• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560107
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler 1 Kasım Seçimlerini Boykot Etmelidir!
05/10/2015

Demokrasilerde seçim ve sandık olmazsa olmaz birinci şarttır. Ancak seçimin ve sandığın halkın önüne konmuş olması, her seçim yapılan ülkeyi de demokratik ülke yapmaz.

Demokrasi, insanların rengi, dili, inancı, siyasi düşüncesi, etnik kimliği, cinsiyeti gözetilmeksizin kendilerini özgürce ifade edebilmeleridir.

92 yıllık Cumhuriyet tarihi, Türkiye'ye seçim konusunda bir hayli tecrübe kazandırmıştır. Ancak bugüne kadar Türkiye'de seçim yapılıyor olması, Türkiye'yi demokratik bir ülke yapmaz. Gayri Müslimleri yok etmiş olan, solcuları ezen, Müslümanları baskı altına alan, Kürtleri ve Çerkesleri asimilasyon politikaları ve katliamlarla yok eden, Alevileri aşağılamış ve diri diri yakmış bir rejim elbette demokrasi değildir.

2009 yılında başlatılmış olan Demokratik Açılım Süreci’nin de tam bir kandırmaca olduğu açık seçik ortaya çıkmıştır. Altı yılda toplumda haksızlığa uğramış kesimler lehine hiçbir pozitif ayrımcılık yapılmamış olması ve maddi kaynak ayrılmaması devlete olan inancı yok etmiştir.

***

Türkiye 7 Haziran tarihinde bir seçim yaptı. Milli irade Türkiye’de siyaset kurumlarına "koalisyon" yoluyla ülkeyi yönetmeleri talimatını  verdi. Ancak 13 yıldır girdiği her seçimi kazanmış olan AKP bu sefer milli iradeye saygı gösterme gereğini duymadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan AKP'nin CHP ile koalisyon kurmasının önünü kapatarak 1 Kasım seçimlerinin yapılmasına neden oldu.

AKP kadroları, yapmış oldukları yolsuzluklar ve hukuksuzluklar nedeni ile iktidarı kaybetmeleri halinde yargılanacaklarını çok iyi biliyorlar. Bunu çok iyi bildikleri için yeniden tek başlarına iktidar olabilmek için Türkiye Halklarına 1 Kasım seçimlerini dayattılar.

***

Türkiye'de Çerkesler arasında siyasi partilerle ilişki yürütme konusunda en deneyimli Çerkes siyasi yapısı ÇHİ'nin siyasi partilerle yürüttüğü ilişkileri ve Çerkes Kurumları üzerine bir analiz yaparak, Çerkeslerin 1 Kasım seçimlerini niçin boykot etmeleri gerektiği konusunu anlatmaya çalışacağız.

Oy kullanmak nasıl demokratik bir haksa, görmezden gelinenlerin de toplu olarak hareket ederek, kaale alınmalarını sağlayacak boykot eylemi gerçekleştirmeleri demokratik bir haktır. Boykot da demokrasilerde bir seçenektir.

2011 yılında mitinglerini gerçekleştirip, Çerkeslerin taleplerini dile getiren ÇHİ Türkiye'deki algıları altüst ederken, en fazla Çerkes kurumlarını rahatsız ediyordu. ÇHİ sokak eylemlerini ve mitinglerini yürütürken yönünü Ankara'ya, Türkiye siyasetinin merkezine kırıyordu. Türkiye'deki siyasi partiler İttihat Terakki Partisi’nin değişik versiyonlarıdır. İttihat ve Terakki Partisi Turancılık ve İslamcılık ideolojisi üzerine inşa edilmiştir. Turancılık Türk ırkçılığıdır. İslamcılık ise, Türk olmayan İslam unsurların Türkleştirilmesinin bir aracıdır. Bugünkü parlamentoda bulunan siyasi partilerin İttihat Terakki’yi aşamadıklarını üzülerek görüyoruz.

Birisi ulusalcı, birisi milliyetçi olan CHP ve MHP, Çerkeslerin taleplerini dile getirmek için meydanlara çıkmalarına, bunlar da bölücülerle işbirliğine girdiler mantığı ile baktılar. MHP araya mesafe koydu ve ilişki yürütmenin önünü kesti. CHP ile ısrarla ilişki yürütmeye çalışmamıza rağmen bir arpa boyu yol alamadık ve ilişki yürütmekten vazgeçtik.

Geriye hükümet olan AKP ve BDP (henüz HDP kurulmamıştı) kalıyordu. Açılımları yapan, Avrupa Birliği hedefi göstermiş olan AKP,  bize "önce problem çıkaranları bir çözelim, sonra size bakarız" diyerek, dinleyen ama oyalayan bir tavır izliyorlardı. AKP ve Hükümet nezdinde her kademede Çerkes Televizyonu, anadil eğitimi konusunda ısrarla talep dile getirilmiş olmasına rağmen taleplerimiz ısrarla kulak arkası ediliyor ve oyalama devam ediyordu. Ayrıca bu oyalamanın Kürtler, Aleviler ve Romanlar nezdinde de devam ettiğini izliyorduk.

Çerkeslere en sıcak ve en içten davranan partinin BDP olduğunu itiraf etmek zorundayım. Kürtlere hep "bakın Çerkesler, Lazlar, Pomaklar, Arnavutlar bir şey istiyor mu, size ne oluyor?" deniyordu. Şimdi Çerkesler de istiyordu. Peşinden Lazlar, Pomaklar, Gürcüler de anadil eğitimi istemişlerdi. Çerkeslerin Demokratik taleplerle ortaya çıkışı, Kürt Hareketine kamuoyu nezdinde bir nefes aldırmıştır.

Ama biz, azınlıkların devletin hedef gösterdiğine devletten fazla saldırdığını yaşayarak öğrenenlerdeniz. Çerkesler arasında olan Kürt düşmanlığının, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar ve Lazlar arasında da olduğunu biliyoruz. Kendi örgütlülüğümüzü tahkim etmeden, diğer halklarla bir ittifaka girmenin uygun olmayacağını bildiğimiz için, Kürt hareketi ile aramıza mesafe koyduk. Kürtler21 Mayıslarda acılarımızı paylaşıyor. Selahattin Demirtaş, Soçi Olimpiyatları sırasında "Başbakan Soçi'ye gitme" diyerek Çerkeslerin sempatisini toplamıştır. Ayrıca bizden BDP'ye giden talepler de imkanlar ölçüsünde yerine getirilmiştir. Bu anlamda kendilerine müteşekkiriz.

Ama BDP ve HDP, merkezinde Kürt meselesinin olduğu bir partidir. Öncelikli olarak çözmeye çalıştıkları mesele Kürt meselesidir. Bu onların en doğal ve tabii hakkıdır.

***

Bu koşullar altında Çerkesler 2014 yılının Ağustos ayında, merkezinde Çerkeslerin olduğu, görmezden gelinen halklarla birlikte, ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi)’ni kurdular. Ve 7 Haziran seçimlerine ÇDP'nin desteklediği dokuz bağımsız adayla katıldılar. Bu çıkış kimlik bilinci olmayan Çerkes Kurumları yöneticileri ile sözde Thamateleri tam da Aziz Nesin'lik duruma düşürdü.

Çerkes Kurumlarının, Çerkeslerin bir varlık gösterip parti kurabilmiş olmalarına sevinip desteklemeleri gerekmez miydi?

Ama ne gezer....

Hemen destekleyebilecekleri bağımsız aday arayışına girdiler, Çerkeslerin partisi ÇDP'nin bağımsız adayları dururken. Bula bula bir tek Yalçın Karadaş'ı bulabildiler gelişen Bağımsız Çerkes Siyasetinin önünü kesebilmek için.

Bütün partilere kınalı mumla davetiyeler gönderdiler temasa geçmek için ama ÇDP'yi aramayı akıl edemediler bir türlü. Hoş, onları kaale alan bir siyasi parti de olmadı zaten. Nitekim kendi soydaşlarının yarattığı partiyi görmeyecek kadar kör olan yöneticileri siyasi partiler de görmedi.

Neyse…

***

MHP'de Çerkes kimliği ile siyaset yapmak mümkün değildir. Ama bazı biyolojik Çerkesler 7 Haziran’da aday gösterilmiş ve seçilmişlerdir.

Üstelik MHP içindeki ve dışındaki herkes bu seçilen kişilerin Çerkes olduğunu bilir.

CHP'de de etnik kimlikle siyaset yapmak mümkün değildir. Ancak 7 Haziran seçimlerinde Roman kimliği ile Özcan Purçu, Ermeni kimliği ile Selina Doğan milletvekili seçilmişlerdir. CHP'den seçilmiş olan biyolojik Çerkeslerin Romanlar kadar kimlik bilincinin olmadığını test etmiş oluyoruz.

AKP ise  Çerkes oylarını çantada keklik olarak gördüğü için 7 Haziran’da Çerkesleri kaale bile almadı. Ama ÇDP'nin bağımsız adayları AKP'yi üç milletvekilliğinden etti. Emine Arslandok'un Kayseri’de aldığı, Ali İhsan Aksamaz'ın İstanbul ikinci bölgede aldığı, Saim Sezgin'in Samsun’da aldığı oylar AKP'ye üç milletvekilliği kaybettirdi. Umarız 7 Haziran seçimleri AKP'ye ders olur da, Çerkeslere karşı daha demokrat bir tavır göstermeyi akıl ederler.

HDP ise, Türkiye’de beş bin nüfusu olan Ezidilerden, on iki bin nüfusu olan Süryanilerden, altmış bin nüfusu olan Ermenilerden birer milletvekili seçtirebilmiştir. Seçilebilecek yerden tek bir Çerkes aday gösterilmemiştir. Ezidilerin, Süryanilerin, Ermenilerin toplam seçmen sayısı İstanbul’da çeyrek milletvekili seçtirmeye yetmez. Türkçe bilmeyen, Almanya’da yaşayan ve toplam iki bin seçmeni olmayan Feleknaz Uca'nın HDP'ye nasıl bir katkı sağlayacağını ben anlamakta zorlanıyorum. Ancak Ezidilerin, Süryanilerin ve Ermenilerin Hıristiyan olmaları ve Avrupa ile güçlü bağlarının olmasının bu seçimde etkili olduğunu düşünüyoruz. Halkların Demokrasi Partisi olabilmenin, halklara karşı demokrat ve adil olabilmekten geçtiğini hatırlatmak isteriz. HDP'de de Çerkes kimliği profilinin 1 Kasım seçimlerinde daha da silikleştiğini ve Çerkes kimliği ile bir milletvekili çıkarabilme imkanı tanınmadığını görüyoruz.

Çerkeslerin merkezinde olduğu ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi) ise, bu kadar kısa mesafede ikinci bir seçim kampanyası yürütecek maddi kaynakları olmadığı için 1 Kasım seçimlerine katılamamaktadır.

Bir kişinin inadı ve işlediği suçları örtmek için Türkiye Halklarına dayattığı 1 Kasım seçimlerini boykot ediyoruz!

Çerkesleri görmezden gelmiş olan tüm partileri boykot ediyoruz!

Yaşasın Çerkeslerin ve Türkiye Halklarının Demokrasi mücadelesi !

Not: Bu düşüncelerim, kurucuları arasında bulunduğum ve üyesi olduğum ÇDP'yi bağlamaz. Tamamı kişisel görüşlerimdir.



Paylaş | | Yorum Yaz
1303 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi