• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam102
Toplam Ziyaret697651
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.54937.5796
Euro8.79898.8341
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
‘Utanmıyor musunuz?’ Demek, Utanmaya Davettir
20/08/2017

Adige Xabze (Çerkes yaşam biçimi)'nin temelini utanma duygusu (Haynape) oluşturur. 

Çocukluğu Türkçe'nin konuşulmadığı bir köyde geçmiş biri olarak, gerçek anlamda utanma duygusunu içinde taşıyan biriyim. Özelimi paylaşmaya, öne çıkmaya, olur olmaz yerlerde görünmeye utanırım. Bunları yapmayı Xabze'ye uygun görmediğim için ve davamızın önüne geçmemek için yapmamaya çalışırım. 

Cam gibi net olmayı severim. Lafı eğip bükmeyi hiç beceremem. Söylenmesi gerekeni doğrudan söylerim. Onun için birçok insan bundan çok rahatsız olur. Hatta bazıları bunu küfür olarak kabul eder. Ama biliyorum ki "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar." Hiç umrumda değildir dokuz ya da on dokuz köyden taşlanarak kovulmak. Çünkü Çerkes halkının doğrularla yüzleşerek doğru yola girmeye ihtiyacı var. İşte bunun için, halkımdan başka hiç kimseye, kuruma ya da devlete borçlu olmadığım için inadına doğruları söylemeye devam edeceğim. 

Yenilmiş olmak, kaybetmek anlamına gelmez. Büyük devrimci Che Guevara'nın dediği gibi "Yenilirsen değil, vazgeçersen kaybedersin" sözünün bizim için şiar olması gerektiğini kabul ederim.

Çerkeslerin en büyük ayıbı (Haynape'yi) yok olmayı kabul ederek işlediklerini düşünürüm. Ulusal varlık mücadelesine girmek yerine, varlıklarını başkalarına armağan etmelerine tahammül edemem. Bu Türk, Rus, Arap fark etmez. Varlığını başkalarına armağan edenlerin, toplum önderi gibi karşımıza çıkmaları benim içimi bulandırıp kusacak noktaya getirir. Onların üzerine kusmak yerine, makinalı tüfek gibi sözcükleri üzerilerine saydırırım. Yaralananlar ya da rahatsız olanlar hiç umurumda olmaz. 

Abzexe Uleğe (Abzex Saflığı, ya da salaklığı) ile net konuşmayı ve yazmayı severim. Özeleştiri yapmanın çok büyük erdem olduğunu bilirim. En yakınımdaki dostlarım bile çok sert yazdığımı söylüyorlar. Ama ben buyum. Birilerine benzemek ya da birilerinin hoşuna gitmek için yazarsam bütün özgünlüğümü kaybedeceğimi bilirim. En yakınımdaki dostlarımın bile söylediklerini dikkate almama durumu, özgünlüğümü kaybetme endişemden kaynaklanır. Samimiyet dilini konuşan herkesin beni çok iyi anladığını biliyorum. Hesabı olanların, varlığını başkalarına armağan edenlerin, kuyruk acısı olanların, vesvese sahiplerinin ve korkakların beni anlaması mümkün değildir ve beklemiyorum.

***

Sevgili okuyucularım,

2010 yılının Nisan ayında Cherkessia.net'te başlayan düzenli yazı yazma yolculuğum Kafkas Evi, Özgür Çerkes ve Çerkes-Fed sitelerinde devam ediyor. Bu süre zarfında 300 civarında makale, deneme, anı, portre ve gezi yazısı kaleme aldım. Yazılarımda hep gerçeğin ve doğrunun peşinde oldum. 

Hep sorular sordum, kişileri ve kurumları onurlu bir direniş mücadelesine davet ettim. Bu süre zarfında yaptığım tespit maalesef, Çerkes halkının zorlu bir direniş mücadelesine hazır olmadığı yönündedir. Ama, bunun böyle olması mücadeleden vazgeçilmesi anlamına gelmez. Israrla ve inatla halkımızı özgürlük direnişine hazırlamak ve bunun projelerini geliştirmek zorundayız.

Halkımızın mahvolmasına sebep olan soykırımcı Rusyayı ve kültürel soykırımcı, asimilasyoncu Türkiye’yi eleştirmekten ve karşımıza almaktan çekinmedim. Yedi yıl zarfında yazmış olduğum 300 civarındaki yazıda varlığını başkalarına armağan etmiş kişi ve kurumlarımızla uğraşmak zorunda kaldım. 

2011 yılında Çerkesler ilk defa hak talebi için meydanlara çıkıp dünyaya mesaj vermek istediklerinde, buna şiddetle karşı çıkan, engellemek için canını dişine takıp çabalayan Çerkes kurumları oldular. Biz de onlara "Çerkeslerin taleplerine karşı çıkan, Çerkes kurumları olarak tarihe geçtiler" dedik. 

Tarihe böyle geçmeye utanmadınız mı?

Halka bir özür borcunuz yok mu?

Bu soruların neresinde küfür ve hakaret var.

Türkiye'de başlatılan demokratik açılım sürecinde devlet, Kürt çalıştayı, Roman çalıştayı, Alevi çalıştayı yapmış, Çerkes çalıştayı yapmamıştı. Devletin yapmadığı Çerkes çalıştayını yapmak için yola çıkmış olan ÇHİ'ye karşı her türlü iftira ve engellemeyi yaptınız. HDP ve AKP heyetleri çalıştaya katılırken CHP heyetinin çalıştaya katılmasını engelleyerek elinize ne geçti? CHP Sakarya milletvekili Engin Özkoç, çalıştaya katılımı engellemek için kaç defa onlara telefon ettiğinizi bizlere açıkladı.

Bunu yaparken yüzünüz kızarıp hiç utanmadınız mı?

Çerkes Halkının önündeki en büyük engellerden biri de DÇB (Dünya Çerkes Birliği)'dir. Son derece iyi niyetlerle yola çıkmış olan DÇB kurucuları Rusya'nın operasyonu ile DÇB'den atılıp Rusçulara teslim edildi. DÇB, bir Çerkes STK'sı değil de "Çerkeslerin Taleplerini Bastırmakla Görevli Bir Rus Devlet Dairesi"ne dönüştü. O kadar arsızlaştılar ki Rusya'dan aldıkları paralar yetmiyormuş gibi "Çerkes Milliyetçileri ile daha iyi savaşmak" teması ile bir proje yarışmasına katılmaya utanmadılar. Ankara'daki en büyük(!) olduğunu iddia eden kurumumuz böylesine itibarsızlaşmış bir kurumun üyesi olmaya devam ediyor. Üstelik başkanına 2020 yılına kadar Rusya'ya giriş yasağı getirilmişken.

21 yıldır anavatanda yaşayan işadamı Nazmi Sabancı 2012 yılında tutuklanıp hapse atılmıştı. 2 yıl ağabeylerini kurtarmak için çırpınan kardeşleri Nafiz ve Naim sabancı bir yol alamamış, ellerindeki dosyalarla bize ulaşmışlardı. Ortağı eski DÇB başkanı Kanşavbi büyük bir kumpas kurarak  Nazmi Sabancı'yı hapse attırıp tüm malvarlığına çökmüştü. Biz de bu konuda 3 ayrı yazı yazarak bir kamuoyu oluşturmuştuk. Şu anda Nazmi Sabancı denetimli serbestlik yasasından yararlandı, ortağı aleyhine açtığı davaların çok önemli bir bölümünü kazandı ve malvarlığını bir bir geri alıyor. 

Biz de o zaman "DÇB Başkanı ortağının malvarlığına çöküp anavatana dönmüş birini hapse attırıyorsa biz kime güvenip anavatana döneceğiz?" diye sormuştuk.

Birileri de  bu haksızlığın karşısında duruşumuzu takdir etmek yerine çıkıp bizi bu dönüş ve anavatan düşmanı ilan etmişti hiç utanmadan.

Çerkesler tarihlerinde ilk defa bir parti kurmayı başardılar. ÇDP 2014 yılının Ağustos ayında kurularak 2015 yılı 7 Haziran seçimlerine 9 adayla katılmıştı. Maalesef kültür kurumlarımız o güne kadar hiç siyasetle ilgilenmemişken ÇDP'yi kendilerine rakip olarak görmüşlerdi. Mevcut kurumlarımız AKP, CHP, HDP ve MHP'ye destek verirken, ÇDP'yi görmezden gelip her türlü engeli çıkartmakta bir beis görmemişlerdi.

Biz de kendilerine "kullanışlı alçaklık" yapmaya utanmıyor musunuz diye sormuştuk. Bu soru, birilerinin çok gücüne gitmiş, hakaret ve küfür olarak kabul edilmişti.

Çerkeslerin varlık- yokluk mücadelesinin mihenk taşını soykırım karşısında takınılan tavır belirler. Soykırımcı Rusya, Çerkes soykırımını gizlemek ve unutturmak için çok planlı bir strateji izliyor. Bilerek ya da bilmeyerek bazı kişi ve kurumlar Rusya'nın soykırım inkarcısı çizgisine giriyorlar. Anavatanda 21 Mayıs  "Kafkas savaşlarında ölenleri anma günü" oldu. Şapsığ bölgesinde, 21 Mayıs anması yapan Ruslan Guaşev'e soruşturma açıldı. Anavatanda Lezginka bile yasaklandı. 20 Eylül Adige gününden sonra Rusya ve Çerkesya'nın gönüllü birlikteliğinin 455. yılını kutlama bayramı da gündemimize gelecek. 

Soykırım mücadelemiz, soykırımın tanınması ve özür dilenmesi, tazminat ödenmesi ve topraklarımızın iadesi şeklinde bir yol izleyecektir. Bu yolun karşısına çıkanlar sulandırmaya çalışanlar ihanet çizgisindedirler. 

2017 yılının 21 Mayısında da Taksim Çerkes soykırımı protestosu bütün dünyada çok büyük ses getirince birileri kurukafa polemiği açarak bu eylemi itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Biz de onlara "Siz ne zamandan beri insanlıktan bu kadar çıktınız?" diye sormuştuk.  Atalarınıza soykırım uygulamış General Zass'a değil de soykırımı protesto edenlere saldırmaya utanmıyor musunuz diye sormuştuk.

Bağımsız Çerkes siyasetini yaratarak bir direniş cephesi oluşturmaya çalışanlarla, bu mücadeleye engel olmaya çalışanların yaptıklarından bir seçki sunduk sizlere sadece.

Yapılanları da yapılmayanları da unutturmamak için.

Not: Yazımızda geçen "Utanmıyor musunuz?" sorusu bir hakaret içermez, sadece birilerini utanmaya, onurlu olmaya, insan olmaya ve Çerkes olmaya davet eder.



1866 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi