerleyince gördük ki, Kaffed’in temel gücünü oluşturan üç büyük dernek (İstanbul, Kayseri ve Eskişehir) bizim eleştirilerimize benzer eleştirilerle Kaffed’le yollarını ayırdılar. Demek ki gerçeğin önünde durmak mümkün olmuyormuş.

Çerkes-Fed bugün üye 16 derneğiyle anavatandaki muhalif kesimlerle ve tüm Çerkes diasporaları ile son derece saygın ilişkiler yürüten bir kurumumuz olarak yoluna devam ediyor.

***

Asıl acaiplik ÇHİ’nin bir parti kurma sürecinde yaşandı. Çerkes toplumu meselesini görünür kılmak için meydanlara çıkması gerektiğini öğrenmişti. Ama bunu doğru yöne kanalize edecek siyasi bir merkez gerekir diye düşünüldü. Ve Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP)’nin kuruluşuna bu düşüncelerle başlanıldı.

Ama bilinçten yoksun olan Çerkes kurumları ve oluşumları partileşme süreci, partinin kurulması ve seçimlere katılma sürecinde ellerinden gelen tüm engelleri çıkardılar. ÇDP’yi kendilerine rakip olarak gördüler. Oysa siyasi bir oluşum,kültürel oluşumlar olan derneklerin rakibi olamazdı. Ama görünür kılınan Çerkes meselesinden rahatsız olan Rusya, Çerkes meselesinin siyasallaşmasından çok daha fazla rahatsız olduğundan aparatları kurumları ve kişileri öne sürerek seçimlerde ÇDP’nin önünü kesmek için her türlü çareye başvurdular. Dokuz bağımsız ÇDP adayı seçim yarışında Rusya aparatları ile mücadele ettiler.

Hayat ne garip, 2015 seçimlerinde ÇDP’nin Kayseri bağımsız adayı Emine Arslandok’a karşı o zaman Kayseri Dernek Başkanı Mutlu Akkaya her türlü engeli çıkarmıştı.

Daha sonra kendisi de,Emine Arslandok’u örnek alarak bağımsız aday olmuş ve dokuzbin oy almıştı. ÇDP ve Emine Arslandok’un Kayseri’de açtığı yol, Çerkeslerin kendine güvenini sağlamış ve Deniz Yağan’ın Pınarbaşı Belediye Başkanı olmasının yolunu açmıştır. Artık Kayseri’de hiç bir siyasi parti Çerkesleri dikkate almadan oyun kurmayacaktır.

Bunun tüm Türkiye’ye örnek olması ve Türkiye’deki tüm siyasi partilerin Çerkesleri kaale almadan program yapamayacakları hale getirmemizin tek yolu, dünyadaki tek Çerkeslerin partisi olan ÇDP’ye sahip çıkmaktan geçtiğinin bilincine varmalıyız.

***

Bu süreçte en acınası ve zavallı durum,kendini sol olarak gören, HDP’ye endekslemiş Jıneps Gazetesi çevresinde gerçekleşti. Bağımsız düşünebilme yetisinden yoksun bu anlayış büyük bir paniğe kapıldı ve ÇDP’ye karşı harekete geçti.

Siz bizi bölmek için mi ortaya çıktınız sözü tam da o cenahta ortaya çıktı. Jineps çevresinin bizden kastettiği tabi ki HDP idi.

“Sizi HDP’nin oylarını bölmek için AKP ortaya sürdü” diyerek saldırı başlattı. Bununla da yetinmeyerek HDP’yi destekleyen Çerkesler kampanyası başlatarak bir kaç yüz destek mesajı topladılar.

Yapılan bu ÇDP’nin önünü kesme operasyonuna karşı, ÇDP kurucuları arasında bulunan akademisyen Selçuk Balkar yapılan eylemin “fikir fahişeliği” olduğunu belirten bir yazı kaleme aldı. Jineps yetkilileri ÇDP’den özeleştiri ve özür istedi. ÇDP yetkilileri yazıya katılmadıkların,yazanın şahsi görüşü olduğunu belirttiler.

O gün bu gündür, Jineps Gazetesi ÇHİ sürecinde ortaya çıkan kurumların hiç birinin etkinliklerini görmemek için kafasını kuma gömüyor deve kuşu misali.

Bu dışlayan tavır Jineps’in izlenirlik ve abone sayısına da yansıyor. Yirmi yıllık bir yayın organının toplumdaki etkisi çok daha fazla olmalıydı.

***

Çerkes Aktivizmi artık küresel bir boyut kazandı. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Çerkes Aktivistler gerek fiziki gerekse online olarak bir araya gelip, Çerkes milletine soykırım uygulamış, Rusya’ya soykırımın hesabını soruyor ve ülke parlamentolarında kabul edilmesini sağlıyorlar. Gürcistan ve Ukrayna‘dan sonra, Litvanya, Polonya ve Azerbaycan parlamentolarında da kabulü yönünde önemli adımlar atılıyor. Bu çalışmalar nedense Rusya’dan çok Rusya muhibi Çerkesler de rahatsızlık yaratıyor.

Ey Rusya Muhibi Çerkesler !

Evet biz sizi bölerek çok rahatsız ettik. Ama bu sadece bölünmeyle kalmayacak sizi parça parça, lime lime ederek toplumun önüne çıkabilecek bir güç olmaktan çıkaracağız.



173 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KEMALİZM YANCILIĞI KISKACINDA ÇERKESLER - 29/05/2026
Çerkes Milletinin varlık mücadelesini sürdürebilmesi için, kendisini yok etmeye yeminli Kemalist Rejimin vesayetinden kurtulması gerekiyor. Bunu da yeni nesil organik Çerkes aydınlarının yapabileceğine inanıyorum.
ÇERKESLERİN GÖNÜLLÜ DİPLOMATI: DOÇ. DR. MUSTAFA CANBEK - 07/05/2026
Çerkes soykırımının tanınmasını ciddiye alan tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu konferansa bekliyoruz. İrtibat Tel: 0532 425 08 91
TRAVMA, EN ÇOK KORKU OLARAK DIŞA VURUR - 08/04/2026
Değerli okuyucularım; Bu yazımızda Travma, Toplumsal Travma ve Çerkeslerin Toplumsal Travması üzerine bir yolculuk yapacağız.
RUSYA VE MUHİBLERİ - 05/03/2026
Bu yazımda, Çerkeslerin sürgünde geçirdiği 70 yılın gözlemcisi olarak Rusya’nın elinin nasıl içimizde olduğunu ve bizi nasıl manüple ettiğini yaşadıklarım üzerinden anlatmak istiyorum.
ÇERKESLERİN, “ÇERKES KALMA” DİYE BİR SORUNU VAR MI? - 15/02/2026
12 Eylül rejiminin sürek avı yaptığı yıllarda ben de sık sık ev değiştiriyordum. Çok sık olarak gittiğim ve kaldığım evlerden birinde bir misafirle tanıştım. O misafir Alman Kilisesine çalışan, İsveçli, mükemmel Çerkesçesi olan Levi Martinson’du.
PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI - 10/01/2026
1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi.
“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
TÜRK ORDUSUNUN ETHEM’DEN KORKTUĞUNU M. KEMAL İTİRAF EDİYOR - 13/10/2025
Mustafa Kemal kendisine rakip olabilecek kişi ve kurumları yok etmek ve aşağılamak hususunda pek mahirdir. Refet Bele de Nutuk’ta payına düşeni almıştır. Ama Bele komutasındaki Türk Ordusunun Ethem Bey Kuvvetlerinden nasıl korktuğunu itiraf ederek.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi