• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam66
Toplam Ziyaret725130
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.37847.4080
Euro8.95348.9893
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Türk Irkçısı Çerkesler Üzerine
01/08/2016

Mensubu olmaktan onur duyduğum Çerkes halkının çok değerli hasletleri beni hoşnut ederken, utandıran bir takım davranışlarına şahit olmak ise kahrediyor. Bazı soydaşlarımızın Türk ırkçısı tavırları, Türkiye'nin düşmanlaştırdıklarına Türk’ten daha saldırgan tutumları  beni çok utandırıyor. Bunları görmezden gelmek, tartışmamak, mevcut hastalığımıza teşhis koymayı ve tedavi etmeyi engeller. Onun için oluşacak tepkileri peşinen kabullenerek bugün burada bu tartışmayı yapmak istiyorum.

Dünyanın en mazlum, en çok haksızlığa uğramış halklarından biri olan Çerkeslerin, neden mazlumların safında değil de zalimlerin safında yer aldıklarını anlamakta hep zorlanmışımdır. Azınlıklardaki, “iktidar olanın, zalim olanın yanında konumlanarak varlığını koruyabileceğini” düşünme anlayışı yalnız Çerkesler’e özgü bir şey midir?

Türkiye’de yaşayan diğer Müslüman etnik topluluklar üzerinde yaptığım araştırma ve gözlemlerimi de paylaşarak, hastalığımıza teşhis koymak amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

Ömrümde Çerkes toplumsal davasında en çok utandığım ve yerin dibine geçtiğimi hissettiğim birkaç anımı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Çerkesler, 12 Mart 2011 tarihinde ÇHİ öncülüğünde Ankara’da Çerkeslerin taleplerini dile getiren ilk mitinglerini düzenlediklerinde yer yerinden oynamıştı. Hep merkezde konumlanmaya alışmış Çerkesler, tarihlerinde ilk defa merkezi karşısına almış ve hak talebi dile getirmişlerdi. Statükocu Çerkes kurumlarının ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin ezberleri bozulmuştu. Ülkemizde yaşayan demokrasiden yana tüm kesimler, Çerkeslerin taleplerini dile getirmesinden memnun olmuş ve destek vermişlerdi.

Çerkesler ikinci hak arama mitinglerini 17 Nisan 2011 tarihinde İstanbul Kadıköy meydanında gerçekleştirdi. 16 Nisan 2011 tarihinde eski DEP milletvekili Mahmut Alınak bir açıklama yaparak "Yarın Hepimiz Çerkesiz. Çerkeslerin taleplerini destekliyoruz. Yarın ben de Çerkes Bayrağı ile miting meydanında olacağım" demiş, sözleri medyada geniş yankı bulmuştu. Ve yürüyüşün başlayacağı Haydarpaşa Garı’nın yanındaki meydanda elinde Çerkes Bayrağı ile yerini almıştı Mahmut Alınak.

Tıpkı Almanya'nın Solingen kentinde Türklerin yakılmasını protesto eden Almanların "Bugün hepimiz Türküz" diyerek yürüdükleri gibi.

Tıpkı Hrant Dink öldürüldüğünde yüzbinlerce Türkün "Bugün Hepimiz Ermeniyiz" diye yürüdükleri gibi.

Kürt asıllı eski milletvekili  Mahmut Alınak da "Bugün Hepimiz Çerkesiz" diye dostluk elini uzatmıştı.

Fakat bilgimiz dışında, bazı ırkçı Çerkesler tarafından yürüyüş başlamadan Mahmut Alınak'ın kovulduğu haberi bana ulaştığında yerin dibine geçmiştim. Kendisine gönderdiğim  habere " yürüyüş kolunun en önünde yürütelim" teklifini provokasyon olur gerekçesiyle reddetmişti. Misafirin kutsal olduğu inancına sahip olan Çerkeslerin en büyük xabzesine hakaret edilmişti Türk ırkçısı Çerkesler tarafından.

Bütün dünyada aydın ve siyasetçi dostlara ihtiyacı olan Çerkeslerin, Mahmut Alınak gibi düşünen, yazan bir siyaset adamının dostluk elini geri iterek nasıl bir travma ve korku içerisine girmiş olduklarını öğrenmiş olduk böylece. Daha sonra sayın Mahmut Alınak'ı Çerkes Lokantası Fıccın'da ağırlayarak özür dilemiştik.

Yine, Çerkes Soykırımının 150. yılı olan 2014 yılında, soykırımın en geniş kesimler tarafından desteklenmesi için yoğun bir çaba içerisindeydik. Bütün siyasi partilerle yoğun bir görüşme trafiği sürdürüyorduk. MHP Çerkeslerin talepleri konusunda tamamen olumsuz ve ters; CHP isteksiz ve olumsuz; AKP tamamen oyalayıcı bir tavır içerisindeydi. Maalesef o zaman daha yeni kurulmuş olan HDP dışında Çerkeslerin sorunlarına sıcak yaklaşan bir parti yoktu. 20 Mayıs 2014 tarihinde TBMM parti grubu toplantısında HDP Çerkesleri konuk etmiş, Çerkes temsilcinin görüşlerini dile getirmesini sağlamış, Genel Başkan Ertuğrul Kürkçü Çerkes Soykırımı’na uzun uzun değinmiş ve içerisinde benim de bulunduğum Çerkes Heyetine Meclis Lokantası’nda bir yemek vermişti.

***

21 Mayıs 2014 tarihinde Galatasaray meydanında Çerkes soykırımını anmak için yapılan toplantıya HDP'liler de "acılarınızı paylaşıyoruz" diye katılmışlardı. Ancak yine bu Türk ırkçısı Çerkesler provokasyon ortamı yaratmış ve HDP'liler de toplantıya katılmaktan vazgeçmişlerdi.

Bu olaydan dolayı da ÇHİ olarak HDP'den özür dilemiştik utanarak.

***

2015 yılında HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın KAFFED'i ziyaretinin sonrasında, sosyal medyada gerek Kaffed'e, gerekse HDP'ye yapılan Kürt düşmanlığı ve geliştirilen nefret söylemlerinden de çok utanmıştım.

***

Oysa Türkiye’de Çerkeslere "Kültürel Soykırım" uygulayarak yok eden, Türk ırkçılığını ideoloji haline getiren antidemokratik Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ben, Çerkes meselesini derinlemesine inceleyen biri olarak şimdiye kadar Kürtlerin Çerkeslere verdiği bir zararı tespit edebilmiş değilim.

Efendisinin hedef gösterdiğine saldıran gladyatörler gibi, Türkiye’nin her düşman ilan ettiğine saldıran bu Türk ırkçısı Çerkeslerin davranışı sizce normal midir?

Elbetteki normal değil. Bir tedavi ve rehabilitasyon sürecinden geçirilerek normalleştirilmesi gereken hastalardır onlar.

***

Peki durum bizde böyle de, diğer müslüman etnik topluluklarda farklı mı?

Hayır onların da Çerkeslerden geri kalır bir yanı yok.

Yazımıza Trabzonluları inceleyerek devam edelim.

Trabzonluların tamamına yakını sarışın, mavi gözlü, uzun boylu yakışıklı insanlardır. Ben Trabzonlunun çekik gözlü olanına, Türkmen’e, Özbek'e, Kazak'a benzeyenine hiç rastlamadım. Yani Trabzonlular “asyatik” tipe sahip bir halk değil. Bu da onların, hepimizin tarih derslerinde okuduğu, Trabzon Pontus Rum Devleti halkının torunlarıyla karışmış olmasından kaynaklanıyor. Nitekim Trabzon’un dağ köylerinde yaşlılar hala Rumca konuşmaya devam etmektedir. Bunda bir anormallik de yok.

Ama en Türk milliyetçisi, en vatansever ve farklılıklara en tahammülsüz ve en saldırgan olanlar da onlardır. Kürtlere ve HDP’lilere en sert tepkiyi onlar gösteriyor. Hrant Dink'i öldürerek en meşhur Trabzonlu ünvanına sahip olan Ogün Samast'ın soyadının ne anlama geldiğini biliyor musunuz? TDK Sözlüğünde bir karşılığı yok. Ama Rumca’da kilise bekçisi anlamına geliyormuş. Trabzonlu kardeşlerimizin gösterdiği aşırı Türk ırkçısı refleksler de maalesef hiç sağlıklı değildir.

***

Boşnak Kardeşlerimiz de Türk milliyetçiliği konusunda aşırı hassas davranırlar. Bir gün Boşnakça şarkılar söyleyen ve sahne alan bir kadınla tanıştım. Anadil eğitimi konusundaki taleplerini ve Boşnakların anadil eğitimi talebini ne zaman dile getireceklerini sordum. Boşnak kadın "Biz Kürtlerin istediği bir şeyi asla istemeyiz" diye cevap verdi. Yani Kürtlerin istediği bir şey onların menfaatine olsa bile peşinen reddediyordu bu Slav ırkına mensup Müslüman kardeşlerimiz.

***

Geçtiğimiz Ramazan ayında iftarına katıldığımız Bosna-Sancak Derneği’nin yemeğinde verilen Türk Milliyetçisi, Atatürkçü ve “bölücülüğe” karşı mesajlar, herhangi bir Anadolu şehrinin yemeğinde dile getirilenlerden bile daha ilerideydi. Türk olmadıklarını bildikleri halde (Boşnakça konuşuyor, Boşnakça şarkı söylüyorlar), Türk görünme, Türk milliyetçisi mesajlar verme, Türkiye’nin düşman gördüklerine Türk’ten fazla saldırma halleri hiç sağlıklı değildi.

Bu davranış biçimi Çerkesler’de de, Lazlar’da da, Araplar’da da, Arnavutlar’da da, Boşnaklar’da da, Pomaklar’da da, Romanlar’da da Türkiye’nin tüm müslüman etnik topluluklarında da görülmektedir.

Çift cinsiyetli olmak (travesti kişilik) nasıl bir hastalıksa, çift milliyetli olmak, mensubu olmadığı bir millete sahip olduğunu söylemek de bir hastalıktır. Türk ırkçılığı yapan Çerkes kardeşlerimize bu hastalıktan kurtulmaları için, Türk milliyetçiliği yerine Çerkes milliyetçiliği yapmalarını tavsiye ederiz.

Ancak asıl tedavinin, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği gerçek, çoğulcu bir demokraside olduğunu biliyoruz.



7885 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi