• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam136
Toplam Ziyaret559572
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Siyasetinin Üslubuna Dair
08/11/2014

Siyaset "bir düşünce etrafında örgütlenen kadroların maddi ve manevi araçları kullanarak, bir hedefe yönelmesi ve bir varlık ortaya koymasıdır" şeklinde tarif edilebilir.

Bu açıdan bakıldığında, Çerkeslerin ne tarih boyunca, ne de günümüzde ortaya, bir varlık yaratacak siyaset ve mücadele biçimi koyamadıklarını görüyoruz.

Soykırımcıları ve asimilasyoncuları kutsayan zihniyetler yok edilip, Çerkes Halkının lanetlileri bahçesine gönderilmesi sağlanmadan, Çerkeslerin, ortaya kapsayıcı bir siyaset çıkarabilmesi mümkün değildir. Bu durum hem anavatan, hem de diasporalar için geçerlidir.

Soykırımcıları ve asimilasyoncuları kutsayan zihniyetin sayısız örnekleri mevcuttur. Anavatanda Nalçik Meydanı’nda ellerini iki yana açmış dev bir kadın heykeli  görürsünüz. Bu heykel 450 yıl önce Ruslara verilen Mariya’nın heykelidir. Yani teslimiyetin heykel haline getirilmiş şeklidir. Yani “biz size 450 yıl önce teslim olduk” demenin heykelidir.

Bu heykelin nasıl dikildiğinin arka plan hikayesini bilmiyorum ama mutlaka Rusya’dan nemalanan yerel Çerkes yöneticiler düşünüp organize etmişlerdir. Yapımından da mutlaka nemalanmışlardır. Alçalmada sınır tanımayan bu zihniyet anavatanı rehin almış durumdadır. Aynı zihniyet Çerkes diyasporalarına da ayar verebilmenin peşindedir.

Enver Paşa tarafından İttihat Terakki bünyesinde kurdurulan, Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucuları ve vurucu gücü Çerkeslerdi. Süleymen Askeri Bey, Kuşçubaşı Eşref Bey, Kuşçubaşı Sami Bey, Çerkes Ethem Bey en tanınmış olanlarıdır. Turan İmparatorluğu kurmak için yanıp tutuşan Enver Paşaya hayrandılar hepsi. Birinci Dünya savaşında Osmanlıyı batırıp yok eden Enver Paşa, Turan imparatorluğunu kurmak için Orta Asya’ya savaşmaya gittiğinde yanındaki en güvendiği adam Kuşçubaşı Sami idi. Enver öldürüldüğünde yerine geçip savaşı devam ettirmişti. Kuşçubaşı Sami savaşı bırakıp Türkiye’nin Ağrı sınır kapısına geldiğinde, 150'lilikler listesinde olduğu için ülkeye giremeyeceğini öğrenmişti.

Girdikleri Türkçü ve Turancı yapı içerisinde, "Çerkesleri Turan ırkının en asil kolu" olarak görmeye başlamıştı bu devletten maaş alan kadrolar. Onun için Çerkeslerin Hatko ailesinden bir  subay olan Ömer Seyfettin Türkçülüğün en güzel hikayelerini yazmıştı.

Devletin yanında yer almada usta olan bu zihniyet Türkiye’de Türkleşmiş, Rusya’da Ruslaşmış, Ürdün ve Suriye’de Araplaşmış, İsrail’de Yahudileşmiştir. Ancak bu zümre Çerkesler için bir talep dile getirileceğinde engelleme için ortak hareket etmeyi ustalıkla başarır.

Herkesin Türk, Müslüman ve sünni olmak zorunda olduğu Türkiye’de, devletle bütünleşmiş olan bu zihniyetler Çerkes kurumlarını kontrol ediyor.

Artık Çerkesler "Ne mutlu Türküm diyene" demeyecekler ve çocuklarında dedirtmeyecekler dediğimizde, en sert tepkiyi bu bukelemun zihniyetli Çerkeslerden görüyoruz. Oysa artık devlet bile okullarda andımızı kaldırdı ve çocuklara her sabah "ne mutlu Türküm diyene" dedirtmiyor.

"Türk olmaktan mutlu"olan bu Çerkesler, ya dönüşüp Çerkesleşecekler, ya da Çerkes Dünyasından kovulacaklardır.

Çerkeslerle ilgili bir iş, bir çalışma, bir düşünce, bir siyaset üretme çabasına girenler, uluslararası dayanışma halinde olan bu işbirlikçi Çerkeslerin ve kurumlarının engeline takılmaktadır.

Çerkeslerin yaratabilmiş olduğu en ciddi siyasi yapılanma olan ÇHİ, en acımasız saldırılara bu işbirlikçi Çerkesler tarafından uğradı. Ancak ÇHİ yaptığı işlerle, eylemlerle ve projelerle dosta da, düşmana da gerekli cevabı verdi.

ÇHİ'nin hiç kimse ile kişisel bir sorunu yoktur. Ancak toplumsal yetersizliklerimiz ve yanlışlıklarımız konusunda tespitler yapıp, eleştiri geliştirerek toplumsal gelişime katkı sunmaktadır. Bazı çevrelerse eleştiri ile karalama arasındaki farkı kavrayamıyor. Eleştriden istifade etmek yerine, savunmaya geçip karşı karalama kampanyası başlatabiliyor. Gelişkin toplumların yaptığı gibi, hatalarımızı düzeltebilmek için eleştiri mekanizmasını işletebilmeyi Çerkesler de er geç öğreneceklerdir.

Dünyanın en mazlum ve sahipsiz halklarından biri olan Çerkesler, mazlumun yanında değil de zalimin yanında yer alabilmektedir. Türkiye’de ırkçı İttihatçı zihniyetin istediği şekilde Kürtlere, Ermenilere, Rumlara ve devletin istediği şeylere saldırabilmektedir. Oysa Çerkesleri yok eden ne Kürtlerdir, ne Ermenilerdir, ne de Rumlardır. Çerkesleri yok eden Rusya’nın emperyalist politikaları ile Türkiye’nin ırkçı ve asimilasyoncu politikalarıdır.

ÇHİ her ayın 21'inde "Soykırım ve asimilasyon insanlık suçudur" pankartı açarak Türkiye’nin asimilasyoncu, Rusya’nın soykırımcı politikalarını eleştirirken tüm dünyaya meydan okumaktadır.

Çerkes siyasetinin dili  "net, kararlı, yürekli ve meydan okuyan" bir üslupta olacaktır.

Halklar arasında düşmanlığı değil, dostluğu ve dayanışmayı savunan bir dil olacaktır.

Onun için Çerkes Kimliğimizle, "Yaşasın Halkların Kardeşliği" demeye devam edeceğiz.



Paylaş | | Yorum Yaz
2397 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi