• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam144
Toplam Ziyaret781164
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN…
06/10/2020

"Bu sürgünün sebebi olan Anadolu İhtilal Komitesini kurarak Enver’i geri getirmek için kendi soydaşları olan Çerkesleri ayaklandırarak amaçlarına ulaşmak isteyen Eşref ve Ethem, giydikleri bir subay elbisesi için Çerkeslikten istifa etmiş ve ittihatçı olmuşlardı. Teşkilat-ı Mahsusa'nın en önemli adamlarından biri olan Kuşçubaşı Eşref hatıralarında kendini şöyle tanımlıyordu; “Ben ne Dağıstan rüyaları gören bir Çerkes, ne Arap, ne de Rum’dum. Ben Türkçe konuşan bir Müslüman Osmanlıydım.” (Benjamin C Fortuna, Kuşçubaşı Eşref, s: 382, Timaş Yayınları)

Çerkes Ethem ile ilgili bir tespiti de Hasan İzzettin Dinamo'nun Kutsal İsyan’ından paylaşalım:

“Eskişehir'deki karargahında gittikçe tehlikeli bir renk alan yeni olaylar karşısında gecesini gündüzüne katarak çalışan Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’dan aldığı buyruğu bildirmek üzere kendi karargahında dinlenen Ethem Bey’i yanına çağırdı. Ethem Bey üzerinde çalıştığı haritadan başından kalkarak kendisini ayakta karşılayan Ali Fuat Paşa’nın karşısındaki bir koltuğa çöktü. Onun bütün paşalar içinde biricik sevgi ve saygı duyduğu kişi Ali Fuat Paşaydı. Onun kendisine karşı zaafı olduğunu biliyordu. Bu sevdiği askeri çok üzgün buldu. Paşa’nın yüzündeki derin üzüntüyü onun bildiği yürekliliğe göre aşırı bile buldu. Bu kez, ikisi birlikte masanın üzerine yayılmış olan haritayı gözden geçirdiler. Haritada ayaklanış bölgeleri kırmızı çizgilerle gösterilmişti. Bu çizgiler neredeyse Ankara’nın dış mahallelerine dayanıyordu. Ali Fuat Paşa haritayı Ethem Bey’e göstererek;

- “Ethem Bey” dedi “size yine yol göründü.”

 Ethem Bey bu buyruğu olağan olarak karşıladı şu anki bu buyruğu her an bekliyordu.

- “Paşam hemen yol hazırlıklarına başlayacağım. Yalnız sanıyorum ki Yunanlılar bu günlerde saldırıya geçeceklerdir. Salihli cephesinin çöküşü Alaşehir ve Uşak bölgesini bırakmamıza yol açar. Benim bugünkü askeri gücüm kıtalarımızın morali bir karşı saldırıya bile elverişlidir. Ben yine cepheme dönmek hazırlığındayım. Acaba Yozgat ayaklanmasını bastırmak görevini başka kıtalara veremez misiniz?”

Bunun üzerine Paşa masanın çekmecesinden bir şifre telgraf çıkardı:

- “Bu kararı ben kendim vermedim Ethem Bey! Ben bilirsiniz ki cephedeki asıl yerinize dönmeniz yanlısıyım. Bunu türlü nedenlerle istiyorum. Ne var ki sizin hemen ivedi olarak Yozgat bölgesindeki bastırma işini yönetmeniz genelkurmay başkanlığınca istenmektedir. Bu kararı da Mustafa Kemal’in kendisi imzalamıştır. Nasıl bir eksikliğiniz var mı, Ethem Bey?”

- “Hiçbir eksiğim yok. Ayaklanma bölgesinde ele geçirdiğimiz silah ve cephane bize yeter de artar bile. Müfrezelerimizin kadrosu da dolgun durumda teşekkür ederim.”

- “Ethem Bey bu ayaklanışı bastıracağınıza inanıyorum. Size bir an önce cephenize dönmenizi sağlayacağım. İnşallah olaylar buna elverişli olur.”

Paşanın bu sözleri Ethem Beyi günlerce, hem de günlerce düşündürdü. Bu sözde, çok uzaklardan gelen yanık kokuları yüzüyordu. Paşa bu yiğit adamın alın yazısında çok üzücü belirtiler görür gibiydi. (Ethem Bey altın şeref merdivenlerinden katran gibi kara bir karanlığın içine yuvarlandığı günlerde bu sözü sık sık anacak yüreği derinden derine sızlayacaktı.)

Ethem Bey kıtalarının arasında gezerken bunların yarısından çoğunun Çerkesce konuştuğunu görerek Türkçeden başka bir dilde konuşmayı şiddetle yasakladı. Çerkeslerin bölgelerinden kendisine katılan binlerce Çerkes, Laz, Ethem Bey’e büyük bir güç kazandırdığı gibi, bu yüzden onu güç durumda bırakıyordu. Bunu seziyordu. Oysa o Düzce üzerine yürüdüğü günlerde kıtaları salt Türkçe konuşuyordu.” (Hasan İzzettin Dinamo, Kutsal İsyan, Cilt: 7, s: 214-216, May Yayınları )

Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?

(Gönen Manyas Çerkes Sürgünü, Sayfa 109-122den)


755 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi