• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam71
Toplam Ziyaret824448
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.703816.7707
Euro17.458117.5281
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP
20/09/2021

Sevgili okuyucularım,

Aslında yukarıdaki yazı başlığını, geçmiş dönemlerin çok ünlü bir reklamı olan “yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız” yapacaktım. Çoktan kapanmış ve tarih olmuş bir Fransız Bankası olan Osmanlı Bankasını genç nesillerin hatırlamayacaklarını düşünerek, Türkiye’deki siyasi partilerin birbirinin kopyası olduğunu anlatmak için, eşittirlerden oluşan bir başlık seçtik. Nasıl bankaların birbirinden bir farkı yoksa, Türkiye’deki partilerin de neredeyse kopya kağıdıyla çizilmiş resimler gibi birbirinden farkı yoktur.

CHP’yi tarihsel perspektifi içinde eleştiren bir yazı yazsam, birileri ”vay sen AKP’li mi oldun” diyecek. İktidarı eleştiren bir yazı kaleme alsam “sen CHP’lisin” diye eleştirilere muhatap olacağım. Oysa ne AKP, ne CHP benim umurumda değil. Ben “özgürlükçü sosyalist” düşüncede olan bir kişi olarak sistem eleştirisi yaparım. Eleştirilerimde, kimin alınıp güceneceğine, kimin saldıracağına aldırmadan sözümü söylerim.

 

Tarihsel perspektifi içerisinde Türkiye’nin siyasi partilerinin nasıl birbirinin devamı olduğuna dair bir yolculuk yaparak bugüne geleceğiz.
***

 

600 yıl mutlakiyetle yönetilmiş Osmanlı Devleti’nin son on yılı hariç siyasi parti geleneği yok. Türkiye’deki bütün partilerin anası olan İttihat ve Terakki gizli bir cemiyet olarak kurulmuştu. Askeri Tıbbiye’nin bahçesinde yemin eden Abdullah Cevdet ve İshak Sukuti Kürt; İbrahim Temo Arnavut; Mehmet Reşit de Çerkes’ti. Osmanlı Devleti’ni kurtarmak İçin Osmanlılık, İslamcılık ve Türkçülük ideolojik argümanını kullanıyordu. Osmanlılık ve İslamiyet Hıristiyan unsurların yaşadığı Balkanlar’da tutmamış ve her etnik yapı kendi milliyetçiliğine yönelmişti. Yunanlılar, Romenler, Bulgarlar, Sırplar bir bir kendi ulus milliyetçiliklerine yönelerek Osmanlı’dan bağımsızlıklarını kazanmışlardı.

Kaybedilen topraklar, göçler ve acılar, İttihat Terakki’ye Türk olmayan unsurlarla Hıristiyanlara güvenmemeyi ve dışlama siyasetini benimsemeyi beraberinde getirmişti.

1913 yılı kongresinde İttihat Terakki “Anadolu’nun bir Türk yurdu olabilmesi için, Hıristiyanlardan arındırılması, Türk olmayan Müslüman unsurların Türkleştirilmesi” fikrini ideoloji olarak benimsedi. 1915 yılında bir devlet projesi olarak yürürlüğe konmuş olan Ermeni Katliamı ve sürgününde Müslüman Kürtler, Çerkesler ve Türkler yoğun olarak kışkırtıldı ve kullanıldı.

 

Birinci Dünya Savaşına Osmanlı’yı sokan İttihat Terakki’nin A takımı savaş suçlusu olarak yargılanmamak İçin  yurt dışına kaçtı ve ittihat Terakki kendisini feshetti. Yerine Kurulmuş olan “Teceddüt Partisi” Damat Ferit Paşa tarafından kapatıldı.
***

 

İttihat Terakki öncelikle ordu içesinde örgütlenmiş bir cemiyetti. Osmanlı Devleti ve ordusu dağılınca ittihatçı olan subaylar ve milisler bir çıkış yolu bulmak İçin milli mücadeleyi başlattılar. Milli Mücadele’yi yürüten Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Fevzi Çakmak, Rauf Orbay, Refet Bele, Çerkes Ethem, Çerkes Reşit gibi Milli Mücadeleye öncülük etmiş olan tüm kadrolar İttihat Terakki üyesiydiler.

İttihatTerakki’nin yerini alan Cumhuriyet Halk Fırkası aynı tekleştirme politikalarını sürdürdü.1919’dan 1923’e kadar Rumlar’a karşı sürdürülen yok etme politikaları 1923’te mübadele anlaşmasıyla noktalandı. Türk olmayan Müslüman unsurlara karşı ilk yok etme operasyonu Çerkesler’e karşı uygulandı ve Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü 1923’te yürürlüğe kondu.

1925’te Şeyh Sait isyanıyla Kürtlere karşı başlatılan operasyonlar hiç kesintiye uğramadan ittihatçı politikalarını parti farkı gözetmeksizin devam ettiriyor. 27 yıl süren CHP tek parti iktidarı döneminde 1934 yılında Trakya Yahudilerine devlet destekli bir operasyon yapılarak Trakya bölgesi Yahudilerden temizlendi. 1942 yılında çıkarılan Varlık vergisiyle Hıristiyan Vatandaşların Mal varlıkları gasp edildi.

1945 yılında Dörtlü Takrir’in verilmesiyle ortaya çıkan Demokrat Parti, Toprak reformuna karşı çıkan ağaların partisiydi. Partinin Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar, ”Atatürk’ü sevmek bir ibadettir” diyecek kadar Atatürk’e bağlıydı. Dolayısıyla Demokrat Parti CHP’nin liberal versiyonuydu denebilir. Ama 6-7 Eylül 1955 olayları bir devlet organizasyonu olarak Demokrat Parti döneminde gerçekleşti. Farklılıkların imha edilmesi anlamında Demokrat Parti ile CHP ve İttihat Terakki arasında hiç bir fark yoktur. Sadece ittihatçıların ırkçı anlayışına İslam sosu eklenmiştir. Eski bir Atatürkçü olan Necip Fazıl Kısakürek, Abdülhakim Arvasi’den etkilenmiş ve islamcı olmuştur. Menderes’ten büyük maddi yardımlar almış ve Demokrat Parti ile birlikte bütün sağ ve İslami partilerin ideolojik referansı olmuştur.

Demokrat Parti’nin devamı olarak kurulan Adalet Partisi (AP) ve Demirel Cumhuriyet döneminin en oportünist partisi ve lideridir. MSP ve Erbakan Çizgisi olan Milli görüş İttihat Terakki’nin İslami versiyonudur. MHP ve Türkeş Çizgisi ise İttihat Terakki’nin Irkçı-Türkçü çizgisidir.

Milli Görüş çizgisinden ayrılan AKP’de kendisine referans olarak CHP içinden çıkmış olan Demokrat Parti ve Menderes’i referans olarak almaktadır. Geldiği son noktada AKP, MHP’ye sakalı kaptırarak tamamen ırkçı bir parti hüviyetine bürünmüştür.

Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.

 Onun için, parti değerlendirmelerinde, farklılıkları zenginlik olarak gören, hukuka, insan haklarına saygılı, azınlık halklara pozitif ayrımcılık yapacak partileri incelemeye alıp ve onlara destek vermek daha doğru bir tavır olacaktır.


679 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi