• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret600803
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.57365.5959
Euro6.18786.2126
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2012 İçin Halkımıza Verdiğimiz Armağan Umuttur
01/01/2012

Bir Çerkes bölücüsü olarak hapse girdiğimde yıl 1984 idi.

12 Eylül rejimi, yayınlamış olduğumuz "Ulusal Sorun ve Çerkeslerin Konumu" kitabını zararlı bulmuş, dava açmış, ceza vermiş ve beni hapse koymuştu.
Geriye dönüp baktığımda 12 Eylül dönemini az hasarla atlattığımı ve bu
süreçten güçlenerek çıktığımı düşünüyorum.
12 Eylül öncesi sol siyasi yapılanma içerisinde bulunmuş olmama rağmen,
örgüt üyeliği bir şans eseri bana ulaşamamıştı.
Ama benim payıma da “Çerkes Bölücülüğü” düşmüştü ve Sağmalcılar Sivil
Cezaevinde'ydim.

Yine bir şans eseri olarak Barış Derneği Davası tutukluları ile aynı koğuşa
düştüm. Türkiye'nin sayılı entelektüelleri ve sivil toplum önderleri ile birarada
idim. İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın, Türk Tabipler Birliği Başkanı Erdal Atabek, Emekli Büyükelçi Mahmut Dikerdem, DİSK Başkanı Abdullah Baştürk ve DİSK'li Önder İşçiler, Prof Metin Özek, Gazeteci Ali Sirmen, Tiyatro yönetmeni Ali Taygun, Ressam Orhan Taylan, İşletme Fakültesi Dekanı Hocam Melih Tümer, Siyasal Bilimci Doç. Dr. Gencay Şaylan, Avukat Alp Selek ve şu anda ismini hatırlayamadığım daha birçok değerli insanla uzun süre bir arada yaşadık.
Koğuşta Barış Davası tutukluları, Dev-Gençliler ve daha birçok sol örgüt mensupları komünler halinde yaşıyorlardı. Ama tüm gruplar birbirinden izole bir biçimdeydi. Oysa burada Türkiyenin entellektüel birikiminin önemli bir parçası duruyordu. Bunu harekete geçirmek ve bundan istifade etmek gerekiyordu. Tüm arkadaşlarla görüşerek ve tartışarak bu yetişmiş insan potansiyelini harekete geçirdik.
Bu insanlarla kurslar düzenledik.

Ben kurs diyorum ama cezaevinde bir üniversite kurduk adeta. Bu organizasyonun yöneticisi ve izleyicisi oldum.
Psikiyatri derslerini Prof. Metin Özek, Tıp ile ilgili temel konuları Dr. Erdal Atabek, Tiyatro Tarihi Derslerini Yönetmen Ali Taygun, Siyaset bilimi derslerini Doç. Dr. Gencay Şaylan, Bilgisayar Programcılığı derslerini Doç. Dr. Öztekin Tosun, Resim ve Heykel derslerini Orhan Taylan veriyordu.

En büyük sorunum zamanın yetmemesiydi.

Günde üç saat uyuyordum ama zaman yetmiyordu.
Hocalarımızın verdiği derslerin organizasyonu ve tümünü izlemek zamanımın önemli bir bölümünü alıyordu. Bunun dışında çok yoğun bir okuma programı, araştırma ve yazma, grup içi toplantılar ve seminerler verme derken gün 24 saat yetmiyordu.
Cezaevinde kalma süremi uzatmak için infazımı yakmayı bile düşündüm. Cezaevinde yaptığımız şarap benim ranzamın altında mayalanıyordu. Koğuşa giren aramalarda “şarap bulunsa da infazım yansa” diyordum. Ama herşeyi didik didik eden askerler nedense onu görmeyi akıl edemediler. Benim infazım da yanmadı ama kendi imalatımız olan o tatlı şarabı biz afiyetle içtik.
Geceleri ranzama oturup kitap okumaya başladığımda dalıp giderdim bazen. Boğazda Bebek otelinin barında bir cintonik içer, oradan Çamlıcaya geçer bir çay içerdim İstanbul'a bakarak. Kapalı olan derneğimizi açar, tüm arkadaşlarımı toplar, çılgınca L'peruş oynardım.
Evet biz devletin elinde tutsaktık. Ama düşüncelerimiz, hayallerimiz ve ruhumuz özgürdü. Bizi alıp hapishanelere doldurarak teslim alacağını zannetmişti 12 Eylül yönetimi. Ama yanıldı 12 Eylül'ün darbeci zihniyeti. Şimdi onlar yargılanıyorlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla.

İnsanlar gecenin en karanlık zamanının şafak vakti olduğunu bilirler.
İnsanlar en karanlık zamanın ardından aydınlığın geldiğini, en umutsuz zamanın içinde umudun olduğunu bilirler.
Ben cezaevinden yenilerek değil, güçlenerek çıktım.

Umudu büyütmenin ve umutlara tutunarak yürümenin ne demek olduğunu öğrendim.

En zor koşulları fırsata ve gelişmeye çevirdim.
Hep umutlu olmayı öğrendim.
Umut dağıtmayı öğrendim. 
2011 yılı Çerkesler için umut çiçeklerinin açtığı bir yıl oldu.

147 yıldır yaşadığı toplumsal travmayı atamamamış bir halk ilk defa meydanlara çıkarak "Biz varız. Haklarımız var ve haklarımızı talep ediyoruz" dediler.
"Biz burada misafiriz”, “yemek yediğin kaba pisletilmez”, “ya bizi buradan da sürerlerse" diyerek kendini yok oluşa terketmiş bir halk silkindi ve paradigmaları kırdı attı.

Hakları için mücadele edeceğini dosta da düşmana da gösterdi.
Acılarını ve korkularını yendi artık Çerkes halkı.
Bu Çerkes halkı için bir devrimdir.

Çünkü herşey düşünmek ve harekete geçmekle başlar.
Çerkes halkı da beynindeki kelepçeleri kırdı attı ve düşüncesini özgürleştirdi.
Mücadele etmenin gereğini kavradı. Yöntemini öğrendi.
Mücadele olan yerde hayat vardır; hayat olan yerde de umut...
Halkımıza umudu armağan ettik.
Artık yolumuz aydınlık.

Yeni yılınız kutlu olsun.
2012 yılı umutlarımızı daha da büyüteceğimiz ve haklarımızı alacağımız bir yıl olsun.
 



2055 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
ADĞE-ABAZA AYRILIĞINI KÖRÜKLEYENLER RUSYA’NIN HİZMETKÂRIDIR! - 01/08/2019
Her halkın diline ve kültürüne en büyük saygıyı duyarak, bize soykırım uygulamış olan Rusya'ya karşı birlikte mücadeleyi savunacağız.
ANADİLİNDE DUA ETMEK - 12/07/2019
Eğer şehirde Çerkes kalmayı başaracaksak, acı günlerimizde kendi dilimizde Allah'a yalvarmaktan (birileri ne der, demeden) çekinmeyeceğiz. 21 Mayıslarda okutulan duaları atalarımızın bildiği dil olan Çerkesçe ile yapacağız.
MARTİN KOÇESOKO ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 01/07/2019
Kısacası şerden hayır çıkmıştır. Yerel bir aktivistten, uluslararası tanınırlığı olan bir kahraman yaratmıştır Rusya yönetimi.
“TESPİT” İLE “İTHAM” ARASINDAKİ FARK? - 03/06/2019
Eleştirinin, hele toplumsal eleştirinin çok değerli olduğuna inanırım.
SOYKIRIMCIDAN KORKANLAR, İNKARA YÖNELİRLER! - 27/05/2019
Soykırımcıdan korkarsanız, bir müddet sonra onun söylediklerini söylemeye başlar ve soykırım inkârcısı olursunuz.
Xabze ve Xase İle Bir Yere Varılır mı? - 17/04/2019
Çerkes halkının varlığını geleceğe taşıyacak olan xase, çelik bir irade ve yaptırım gücü olan siyasi partidir! Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek siyasi partiyi ise sizler biliyorsunuz…
Seçimlerden Türkiye'ye ve Çerkeslere Kalan… - 07/04/2019
Yani, Çerkes halkının siyasallaşması mücadelesinde önemli bir basamak teşkil eden 31 Mart yerel seçimlerinde iftihar listesine geçenler de, sınıfta kalanlar da var. Hepsi artık tarihin hafızasına emanet ve günü gelince tarih değerlendirecektir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi