• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret703240
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.11548.1479
Euro9.59079.6291
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2012 İçin Halkımıza Verdiğimiz Armağan Umuttur
01/01/2012

Bir Çerkes bölücüsü olarak hapse girdiğimde yıl 1984 idi.

12 Eylül rejimi, yayınlamış olduğumuz "Ulusal Sorun ve Çerkeslerin Konumu" kitabını zararlı bulmuş, dava açmış, ceza vermiş ve beni hapse koymuştu.
Geriye dönüp baktığımda 12 Eylül dönemini az hasarla atlattığımı ve bu
süreçten güçlenerek çıktığımı düşünüyorum.
12 Eylül öncesi sol siyasi yapılanma içerisinde bulunmuş olmama rağmen,
örgüt üyeliği bir şans eseri bana ulaşamamıştı.
Ama benim payıma da “Çerkes Bölücülüğü” düşmüştü ve Sağmalcılar Sivil
Cezaevinde'ydim.

Yine bir şans eseri olarak Barış Derneği Davası tutukluları ile aynı koğuşa
düştüm. Türkiye'nin sayılı entelektüelleri ve sivil toplum önderleri ile birarada
idim. İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın, Türk Tabipler Birliği Başkanı Erdal Atabek, Emekli Büyükelçi Mahmut Dikerdem, DİSK Başkanı Abdullah Baştürk ve DİSK'li Önder İşçiler, Prof Metin Özek, Gazeteci Ali Sirmen, Tiyatro yönetmeni Ali Taygun, Ressam Orhan Taylan, İşletme Fakültesi Dekanı Hocam Melih Tümer, Siyasal Bilimci Doç. Dr. Gencay Şaylan, Avukat Alp Selek ve şu anda ismini hatırlayamadığım daha birçok değerli insanla uzun süre bir arada yaşadık.
Koğuşta Barış Davası tutukluları, Dev-Gençliler ve daha birçok sol örgüt mensupları komünler halinde yaşıyorlardı. Ama tüm gruplar birbirinden izole bir biçimdeydi. Oysa burada Türkiyenin entellektüel birikiminin önemli bir parçası duruyordu. Bunu harekete geçirmek ve bundan istifade etmek gerekiyordu. Tüm arkadaşlarla görüşerek ve tartışarak bu yetişmiş insan potansiyelini harekete geçirdik.
Bu insanlarla kurslar düzenledik.

Ben kurs diyorum ama cezaevinde bir üniversite kurduk adeta. Bu organizasyonun yöneticisi ve izleyicisi oldum.
Psikiyatri derslerini Prof. Metin Özek, Tıp ile ilgili temel konuları Dr. Erdal Atabek, Tiyatro Tarihi Derslerini Yönetmen Ali Taygun, Siyaset bilimi derslerini Doç. Dr. Gencay Şaylan, Bilgisayar Programcılığı derslerini Doç. Dr. Öztekin Tosun, Resim ve Heykel derslerini Orhan Taylan veriyordu.

En büyük sorunum zamanın yetmemesiydi.

Günde üç saat uyuyordum ama zaman yetmiyordu.
Hocalarımızın verdiği derslerin organizasyonu ve tümünü izlemek zamanımın önemli bir bölümünü alıyordu. Bunun dışında çok yoğun bir okuma programı, araştırma ve yazma, grup içi toplantılar ve seminerler verme derken gün 24 saat yetmiyordu.
Cezaevinde kalma süremi uzatmak için infazımı yakmayı bile düşündüm. Cezaevinde yaptığımız şarap benim ranzamın altında mayalanıyordu. Koğuşa giren aramalarda “şarap bulunsa da infazım yansa” diyordum. Ama herşeyi didik didik eden askerler nedense onu görmeyi akıl edemediler. Benim infazım da yanmadı ama kendi imalatımız olan o tatlı şarabı biz afiyetle içtik.
Geceleri ranzama oturup kitap okumaya başladığımda dalıp giderdim bazen. Boğazda Bebek otelinin barında bir cintonik içer, oradan Çamlıcaya geçer bir çay içerdim İstanbul'a bakarak. Kapalı olan derneğimizi açar, tüm arkadaşlarımı toplar, çılgınca L'peruş oynardım.
Evet biz devletin elinde tutsaktık. Ama düşüncelerimiz, hayallerimiz ve ruhumuz özgürdü. Bizi alıp hapishanelere doldurarak teslim alacağını zannetmişti 12 Eylül yönetimi. Ama yanıldı 12 Eylül'ün darbeci zihniyeti. Şimdi onlar yargılanıyorlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla.

İnsanlar gecenin en karanlık zamanının şafak vakti olduğunu bilirler.
İnsanlar en karanlık zamanın ardından aydınlığın geldiğini, en umutsuz zamanın içinde umudun olduğunu bilirler.
Ben cezaevinden yenilerek değil, güçlenerek çıktım.

Umudu büyütmenin ve umutlara tutunarak yürümenin ne demek olduğunu öğrendim.

En zor koşulları fırsata ve gelişmeye çevirdim.
Hep umutlu olmayı öğrendim.
Umut dağıtmayı öğrendim. 
2011 yılı Çerkesler için umut çiçeklerinin açtığı bir yıl oldu.

147 yıldır yaşadığı toplumsal travmayı atamamamış bir halk ilk defa meydanlara çıkarak "Biz varız. Haklarımız var ve haklarımızı talep ediyoruz" dediler.
"Biz burada misafiriz”, “yemek yediğin kaba pisletilmez”, “ya bizi buradan da sürerlerse" diyerek kendini yok oluşa terketmiş bir halk silkindi ve paradigmaları kırdı attı.

Hakları için mücadele edeceğini dosta da düşmana da gösterdi.
Acılarını ve korkularını yendi artık Çerkes halkı.
Bu Çerkes halkı için bir devrimdir.

Çünkü herşey düşünmek ve harekete geçmekle başlar.
Çerkes halkı da beynindeki kelepçeleri kırdı attı ve düşüncesini özgürleştirdi.
Mücadele etmenin gereğini kavradı. Yöntemini öğrendi.
Mücadele olan yerde hayat vardır; hayat olan yerde de umut...
Halkımıza umudu armağan ettik.
Artık yolumuz aydınlık.

Yeni yılınız kutlu olsun.
2012 yılı umutlarımızı daha da büyüteceğimiz ve haklarımızı alacağımız bir yıl olsun.
 



2214 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi