• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret780888
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI
09/03/2020

Rauf Orbay’ın başvekilliği döneminde (30 Ağustos 1922 - 4 Ağustos 1923) çıkarılan men-i şekavet kanununa dayandırılan içişleri bakanlığının Çerkes köylerinin cami kapılarına 2 Mayıs 1923 tarihinde astığı genelge ile başlatılan Gönen-Manyas Çerkes sürgününe hiç kimse karşı çıkamamış, sadece seyretmişti.

Türkiye kurtuluş savaşının gölgede bırakılmış gerçek kahramanlarından Miralay Bekir Sami Günsav’ın Müdafayi Milliye Vekili (Milli Savunma Bakanı) Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustos 1923 tarihinde yazdığı, bizzat kendisinin kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır. 

“Ege’de direniş örgütlerken Manyas’dan çağırdığı ilk atlıların aileleri için müdafayi Milliye Nazırı Kazım Beye yazdığı özel mektubu.1923 yılının ilk yarısında mecburi ikamete tabi tutulduğu Daday’dan İstanbul’a döndüğü tarihlerde Gönen-Manyas ilçelerine bağlı olan 14 köyün bakanlar kurulu kararıyla iç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’ya sürülmesi işlemi son aşamasındaydı.

Sürülen 14 köy halkından 50 atlı, Kuvvayı Milliye örgütlenmelerinin henüz başında, Bekir Sami Beyin çağrısı ile Salihli’te gelip Kuvvayı Milliye’ye katılmışlar kendisi Bursa’ya dönerken de bunların çoğunu Salihli’de bırakmıştı. Bursa’ya geldikten sonra da  Manyas köylerinden bir kaç yüz kişi daha göreve çağırmış ve bunlardan pek çok kişi de şehit olmuştu.

Sürgünü uygulayanlar suçlu-suçsuz ayırımı yapmadıkları için o şehitlerin anne-baba eş ve yetim çucukları da kafilelerle götürülmüşlerdi. Bu durumu öğrenince çok üzülen Bekir Sami Bey, o tarihlerde Müdafayı Milliye Vekili olan ve geçmiş durumu yakından bilen Köprülü Kazım Paşa’ya 11Ağustos 1923 tarihinde Üsküdar’dan şu özel mektubu yazarak o masum insanların köylerine iadelerini talep eder.

 

Özel Mektup

Üsküdar 11.8.1923

 

Müdafayi Milliye Vekili

Kazım Paşa Hazretlerine

 Muhterem Efendim,

Vatanımızın uçuruma yuvarlandığı ilk kara günlerde ilk ortaya atılan halaskâran (kurtarıcı) arkadaşlar meyanında gerek hastalığım ve gerekse inziva esnasında zat-ı devletlerinden görmüş olduğum muavenet ve müzahereti her vakit bir hissi Şükran’la derhatır ediyorum.

Vaktiyle Bursa’dan, Balıkesir’de zat-ı alinize keşide ettiğim telgraf, Çerkezci olmadığıma ve vatan meselesinin nazarımda her şeyin fevkinde bulunduğuna beliğ bir şahittir.

Bu cihetleri derhatır ettikten sonra asıl meseleye şüruğ edeceğim.

Bidayette Salihli’de teşkilata başladığım vakit mahalli ahalinin maneviyatını yükseltmek maksadıyla  maskatı resim olan Manyas’tan 50 atlı talep etmiştim. Bursa’ya geldiğim zaman bunların pek azını getirmiştim.

Bilahare bunlar, Manyas’tan bir kaç yüz kişi ile takviye edilmişti.

Muhtelif mahal ve mevkilerde bu adamlardan şehit düşenler vardır.

İlk bu şehitlerin eytam(yetim) ve eramili (dul eşleri) de Manyas tehciri esnasında tefrik edilmeyerek, muhacirin kafileleri ile sevk edilmiş olduğunu esefle muttali oldum.

Adedi pek çoğa varmadığını zannettiğim bu bedbaht aileleri mahallerine iade etmek,tefrik etmek meselesi, o kara günlerin kumandanları bulunmak hasebiyle zat-ı devletiniz için de, Ali Fuat Paşa için de, bendeniz için de bir namus ve vicdan ve vatan borcu teşkil etmektedir.

Harekat-ı Milliye’nin bidayetinden nihayetine kadar vazife-i vataniyelerinin ifasında sadakatle devam etmiş yukarıda zikredilen Çerkezler’den berhatat kalanlar, şehit arkadaşlarının ailelerini bilirler.

Bendeniz listesini tertip ettiriyorum. Harb-i Umumi’de muhtelif cephelerde şehit düşmüş, uzaktan ve yakından bendenize nisbet ve karabetler bulunan ve sırf kadın çoluk çocuktan oluşan o ailelerin iadesini talep ediyorum.

Yalnız ve yalnız emirlerimle, ilk kara günlerde, İstiklal ve vatan uğrunda şehit düşen fedakarların eytam ve aramilinin mahallerine iadesiyle terfisini zat-ı devletlerinden hasseten rica ediyorum.

Cevabınızı intizaren hürmet ve samimiyetle gözlerinizden öperim efendim.

Miralay Bekir Sami “

 Kaynak: “Miralay Bekir Sami Günsav’ın Milli Mücadele Anıları-Türk Tarih Kurumu Yayınları shf 1250-1251 Muhittin Ünal”



1285 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi