• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam87
Toplam Ziyaret679543
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83846.8658
Euro7.67207.7028
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Milletleri Yaratanlar, Milliyetçilerdir
09/12/2017

Sevgili Okuyucularım,

Bazı yazılar, bazan son derece zor çıkar. Bu yazı da onlardan biridir. Son yazdığım yazının üzerinden,bir aydan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen, başlığını koymuş olduğum bu yazının başından defalarca kalktım. Çünkü çok enteresan bir halk Çerkesler. Beğendikleri bir şeyi görmezden gelirler, ama ilk defa duydukları ya da katılmadıkları bir düşünceyi dile getirenlere de acımasızca saldırırlar. Yazma serüvenim sürecinde çok iyi teşhis ettiğimi düşünüyorum saygıdeğer izleyicilerim, formatlandıkları mevzilerden ateş etmeye hazır onlarca kişiyi görüyorum. Ama mübareklerin silahları oyuncak tabanca gibi, ne ses çıkarıyor ne de yara açabiliyor. Dişe dokunur eleştirilir olabilse inanın çok mutlu olacağım. Ama maalesef eleştirinin karalama olarak anlaşıldığı bu kesimlerden ne bir eleştiri, nede bir fikir çıkabiliyor.

Bu ülkede hepimiz bir yalanın içine doğduk.Beş altı yaşındayken,Türk ırkçısı bir eğitim sistemine emanet edildik.Çocuklarımızı da bu faşist eğitim sistemine emanet etmeye devam ediyoruz. Her sabah binlerce kez, "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diyerek andımızı okuduk (Neyse ki andımız faşist uygulaması kaldırıldı).Çerkes, Kürt, Laz, Pomak, Boşnak, Arnavut, Ermeni, Rum, Yahudi, Arap, Roman, Süryani çocuklarına "Türküm, doğruyum" diye yalan söyletildi. Bu çok ahlaksız durum Türkiye’deki eğitim sisteminde yüz yıldır devam ediyor.

Ben de altı yaşımdan on beş yaşıma kadar bu yalana inandım. Binlerce kez gırtlağım yırtılırcasına andımızı tekrarlayarak Türk ırkçısı oldum. Ama bir şans eseri olarak, köyümüze gelen "Kafkasya Kültürel Dergi"yi okuyarak Türk olmadığımı anladım. Gönen Ömer Seyfettin Kütüphanesi’nde okuduğum yüzlerce kitapla kendimi rehabilite ettim. Yaşadığım kasaba olan Gönen'de solcular yoktu. Ama ülkücüler ve MHP'liler vardı. Onların bu ülkede "Türk'ten başkasına yaşama hakkı vermeyeceğiz" düşüncesi onlara karşı tavır almama neden oldu. Ömrümde en saf olarak kendimi "Çerkes Milliyetçisi" olarak tanımlağım dönemim lisedeki yıllarım oldu.

Üniversitede de bir yalanın içine düştüğümüzü şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum. "Halklara Özgürlük" dedikleri için, onlara katıldığım devrimcilere "bu ülkede Çerkesler de yaşıyor. Oonları sorunları ne olacak?" diye sorduğum için lakabım "Çerkes Şovenisti"ne çıkmıştı. Mozambik’teki, Angola’daki, Güney Amerika’daki, Asya’daki bağımsızlık savaşlarını destekleyen Türkiye solcuları, sıra Türkiye'de yaşayan Çerkeslere, Kürtlere gelince emperyalizmin ekmeğine yağ sürer diye karşı çıkıyorlardı. Türk ırkçısı eğitim sistemi içinde formatlandıkları kalıpları kıramıyorlardı. Onlar kendilerini sosyalist zanneden Türk ırkçılarıydılar.

Bu durumu tespit eden Kürtler kendi bağımsız sol örgütlenmelerini oluşturdular. 1980 öncesinde ortaya çıkan DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları), Rızgari, KDP (Kürdistan Demokrat Partisi), Kawa, Tekoşin, PKK gibi yapılar Kürt bilinçlenmesini ve Kürt milliyetçiliğini yarattılar.

Çerkes solcuları da, Türkiye solunun şovenist yapısını teşhis edip bağımsız bir siyasi tavır geliştirebilseydiler, Çerkes bilinçlenmesi ve davası çok daha farklı boyutlarda olabilirdi. Kendine güveni olmayan ve teorik düzeyi son derece düşük olan Çerkes solcuları bir Çerkes davası yaratamadılar.

***

Hayatımızın inkitaya uğradığı 12 eylül 1980'den otuz yıl sonra, 2010 yılından bu yana düzenli yazı yazıyorum. Bu dönem Türkiye'nin tek tipleştirilip, çöle çevrilirken, dünyada da çok önemli şeyler oluyordu. Sovyetler Birliği çökerken, Çerkeslerin ürettiği düşünce akımları (Dönüşçülük, Bağımsız Kafkasyacılık ve Devrimcilik) yerle bir oluyordu.

İyi niyetlerle oluşturulmuş DÇB Rusya'nın kontrolüne alınıyor ve Çerkes diasporaları ve kurumları da Rusya tarafından kontrol edilir hale geliyordu. Bu koşullarda başladığım yazı yolculuğumda biriktirdiklerimi ve inandıklarımı yazmaya başladım. Yazdıklarımızı da hayata geçirmeye başladık.

Çıktığımız ÇHİ yolculuğu ve eylemleri, Çerkeslerin bağımsız düşünce ve siyaset üretme refleksini geliştirirken, yeni kurumlarını da yarattı.

Bu süreçte kaleme aldığım en kült yazılarımdan birisi, 2010 yılında kaleme yazdığım, Cherkessia-net'te yayınlanan dokuz bölümlük "Çerkeslerin Ulusal Politikası ve Örgütlenme Üzerine" adlı yazı dizisidir. Bu yazı dizisinde Çerkeslerin bugüne kadar ürettikleri düşünce akımlarını (Dönüş, Bağımsız Kafkasyacılık ve Devrimcilik) sentezleyerek "Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası" projesini ileri sürdük. Yedi yıldan bu yana bu düşüncenin hayata geçirilmesinin mücadelesini veriyoruz.

"Bir ulus inşa etme" fikri, aslında milliyetçiliğin ta kendisidir. Milliyetçilik fikrini uzun müddet dile getirmedik. Çünkü Türk Milliyetçiliğine formatlanmış Çerkeslerin kalıplarının kırılıp geriletilmesi gerekiyordu. Bu konuda epey yol almış olsak da, yapmamız gereken daha çok şey var.

Eğer Çerkesler bir millet olarak tarihteki yerlerini almak istiyorlarsa, hayatlarının ve kurumlarının merkezine "Çerkes Milliyetçiliği" fikrini ideoloji olarak yerleştirmek zorundadırlar !

Çünkü tarihte milletleri yaratanlar, milliyetçiler olmuşlardır !

    Çerkeslerin de buna her şeyden çok ihtiyacı var.


1571 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi