• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret680699
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84716.8745
Euro7.72467.7556
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İktidar Partisinin Çerkes Açılımı Üzerine
04/03/2019

Toplumlar, yaşadıkları ülkeye ve dünyaya kendilerini kabul ettirebildikleri ve seslerini duyurabildikleri ölçüde bir statü elde ederler. Bu statü toplum önderlerinin ufuk çizgisi ve mücadele azimleri nispetinde yükselir ya da alçalabilir.

Geçmiş dönemlerin feodal kalıntılarından kendilerine statü ve asalet devşirmeye çalışanların durumu ise tam bir zavallılıktır. Buna en iyi örneklerden biri ise Çerkes toplumudur. Geçmişte yaşayan, bugünü ve yarını planlayamayan halkların sonu ise yok olmaktır. Korkarım böyle giderse Çerkeslerin bir statü yaratması ve varlıklarını geleceğe taşıması mümkün görünmemektedir. 

Günümüzde statü elde edebilmenin yolu, uluslararası ekonomik ve siyasi rekabette başarılı olmak, bir yer tutabilmekten geçmektedir. Günümüz toplumlarında en önemli statü ise siyasi statüdür. Siyasi statünün en üst göstergesi ise devlet kurabilmektir. 

Bu yazımızda ülkemizde yaşayan bazı etnik toplulukların verdiği siyasi statü mücadelelerine örnekler verdikten sonra iktidar partisi AKP'nin Çerkes açılımı yapmasının nedenlerine değineceğiz. 

***

Yaşananları hatırlamak ve yaşananlardan örnek çıkarmak için Türkiye'de yaşayan farklı etnik toplulukların siyasi statü elde etme mücadelesine kısa bir projeksiyon tutup, Çerkes siyasallaşması ve AKP iktidarının son dönemde yaptığı Çerkes açılımını değerlendirdikten sonra Aleviler, Kürtler, Ermeniler ve Romanların siyasi mücadelesine bakacağız.

 

Aleviler:

Alevilik, Şaman Türk gelenekleri ile Şii inancının sentezinden ortaya çıkmış Anadolu Müslümanlığı ve inanç biçimidir. Osmanlı devletinin Sünni İslam'ı benimsemediği dönemde yaygın olan inanç biçimi Alevilik, Balkanlara yayılmış, yeniçeri ocağında da kendine yer bulmuştur. Ancak Osmanlı'nın halifeliği almasıyla başlayan sünnileşme dönemi, Yavuz Sultan Selim'le birlikte Alevi katliamlarını da beraberinde getirmiştir.

İttihatçıların tek dil, tek din, tek mezhep anlayışı Cumhuriyet döneminde de sürmüştür. Bu anlayışın farklı olanları aşağılama politikası Alevileri aşağılamış, Alevilerin kimliklerini gizleme ve ibadetlerini gizli yapma zorunluluğunu getirmişti. Cumhuriyet tarihi boyunca aşağılama politikalarıyla yetinilmemiş, fiili katliamlar da gerçekleştirilmiştir. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas katliamları bunun örnekleridir.

Alevilerin bu aşağılanma Çemberini kırmak için yaptıkları en önemli çıkış, 1966 yılında TBP (Türkiye Birlik Partisi)'yi kurmalarıdır. 1967 seçimlerinde oyların 2.8'ini alan TBP meclise sekiz millet vekili sokmuştur. Amblemi, aslanı çevreleyen 12 yıldızdır (Yıldızlar Alevi inancındaki 12 İmam'ı temsil ediyordu). Bu partinin bir Alevi partisi olduğunu herkes biliyordu. Bu başarıdan sonra Aleviler siyasetin, varlıklarını sürdürebilmek için ne derece önemli olduğunun farkına vardılar ve birlikte hareket etmeyi öğrendiler. TBP, varlığını 1980 yılına kadar sürdürdü. Ancak Aleviler Türkiye'nin kurucu partisi CHP'yi ele geçirerek siyasetin imkanlarından yararlandılar. CHP'nin bugünkü Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu da Alevidir. 

Aleviler, kamu ve belediye imkanlarından yararlanarak binlerce cem evi inşa etmeyi başardılar. Vakıfları, federasyonları, televizyon yayınları ile bir statü elde ettiler. Avrupa'da cem evleri ibadethane olarak kabul edildi. Türkiye'nin cem evlerini resmi ibadethane olarak kabul etmesi an meselesidir. 

 

Kürtler:

Mezopotamya bölgesinin binlerce yıllık kadim halkı olan Kürtlerin yaşadığı bölgeye, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminde de Kürdistan deniyordu. Birinci dünya savaşında dört parçaya ayrılıp Türk, Arap ve Acemlerin tahakkümüne sokulmuştur. Bu tahakküme her zaman karşı çıkan Kürtler, 1946 yılında İran'da ilk bağımsız Mehabat Kürt Cumhuriyetini kurmuşlardır. Sovyetler Birliğinin desteğiyle kurulan bu Cumhuriyet, Sovyetler Birliği’nin İran'dan çekilmesi üzerine bir yıl sonra İran'ın saldırıları sonucu yıkılmıştır. 

Kürtlerin, Mezopotamya bölgesinde yürüttükleri silahlı siyasi mücadele, Türkiye'de terör faaliyeti olarak görülse de, dünyanın birçok yerinde meşru bir özgürlük savaşı olarak kabul edilmektedir. Bugün Kürt hareketinin siyasi önderleri Avrupa'da, Amerika'da, Rusya'da devlet yöneticisi gibi kabul görmekte ve ağırlanmaktadır. Bu, Kürtlerin verdiği mücadelenin artık bir statü oluşturduğunun göstergesidir. Kürtlerin, özerk yönetimler oluşturma mücadelesinin gelecekte devlete evrilmesi ise kaçınılmaz olacaktır. 

 

Ermeniler: 

Osmanlı ve Rusya coğrafyasına dağılmış olarak yaşayan Ermeniler, sanatkar, çalışkan, şehirli ve mücadeleci insanlardır. Son derece bilinçli ve politize bir halk olan Ermeniler, ilk siyasi partileri olarak Taşnak partisini 1980 yılında kurmuşlardır. 1908 yılında Meşrutiyet'in ilan edilmesi için büyük çaba harcamışlardır. Ancak 1915 yılında İttihat Terakki'nin organize ettiği bir katliamla bu topraklardan sürülmüşlerdir. Neredeyse tamamına yakını yok edilmiştir. Bir buçuk milyon Ermeni'nin yaşadığı bu topraklarda bugün çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere 70.000 kişi kalmıştır. Ama Ermeniler bu topraklarda uğradıkları haksızlığı hiçbir zaman unutmadılar. Bütün dünyada uğradıkları soykırımın kabul edilmesi anlamında çok mesafe kaydettiler.

Şu anda nüfuslarına göre Türkiye Parlamentosunda en fazla temsil edilmeyi başaran halk Ermenilerdir. HDP'den Garo Paylan, CHP'den Selina Doğan, AKP'den Markar Eseyan milletvekili seçilmişlerdir. Lozan Anlaşması gereği zaten bir statüleri olan Ermeniler yasama organında da yer alarak fiili bir statü de elde etmişlerdir. 

 

Romanlar:

Hindistan'dan çıkarak dünyanın birçok ülkesine dağılan Romanlar ülkemizde de en çok aşağılanan ve dışlanan bir topluluktur. Eğitime ulaşım imkanları son derece kısıtlı, göçebelikten tam yerleşikliğe geçememiş olan Romanlar toplumda en düşük işlerde çalışmakta ve kriminal vakalarla anılmaktadırlar. 

2009 yılında başlatılan demokratik açılım süreci ile birlikte Türkiye'de yüzlerce Roman derneği, altı Roman federasyonu ve bu federasyonların oluşturduğu bir Roman konfederasyonu kurulmuştur. İzmir'den, Özcan Purçu, Roman kimliğiyle milletvekili seçilmiş, parlamentoda Romanların taleplerini dile getiren konuşmaları ile Romanlara siyasi bir statü kazandırmıştır.

***

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti’nin formatladığı ve kendini Türklüğe daha yakın hisseden bazı okuyucularım yine Kürtleri, Ermenileri, Alevileri, Romanları yazmışsın diye hayıflanacaklar. Ancak bir azınlık olan Çerkesler, çoğunluk olan Türklere değil, kendileri gibi azınlık olan halklara daha yakın olmak ve onların ne yaptıklarından ders alıp yeni yönler belirlemek zorundadırlar. Bu gerçeklikten hareket ederek kıyaslamalar yapacağız. 

Türkiye Cumhuriyetinin en fazla korktuğu Kürtlerden ve Ermenilerden, Çerkesler de çok korkuyorlar ve bir arada görünmeye çekiniyorlar. Ancak Çerkeslerin hayalleri bile Kürtlerin ve Ermenilerin ulaştığı mücadele ve siyasi statü noktasını düşünmeye korkuyor. 

Çerkesleri, Aleviler ve Romanlarla kıyaslayacağız ama statü olarak Çerkeslerin her iki toplumun çok gerisinde olduğunu belirtmek zorundayım. Alevileri harekete geçiren ve birlik olmalarını sağlayan TBP 1966 yılından 50 yıl sonra Çerkesler de ÇDP(Çoğulcu Demokrasi Partisi)'yi kurdular. Bu umut verici bir şey. Ama Aleviler TBP ile ilk katıldıkları seçimlerde %2.8 oy almıştılar ve Parlementoya sekiz millet vekili sokmuşlardı. Çerkesler ise 2015 yılında katıldıkları seçimlerde %0,027 oy almışlardı. Çerkeslerle Aleviler arasında devletten hak ve statü elde etme konusunda adeta dağlar kadar bir fark vardır. 

 

2009 yılında yapılan demokratik açılım sürecinden sonra örgütlenmeye başlamış olan Roman dernekleri sayısı Çerkes dernekleri sayısını çoktan sollamış, altı federasyon ve bir de konfederasyon kurulmuştur. Sen ben kavgasının içerisinden çıkamayan Çerkesler, Konfederasyon oluşturmak için tartışmaya bile başlayamamışlardır. Roman kimliği ile bir milletvekili seçtirerek siyasi statü elde etmişlerdir. Parlementoda bulunan biyolojik Çerkesler, Çerkes halkını temsil etmedikleri için, Çerkes halkına siyasi bir statü sağlamaları da mümkün değildir. Çerkes halkı siyasi statü anlamında Romanların çok gerisindedir. 

***

Çerkes halkının örgütlenme ve siyaset oluşturma konusundaki isteksizliğine rağmen, Ak Parti, özellikle Kayseri'de Çerkesleri neden mercek altına aldı ve neden bazı pozitif ayrımcılıklar uyguluyor?

Hülya Nergis Atçı'nın Çerkes kontenjanından vekil yapılması, Çerkes Festivallerine milyonlar akıtılması, Kaffed başkanı Yaşar Aslankaya'nın transfer edilmesi bir tesadüf müdür?

Kesinlikle tesadüf değildir. İktidar partisi AKP, Kayseri'de ÇDP adayı Emine Aslandok Sezgin'in almış olduğu beş bin oyu çok iyi analiz ediyor. Ve Çerkeslerin, blok halinde hareket edebileceklerinin sinyallerini alıyor. Elindeki devlet imkanlarını kullanarak Çerkes oylarını kendine transfer etmenin yollarını arıyor. 

Zaten, Çerkesler blok olarak AKP'ye oy veriyorlardı. AKP'nin Çerkesler için ayrıca bir şey yapmasına gerek yok diyenleriniz olabilir. Muhalefet partileri uyuyadursun, iktidar partisi AKP, ÇDP etrafında yükselen bağımsız Çerkes siyasetini çok yakından takip ediyor. Hep başka kümeslere yumurtlayan Çerkeslerin, ÇDP'nin uyandırmasıyla, AKP'nin elinden kaçacaklarını görmüş bulunuyor. 

2015 seçimlerinde Kayseri'de sağlanan başarı ÇDP'nin seçime katıldığı Samsun, Düzce, Eskişehir, Ankara, Bursa ve İstanbul'da sağlansaydı inanın Çerkeslerin siyasi statüsü bugünkünden çok daha farklı olurdu. 

Şimdi de 31 Mart yerel seçimlerinde Çerkeslerin eline çok önemli bir fırsat geçmiştir. 31 Mart yerel seçim yarışına İstanbul Büyükşehir Belediye'sine ÇDP, Doğan Duman'ı başkan adayı göstererek, Siyasi Statü'nün yükseltilmesi konusunda çok önemli bir mücadeleye girmiştir. Bu mücadelede kendimize yani Doğan Duman'a oy vererek, Çerkes bayrağının ve statüsünün yükseltilmesine katkıda bulunun.



664 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Çerkeslerin Çıkmazı     17/03/2019 11:13

Bence en büyük sorunumuz, okumuş, belli bir siyasal bilinç düzeyine ulaşarak politize olmuş Çerkeslerin, ya sol yada dini söylemli enternasyonalist akımlarda heba olmalarıdır. Türk milliyetçisi olanları zaten saymıyoruz Özellikle 1970'li yıllarda ivme kazanan sol akımlarda yer alan Çerkesler, %90 dindar köylülerden oluşan halkımızın arasına züccaciye dükkanına dalan fil gibi dalarak, "- Xabze'ye ve dine saygısız ukala dernekçi -" imajını bir daha çıkmayacak şekilde kimlik edindiler. Günümüzde oluşan ÇDP gibi haklı ve doğru bir kurumsallık da bu imajın hafızalara yerleştirdiği refleksler yüzünden kök salıp halkı kucaklayamıyor. Muhafazakâr olmakla birlikte, fanatik dincilik tanımayan, kızlı-erkekli zexes'ten çıkıp teravihe, Cuma namazından çıkıp düğünde karşı cinsten birileri ile dans etmeye giden, yani klasik bilinen kalıplara sokulması mümkün olmayan Çerkeslerin, solcu yada dinci herhangi bir aşırı ideolojiye angaje oldukları anda artık "Çerkes" kalamayacaklarını bilmeleri gerekiyor.
Faik Toğru

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi