• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret779699
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.27809.3151
Euro10.816110.8594
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
150 Yıllık Sessizlik Yırtılırken, Rusya’yı Bir Korku Aldı
02/08/2014

Gerçek güçlüdür.

Gerçek asla gizlenemez.

Gerçek sonunda kabul ettirir kendini.

Gerçeğin üstünün örtülmesi mümkün değildir.

Bazen gerçekler saklanabilir bir müddet.

Bazen eğilip bükülmeye çalışılır gerçekler.

Hatta bazen gerçeğin tam tersi insanlara yutturulabilir.

Ama eninde sonunda, gerçek gerçekliğini kabul ettirir.

Güneş nasıl balçıkla sıvanamazsa, gerçekler de asla gizlenemez.

Hele birileri de ısrarla o gerçeğin peşine düşmüşse!

***

Çerkes Halkı 150 yıl önce, öyle acımasız bir darbeye maruz kalmıştı ki, bir türlü kendini toplayıp hakları konusunda bir talep oluşturacak enerjiyi ortaya koyamamıştır. Çerkesliğini, içine kapanarak bir yaşam ve sosyalleşme aracı olarak sürdürülebileceğine inandırılmıştır. Halbuki dünyada haksızlığa uğramış hiçbir topluluk, içine kapanarak haklarını elde edememiştir. Çerkes Halkı da bugüne kadar yürüttüğü şekilde varlığını idame ettiremez, varlığını geleceğe taşıyamaz ve haklarını elde edemez.

Çerkes sürgün ve soykırımından bu yana geçen zaman diliminde, en önemli kırılma noktalarından biri Sovyetler Birliği’nin dağılmasıdır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, rejimler arasındaki demir perde kalkmıştır.

Ruslar Laleli ve Aksaray'ı işgal ederken, Türkiye’de "Komünistler Moskova’ya" diye bağıranlar en önce Moskova’ya koşmuşlardır.

Dönüşçülerimizin "Anavatan kollarını açmış bizi bekliyor" söyleminin de bir yalan olduğunu öğrenmiş olduk acı bir biçimde. Anavatana gidip tutunamayanların sayısı ise tutunabilenlerden bir hayli fazladır. Diyasporadan anavatana dönüp tutunabilenler tabii ki Çerkes Halkının büyük bir kazancıdır.

***

Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinden Abazalar bağımsız bir devlet çıkarmayı başarabilmişlerdir. Çeçenler ise bu süreçten büyük zayiatlar vererek çıkmışlardır.

Adığeler de bu süreçte boş durmamışlardı. Ancak nüfus yapıları, coğrafyaları ve enerjileri yapabileceklerini sınırlıyordu. Adığe Özerk Bölgesi bu süreçte Adığe Federal Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. DÇB (Dünya Çerkes Birliği/Duneypsov Adığe Xase
(DAX)) bu dönemde oluşturulmuştur.

DÇB'nin kuruluşunda Kalmuk Yura, Nalo Zavur, Hatejiko Valeri, Yağan İbrahim gibi gerçek vatanseverler ve yurtseverler görev almıştı.

DÇB Abhazya savaşına direkt müdahil olmuştur. DÇB Başkanı Kalmuk Yura Arzınba'nın üzerinde bir statüde Abhazya savaşının içinde bizzat yer almıştı.

Ayrıca Çerkes diasporasını yüz yirmi beş yıldır sürdürdüğü "göç" kavramından çıkarıp sürgün kavramıyla tanıştıran ve yüzleştiren DÇB kökenli anavatan aydınları ve aktivistleridir. DÇB kendi haline bırakılsaydı bölgesel bir güç olup, Kafkasya Coğrafyasında ve Kafkasya’nın diasporalarında önemli bir faktör olabilirdi.

Ancak 2000 yılında Rusya dağılma sürecinden çıkıp, toparlanma sürecine girdi. KGB'nin “altın evladı” Putin iktidara getirildi.

Ve bundan sonra Rusya’da hiç bir şey kendi haline bırakılmadı. Buna DÇB, Çerkes Coğrafyası ve diasporaları da dahildi.

DÇB'nin 2000 yılında yapılan kongresinde, DÇB'nin gerçek kurucuları polis zoruyla kongreden atılmış ve DÇB Rusya’nın dümen suyuna sokulmuştur. DÇB Çerkeslerin taleplerini bastırmakla görevli bir Rus devlet dairesine dönüştürülmüştür.

Ancak bu durumun tespit edilip, teşhir edilebilmesi zaman almıştır. Çünkü stabil bir diyaspora ve stabil bir anavatan söz konusuydu. 2008 yılında Kafkasya Forumu’nun, 2010 yılında Çerkesya Yurtseverlerinin, 2011 yılında ÇHİ'nin ortaya çıkarak başlatmış oldukları soykırım karşıtı ve demokratik talepler, DÇB'nin ve onun en büyük payandası olan KAFFED'in vücut kimyasını bozmuş ve hatalar yapmasını beraberinde getirmiştir.

Ancak hataları yakalayıp, onu deşifre edecek bir yapı ortada olmadığı zaman, bu tür işbirlikçi kurumlar faaliyetlerini rahatça sürdürürler.

Mesela Türkiye’den anavatanda Nalçık'a yerleşen ve DÇB üyesi olan Hacı Bayram Bolat sınırdışı edildiğinde, KAFFED ve çevresi Hacı Bayram Bolat'a sahip çıkmak yerine, “Kim bilir ne suç işledi de gönderdiler” demeyi tercih etmiştir.

Yine Anavatana yerleşen dönüşçü iş adamı Nazmi Sabancı’nın fabrikasına  ve bankasına DÇB eski başkanı ve ortağı Kanşavbi çöküp, onu hapse attırıp, mallarına el koyduğu zaman da kimsenin sesi çıkmamıştır.

Ancak, bugün artık diasporada ve anavatanda gerçek anlamda Çerkes davasının sahibi örgütlü güçler ortaya çıkmaya ve entelektüel derinliği olan fikirler ortaya koymaya başlamışlardır. Bu aşamadan sonra Rusya'nın, dolayısıyla DÇB'nin işi çok zordur.

***

Gerçek bütün açıklığıyla kendini göstermeye başlamıştır.

Siyaseti DÇB yöneticilerine biz öğretecek değiliz. Çünkü en sarı örgütlenmeler bile, en naylon örgütlenmeler bile, çıkarını savunduğu topluluğun “sözde bile olsa” menfaatlerini savunur görünür. Rusya ve onun yanlısı Çerkes Kuruluşları böyle aptalca politikalar izlediği sürece Çerkes aktivistlerinin işi hiç zor değildir.

DÇB Başkanı Havti Sohrokov efendi ne yumurtlamış: "DÇB ve ona bağlı kuruluşlar, Rusya yanlısı olmak zorundadırlar" diye buyurmuş.

Şimdi, Filistinli bir siyasetçi, İsrail yanlısı bir demeç versin bakalım sıkıysa.

Ya da Ermeni bir yazar ya da siyasetçi Türkiye yanlısı bir demeç verebilir mi acaba?

Çerkes Halkı da bu işbirlikçi ve hainleri ideolojik ve fiziki anlamda yok etmedikçe davasında bir mesafe kat edemez.

Onun için Çerkesler önce iç hesaplaşmasını tamamlayıp, hainlerinin dersini vermek zorundadır. Bu hesaplaşma kaçınılmazdır ve çok yakında başlayacaktır.

***

DÇB'nin payandası KAFFED ise tamamen bitik bir kurumdur. KAFFED Başkanı Yaşar Aslankaya'nın üyesi olduğu dernek olan Ankara Çerkes Derneği KAFFED'e karşıdır. İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nden KAFFED yönetiminde üye yoktur. Tabelası bile olmayan Pendik Derneğinin Başkanı, “KAFFED Başkan Yardımcısıyım” diye ortalıkta dolaşabilmektedir.

Eskişehir, Bursa, Kayseri, Çorum, Reyhanlı, Maraş derneklerinin yönetimleri KAFFED'e karşıdır. Hiçbir şeyden haberi olmayan kasaba derneklerinin yöneticilerini kafakola alarak oluşturulmuş KAFFED yönetimi siyaseten mevta durumundadır.

Bu arada İstanbul Kafkas Kültür Derneği yönetiminin 23.07.2014 tarihinde KAFFED yönetimine yazdığı ve kamuoyu ile paylaştığı mektup son derece onurlu ve ilkeli bir duruşun belgesidir. Bu onurlu ve ilkeli tavrından dolayı İKKD yönetimini kutluyoruz.

Aynı ilkeli ve onurlu duruşu diğer üye derneklerden de bekliyoruz. Anavatanda ve diasporalarda Çerkes halkının yiğit evlatları onurlu duruşlar sergilemeye başlamışlardır. Diasporalarda Çerkes Halkının taleplerini dile getirerek yaşadıkları ülkelerin demokratikleşmesine katkıda bulunurken, anavatandaki haklarını talep ederek ve soykırımı dile getirerek Rusya’nın yüreğine korku salmaktadırlar.

Çerkes Halkı 150 yıllık sessizliğini  yırtmıştır.

Çerkes aktivistlerinin çakmaya başladıkları özgürlük kıvılcımları, her an çok büyük bir yangını  başlatma potansiyeli taşımaktadır.

150. yılda Çerkes Soykırımı söylemini Türkiye kamuoyu kabullenmiştir.

Gürcistan’dan sonra, Ukrayna’nın da Çerkes Soykırımı’nı kabul etmesi an meselesidir. Amerika’da New Jersey şehir yönetimi de Çerkes soykırımını kabul etmiştir.

Rusya ise işbirlikçilerinin beceriksizliği ve kifayetsizliği yüzünden çaresizlik ve korku içindedir.

Gerçek haklılara güven verirken, haksızları korkutur.

Kaybedecek bir şeyi olmayanlar hiçbir şeyden korkmazlar ama kaybedecek şeyi olanlar korkarlar.

Bu mücadelede de Çerkes Halkının kaybedecek hiçbir şeyi yoktur ama Rusya’nın kaybedecek çok şeyi vardır.

Öyleyse korksunlar.



2250 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi