• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret656920
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.63816.6647
Euro7.27057.2996
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Paradigmaları Yıkıyoruz!
09/10/2011
Ne demekti bu paradigma ?
Neden böyle bir kitabı yazdığı için bir bilim adamı olan Doç. Dr. Fikret Başkaya hapse atılmıştı ?
Hemen kitaptan bir tane edindim, okudum ve paradigmalarımı yıktım.
Ve o gün bu gündür ben herkesle görüşüyorum. Her fikir akımını ve her inanç sistemini anlamaya çalışıyorum. Her gün daha zenginleştiğimi hissediyorum.
Paradigma kısaca "düşünce kalıbı" diye özetlenebilir.
Yani düşünce kalıpları ile kafaların içine örülen duvarları ifade etmektedir.
Doç. Dr. Fikret Başkaya "Paradigmanın İflası" kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran paradigmayı yerle bir ediyordu.
Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir özünün olmadığını, kuruluş felsefesinin nasıl yalanlar üzerine inşa edildiğini, inkar edilenlerin mücadelelerini anlatıyor, kanıtlarını ortaya koyuyor, nesnel gerçekleri aktarıyor.
Tabii bu gerçeklerin yazılması, kendini devletin sahibi gören derin güçlerin hoşuna gitmedi.
Derhal dava açıldı ve Başkaya hapse atıldı.
Hapse atıldı ve özgürleştirildi.
Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl cümle ?
Evet, hapse girebilmeyi göze alan özgürleşiyor. İnandığı dava uğruna hapse girebilmeyi göze alabilen bir insan özgürdür. Hapse girdiğiniz zaman, hakim güçlerin "seni hapse atarım" diye tehdit edişi artık sökmüyor. Bu deney insanı özgürleştiriyor ve kendine güvenini arttırıyor.
Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe, kurucu kadronun şefini ve Türk milletini yüceltirken, farklı unsurları aşağılama, inkar, imha ve asimilasyon politikalarını geliştirdi. Bu politikalar, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini gizlemelerini, kültürlerinin ve kimliklerinin zayıflamasını ve yok olması sonucunu getirdi.
Türkiye Cumhuriyetini kuran kadro paradigmalarını oluştururken, azınlıkların ve farklı dini toplulukların paradigmaları da oluştu.
Azınlıkların ve farklı dini toplulukların üzerindeki en önemli paradigma korkudur.
Çerkeslerin 150 yıllık diaspora tarihinde 2011 yılına kadar hiç bir hak talep etmeden beklemelerinin en önemli nedeni de korkudur.
2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) meydanlara çıkarak kafalarda oluşmuş olan korku duvarlarını yerle bir etmiştir. ÇHİ'yle birlikte meydanlara çıkan binlerce kişi, meydanlarda olmayan milyonlarca kişiye korkunun gereksiz olduğunu göstermiştir.
ÇHİ'nin yaptığı çıkışın en önemli etkisi, Çerkeslerin üzerine çökmüş olan korku paradigmasını yıkmış olmasıdır.
ÇHİ yola çıkarken alışılmamış olanı yaparak paradigmaları yıktı. Hiçbir kurumu ayırt etmeden, hiçbir grubu dışlamadan, herkese birlikte miting yapma teklifi götürdü. Ancak kafalarına duvarlar örülmüş olanlar bu tavrı anlayamadılar. Hemen kafalarındaki paradigmalara göre yaftalamaya kalktılar ÇHİ'yi. Ama bütün yaftalamalara inat Çerkes Halkının bileşenleri ve samimi evlatları meydanlara aktılar. Böylece yürekli olanların, samimi olanların ve iş yapanların yanında olacaklarını göstermiş oldular.
"Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası Projesini" gerçekleştirmek için yola çıkan ÇHİ'nin hiç kimseyi dışlama ya da hiçbir grubu görmeme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz.
Biz paradigmalarımızı yıktık, samimi olduğuna inandığımız herkese ellerimizi uzatıyoruz.
Bize uzanacak elleri sıkmaya hazırız.
Bütün düşünce akımlarından besleniyoruz.
Bütün kuruluş ve kurtuluş mücadelelerini inceliyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Çerkes ulusunu önce kafalarımızda ve gönüllerimizde inşa edecek; sonra da maddi koşullarını hayata geçireceğiz.
Hep birlikte...


2520 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
TÜRKİYE’NİN GEÇMİŞ 25 YILI VE GELECEĞİMİZ - 04/01/2020
Gelecek Partisi geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, geleceğe bakan ve geleceği planlayan yeni bir Türkiye inşa etmelidir.
YEL KAYADAN TOZ ALIR - 22/12/2019
Çerkes Halkı dışında hiç kimseye karşı kendimi borçlu hissetmiyorum. Türkiye sağcılığı ve solculuğu içinde asimile olmuş, Çerkes kimliğinden önce sağcı ya da solcu kimliği ile bize sataşanların söylediklerinin nezdimizde hiç bir hükmü yoktur.
NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM? - 15/12/2019
Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi