• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam64
Toplam Ziyaret680700
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84716.8745
Euro7.72467.7556
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Paradigmaları Yıkıyoruz!
09/10/2011
Ne demekti bu paradigma ?
Neden böyle bir kitabı yazdığı için bir bilim adamı olan Doç. Dr. Fikret Başkaya hapse atılmıştı ?
Hemen kitaptan bir tane edindim, okudum ve paradigmalarımı yıktım.
Ve o gün bu gündür ben herkesle görüşüyorum. Her fikir akımını ve her inanç sistemini anlamaya çalışıyorum. Her gün daha zenginleştiğimi hissediyorum.
Paradigma kısaca "düşünce kalıbı" diye özetlenebilir.
Yani düşünce kalıpları ile kafaların içine örülen duvarları ifade etmektedir.
Doç. Dr. Fikret Başkaya "Paradigmanın İflası" kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran paradigmayı yerle bir ediyordu.
Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir özünün olmadığını, kuruluş felsefesinin nasıl yalanlar üzerine inşa edildiğini, inkar edilenlerin mücadelelerini anlatıyor, kanıtlarını ortaya koyuyor, nesnel gerçekleri aktarıyor.
Tabii bu gerçeklerin yazılması, kendini devletin sahibi gören derin güçlerin hoşuna gitmedi.
Derhal dava açıldı ve Başkaya hapse atıldı.
Hapse atıldı ve özgürleştirildi.
Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl cümle ?
Evet, hapse girebilmeyi göze alan özgürleşiyor. İnandığı dava uğruna hapse girebilmeyi göze alabilen bir insan özgürdür. Hapse girdiğiniz zaman, hakim güçlerin "seni hapse atarım" diye tehdit edişi artık sökmüyor. Bu deney insanı özgürleştiriyor ve kendine güvenini arttırıyor.
Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe, kurucu kadronun şefini ve Türk milletini yüceltirken, farklı unsurları aşağılama, inkar, imha ve asimilasyon politikalarını geliştirdi. Bu politikalar, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini gizlemelerini, kültürlerinin ve kimliklerinin zayıflamasını ve yok olması sonucunu getirdi.
Türkiye Cumhuriyetini kuran kadro paradigmalarını oluştururken, azınlıkların ve farklı dini toplulukların paradigmaları da oluştu.
Azınlıkların ve farklı dini toplulukların üzerindeki en önemli paradigma korkudur.
Çerkeslerin 150 yıllık diaspora tarihinde 2011 yılına kadar hiç bir hak talep etmeden beklemelerinin en önemli nedeni de korkudur.
2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) meydanlara çıkarak kafalarda oluşmuş olan korku duvarlarını yerle bir etmiştir. ÇHİ'yle birlikte meydanlara çıkan binlerce kişi, meydanlarda olmayan milyonlarca kişiye korkunun gereksiz olduğunu göstermiştir.
ÇHİ'nin yaptığı çıkışın en önemli etkisi, Çerkeslerin üzerine çökmüş olan korku paradigmasını yıkmış olmasıdır.
ÇHİ yola çıkarken alışılmamış olanı yaparak paradigmaları yıktı. Hiçbir kurumu ayırt etmeden, hiçbir grubu dışlamadan, herkese birlikte miting yapma teklifi götürdü. Ancak kafalarına duvarlar örülmüş olanlar bu tavrı anlayamadılar. Hemen kafalarındaki paradigmalara göre yaftalamaya kalktılar ÇHİ'yi. Ama bütün yaftalamalara inat Çerkes Halkının bileşenleri ve samimi evlatları meydanlara aktılar. Böylece yürekli olanların, samimi olanların ve iş yapanların yanında olacaklarını göstermiş oldular.
"Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası Projesini" gerçekleştirmek için yola çıkan ÇHİ'nin hiç kimseyi dışlama ya da hiçbir grubu görmeme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz.
Biz paradigmalarımızı yıktık, samimi olduğuna inandığımız herkese ellerimizi uzatıyoruz.
Bize uzanacak elleri sıkmaya hazırız.
Bütün düşünce akımlarından besleniyoruz.
Bütün kuruluş ve kurtuluş mücadelelerini inceliyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Çerkes ulusunu önce kafalarımızda ve gönüllerimizde inşa edecek; sonra da maddi koşullarını hayata geçireceğiz.
Hep birlikte...


2555 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi