• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam255
Toplam Ziyaret724096
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.38257.4121
Euro8.95728.9931
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Umuda Kurşun Geçmez Gülüm
31/12/2017

"Umuda kurşun geçmez gülüm

Korksun artık bizden ölüm

Bitecek bu dünyadaki zulüm

Ellerimiz birleşince

 

Uyanacak halklarımız

Kesişecek yollarımız

Birleşecek güçlerimiz

Ellerimiz birleşince"

(Murat Özden)

 

Bugün dünden bize mirastır, yarını ise bu günden kuracağız. Bizim için bugün olan 2017 yılı, artık dün olmanın son demlerini yaşıyor. Artık dün olmaya başlamış olan 2017 yılına Türkiye ve Çerkesler açısından kısa bir projeksiyon tutmaya çalışacağız.

2017 yılı, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain darbe teşebbüsü  bahane edilerek çıkarılmış olan OHAL ile girdi. İlk çıktığında üç ay bile sürmeyecek denilen OHAL maalesef Türkiye'de kalıcı hale geldi. Ve artık OHAL'in ne zaman kalkacağını kimse bilmiyor. Türkiye'yi yöneten iktidar OHAL'i çok sevdi. OHAL ile ülkenin daha rahat yönetileceğini öğrenen iktidar artık ondan vazgeçmek istemiyor. Ülkenin dış dünyadaki itibarının yerlerde sürünmesini umursamadan, "OHAL kaldrılmalıdır" diyen herkese fırça çekmeye devam ediyor iktidarın başındakiler.

2017'nin Türkiye açısından sonuçları en ağır eylemi, 15 Nisan 2017 referandumudur. MHP'yi bir biçimde kendisine yedekleyen AKP, parlamentoda referanduma giden yolu açmıştır. OHAL şartlarında ve hiç de eşit olmayan koşullarda gerçekleşen koşullarda referandumu, şaibeli bir biçimde kıl payı kazanmış gibi görünmektedir. Ancak bu sonuçla da Türkiye adeta ortadan yarılmış ve yönetilemez duruma gelmiştir. Her konuya bir kişinin karar verdiği bir ülkede, bir kişinin her şeye yetişmesi mümkün değildir. Bu durumdan zaman zaman Tayyip Erdoğan da yakınmaktadır.

Yetkiler bir kişide toplanarak, demokrasinin olmazsa olmaz şartı kuvvetler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’de artık ne yasama organı olan parlamento, ne yürütme organı olan hükümet, ne de yargı organı olan mahkemeler kalmamıştır.

Dünyada ülkeler rejimlerine göre dörde ayrılırlar.

1- Demokrasi ile yönetilen ülkeler.

2- Ayıplı Demokrasiler.

3- Melez rejimler.

4- Otoriter rejimler.

Bu sıralamada melez rejimler kategorisinde kabul edilmekte olan Türkiye, artık bir basamak tenzil-i rütbe alarak otoriter rejimler kategorisine inmek durumunda kalmıştır. Ve bu durum maalesef 2017 yılında gerçekleşmiştir.

Türkiye'ye yakışan yer demokrasi ligi olmalıdır. Türkiye Halkları el ele vererek Türkiye'yi Demokrasi ligine çıkarmalıdırlar.

***

Çerkes dünyasında da 2017 yılı adeta bir bilek güreşi gibi geçti. Bu bilek güreşi, Rusya ve yandaşı Çerkeslerin soykırım inkarı çabaları ile sürerken, Bağımsız Çerkes siyasetinin de soykırımın varlığını bütün dünyaya haykırma ve tescil ettirme şeklinde tecelli etti.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, muhatabın karşısına dikilip, Rusya'nın Türkiye'deki temsilciliği Taksim’deki Rus Konsolosluğu önüne gidip "sen soykırımcısın" diyenlerin sesi dünyada çok daha fazla ses getirdi. Atalarının kafataslarından koleksiyon yapan Rus Generali Zass'ın plastik kuru kafa mizanseni, Rusya yanlısı bazı kesimleri nedense fazlasıyla rahatsız etti. Bu mizansen üzerinden Taksim’de düzenlenen Taksim’deki soykırım eylemini itibarsızlaştırmak isteyenler, aylarca soykırım konusunun gündemde kalmasını sağlayarak, soykırımı adeta tescillediler. Böylece ortaya sürülen bu şerden hayır çıkmış oldu.

Yine 2017 yılında Kaynar'da düzenlenen Çerkes Kültür festivalinde, Kaffed'in Çerkes-fed Başkanını festivale sokmama tehdidi ve bu tehdidinin arkasında duramayıp rezil olması, 2017 yılının en önemli bilek güreşlerinden biriydi. Rusya'nın gözünün içine bakanlar, Çerkes sahasında yalnız olmadıklarını ve hızla irtifa kaybettiklerini böylece anlamış oldular; bütün hırçınlıklarıysa nafile bir çabadan ibarettir.

2017 yılında Çerkes Soykırımını tamamen unutturmak ve yasaklamak isteyen Rusya en büyük hatasını yaptı. 2017 yılının 21 Mayısı’nda, Şapsığ Bölgesinde atalarının ruhları için dua eden ve anma toplantısı düzenleyen Thamate Ruslan Gvaşev ve arkadaşlarına izinsiz gösteri düzenledikleri gerekçesiyle dava açtı. Kafkasya'da en az Çerkesin yaşadığı Şapsığ bölgesinde bu senaryo tutsaydı, sıra Karaçay-Çerkes'e, Adığeye ve Kaberdey-Balkara  gelecekti. Ama Ruslan Gvaşev'in açlık grevi bu oyunu bozdu.

Ruslan Gvaşev eylemi "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlarla", haksızlığa karşı haykıranları halkımıza çok net göstermiştir. Ruslan Gvaşev anavatandaki ve diasporalardaki tüm samimi unsurları birleştirmiştir. DÇB ve yandaşları bu eylemi gözleri kör, kulakları sağır, kalpleri taşlaşmış olarak seyretmişler ve teşhir olmuşlardır.

2017 yılı, Türkiye Devleti'nin Çerkesleri de hatırlamak zorunda kaldığı bir yıl olmuştur. Devletin en tepesinde bulunan Cumhurbaşkanı, Çerkeslerle buluşmak ve onlara müjdeler vermek gereğini duymuştur. Bunun bir tek sebebi vardır. Çerkesler kendi bağımsız partilerini kurarak ve partilerinin desteklediği bağımsız adaylarla seçime  girerek siyasi bir aktör olmuşlardır. Devlet aklı bu durumu görmüş ve siyasi olarak Çerkeslerle ilişki kurup oylarını almanın peşine düşmüştür. Bu durumu ne fazla abartmak, ne de itibarsızlaştırmak durumunda olmamak durumundayız. Verilirse haklarımızı alacağız hepsi bundan ibarettir. Bu süreçte de bir bilek güreşi devam etmektedir. Kaffed'in önce katılmayıp itibarsızlaştırmaya çalıştığı bu süreçte ön alma yarışına girmesi doğrusu biraz komik görünüyor.

2017 yılının Çerkes Dünyasındaki en önemli olaylarından biri de, Adğe Dil Derneği'nin Konya'da gerçekleştirdiği Muhteşem Kültür Merkezidir. Hem tüm dünyadaki Çerkes Halkının kaynaklarını, hem de kamu kaynaklarının harekete geçirilerek ortaya çıkarılmış bu eser, Çerkes diasporası için bir ilktir. Maalesef Osmanlı döneminde kurulmuş olan "Çerkes Numune Mektebi"nin binası bile kiralıktı. Ama bu mülk, "Adğe Dil Derneği"nindir, yani Çerkes Halkınındır. Şimdi Ali İhsan Tarı ve Çalışma arkadaşları, dünyanın her yanındaki Çerkeslerle birlikte ilmek ilmek dokuyarak, o kültür merkezini anadilini öğrenecek çocuk sesleriyle doldurabilmenin heyecanını yaşıyorlar.

Umut her şeye rağmen büyümeye devam ediyor !

Büyüyen umutlara ne mahkeme dayanır ne de hapishane!

Büyüyen umutlara ne kurşun işler nede söz geçer!

Her şeye inat umutlarımızı büyütmeye devam edelim!

2018 yılı tüm dünya halkları ile birlikte, Çerkeslere de mutluluk ve yaşama var olma azmi getirsin.

 

Yeni yılınız kutlu olsun...



1920 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi