• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret732387
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Paradigmaları Yıkıyoruz!
09/10/2011
Ne demekti bu paradigma ?
Neden böyle bir kitabı yazdığı için bir bilim adamı olan Doç. Dr. Fikret Başkaya hapse atılmıştı ?
Hemen kitaptan bir tane edindim, okudum ve paradigmalarımı yıktım.
Ve o gün bu gündür ben herkesle görüşüyorum. Her fikir akımını ve her inanç sistemini anlamaya çalışıyorum. Her gün daha zenginleştiğimi hissediyorum.
Paradigma kısaca "düşünce kalıbı" diye özetlenebilir.
Yani düşünce kalıpları ile kafaların içine örülen duvarları ifade etmektedir.
Doç. Dr. Fikret Başkaya "Paradigmanın İflası" kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran paradigmayı yerle bir ediyordu.
Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist bir özünün olmadığını, kuruluş felsefesinin nasıl yalanlar üzerine inşa edildiğini, inkar edilenlerin mücadelelerini anlatıyor, kanıtlarını ortaya koyuyor, nesnel gerçekleri aktarıyor.
Tabii bu gerçeklerin yazılması, kendini devletin sahibi gören derin güçlerin hoşuna gitmedi.
Derhal dava açıldı ve Başkaya hapse atıldı.
Hapse atıldı ve özgürleştirildi.
Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl cümle ?
Evet, hapse girebilmeyi göze alan özgürleşiyor. İnandığı dava uğruna hapse girebilmeyi göze alabilen bir insan özgürdür. Hapse girdiğiniz zaman, hakim güçlerin "seni hapse atarım" diye tehdit edişi artık sökmüyor. Bu deney insanı özgürleştiriyor ve kendine güvenini arttırıyor.
Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe, kurucu kadronun şefini ve Türk milletini yüceltirken, farklı unsurları aşağılama, inkar, imha ve asimilasyon politikalarını geliştirdi. Bu politikalar, farklı etnik ve dini toplulukların kendilerini gizlemelerini, kültürlerinin ve kimliklerinin zayıflamasını ve yok olması sonucunu getirdi.
Türkiye Cumhuriyetini kuran kadro paradigmalarını oluştururken, azınlıkların ve farklı dini toplulukların paradigmaları da oluştu.
Azınlıkların ve farklı dini toplulukların üzerindeki en önemli paradigma korkudur.
Çerkeslerin 150 yıllık diaspora tarihinde 2011 yılına kadar hiç bir hak talep etmeden beklemelerinin en önemli nedeni de korkudur.
2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) meydanlara çıkarak kafalarda oluşmuş olan korku duvarlarını yerle bir etmiştir. ÇHİ'yle birlikte meydanlara çıkan binlerce kişi, meydanlarda olmayan milyonlarca kişiye korkunun gereksiz olduğunu göstermiştir.
ÇHİ'nin yaptığı çıkışın en önemli etkisi, Çerkeslerin üzerine çökmüş olan korku paradigmasını yıkmış olmasıdır.
ÇHİ yola çıkarken alışılmamış olanı yaparak paradigmaları yıktı. Hiçbir kurumu ayırt etmeden, hiçbir grubu dışlamadan, herkese birlikte miting yapma teklifi götürdü. Ancak kafalarına duvarlar örülmüş olanlar bu tavrı anlayamadılar. Hemen kafalarındaki paradigmalara göre yaftalamaya kalktılar ÇHİ'yi. Ama bütün yaftalamalara inat Çerkes Halkının bileşenleri ve samimi evlatları meydanlara aktılar. Böylece yürekli olanların, samimi olanların ve iş yapanların yanında olacaklarını göstermiş oldular.
"Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası Projesini" gerçekleştirmek için yola çıkan ÇHİ'nin hiç kimseyi dışlama ya da hiçbir grubu görmeme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz.
Biz paradigmalarımızı yıktık, samimi olduğuna inandığımız herkese ellerimizi uzatıyoruz.
Bize uzanacak elleri sıkmaya hazırız.
Bütün düşünce akımlarından besleniyoruz.
Bütün kuruluş ve kurtuluş mücadelelerini inceliyoruz, dersler çıkarıyoruz.
Çerkes ulusunu önce kafalarımızda ve gönüllerimizde inşa edecek; sonra da maddi koşullarını hayata geçireceğiz.
Hep birlikte...


2670 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi