• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam91
Toplam Ziyaret679547
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83846.8658
Euro7.67207.7028
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Soykırımcı Kardeşliği: Rusya Soçi ile; Türkiye Çanakkale ile İnkar Ediyor
31/01/2015

Herşey eskiden ne güzeldi değil mi?

"Dokunmayın Şabanıma uyuyor,

Uyudukça her geçen gün ölüyor" makamında oynayarak yok olmayı kabul ederken o Çerkesler ne kadar asildi(!)

Ne kadar birlikten bütünlükten yanaydılar.

Bak yemek yedikleri kabı da pisletmiyorlardı.

Hem zaten onlar Çerkes Türkü değil miydiler canım..

Bakın Çerkesler, Lazlar, Boşnaklar istiyor mu, bu Kürtlere de ne oluyor!

… denildiği günlerde her şey ne kadar güzeldi değil mi(!)

O günlerde dernek yöneticiliği yapmak ne kadar da kolaydı.

Çerkesler oynaya oynaya yok oluyorlardı.

Rusya, Türkiye ve işbirlikçileri bu yok oluşa nezaret ediyorlardı.

Ama bu görüntü 2011 yılının başında Çerkeslerin asi ve onurlu evlatlarının ÇHİ'yi

oluşturup, meydanlara çıkıp, "biz de haklarımızı istiyoruz" demesiyle bozuldu.

Türkiye’nin, Rusya’nın, Çerkeslerin, Türklerin, Kürtlerin ezberleri bozuldu.

Aklı karıştı.

Aksi gibi bakın şimdi Lazlar, Gürcüler, Pomaklar, Hemşinliler, Süryaniler, Boşnaklar da istemeye başladı, bu hain(!) Çerkesleri örnek alarak.

Bu asil(!) ve cici Çerkesler’e ne olmuştu?

Yoksa onlar da  Kürtler gibi kaka çocuk mu olacaklardı?

Ne demek anadil eğitimi, ne demek, Çerkesce Televizyon ve Radyo istemek?

Türkçe neyinize yetmiyor denilerek hem Çerkes cenahından, hem de Türk ırkçısı faşist kanattan saldırılar başladı.

Bu saldırıları ilk başlatanlardan biri de, Balkar Selçuk arkadaşımızın deyişiyle gözlerini

belerten ibiş Murat Bardakçı'dır. 2011 yılında yazmış olduğu aşağılık bir yazıdan dolayı

protesto edilmiş ve gerekli cevaplar verilmişti.

Çerkesler, siyasi bir mesele olan Çerkes meselesini, siyasi arenaya taşıyacak olan "Çoğulcu Demokrasi Partisi"ni kurup meseleyi bir üst boyuta taşıyınca, bu ırkçı cenahta yine bir hazımsızlık baş gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre, otuz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir araya gelip, bir bir siyasi parti tüzüğü ve çalışma programı hazırlayarak içişleri bakanlığına verdikleri takdirde siyasi parti kurulmuş olur.

Bunu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Çerkeslerin yapmış olmasının kime ne zararı olabilir?

Yoksa yasak mıdır?

Ama kafaları yasaklı, insanlıktan ve demokrasiden nasibini almamış ırkçı-faşist bardak kafalılar renklilikten korkarlar.

Değişik dillerin, kültürlerin, renklerin, tatların, müziklerin, dansların bir ülke için zenginlik olduğunu anlayamazlar, sadece tehdit olarak görürler.

"Çoğulcu Demokrasi Partisi" ayrımcılık yapan, hedef gösteren ve toplumun bir kesimini aşağılayarak nefret suçu işleyen Murat Bardakçı hakkında yasal işlem başlatmıştır. Onunla mahkemede hesaplaşılacaktır.

Ayrıca Çerkes Halkını aşağılayan Murat Bardakçı, Çerkes toplumunun tüm farklı kesimlerinin ortak noktada buluşarak tepki göstermesine vesile olduğu için "hayırlı" bir iş yapmıştır.

***

"Hayat ne garip anne,

Dünya ne garip" dediği gibi şairin, dünya gerçekten ne garip.

Bilgiye bu kadar kolay ve çabuk ulaşılabilen bir dünyada kavramların içinin boşaltılıp içeriksizleştirilmesini izlemek ne garip.

Gerçeklerin üstünü örtmek için, nasıl canhıraş çabaların sarf edildiğini ibretle izlemek ne garip.

Ama bu gariplikleri de kaydetmek bizim görevimiz, neylersin..

 

***

2014 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 150. yılıydı.

2015 yılı ise Ermeni sürgün ve soykırımının 100. yılıdır.

Soykırımcı devletler ise Çarlık Rusyası ve Osmanlı Devletidir.

Ama onların mirasçıları olan, Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti aynı soykırımcı ve inkarcı tavrı inatla sürdürüyor.

Yüzyıldır 18 Mart'ta anılan ve kutlanan Çanakkale Zaferi bu yıl 24 Nisan'a çekiliverdi aniden.

Bu durumda Çanakkale 18 Mart Üniversitesinin adını da, 24 Nisan Üniversitesi olarak değiştirler herhalde acilen.

Ve yine Doğu Perinçek,AİHM'de "Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır"

deyince soykırımcıların nasıl bir "inkar endüstrisi" oluşturduklarına dair yazmak boynumuzun borcu oldu.

Soykırımcıların tavrı Rusya'dada, Osmanlı'da da, Türkiye'de de, Srilanka'da da, Amerika'da da, Avustralya'da da,Afrika'da da değişmiyor. Soykırımı gerçekleştirip hiçbir şey olmamış gibi hareket etmek, inkar etmek, gerektiğinde hiç çekinmeden katletmeye devam etmek.

1800'lü yıllarda organize emperyelist bir güç olan Çarlık Rusyası’nın dünyaya açılabilmek için denize ihtiyacı vardı. Rusaya’nın en yakınındaki deniz Karadenizdi. Karadenizin Kuzeyi olan Azak Denizi Tatarların, onun altında kalan kısım Osmanlı Devletine kadar Çerkeslerindi.

Planlı ve programlı bir biçimde Osmanlı Devleti, Tatar Kırım Hanlığı ve Çerkeslerle savaşan Çar orduları Tatarları ve Çerkesleri katlederek vatanlarından zorla çıkararak sürdüler.

Birleşmiş milletlerin 9 Aralık 1948'de kabul ettiği "soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması" sözleşmesine göre Çarlık Rusyasının "soykırım" suçunu işlediği çok açık ve nettir.

Ancak Çerkes sürgün ve soykırımının üzerinde 150 yıl geçtikten sonra, Çerkesya Özgürlük meclisinin toplandığı, Çerkesya’nın son başkenti olan Soçi'de, kış olimpiyatları düzenleyen Rusya, inkar geleneğini sürdürmüştür.

Rusya olimpiyatların tanıtımında, Greklerden, Kazaklardan, Ruslardan eski sahipleri olarak bahsetmiştir. Ama Çerkesleri anmayarak, soykırımı gizleyebileceğini zannetmiştir.

Ancak tarih değiştirilemez bir gerçek olarak yaşanır!

Putin'in Çerkesya’da Çerkeslerin yaşamadığını iddia etmesi gerçeği asla değiştirmez.

Çerkesya Çerkeslerin vatanıdır..

Dün de... Bugün de… Yarın da böyle olmaya devam edecektir.

Rusya’nın Çerkes aktivistlere karşı yürüttüğü baskı, tehdit ve öldürme politikaları, soykırımcı zihniyetinin aynen devam ettiğinin göstergesidir.

Ayrıca Rusya'nın bugün Ukrayna'da yürüttüğü kanlı savaşta soykırımcı ve emperyalist karakterinin hiç değişmediğinin en açık göstergesidir.

Onlar soykırımı inkar etmeye devam edecekler, Çerkes Siyasi Hareketi de "soykırım gerçeği"ni Rusya'nın ve dünyanın yüzüne haykırmaya devam edecektir.

 

***

Türkiye'de bugüne kadar faaliyet göstermiş olan tüm siyasi partiler İttihat ve Terakki Partisi'nin değişik versiyonlarıdırlar. Sağcı, solcu, islamcı, Liberal, sosyal demokrat, sosyalist hiç fark etmiyor.

Meşruiyetlerini çoğunluğun hassasiyetleri üzerine inşa etmiş olan bu partilerle, bugüne kadar demokrasi gerçekleşememiştir, bundan sonra da gerçekleştirilemez.

İttihat Terakki Partisi Turan Irkına mensup tüm milletlerin tek bayrak altında toplanmasını savunan ırkçı bir ideolojiye sahipti.

1908'de Meşrutiyet'in ilanını sağlayıp, 1909'da iktidar olan İttihat Terakki, Balkanlarda Hristiyan nüfusun yoğun olduğu yerlerin kaybedilmesi üzerine, Anadolunun  Türkleştirilmesi ve müslümanlaştırılması kararını verdi.

Osmanlı döneminde Karadeniz Bölgesindeki Rum ve Ermeni yerleşim yerlerinin isimlerini değiştirerek, Türk ve Müslüman isimleri konuldu.

1914 senesinde Osmanlı Devletini 1. Dünya savaşına sokarak Osmanlıyı tarih sahnesinden silen İttihat terakki,savaş şartlarını ileri sürerek içeride Ermenilere saldırdı.

Daha önce birçok bölgede denemeleri yapılmış olan Ermeni Soykırımı, 24 Nisan 1915'te fiilen yürürlüğe kondu. İstanbul’da yaşayan yüzlerce Ermeni Aydını ve ileri geleni tutuklanarak Anadolu’da bir ölüm yolculuğuna çıkarıldı.

İttihat Terakkinin üç paşasından Talat Paşa, Ermeni Soykırımını bizzat yürütüyordu. Konağının alt katına kurdurduğu telgrafhaneden valilere, kaymakamlara, ordu komutanlarına bizzat talimatlar veriyor ve Ermenilerin Anadolu’dan yok edilmelerine nezaret ediyordu. Talat Pasa Osmanlı döneminin Hitler'i vazifesini görüyordu.

Ermeni Çetelerini, Ruslarla işbirliğini ileri sürerek Ermeni soykırımını mazur göstermek isteyenler, Tekirdağ'daki, İzmit'teki, Kastamaonu'daki hiçbir şeye karışmamış insanları da niçin katledip sürmüşlerdir. Neden Anadolu’da yaşayan 1,5 milyon Ermeni’den geriye bugün 70 bin kişi kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyet'inin Tarihçileri ve ideologları, soykırım yerine "Tehcir" kavramını kullanıyor.

Tehcir hicretin zorla yaptırılanıdır. Yani tehcir zorla sürgündür.

Birleşmiş Milletlerin 1948'de kabul ettiği "soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması" sözleşmesinin 3. maddesi zorla sürgün suçunu da soykırım olarak tanımlamaktadır.

Ermeni Tehcir'i diyen Türkiye Devletinin tarihçileri, aslında Ermeni Soykırımını itiraf etmektedirler.

Osmanlı’nın yıkılmasıyla, İttihat Terakkinin B takımı tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’de, İttihat Terakki’nin politikalarını aynen sürdürdü. Cumhuriyet dönemindeki bu politikaların sürdürücüsü CHP ve ondan türeyen partilerdir.

Daha Cumhuriyet ilan edilmeden 1923'ün Haziran ayında Marmara Bölgesi Çerkesleri doğuya sürüldü. Lozan Anlaşmasına eklenen mübadele maddesiyle Rumlar ve Hristiyanlar Yunanistan'a gönderildi. 1925 yılında Lazistan Sancağı Lağvedilerek Rize vilayetine dönüştürüldü. 1924 yılında Şeyh Sait İsyanı ile başlayan toplan 25 Kürt isyanı kanla bastırıldı. 1984 yılında PKK ile başlayan Kürt isyanında halen savaş devam ediyor. 1934 yılında Trakya Yahudilerine saldıran ırkçı zihniyet

Trakya’yı Yahudilerden temizledi. Alevilerde bu ırkçı zihniyetten payına düşeni aldı. Dersimle başlayan Alevi Katliamı, Maraşla ve en son Alevilerin Sivas'ta yakılmasıyla son buldu.

Türkiye'deki bütün siyasi partiler İttihat Terakki'nin versiyonlarıdır demiştik. Bu resim Doğu Perinçek'in AİHM'deki mahkemesinde ne kadar net olarak görülüyordu.DSP Genel Başkanı Masum Türker Perinçek'i hava alanında uğurlarken "bu mühim davaya T.C.'nin Başbakanı da katılmalıdır" diyordu. Davayı Deniz Baykal ve Egemen Bağış yan yana izliyorlardı. Sözde sosyalist İşçi Partisi, sözde sosyal demokrat CHP ve DSP ve İslamcı AKP soykırım inkarcılığı konusunda nasıl da birleşiyorlardı.

İşin ilginç yanı Türkiye sosyalist solunun bu tartışmaya hiç müdahil olmamasıdır. Bu konuda bilgisiz oldukları için ilgisiz duruyorlar, ya da zımmen de  olsa Doğu Perinçek'i destekledikleri anlamını çıkarabiliriz.

2014'ün 24 Nisanında Ermenilere taziye dilekleri ileten Türkiye Başbakanı, 2015 yılında Çanakkale zaferini 24 Nisan'a çekerek Ermeni Soykırımının 100. yılında güya dünyayı ters köşeye yatıracağını sanıyor. 2014 yılında Çerkeslerin Soykırım toprakları olan Soçi Kış olimpiyatlarına giderek Putin'e destek veren Erdoğan soykırımcı kardeşliğinin en güzel örneğini vermiştir.

Geçmişiyle yüzleşemeyen ülkelerin insanlığın demokrasi liginde yeri yoktur ve olamaz.

Ne Türkiye'nin, ne de Rusya'nın…



1721 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi