• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret780738
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.72949.7684
Euro11.320411.3657
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM?
15/12/2019

Sevgili Okuyucularım,

Doğrusunu isterseniz bundan bir ay önce, sağ cenahtan gelen bir partide kurucu üye olacaksın deseydiler ben de inanmazdım. Ömrümde değil Ak Parti'ye oy vermek, ırkçı ve faşist gördüğüm için CHP'ye bile oy vermemiş biriyim. Ancak hayat yolculuğu bazen insanların önüne bir yol çatağı çıkarıyor. Böyle bir yol çatağında neden şimdi içinde bulunduğum yolu tercih ettiğimi sizlere izah etmem gerektiğini düşünüyorum.

15 yaşımda "Kafkasya Kültürel Dergi"yi okuyarak kimlik bilincine ulaşmış, o zamandan bu yana tam elli yıldır Çerkes Davasının içinde bulunan biriyim. Hayatımın merkezine Çerkesliği yerleştirmiş, bu konuda yargılanmış ve Çerkes bölücüsü olarak hapis yatıp bedel ödemiş, birçok yayının çıkmasına katkı sağlamış, davamız için okuyan, yazan araştıran ve kurumlarımızda da görevler üstlenerek halkımızla iç içe yaşayan biriyim.

Benim için Çerkes Davasının dönüm noktası, 2011 yılında ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)nin oluşturulmuş olmasıdır. Bu oluşumun ortaya çıkmasında katkımın olmasından ve sözcülüğünü yapmış olmaktan her zaman onur duydum. 150 yıl boyunca dernek duvarları arasına sıkıştırılıp, kültürel etkinliklerle bir yere varılacağını sanan anlayışın yerini, siyasi bir mesele olan Çerkes davasının, siyaset yoluyla ve siyasi araçlarla bir çözüm bulunacağı anlayışı toplumumuzda yer bulmaya başladı. Çerkesler ilk defa dernek duvarlarından taşarak, meydanlara çıktı ve biz de varız dediler. Ve böylelikle Çerkesler "Kültürel faktör" olmaktan çıkıp "Siyasi aktör" oldular.

ÇHİ sürecinin ortaya çıkardığı "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti", "Çerkes Dernekleri Federasyonu", "Çoğulcu Demokrasi Partisi" gibi kurumlarımızın yanında, beni en çok etkileyen olaylardan biri de, Suriye iç savaşından etkilenen Çerkes kardeşlerimizin bir kısmının savaşın içinden çekip çıkarılmasına katkıda bulunmuş olmamızdır. ÇHİ'nin organize ettiği DÇDK (Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi), kardeş aile sistemini geliştirerek yüzlerce Suriyeli  Çerkes aileyi Türkiye’deki Çerkes köylerindeki boş evlere yerleştirerek bir çözüm üretmişti. Ancak bir süre sonra Suriye Çerkeslerinin taleplerine cevap veremez hale gelen DÇDK devlete müracaat etmiş ve destekistemişti. Bu talebimize Antep'te oluşturulan konteynır kentte bir Çerkes mahallesi oluşturulabileceği şeklinde olumlu bir cevap aldık. Bunun üzerine Beyrut üzerinden Antep'e soydaşlarımızın tahliyesine yönelik bir planlama yaptık ve deniz ve karayoluyla gelenler haricinde dört de özel uçak kaldırarak bu operasyonu hayata geçirdik.

Bu operasyonlar gerçekleştirilirken o zaman Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu devlet adına maddi, manevi ve hukuki anlamda yanımızda durdu. O tarihten sonra Davutoğlu ile zaman zaman görüşmelerimiz oldu.

Parti kurma çalışmaları başlatan Davutoğlu’nun çalışma ofisinden kurmakta oldukları parti için bütün kesimlerden olduğu gibi Çerkeslerden de temsilci istediklerini belirttiler. Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık. Dostlarımızla yaptığımız istişareler sonucu, benim "Gelecek Partisi"ne kurucu üye olarak katılmam konusunda karara vardık.

Davutoğlu ile yaptığım ikili görüşmede, Çerkes Bölücüsü sıfatıyla hapis yattığımı, sol gelenekten geldiğimi ve bir aktivist olduğumu ifade ettim. Sayın Davutoğlu bunların hiç birinin engel teşkil etmeyeceğini, tam tersine partiye dinamizm katacağını belirtti.

Alevi Kanaat önderleri Alevi kimlikleriyle, Kürtler Kürt Kimlikleriyle, Süryani, Ermeni, Boşnak, Gürcü, Roman ve Lazların da kendi etnik kimlikleri ile yer aldıkları "Gelecek Partisi"nde, ben de Çerkes Kimliğimle kurucu üye olarak yer alarak Çerkes Haklarının savunucusu, demokrasinin geliştiricisi olacağım.

12 Aralık 2019 tarihinde İçişleri Bakanlığına kuruluş bildirgesini vererek tüzel kişilik kazanan "Gelecek Partisi"nin ülkemiz demokrasisini geliştirerek iktidar olmasını diliyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. 



3052 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi