• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam153
Toplam Ziyaret781173
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Paradigmaları Yıkıyoruz!
09/10/2011
Ne demekti bu paradigma ?
Neden böyle bir kitabı yazdığı için bir bilim adamı olan Doç. Dr. Fikret Başkaya hapse atılmıştı ?
Hemen kitaptan bir tane edindim, okudum ve paradigmalarımı yıktım.
Ve o gün bu gündür ben herkesle görüşüyorum. Her fikir akımını ve her inanç sistemini anlamaya çalışıyorum. Her gün daha zenginleştiğimi hissediyorum.
Paradigma kısaca "düşünce kalıbı" diye özetlenebilir.
Yani düşünce kalıpları ile kafaların içine örülen duvarları ifade etmektedir.
Doç. Dr. Fikret Başkaya "Paradigmanın İflası" kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran paradigmayı yerle bir ediyordu.
Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir özünün olmadığını, kuruluş felsefesinin nasıl yalanlar üzerine inşa edildiğini, inkar edilenlerin mücadelelerini anlatıyor, kanıtlarını ortaya koyuyor, nesnel gerçekleri aktarıyor.
Tabii bu gerçeklerin yazılması, kendini devletin sahibi gören derin güçlerin hoşuna gitmedi.
Derhal dava açıldı ve Başkaya hapse atıldı.
Hapse atıldı ve özgürleştirildi.
Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl cümle ?
Evet, hapse girebilmeyi göze alan özgürleşiyor. İnandığı dava uğruna hapse girebilmeyi göze alabilen bir insan özgürdür. Hapse girdiğiniz zaman, hakim güçlerin "seni hapse atarım" diye tehdit edişi artık sökmüyor. Bu deney insanı özgürleştiriyor ve kendine güvenini arttırıyor.
Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe, kurucu kadronun şefini ve Türk milletini yüceltirken, farklı unsurları aşağılama, inkar, imha ve asimilasyon politikalarını geliştirdi. Bu politikalar, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini gizlemelerini, kültürlerinin ve kimliklerinin zayıflamasını ve yok olması sonucunu getirdi.
Türkiye Cumhuriyetini kuran kadro paradigmalarını oluştururken, azınlıkların ve farklı dini toplulukların paradigmaları da oluştu.
Azınlıkların ve farklı dini toplulukların üzerindeki en önemli paradigma korkudur.
Çerkeslerin 150 yıllık diaspora tarihinde 2011 yılına kadar hiç bir hak talep etmeden beklemelerinin en önemli nedeni de korkudur.
2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) meydanlara çıkarak kafalarda oluşmuş olan korku duvarlarını yerle bir etmiştir. ÇHİ'yle birlikte meydanlara çıkan binlerce kişi, meydanlarda olmayan milyonlarca kişiye korkunun gereksiz olduğunu göstermiştir.
ÇHİ'nin yaptığı çıkışın en önemli etkisi, Çerkeslerin üzerine çökmüş olan korku paradigmasını yıkmış olmasıdır.
ÇHİ yola çıkarken alışılmamış olanı yaparak paradigmaları yıktı. Hiçbir kurumu ayırt etmeden, hiçbir grubu dışlamadan, herkese birlikte miting yapma teklifi götürdü. Ancak kafalarına duvarlar örülmüş olanlar bu tavrı anlayamadılar. Hemen kafalarındaki paradigmalara göre yaftalamaya kalktılar ÇHİ'yi. Ama bütün yaftalamalara inat Çerkes Halkının bileşenleri ve samimi evlatları meydanlara aktılar. Böylece yürekli olanların, samimi olanların ve iş yapanların yanında olacaklarını göstermiş oldular.
"Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası Projesini" gerçekleştirmek için yola çıkan ÇHİ'nin hiç kimseyi dışlama ya da hiçbir grubu görmeme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz.
Biz paradigmalarımızı yıktık, samimi olduğuna inandığımız herkese ellerimizi uzatıyoruz.
Bize uzanacak elleri sıkmaya hazırız.
Bütün düşünce akımlarından besleniyoruz.
Bütün kuruluş ve kurtuluş mücadelelerini inceliyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Çerkes ulusunu önce kafalarımızda ve gönüllerimizde inşa edecek; sonra da maddi koşullarını hayata geçireceğiz.
Hep birlikte...


2750 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi