• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam149
Toplam Ziyaret559585
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Kültürel Çalışmalardan, Politik Mücadeleye
31/03/2012

Çerkes Halkının Cumhuriyet dönemindeki örgütlülüğü  altmışıncı yılını doldurdu. Bizim Sultanahmet Kafkas Kültür Derneği olarak bildiğimiz dernek 1951; Bağlarbaşı Derneği olarak bildiğimiz İstanbul Kafkas Kültür Derneği de 1952 yılında kuruldu.
Sultanahmet Kafkas Kültür Derneği’nin Kurucuları Bolşevik Devrimi yıllarında ülkesini terk etmek zorunda kalmış birinci nesil Kafkasya göçmenleriydi. Anavatandaki son dönem mücadeleyi yaşamış insanlar olarak farklı bir çizgileri vardı.

Benim sonradan dahil olduğum İKKD’nin ilk kurucu başkanı Rahmetli Prof. Hayri Domaniç’ti. Hayri Domaniç 10 yıl süreyle derneğin başkanlığını yaptı. Sayın Domaniç’le Çerkes davası nedeni ile tanıştık. Ama anlaşamadık. Rahmetli beni hiç sevmedi. Buna rağmen sayın Domaniç Türkiye’de kurulan ilk Çerkes örgütlenmesinin başkanı olarak bizce saygın bir yere sahiptir.

Daha sonraki dönemde başkanlık yapan Sait Şurdum’u da tanımak şerefine nail oldum. Rahmetli ait Şurdum döneminde Dernek binası satın alındı. Kızı Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı’nın Başkanlığı öneminde de Bağlarbaşı derneğinin alt büyük salonu alındı. Şurdum ailesi hizmetleriyle Çerkes Halkına kalıcı eserler bırakma konusunda ayrıcalıklı bir yer kazanmış durumda.
***
1974-1975 eğitim döneminde üniversite sınavları için İstanbul’a geldiğimde sınavdan sonraki ilk işim derneğe gidip üye olmaktı. Aradan tam 38 yıl geçmiş. Demek ki ben Cumhuriyet dönemi Çerkes örgütlenmesinin üçte ikisinin içinde bulunmuş ve gözlem yapmışım.
Ben İstanbul’a geldiğimde Rahmetli Avukat Kazım Öztekin başkanımızdı. O zamanda gençlik kolu ile yönetim kurulu çatışma halinde idi. Gençlik kolu başkanımız da Kemal Tura idi.
Daha sonra Bağlarbaşı Derneğinde Yaşar Bağ dönemi yaşandı. Yaşar Bağ eğitimci, hukukçu ve  demokrat kişiliğiyle ulaşılabilecek tüm kesimleri kucaklamaya çalıştı. Ancak 70’li yıllarda Türkiye’de sol değerler hızla yükseliyordu. Bağlarbaşı Derneği de Türkiye’deki solcu gençlerin kendilerini ifade edebildikleri bir platform oldu. Sağcı ve islamcı gençler ise Sultanahmet Kafkas Kültür Derneği’nde yoğunlaştı. Daha sonraki dönemde Şamil Vakfı ve Kafkas Vakfı Sultanahmet Kafkas Derneği’nden doğdu.
***
Bu dönemde çok değerli insanlar tanıdım. Dr. Vasfi Güsar, Beygua Ömer Büyüka, Yasin Çelikkıran, İzzet Aydemir, Mümtaz Demiröz, Hilmi Asena, Süleyman Yançotaral, Orhan Alpaslan’ı sayabilirim. Hepsine Allahtan rahmet diliyorum.
Halen hayatta olan ve toplumumuza hizmete devam eden Hapi Cevdet Yıldız, Rahmi Tuna, M. Nedim Özel, Erhan Şahin, Kuşha Faruk Özden, Fahri Huvaj, Necdet Hatam, Aslan Arı gibi değerli insanları bu dönemde tanıdım. Ve hepsinden çok şeyler öğrendim.
1978 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği yönetimine Yaşar Bağ başkanlığında Cihan Candemir’le birlikte ben de girdim. Cihan Candemir’in çabalarını ve samimiyetini her zaman takdirle izledim. Ancak ÇHİ’nin dile getirdiği talepler karşısında ortaya koyduğu tavrı hiçbir zaman anlayamadığımı ve anlayamayacağımı belirtmek istiyorum.
1979 yılında "Ulusal Sorun ve Çerkeslerin Konumu" isimli kitabı yayınladık. Ve bugün dile getirdiğimiz taleplerin temelini o günlerde attık. Bu kitap yüzünden Çerkes Bölücüsü olarak sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıp hapisle cezalandırıldım.
1980 yılında yayınına başladığımız Nıbceğu dergisi faşist 12 Eylül darbesi nedeniyle iki sayı çıkabildi. Çerkeslerin politik taleplerinin dile getirilmesinde ve bağımsız bir Çerkes hareketinin doğuşunda çok önemli bir platform olabilirdi Nibceğu. Ancak 12 Eylül darbesi Türkiye’de toplumsal gelişimin ve dolayısıyla Çerkesler’in de önünü kesmiştir.
1980li yıllar hem Türkiye’nin, hem de Çerkeslerin kayıp yıllarıdır. Dernekler uzun yıllar kapalı kalmış, açıldıktan sonra da 12 Eylül’ün korkusuyla sessiz kalınmıştır.
1989 yılında Çerkes Sürgünü’nün 125. yılı anma etkinliği de bir kilometre taşı olmuştur. Bu dönemden sonra artık “Çerkes göçü” söyleminden “sürgün” söylemine geçilmiştir.
1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması sürecine Çerkesler hazırlıksız yakalanmışlardır. DÇB bu dönemde kurulmuş, Abhazya savaşında çok önemli görevler üstlenmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda Rusyanın manüplasyonu ile karşılaşan DÇB maalesef rehine bir örgüt konumuna düşmüştür.
1990’lı yıllarımızı Abhazya ve Çeçenistan savaşları doldurdu.
2000’li yıllarla birlikte Çerkesler sanal dünya ile tanıştı. 2003 yılında kurulan Circassian Canada Çerkesler üzerinde etkili oldu. Ancak orada toplanan ekibin Cherkessia.net adı altında yeni bir yapılanmaya gitmesi Circassian Canada’yı dondurdu.
Yine 2000’li yılların başında ortaya çıkan “Demokratik Çerkes Platformu” Çerkes Sürgününün görünür kılınmasında çok önemli bir işlev üstlenmiştir.
2005 yılında dernekleri terk ederek ortaya çıkan gençlik örgütlenmesi "Kafkasya Forumu" da çok önemli bir boşluğu doldurdu. “Çerkes Soykırımı” kavramının yerleşmesi ve sokaklarda seslendirilmesi konusunda çok önemli bir misyon üstlendi. Ancak sadece Rusya’ya karşı mücadele anlayışından sıyrılıp, büyük bir asimilasyonun yaşandığı Türkiye sistemine karşı mücadeleye katkı vermeleri yararlarını artıracaktır.
Çok büyük özverilerle çıkarılan Jineps Gazetesi de maalesef tiraj ve toplumsal etkinlik anlamında bir kitlesellik sağlayamamıştır.
***
Cumhuriyet tarihinde Çerkeslerin örgütlülüğünün 40 yılının içinde bulunmuş ve gözlemiş biri olarak anılarım arasında kısa bir gezinti yaptım.
Artık bugün yüz civarında dernek ve vakfımız var.
Federasyonlarımız var.
Onlarca internet sitemiz var.
Bugüne kadar kurumlarımız çok değerli çalışmalar yaptılar. Her kim ki Çerkes Davası için bir adım atmışsa, bir taş koymuşsa, bir harf yazmışsa, bir kuruş vermişse bizim için çok değerlidir.
Bu süreç böyle yaşanarak gelmiştir. Ancak belirtmeliyiz ki kurumlarımızın ve oluşumlarımızın bugüne kadar yürüttüğü çalışmalar ağırlıklı olarak "Kültürel çalışmalardır".
"Kültürel Çalışma"larla gelebildiğimiz yer ise ortadadır.
Yok olmanın son dönemecindeyiz.
Artık yıllar yılı yürüttüğümüz geleneksel çalışma biçimleriyle varabileceğimiz yeni bir yer yoktur !
Zaman artık talep etme zamanıdır!
Çerkeslerin taleplerinin politik arenaya taşınma ve politik mücadele zamanıdır!
Ve ÇHİ Çerkes kimliğini ve buna bağlı tüm temel hak ve özgürlükleri istiyor!
Bir ulusun varlığını sürdürmesi için talep edilmesi gereken her şeyi istiyor!
Çerkeslerin taleplerini meydanlara, çalıştaylara ve politik arenaya taşıyor!
Ankara ve İstanbul’dan sonra şimdi de hedefimiz Kayseri’dir!
“Çerkesim” ve “Çerkes dostuyum” diyen herkes bu mitingi desteklemek zorunda!
Karşı çıkanlar, görmezden gelenler, küçültmeye çalışanlar ve karalayanlar tarih önünde sorumludur.
Haydi 29 Nisanda Kayseri Fuar önü miting Alanına!
Yaşasın Halkımız, Yaşasın Çerkes Kalma Mücadelemiz!



Paylaş | | Yorum Yaz
3517 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi