• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret711105
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.79217.8233
Euro9.29239.3296
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Paradigmaları Yıkıyoruz!
09/10/2011
Ne demekti bu paradigma ?
Neden böyle bir kitabı yazdığı için bir bilim adamı olan Doç. Dr. Fikret Başkaya hapse atılmıştı ?
Hemen kitaptan bir tane edindim, okudum ve paradigmalarımı yıktım.
Ve o gün bu gündür ben herkesle görüşüyorum. Her fikir akımını ve her inanç sistemini anlamaya çalışıyorum. Her gün daha zenginleştiğimi hissediyorum.
Paradigma kısaca "düşünce kalıbı" diye özetlenebilir.
Yani düşünce kalıpları ile kafaların içine örülen duvarları ifade etmektedir.
Doç. Dr. Fikret Başkaya "Paradigmanın İflası" kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran paradigmayı yerle bir ediyordu.
Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir özünün olmadığını, kuruluş felsefesinin nasıl yalanlar üzerine inşa edildiğini, inkar edilenlerin mücadelelerini anlatıyor, kanıtlarını ortaya koyuyor, nesnel gerçekleri aktarıyor.
Tabii bu gerçeklerin yazılması, kendini devletin sahibi gören derin güçlerin hoşuna gitmedi.
Derhal dava açıldı ve Başkaya hapse atıldı.
Hapse atıldı ve özgürleştirildi.
Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl cümle ?
Evet, hapse girebilmeyi göze alan özgürleşiyor. İnandığı dava uğruna hapse girebilmeyi göze alabilen bir insan özgürdür. Hapse girdiğiniz zaman, hakim güçlerin "seni hapse atarım" diye tehdit edişi artık sökmüyor. Bu deney insanı özgürleştiriyor ve kendine güvenini arttırıyor.
Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe, kurucu kadronun şefini ve Türk milletini yüceltirken, farklı unsurları aşağılama, inkar, imha ve asimilasyon politikalarını geliştirdi. Bu politikalar, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini gizlemelerini, kültürlerinin ve kimliklerinin zayıflamasını ve yok olması sonucunu getirdi.
Türkiye Cumhuriyetini kuran kadro paradigmalarını oluştururken, azınlıkların ve farklı dini toplulukların paradigmaları da oluştu.
Azınlıkların ve farklı dini toplulukların üzerindeki en önemli paradigma korkudur.
Çerkeslerin 150 yıllık diaspora tarihinde 2011 yılına kadar hiç bir hak talep etmeden beklemelerinin en önemli nedeni de korkudur.
2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) meydanlara çıkarak kafalarda oluşmuş olan korku duvarlarını yerle bir etmiştir. ÇHİ'yle birlikte meydanlara çıkan binlerce kişi, meydanlarda olmayan milyonlarca kişiye korkunun gereksiz olduğunu göstermiştir.
ÇHİ'nin yaptığı çıkışın en önemli etkisi, Çerkeslerin üzerine çökmüş olan korku paradigmasını yıkmış olmasıdır.
ÇHİ yola çıkarken alışılmamış olanı yaparak paradigmaları yıktı. Hiçbir kurumu ayırt etmeden, hiçbir grubu dışlamadan, herkese birlikte miting yapma teklifi götürdü. Ancak kafalarına duvarlar örülmüş olanlar bu tavrı anlayamadılar. Hemen kafalarındaki paradigmalara göre yaftalamaya kalktılar ÇHİ'yi. Ama bütün yaftalamalara inat Çerkes Halkının bileşenleri ve samimi evlatları meydanlara aktılar. Böylece yürekli olanların, samimi olanların ve iş yapanların yanında olacaklarını göstermiş oldular.
"Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası Projesini" gerçekleştirmek için yola çıkan ÇHİ'nin hiç kimseyi dışlama ya da hiçbir grubu görmeme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz.
Biz paradigmalarımızı yıktık, samimi olduğuna inandığımız herkese ellerimizi uzatıyoruz.
Bize uzanacak elleri sıkmaya hazırız.
Bütün düşünce akımlarından besleniyoruz.
Bütün kuruluş ve kurtuluş mücadelelerini inceliyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Çerkes ulusunu önce kafalarımızda ve gönüllerimizde inşa edecek; sonra da maddi koşullarını hayata geçireceğiz.
Hep birlikte...


2635 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi