• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret709907
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Soykırımın 150. Yılında, Çerkes Halkı Türkiye Halkları ve Dünya Halkları ile Buluşacaktır
31/05/2014

Çerkes Halkı soykırım ve sürgünün yüz ellinci yılını yaşıyor.

Kafamıza sorular üşüşüyor.

Neden sesimiz bu kadar az çıkıyor?

Neden çıkardığımız sesi kendimiz bile duymakta zorlanıyoruz?

Neden Çerkes örgütlülüğü bu kadar zayıf ve güçsüz?

Neden örgütlülüğümüz bu kadar manüplasyona açık?

Neden haklarımızı dile getirmekte bu kadar geç kaldık?

Neden?

Neden?

Neden?

Nedenler uzatılabilir.

"Öldürmeyen acı, bizi yaşatır" diyerek nedenlere cevap arayalım.

***

18. ve 19. yüzyıllarda feodalite dönüştürülerek kapitalist ve sömürgeci bir döneme

giriliyordu. 1789 Fransız Burjuva Devrimiyle birlikte, milliyetçilik fikri doğuyor ve modern ulusların inşasına başlanıyordu.

Kuzeyden Rusya’nın, güneyden Osmanlı’nın sınırını oluşturuyordu Çerkesya. Bütün gelişmelerden habersiz, yarı feodal ve bir köylü toplumu olarak yaşayan Çerkesler, Karadeniz’in en güzel sahillerinin sahibiydiler. Köy ve tarım toplumu olarak, sözlü geleneklerle kendi kendilerini yönetiyorlardı.

Çerkeslerin ilk fonksiyonel alfabesinin yapılması, 1936 yılına dayanmaktadır. Yani üzerinden sadece 78 yıl geçmiştir. Diasporalarda yapılmış alfabeler hayata geçirilememiş ve bu alfabelerle özgün sanat, edebiyat ve siyaset metinleri üretilememiştir.

Uluslaşma sürecini tamamlayamadan anavatanından sökülüp atılmış ve soykırıma uğramış olan Çerkesler yaşadıkları travmayı henüz atlatabilmiş değiller.

Çerkes meselesi gerek Osmanlı döneminde, gerekse cumhuriyet döneminde bir sosyalleşme aracı olarak görülmüştür. Osmanlı dönemindeki cemiyetler de, cumhuriyet döneminde kurulan dernekler de şehirlerde yaşayan Çerkeslerin sosyalleşme mekanlarıydılar.

Çerkes meselesi bir "dava" haline getirilememiştir. Çerkes halkı, meselelerini bir dünya meselesi haline getirecek "dava adamları"nı içinden çıkaramamıştır.

Alfabe ile bu kadar geç tanışmış, diyasporalarda Türkçe, Arapça ve başka dillerde düşünen Çerkes Halkı, entellektüel derinliği olan "Çerkeslerin ideolojisi"ni yaratamamıştır.

Fikri bir derinliği olmayan Çerkes meselesi soykırımın 150. yılında maalesef cılız topluluklarca dile getirilmeye çalışılmıştır.

 

150. YIL 21 MAYIS ANMA VE PROTESTOLARINA KISA BİR BAKIŞ

Bütün olumsuzluklarına rağmen 150. yılında 21 Mayıs’ta Çerkeslerin acıları, sağduyulu ve namuslu insanlar tarafından duyulmuş ve görülmüştür. Çerkes meselesini "görünür kılma" ve " siyasallaştırma" çabaları etkisini göstermiştir.

Hiçbir dönemde olmadığı kadar,Türkiye Devleti Çerkeslerin soykırım meselesine hassasiyet göstermiştir.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Siyasi Parti başkanları, Belediye Başkanları, Sivil Toplum kuruluşlarının yayınladıkları taziye mesajları bunun kanıtıdır. Ancak Çerkesler Türkiye’deki Demokratik hakları ve Çerkes Soykırımının Türkiye parlamentosu tarafından kabul edilmesi için var güçleri ile çalışmak zorundadır.

Rusya tarafından 21 Mayıs’ın içini boşaltma ve Çerkes soykırımını unutturma çabaları bütün hızıyla devam etmektedir. Bu yılda bu çaba bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. Meseleyi herhangi bir sosyal etkinlik olarak görenlerle, bir dava olarak görenler çok net olarak ayrışmışlardır.

Meseleyi bir dava olarak görenler, 21 Mayıs günü Rusya’nın karşısına onurlu bir biçimde dikilmişlerdir. Bu konuda Çerkes-Fed, ÇHİ, Ankara Çerkes Derneği ve 21 Mayısta eylem yapan tüm kurumların ortaya koymuş olduğu tavır, Çerkes halkının bağımsız duruşudur.

18 Mayıs ve 24 Mayıs diye ortaya çıkanlar ise meseleyi sulandırıp, 21 Mayısı bir tatil günü gidilecek bir piknik, ya da herhangi bir etkinlik gibi görenlerdir.

18 Mayıs’ta Taksim’de eylem yapma kararı alan "Kafkasya Forumu" Soma Faciasını bahane ederek 21 Mayıs eylemini iptal etmiştir. Çerkes Soykırımı Soma faciasından daha mı az önemsizdir. Yoksa forum yapacağı eylemi bir festival olarak düşünüyordu da mı eyleminden vazgeçti.

Biz 18 Mayısta Taksim’deydik. 18 Mayıs Tatarların sürgün ve soykırımının 70. yıldönümüydü. Tatar Halkının acılarını paylaştık ve onlara destek verdik. Forumcularda 18 Mayısta Taksime gelebilselerdi onlara da destek verecektik.

Soçi Muhalefeti ve 21 Mayıs üzerinden kendini var etmiş olan "Kafkasya forumu" 150. yıl 21 Mayıs eylemini iptal etmekle kendini de iptal etmiştir.

24 Mayıs’ta katıldığım Çerkesya Yurtseverleri’nin Taksim eylemi tam bir "sayısal sefaletti". Bundan böyle halkımız 21 Mayıs eylemine, 21 Mayıs’ta destek vereceğinin işaretini vermiştir. Ayrıca almasını bilenlere, siyasi bir ders niteliği taşımaktadır Çerkesya Yurtseverlerinin eylemi.

Kaffed ise 21 Mayıs Protestolarını Rusyanın önünden kaçırmak için her yıl yeni numaralar icad ediyor. Kefken, Beşiktaş ve Samsun’dan sonra, bu yıl da  Kartal'ı icat ettiler. Kartal'a izleyici olarak katıldım. Sayın Yemuz Mevlüt Tarakçı'nın Circassian Center’de yazdıklarına aynen katılıyorum. Sadece şunu ilave etmek istiyorum. Hafıtse Muhammed gibi KGB ajanı oldukları tescilli kişiler onur konuğu ve kürsülerde konuşmacı olmaya devam ederlerse, buna zemin hazırlayanlar çok yakında Çerkes Halkından kaçacak delik arayacaklardır.

İşbirlikçiliğin ruhu ve heyecanı olmaz. Gizlenmeye çalışılan şeyin korkusu ve telaşı olur. Biz Kaffed'in organizasyonsuzluğunda ve ruhsuzluğunda soykırımı gizleme korkusu ve telaşını gördük.

21 Mayıs Çarşamba günü akşamı saat 20.00'de Çerkes-Fed’in öncülüğü ÇHİ’nin desteğinde Galatasaray Lisesi önünde toplanan Çerkesler ve dostları Rusya Konsolosluğuna yürüdüler. Heyecanın, hırsın ve adalet arayışının zirve yaptığı bir eylem yaşandı. İnsanlar gırtlakları yırtılırcasına soykırımın hesabının sorulacağını haykırdılar.

Üçbinden fazla kişinin katıldığı Çerkes-Fed eylemi, Çerkes siyasetinin patronajının artık İstanbul’a geçtiğinin kanıtı olmuştur.

Sürgün ve soykırım şehitleri, hiçbir dönemde olmadığı kadar hatimler, dualar ve mevlitlerle anılmıştır. Mütedeyyin ve muhafazakar soydaşlarımızın da Çerkes meselesine sahip çıkmaya başlamış olması son derece önemli ve değerlidir. Bütün halk kesimlerinin Çerkes meselesine sahip çıkmaya başlaması, Çerkes Davasının kitleselleşmesi açısından çok önemlidir.

Çerkeslerin 150. yılda yakmış olduğu isyan ateşi, dostları sevindiriyor, düşmanların yüreğine korku salıyor.

Türkiye Halkları ve dünya halkları ile buluşacak olan Çerkes Halkı davasını mutlaka zafere ulaştıracaktır!



2510 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi