• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret780888
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ?
30/08/2021

Sevgili Okuyucularım,

Ben Gönen’li bir Çerkesim. Benim büyüdüğüm köy olan Üçpınar 1923 yılının 28 Mayıs’ında ilk sürgüne gönderilen köydür. 21 Haziran tarihinde Manyas’ın Hacıosman Köyünü’nde sürülmesiyle üç hafta gibi kısa  bir zamanda 14 köyün sürgün operasyonu tamamlanmış, sürgün tebligatı yapılmış olan 30 köyün sürgünü de bıçakla kesilir gibi durdurulmuştu.

O dönem yürütülmekte Lozan Barış Anlaşması ile ilintili olan bu gelişmeyi zavallı Çerkes köylülerinin bilmesi mümkün değildi. Onun için bunu herhalde bir şeye bağlamaları gerekiyordu ve öyle de yaptılar.

Benim doğum tarihim 1955’tir. Yani Gönen-Manyas Çerkes sürgününden 32 yıl sonra doğdum. Köyümüzde sürgünü yaşamış onlarca kişi ile birlikte yaşadım ve şu konuşmayı defalarca Çerkesce olarak dinledim: ”Adğe paşexeme ye peoxemre ye nişanxemre tiretxı neşüm yı gupe yecıi,moşte xuştme te mı ofim tıxetep ye’ui sürgünür yeğovçüğ / Çerkes Paşalar şapkalarını ve rütbelerini söküp Körün (Mustafa Kemal’in) önüne atıp bu iş böyle olacaksa biz yokuz diyerek sürgünü durdurdular” diyorlardı. Doğrusu bu söylenen sözlere çocukluğumda ve gençliğimde ben de inanmıştım. Bizim de devlet içinde önemli Çerkes Paşalarımız varmış yalanına inanmak doğrusu benim de hoşuma gidiyordu.

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış anlaşmasında en çok zorlanılan maddelerden biri de karşılıklı Genel Af maddesiydi. Bu konu ile ilgili olarak Lozan’daki Barış heyeti ile Ankara arasında defalarca telgraf görüşmesi yapılmış ve Ankara Lozan’a 150 rakamını bildirmişti. Yani ülkede bir geniş kapsamlı af ilan edilecek ve bu aftan 150 kişi yararlanamayacaktı.

Lozan Barış Anlaşmasının 59. maddesini oluşturan Genel Af bütün cezalarla birlikte sürgün cezalarını da kapsıyordu.

Dolayısıyla Gönen-Manyas Çerkeslerine uygulanan sürgün cezası kalkmış ve sürgün tebligatı yapılan köylerin sürgünü de yürürlükten kalkmıştı.
***
“Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü” kitabını yazmaya karar verdiğim 2018 yılında Manyas’ta gidip beş gün saha araştırması yapmıştım. Bu gezimizde sürgüne gönderilmiş on civarında köyü ziyaret etmiş ve hatırlanabilen, büyüklerden duyulan sürgün hikayelerini kayıt altına almıştık. O gezide iki köyde Çerkes Paşaların itirazı sonucu sürgünün durdurulduğu hikayesini dinledik. Sanıyorum Manyas’ın Hacıosman Köyünde Ali Seyit Paşa ismi de geçmişti.

2 Mayıs 2021 tarihinde Yilmaz  Dönmez’in moderatörlüğünde Çerkes-Fed’in Facebook sayfasında Ulusun Misafirhanesi programına konuk oldum. Çerkesce yürüttüğümüz programa Anavatandan ısrarla bağlanmak isteyen araştırmacı-yazar Kuyuko  Asfar’ı da misafir aldık. Kuyuko Asfar Türkiye Çerkeslerini anlatan kitabı İçin Düzce’yi ziyaret ettiğinde, Düzce Çerkesleri, Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü’nü Ali Seyit Paşa’nın durdurduğunu anlatmışlar ve o da kitabına yazmış. Böylece uydurulmuş bir yalanın (Çerkescesi orote) kayıtlara girmiş olduğunu öğrenmiş olduk. Kuyuko Asfar’a ve izleyicilere Milli Mücadele esnasında bu isimde ne Türk, ne de Çerkes bir paşanın olmadığını, bunun bir söylence (orote) olduğunu anlattık.

Uluslararası Kafkas Derneği’nin bu yıl Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü ile ilgili yaptığı canlı yayının konuğu yazar Süha Baytekin’di. Süha Baytekin kitabımın arka kapağındaki Manyas Bölgesinden sürülen köylerden Karaçalılık’lı Yusuf Bayburi’ye sorduğumuz “Sürgün neden oldu?” sorumuza “eşkiyalıktan oldu” cevabı üzerinden kitabımıza eleştiriler getirmişti. (Uluslararası Kafkas Derneği’nin Başkanı sayın Oğuz Berk’in “Sürgün Hangi illere oldu?” sorusuna ise cevap verememişti Süha Baytekin. Oysa benim kitabımı ya da Mehmet Fetgeri Bey’in kitabını okusaydı öğrenebilirdi. Neyse konumuz bu değil.)

Aynı proğramda Süha Baytekin,Necmettin Karaerkek’ten naklettiğini söyleyerek “Ali Seyit Paşa’nın sürgünü önlediğini” anlatmıştı. Yayını yöneten Uluslararası Kafkas Derneği Başkanı Oğuz Berk de, “Necmettin Karaerkek söylediyse doğrudur” diyerek yalan bir söylencenin yayılmasına ve kurumsallaşmasına katkıda bulundu.
***

Sevgili Okuyucularım,

Günümüzde bilgiye ulaşmanın, bir bilginin doğruluğunu ya da yanlışlığını Çek etmenin bu kadar kolay olduğu bir dönemde Çerkes kurumlarının ve yazarlarının yapması gereken doğruyu bulmak İçin mücadele etmek olmalıdır.

Yakın tarihle ilgili yazılmayan ve bilinmeyen hiç bir şey yoktur. Onun için yakın tarihte Kuva-yı Milliye içinde yer almış Çerkes Komutanlarla ilgili bir gezinti yapıp akibetleri ile ilgili bilgi paylaşalım.

***

Çerkes olmayan ünlüleri Çerkes yapma hastalığına yakalanmış Çerkeslerin Çerkes yaptığı komutanlardan biri Ali Fuat Cebesoy Paşa’dır. Ali Fuat Cebesoy’un Çerkeslere yakınlığı, Çerkes Ethem’i çok iyi kullanabilmiş olmasıdır. Ethem’in de tek saygı duyduğu ve sevdiği komutandır. Ethem’in tasfiye edilebilmesi için Batı Cephesi Komutanlığından alınıp Moskova Büyükelçiliğine atanmıştır. Yalan kurumsallaştığı için Arsen Avagyan Çerkesler kitabında, Cemal Şener Çerkes Ethem Olayı kitabında Ali Fuat Cebesoy’u Çerkes olarak yazmıştır. Dolayısıyla Türk olan Ali Fuat Cebesoy’un Gönen-Manyas Çerkes sürgünü için apoletlerini sökmesi mümkün değildir.

Kuva-yı Milliye içinde yer alan en önemli Çerkes Rauf Orbay Paşadır. Maalesef Rauf Orbay Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü’nün dayandırıldığı Men-i Şekavet Kanununa toplu sürgün maddesinin konulmasını savunarak sürgünün önünü açmıştır. Sürgünün gerçekleştiği 1923 yılında  fiilen Başbakandır. Sürgüne hiç bir tepkisi olmamıştır. 4 Ağustos 1923 tarihinde, Lozan’dan dönecek İnönü’yü karşılamamak ve tebrik etmemek için istifa etmiştir. Keşke Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü için bir şey yapsaydı da onu hayırla anabilseydik.

Met Yusuf İzzet Paşa, Kuva-yı Milliye içinde yer alan Çerkes Paşalar içerisinde Çerkesliğe en bağlı ve yazdığı Kafkas Tarihi Kitabı ile en önemli başvuru kaynaklarından birini oluşturmuş kişidir.

Yunanlılar İzmir’e çıktığında Bursa’da 14. Kolordu Komutanı olarak bulunuyordu. Ankara’da 1. Mecliste milletvekili oldu. Sakarya Meydan Muharabesi’ne katıldı. 15 Nisan 1922 tarihinde vefat etti. Gönen Manyas Çerkes sürgününden bir yıl önce vefat ettiği için bir şey yapabilmesi mümkün değildir.

Emir Marşan Paşa sivil paşalık verilmiş Abhaz kökenli soydaşlarımızdandır. 1860 yalında doğmuş hukuk eğitimi almıştır. Sivas Kongresi’nin toplanması İçin önemli hizmetler yapmıştır. Birinci Meclis’te milletvekili olarak aktif olarak bulundu. 1923’de  toplanan İkinci Meclis  dönemine kendi isteğiyle katılmadı. Oğlu Terakkiperver Cumhuriyet fırkasına katıldığı için İstiklal Mahkemesinde yargılanmış ve üç yıl Isparta’da sürgün cezasına çarptırılmıştır.

Bekir Sami Kunduk , Oset asıllı bir soydaşımızdır. Kunduk Musa Paşa’nın oğludur. Galatasaray Lisesinden sonra Paris’te siyasal bilgiler eğitimi almış ve diplomat olmuştur. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Birinci Meclis’e vekil olarak katılmış ve ilk Dışişleri Bakanı olmuştur. TBMM’nin ikinci döneminde Tokat Milletvekili oldu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer almış, İzmir Suikastı davasında yargılanmış ve beraat etmiştir. Siyasi hayattan tasfiye edilmiştir.

Bekir Sami Günsav Anadolu’da Milli Mücadele’nin örgütlenmesi için ortaya atılan ilk resmî görevli subaydır. Rauf Orbay’ın desteğiyle 56. Tümen Komutanı ve 17. Kolordu Komutan Vekili olarak Ege Bölgesi’ne gitti. Büyük ölçüde Çerkeslere dayanarak milli mücadelenin örgütlenmesine öncülük etti. Bursa’nın düşmesinden sorumlu tutularak görevden alındı. Kastamonu Daday’da üç yıl zorunlu iskana tabi tutuldu. Gönen-Manyas Çerkes sürgününde sürülen, bizzat kendisinin Milli Mücadale’ye kattığı şehit düşen askerlerin yetim çocukları ve dul eşlerinin sürgününün kalkması  için, Dönemin Milli Savunma Bakanı Köprülü Kazım Özalp Paşa’ya bir mektup yazmıştır.

Bu muhterem zevat dışında Cemil Cahit Toydemir, Aşir Atlı, Recep Peker, Muzaffer Kılıç gibi Kuzey Kafkasyalı soydaşlarımız Mustafa Kemal’in asimilasyon ve imha politikalarının aparatları olmuşlardır.
***

Peki bu Ali Seyit Paşa kimdir?

Ali Seyit Paşa’ya ismi benzeyen Ali Sait Akbaytogan’ın yüksek mevkilere çıkmış olmasına dayanarak böyle bir yalan uydurmuşlar ve bu yalana inanmışlardır.

Ali Sait Akbaytogan 1872 yılında Manyas’ın Hacıosman Köyü (Hunç Hable)’nde doğmuştur. Çerkes Numune Mektebi’nin kurucusu ve yöneticisi Hayriye Melek Hunç’un ağabeyidir. Harb okulunu 1898 yılında bitirdi. Çeşitli görevlerde bulundu. 16 Mart 1920 tarihinde İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürüldü. 3 Kasım 1921 yılında Malta’dan dönerek Milli Mücadeleye katıldı. Elviye-i Selase Soruşturma Başkanlığı, Askeri Yargıtay Başkanlığına atandı. 2 Eylül 1922 tarihinde Doğu Cephesi Komutan Vekilliği’ne atandı. Savaştan sonra Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edildi. 1923 yılında ferik (korgeneral) rütbesine terfi etti. 4 Ekim 1924 tarihinde 4. Ordu Komutanlığı’na,13 Kasım 1924 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’na atandı. 1927 tarihinde Orgeneralliğe terfi etti. 22 Kasım 1923 tarihinde 3. Ordu müfettişi, 24 Ağustos 1935 tarihinde Yüksek Askeri Şura Üyesi oldu. 30 Temmuz 1937 tarihinde emekli oldu. Beşinci ve Altıncı dönem Kocaeli Milletvekili oldu. 1950 yılında İstanbul’da öldü.

1923 yılı Çerkesler için ölüm fermanının imzalandığı yıldır. 1923 yılında Gönen Manyas Çerkes Sürgünü operasyonu yapılıyordu. İstanbul’da bulunan Çerkes Dernekleri ve Çerkes Numune Mektebi kapatılıyor, yöneticilerine soruşturmalar açılıyor, askeri okullarda okuyan Çerkes çocukları okullarından atılıyor ve uzun yıllar askeri okullara Çerkes öğrenci alınmıyordu.

Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?

Bizce değildir.

Onun için uydurulmuş kolektif yalanlara inanmak yerine gerçeğin peşine düşüp, mücadelesini vermenin zamanı gelmedi mi?



515 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
MET İZZET PAŞA VE ENVER PAŞA İLE BİR ANI - 10/07/2021
Enver Paşa Kolordu Kumandanı’nın aşırı Çerkesci olduğunu biliyormuş. Gayet ciddi, vakur, aynı zamanda da hissolunacak derecede asabi lisan ile ”Burası Türk ilidir ve bu ordu Türk ordusudur, bu orduya mensup olanların vazifesi evvela Türk olmaktır."
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi