• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam749
Toplam Ziyaret1418182
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar46.892447.0803
Euro53.441853.6559
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Halkının Değerli Evlatları,
14/07/2026

 Bu yazımızda vakıfların işlevleri ve Türkiye Çerkes Diasporasında kurulmuş vakıfları ve son kurulmuş vakıf olan ÇER-TAV (Çerkes Tarihini Araştırma Enstitüsü Vakfı) hakkında konuşacağız.

Vakıf "Bir amaç ya da hizmetin, gelecekte de devam edebilmesi için gerçek ya da tüzel kişilerin belirli mallarını ya da paralarını kalıcı olarak belirlenen amaca bağışladığı tüzel kişiliğe sahip kurumlardır" diye tanımlanmaktadır.

Bu tanıma göre ortada bağışlanmış bir mal ya da para olması gerekiyor. Bu anlamda vakıfları derneklerden ayıran çok önemli bir fark ortaya çıkıyor. Yedi kişi bir araya gelip bir tüzük hazırlayıp bir dernek kurabilirsiniz ama 2026 yılında en az beş milyon TL ya da aynı miktarda bir mal varlığını bağış olarak vakfa vermezseniz vakıf kuramazsınız.

Vakıfların amacı sosyal faaliyet yürütmek değildir. Bir amacı sürdürmek için kaynak yaratmak ve yaratılan kaynağı amacın hizmetine sunmaktır. Çerkes milleti böyle bir anlayışı hiç bir zaman kavrayamadı ve önüne böyle bir hedef koyamadı. Oysa bu topraklarda yüzyıllar öncesinden gelen vakıf oluşumları ve anlayışları mevcuttur. Gayrimüslimlerin Osmanlı döneminden bugüne uzanan bir çok vakfı vardır. Cerkes Diasporasında Osmanlı döneminden günümüze intikal eden ne bir vakıf ne de bir mal varlığı mevcut değildir.

Cumhuriyet döneminde kurulmuş olan vakıfların sayısı bugün için altı bin beş yüz civarındadır. Ancak Çerkeslerin ve Kuzey Kafkasyalıların kurabildikleri vakıf sayısı sadece altı adettir. Bizim vakıflarımız Türkiye'de kurulmuş olan vakıfların binde birine tekabül ediyor. Çerkes nüfusu bu ülkenin binde birinden çok daha fazla, ama varlığını geleceğe taşıma zorunluluğu olan Çerkes Milletinin bu amaç için harcanacak kaynağı bağışlamak içinden gelmiyor. Bunun da bir bilinç ve bilinçlenme sorunu olduğunu elbette biliyoruz.

***

Bizim vakıflarımız, genellikle istisnası olmakla birlikte dernek mülklerini garantiye almak için  oluşturulmuş kurumlar olarak görünüyorlar. Cumhuriyet tarihi döneminde ilk kurulmuş olan vakfımız 1978 yılında kurulmuş ve yarım asırlık bir ömrü geride bırakmış olan Şamil Vakfi. Sultanahmet Derneğinin binasının satılması sonucu Bahariye'deki bina satın alınmıştır.

Bir derneğin devamı olarak kurulduğu için dernek hüviyetinden çıkıp bir vakfın kaynak yaratma işlevine ulaşamamıştır.

Türkiye'de kurulmuş olan ikinci vakfımız "General İsmail Berkok Kültür ve Eğitim Vakfı"dir. Bağlarbaşı Derneği'nin binasını koruma altına almak için 1980 yılının Ağustos ayında benim de içinde bulunduğum oluşum tarafından kurulmuştur. 12 Eylül darbesi sonucu kurucularının dağılması ve vakıf başkanımızın bürokratik işlemleri yapmaması sonucu vakıflar müdürlüğü tarafından kapatılmıştır.

1989 yılında Oset soydaşlarımız tarafından kurulmuş olan Alan Kültür Vakfı da kendi alanında güzel sosyal ve kültürel çalışmalar yapmaktadır.

1995 yılında Şamil Vakfında sekuler-mutedeyyin anlaşmazlığı sonucu Kafkas Vakfı ortaya çıkmıştır.

Çok değişik alanlarda çalışmalar yapan Kafkas Vakfı, en hareketli vakfımız olarak göze çarpmaktadır.

2000 yılında kurulmuş olan KAF-DAV yayıncılık alanında çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Yayinladigi kitaplar ve İşler son derece değerli olan vakfımız, Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden kiralanmış bir binada ikamet etmektedir.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı soydaşımız Yusuf Ziya Yılmaz'ın destekleriyle oluşturulan Kafkas-Çerkes  Vakfı Samsun'daki derneklerimize bir mekan kazandırmak için oluşturulmuştur.

2025 yılının Mart ayında kurulan ÇER-TAV özel bir konu olan Çerkes Tarihi konusunda uzmanlaşmak ve uzmanlar yetiştirmek için yola çıkmıştır.

Vakiflarımızın ortak özelliği, istisnalar hariç özel bir alana odaklanmamıs olmalarıdır. Ayrıca hiç bir vakfımız bir gayrimenkul bağışı almayı başaramamış amacı doğrultusunda büyük kaynakları harekete geçirememiştir.

***

2025 yılının Mart ayında kurduğumuz Çerkes Tarihini Araştırma Enstitüsü Vakfı özel bir alan olarak Çerkes Tarihi, özellikle tarihimiz içerisinde çok özel bir yer tutan Çerkes Soykırımı ve Sürgünü üzerine yapılacak çalışmaları desteklemek ve bu konularda araştırma yapacak yüksek Lisans ve doktora öğrencilerine burs vererek kendi tarihimizi yazmak ve kendi organik aydınımızı yetiştirmeyi amaç edinmiş bir oluşum olarak yola çıktı.

Böylesi bir amaç popüler bir amaç değildir. Uzun vadeli ve meşakkatli bir yolculuğa çıktığımızın farkındayız. Bir tohumun toprağa düşmesi, yeşermesi, fidan olması, çiçek açması ve meyve vermesi nasıl yıllar alıyorsa, bir gencin yetiştirilip toplumuna hizmet edecek aşamaya gelmesi de zaman alacak bir iştir.

Vakıf kurucuları olarak bizler de uzun süre yol haritamızı tartıştık. Hem vakıflar mevzuatını öğrenmek, hem de başarılı olan vakıfların nasıl başarılı olduklarına dair incelemeler yaptık. Vakfımız spesifik bir konu olan Çerkes Tarihi konusunda çalışacağı için bilim insanlarının danışmanlığına ihtiyaç duyduk. Birbirinden değerli profesör, doçent ve doktoralı bilim insanlarımızdan oluşan 12 kişilik bir "Bilim Kurulu" oluşturduk. Bilim kurulumuzun önerilerinden çok istifade ettik.

Bilim Kurulu üyelerimizin katılımıyla, Vakıf Merkezimizde üç gün süren "Vakıf Tanıtım ve Burs Geceleri" düzenledik. Hem bilim Kurulu üyelerimiz hem de milletimizin sorumluluk sahibi birbirinden değerli fertleri fikirleri ve bağışlarıyla vakfımıza güç kattılar. Kendilerine vakfımız adına en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrica Bilim Kurulu üyemiz Doç. Dr. Ömer Karataş tarafından "Uzunyayla Çerkeslerinin İskanı" ve Doç.Dr. Mustafa Canbek tarafından verilen "Çerkes Soykırımının Kabul Edilmesi İçin İzlenecek Diplomatik Yollar" konulu iki ayrı konferans büyük bir ilgi ve katılımla gerçekleşmiş ve fevkalade istifade edilmiştir.

Verilen bağışlar sayesinde bu yıl Çerkes tarihi üzerine çalışan iki yüksek lisans, iki doktora ögrencimize burs verdik. Yüksek lisans öğrencilerimize beş bin, doktora öğrencilerimize ise her ay onbin TL burs verdik. (İsteyenler öğrencilerimizin isimlerini bize ulaşarak öğrenebilirler.)

Önümüzdeki Eylül ayı sonunda burs tanıtım ve destek gecesi düzenleyeceğiz. Ayrica 2026 yılının Kasım ayında "Diaspora Çerkes Tarihçiliğinin Sorunları ve Çözüm Yolları" konulu iki günlük geniş katılımlı bir sempozyum düzenleyeceğiz.

Daha fazla öğrenciye burs verebilmek ve tarihimizi aydınlatacak çalışmalar yapabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Sunacağınız her katkı için şimdiden çok teşekkür ediyoruz.

ÇER-TAV

Çerkes Tarihini Araştırma Enstitüsü Vakfı

IBAN : TR 61 00015001 5800 7353 5361 55

Vakifbank /Üsküdar Şb.


 



71 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“SİZ BİZİ BÖLMEK İÇİN Mİ ORTAYA ÇIKTINIZ?” - 16/06/2026
Yazının başlığındaki sözü son on beş senedir o kadar çok işittik ki, bunun hikayesini anlatmak ve tarihe not düşme adına bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
KEMALİZM YANCILIĞI KISKACINDA ÇERKESLER - 29/05/2026
Çerkes Milletinin varlık mücadelesini sürdürebilmesi için, kendisini yok etmeye yeminli Kemalist Rejimin vesayetinden kurtulması gerekiyor. Bunu da yeni nesil organik Çerkes aydınlarının yapabileceğine inanıyorum.
ÇERKESLERİN GÖNÜLLÜ DİPLOMATI: DOÇ. DR. MUSTAFA CANBEK - 07/05/2026
Çerkes soykırımının tanınmasını ciddiye alan tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu konferansa bekliyoruz. İrtibat Tel: 0532 425 08 91
TRAVMA, EN ÇOK KORKU OLARAK DIŞA VURUR - 08/04/2026
Değerli okuyucularım; Bu yazımızda Travma, Toplumsal Travma ve Çerkeslerin Toplumsal Travması üzerine bir yolculuk yapacağız.
RUSYA VE MUHİBLERİ - 05/03/2026
Bu yazımda, Çerkeslerin sürgünde geçirdiği 70 yılın gözlemcisi olarak Rusya’nın elinin nasıl içimizde olduğunu ve bizi nasıl manüple ettiğini yaşadıklarım üzerinden anlatmak istiyorum.
ÇERKESLERİN, “ÇERKES KALMA” DİYE BİR SORUNU VAR MI? - 15/02/2026
12 Eylül rejiminin sürek avı yaptığı yıllarda ben de sık sık ev değiştiriyordum. Çok sık olarak gittiğim ve kaldığım evlerden birinde bir misafirle tanıştım. O misafir Alman Kilisesine çalışan, İsveçli, mükemmel Çerkesçesi olan Levi Martinson’du.
PROF. DR. GÜNSEL ŞURDUM AVCI - 10/01/2026
1974 yılında üniversite sınavını kazanıp Istanbul’a gelince, kayıttan sonra ilk koştuğum yer Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Derneği olmuştu. O zaman Dernek Başkanı Rahmetli Avukat Kazım Öztekin’di. Gençlik kolu Başkanı Kemal Tura idi.
“VARAN 3 LİTVANYA!” - 08/12/2025
Litvanya Parlamentosunun, Çerkes Soykırımını kabulü ile birlikte “Varan üç!” diyeceğiz. Ancak şunu belirtmek isterim ki mücadele yeni başlıyor. Daha yapacak çok işimiz var.
TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI? - 28/11/2025
Cemal Kutay, Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istemiş olmalı.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi