• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret560003
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2014'e Çeyrek Kala Çerkes Halkı ve Kurumları Üzerine
23/08/2013

2014'e şunun şurasında dört ay kaldı.

2014, Çerkes sürgün ve soykırımının 150. yılını tamamlayacağı yıl.

2014 Ocak ayı, Soçi Kış Olimpiyatları'nın yapılacağı yıl aynı zamanda.

2014, Çerkeslerin varlık mücadelesinde zorlu bir sınav vermeleri gereken bir yıl.

Yıldönümleri, beşinci yıllar, onuncu yıllar, yirmi beşinci yıllar, ellinci yıllar, yüzüncü yıllar, yüz ellinci yıllar kişilerin, kurumların, milletlerin, devletlerin hayatlarında çok önemlidir.

Kişiler, kurumlar, devletler ve uluslar yıldönümlerinde bilançolar çıkarır, neyi başarıp neyi başaramadıklarına dair tespitler yaparlar ve geleceğe dair hedefler ve programlar koyarlar.

21 Mayıs 2014'te 150. yılını dolduracak sürgün sonrasında, Çerkes Halkı adına bilançosunda hep eksilen, yok olan, zarar hanesi ağır basıyor. Çerkes Halkı amansız bir hastalığa tutulmuş da ölümü bekleyen biri gibi maalesef.

 “Zaman en iyi ilaçtır” denir hastalıklar için; ama zaman hep Çerkes halkının aleyhine işliyor.

Oysa bu kader değil.

Çerkes Halkını katledenler delilleriyle birlikte ortada duruyor.

Çerkes Halkının  hakları da ortada duruyor bütün çıplaklığıyla.

Yapılması gereken, silkinip mücadele ateşini yakmaktır!

Bu mücadeleye dünyanın bütün duyarlı insanları destek verecektir.

Ve dünyanın duyarlı insanlarıyla duyarlı Çerkesleri Rusya yönetimini onlarca kez yenecek güçtedir.

Ama önce geçmişten günümüze gelerek, Çerkes Halkı adına yapılmış olanlara göz atarak, bilançonun artısında ve eksisinde olanları gözlemleyelim.

***

21 Mayıs 1864'te teslim alınan Çerkesler, gemilerle Karadeniz kıyılarına çıkarıldılar (Anadolu’da Batum, Samsun, Sinop, Trabzon; Balkanlarda ise Burgaz, Varna ve Köstence). Hızla dağılmakta ve yıkılmakta olan bir devletti Osmanlı. Osmanlı’nın  gelen 1,5 milyon insana yetecek ne mali gücü, ne de idari yapısı vardı.

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi başlayınca (93 Harbi) Balkanlarda yaşayan ve Ruslara büyük hınç besleyen Çerkesler Osmanlı'nın yanında savaşa katıldılar. Balkanlarda yaşayan Hıristiyan ahali üzerinde terör estirip, yağmalar yaptılar. Osmanlı 93 harbinde yenilince, yapılan Berlin Anlaşması gereğince Anadolu ve Ortadoğu’ya sürüldüler bir kez daha.

Çerkesler Balkanlarda terör estirmeyip uyum sağlamaya çalışsaydılar, bugün Çerkes nüfusunun çok önemli bir bölümü Orta Avrupa’da yaşıyor olacaktı.

1889 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 25. yılıdır. Ancak Çerkeslerin sürgünün 25. yılında ne yaptıklarına ve yapmayı planladıklarına ait elimizde hiçbir kayıt yok.

1908 yılında yani sürgün ve soykırımın 44. yılında Osmanlı’da meşrutiyet ilan edilince Çerkesler de diasporada ilk örgütlenmeleri olan Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’ni kurdular. Çerkes Teavün Cemiyeti diaspora Çerkesleri adına çok önemli hizmetlere imza attı. Emeği geçen herkesi hayırla ve rahmetle yad ediyoruz.

1914 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 50. yılı idi. Ama Çerkeslerin sürgün ve soykırımın 50. yılında ne yaptıkları ve yapacağına dair bir plan ve programları olduğuna dair elimizde bir kayıt yok. 1914 yılı aynı zamanda birinci dünya savaşının başladığı yıldır. Çerkesler  kaç evlatlarını bu başlayan savaşta kaybedeceklerinin farkında bile değildiler.

1917’de Rusya’da ekim devrimi gerçekleşir. Anavatan ve diasporanın arasına demir perdeler örülmeye başlanır. Anavatanda kurulan yeni rejim tüm halkların kendi dillerinde eğitim yapmasına olanak sağlar.

1918’de diasporada ilk defa Çerkesler kendi okullarını açarlar. Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Çerkes Numune Mektebi’ni Beşiktaş'ta kurar.

1919’da yıkılan Osmanlının enkazından yeni bir devlet çıkarmanın peşine düşer Osmanlının asker ve sivil bürokrasisi.

Başlayan bu mücadelede de kaç evladını kaybedip başına neler geleceğinin farkında bile değildir Çerkes Halkı.

1921 yılında Ankara hükümeti ilk Teşkilat-ı Esasi (anayasa)’yi yapar. Ve yine 1921’de sürgün ve soykırımın 57. yılında Çerkesler ilk defa kendileri için bir şey talep ederler. İzmir’de kurulan  Şark-ı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti bir bildiri yayınlayarak Batı Anadolu’da Çerkesler’in ve Rumların bir arada kardeşçe yaşayacağı bir devlet talep eder. Ancak ne Çerkesler, ne de Türkiye Cumhuriyeti tarihi bu meseleyi hiç dillendirmez. Çerkes Ethem'e vurulan hain damgası her iki taraf için yeterli olmuştur.

1923'te Gönen ve Manyas Çerkesleri doğuya sürülür. Çerkes Numune Mektebi ve Çerkes Teavün Cemiyeti kapatılıp yöneticilerine soruşturma açılır. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilir. Lozan anlaşmasına konan mübadele maddesi gereğince Anadolu’da yaşayan 1milyon 200 bin Rum ve Hıristiyan Yunanistan'a sürülür. Yine Lozan anlaşmasında çıkarılan aftan muaf tutulan yüz elliliklerin çoğu Çerkeslerden oluşur. Osmanlı sınırları içerisinde olan Ortadoğu, Türkiye sınırları dışında kalır. Sürgün ve soykırımın 59. yılında diaspora artık parçalı ve farklı devletlerde yaşamaya başlar.

1924 yılında kabul edilen yeni anayasa, yeni kurulan devletin ideolojik manifestosu gibidir. 1921 anayasasının hiçbir yerinde Türk kelimesi geçmezken,1924 anayasası defalarca Türk ve Türklüğe vurgu yapmaktadır. Cumhuriyetle birlikte bütün azınlıklar için eritme, asimile etme ve yok etme dönemi başlatılır. Doğuda isyan eden Kürtler defalarca imha edilir. Bu yok etme politikaları Çerkesleri de yeterince korkutup sindirir.

1939 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 75. yılıdır. Sürgün ve soykırımın 75. yılında da Çerkeslerin ne yaptıklarına ya da neyi yapmayı planladıklarına dair elimizde bir kayıt yok. Ancak 1939 yılı ikinci dünya savaşının en büyük şiddetle devam ettiği yıldır. Çerkes Halkı anavatanda binlerce evladını savaşa kurban vermeye devam etmektedir.

1951 yılında, sürgün ve soykırımın 87. yılında Çerkesler, İstanbul’da, cumhuriyet döneminin ilk kültürel örgütlenmesi olan Kuzey Kafkasyalılar Türk Kültür ve Yardım Derneği’ni kurdular. Kurucuları Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin eski yöneticileri, Bolşevik Devrimi’nden ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye’ye yerleşen Kafkasyalılardı. Ardından 1952 yılında yine İstanbul’da Kafkas Kültür Derneği kuruldu. Çerkesler, üçüncü kültürel örgütlenmeleri olan Ankara Kafkas Kültür Derneği’ni 1961 yılında sürgün ve soykırımın 97. yılında kurdular.

1964 yılı sürgün ve soykırımın 100. yılıdır. Aynı zamanda İzzet Aydemir'in "Kafkasya Kültürel Dergi"yi yayınlamaya başladığı yıldır. "Kafkasya Kültürel Dergi"nin ilk sayısı Mayıs-Haziran ayları itibariyle çıkmıştır ama "Kafkasya Kültürel Dergi"nin ilk sayısında 21 Mayısla ilgili tek satır yoktur. 11 Mayıs 1918'de kurulan "Kafkas Dağlı Halkları Cumhuriyeti" ile ilgili uzun bir yazı vardır.

Çerkeslerin sürgün ve soykırımın yüzüncü yılında ne yaptıklarına ve ne yapmayı planladıklarına dair bir kayıt yok elimizde.

1970 yılında Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, 1971 yılında Kamçı, 1975 yılında Yamçı, 1978 yılında Nartların Sesi, 1980 yılında Nıbceğu dergileri yayınlanır. Anadolu’nun birçok ilinde Kafkas Kültür Dernekleri kurulur.

1980 askeri darbesi Tüm Türkiye Halkları ile birlikte Çerkesleri de derinden etkiler. Oluşturulan Çerkes kurumları yıllarca kapalı kalır. Birçok insanımız soruşturmalara uğrayıp hapislere girer.

1987 yılında Ankara Kafkas Kültür Derneği tarafından Kaf-Dağı dergisi yayınlanır.

1989 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 125. yılıdır. Ankara Kafkas Kültür Derneği 125. yılla ilgili büyük bir etkinlik düzenler. 125. yıl etkinliği Çerkeslerin diaspora tarihinde bir başlangıçtır. Çünkü 125 yıldır "Göç" olarak adlandırılan “Çerkes sürgün ve soykırımı” ilk defa “sürgün” olarak tanımlanmış ve soykırım söylemine ulaşılmıştır. 125. yıl Çerkeslerin ilk mücadele kıvılcımının çakıldığı yıldır.

1989 yılında Berlin Duvarı yıkılırken, Sovyetler Birliğinin de çökme sesleri işitiliyordu. 1991 yılında Sovyetler Birliği kendiliğinden çöktü. Yüz yıldır uyuyan, ulusal varlığı için hiçbir şey yapmamış olan Çerkes Halkı bu fırsatı değerlendiremedi.

1991 yılında Adığe Özerk Bölgesi, Adığey Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. Peşinden Dünya Çerkes Birliği (DÇB) oluşturuldu.

1992'de verilen savaşla Abhazya bağımsızlığını kazandı. Bu savaşta DÇB'nin üstlendiği etkin rol Çerkes Halkı için bir umut olmuştur. İlk defa diaspora Çerkesleri soykırım ve sürgünden 128 yıl sonra anavatanlarına yardım için harekete geçmişler, savaşa aktif olarak müdahil olmuşlar ve Abhazya için mitingler yapmışlardır.

Dağılan Rusyanın toparlanabilmesi için onlara kolay bir zafer gerekiyordu. Çeçenistan bu iş için kolay bir lokmaydı. Yakın tarihimizde yaşanmış en trajik insan katliamlarından biri de Çeçenistan’da gerçekleşti.

2000 yılında Rusya’nın başına Putin'in geçmesiyle birlikte, Rusya’daki kargaşa sonlandırılmış ve Rusya’yı demir bir yumruk yönetmeye başlamıştır. Yine 2000 yılında DÇB'nin gerçek kurucuları ve yurtseverler polis zoruyla DÇB'den atılmış ve DÇB Rusya’nın emrine girmiştir. Artık DÇB'nin işlevi Çerkes Halkını Rusya lehine kontrol etmek, Rusya karşıtı protestoları engellemek ve Çerkes Diyasporalarına Rusya lehine ayar vermektir.

Bu köle ruhlu zihniyet 2007 yılında, “Kaberdey’le Rusya’nın birleşmesinin 450. Yılı” diyerek Nalçık meydanına bir heykel dikip, altına utanmadan "Rusya’yla sonsuza dek" yazabilmiştir.

Ve şu anda DÇB'nin başında başkan olarak oturan Hauti Sohrokov, Nalçık'ı ziyaret eden Rusya yanlısı bir Gürcü heyetine "Çerkes Soykırımını kabul ederek, Rusyaya karşı bizim yüzümüzü kızarttınız, bu Rusyanın içişlerine karışmaktır" diyebilmiştir. Yani şu anda DÇB'nin başında soykırımın kabul edilmiş olmasından yüzü kızaran bir başkan oturmaktadır.

Anavatanda Çerkes davası ile ilgili yapılabilecek şeyler son derece sınırlı hale gelmiştir. Her geçen gün mevcut haklar budanmakta, cumhuriyetlerimizin statüsü tartışılmaktadır. Gün geçmiyor ki anavatandan Çerkes yurtseverlerinden birinin ölüm haberi gelmesin.

***

2014 yılına dört ay gibi bir zaman kaldı. Çok kısa bir biçimde projeksiyon tutmaya çalıştığımız 150 yıllık süreçte hep eksiler var. Artı sayılabilecek şeylerinse devamlılığı yok.

Mevcut yapılanmalarımız "siyasi anlamda hiçbir şey yapmama; yapılanı da engelleme" üzerine dizayn edilmiş.

Sürgün ve soykırımın 150. yılına gelecekte birileri projeksiyon tutmaya kalkarlarsa "sürgün ve soykırımın 150. yılında da hiçbirşey yapılmamış" denilerek tarihe geçmek istemeyeceğimizi düşünmek istiyorum.

Her yıl 21 Mayıs’ta yapılan eylemleri mutat kabul edersek, Çerkes Halkının Soykırım ve Soçi karşıtı söylem geliştirebilen tek farklı eylemi her ayın 21’nde Rusya Konsolosluğu önünde gerçekleştirilen “Her ayın 21’i, saat 21’de…” eylemleridir. Bu eylemler Türkiye ve dünya sathında yaygınlaştırılacaktır. ÇHİ ve İstanbul Çerkes Derneği dışındaki tüm kurumlarımız bu eylemi ölü gözleriyle seyretmektedir. 21 eylemlerinin 12’ncisi tüm canlılığı ve enerjisi ile 21 Ağustos tarihinde gerçekleşmiştir. Enerji ve morale ihtiyacı olan tüm kişi ve kurumları 21 eylemlerine omuz vermeye bekliyoruz.

***

Kaderin garip cilvesi, Soçi olimpiyatlarına karşı dünyadaki eşcinseller de bir boykot kampanyası başlattılar, Rusya’da eşcinsel haklarına karşı çıkarılan yasaları ve baskıları protesto etmek için. Ve eşcinseller Soçi boykotu konusunda çok daha fazla ses getirmeyi başardılar.

Fazla bir şey söylemek istemiyorum ama bundan bir ders çıkartmamız gerekmez mi?



Paylaş | | Yorum Yaz
3280 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi