• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam216
Toplam Ziyaret680256
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Saflar Netleşirken
07/12/2012

Her halk layık olduğu biçimde yönetilir.
Her halk layık olduğuna kavuşur.
Hiçbir halk başına gelenlerin sorumlusu olarak başkalarını göstermesin.
Sorumlu kendisidir.
Çerkes halkı da bu genellemenin dışında değildir ve olamaz.
Çerkes halkı yüzyıllar boyunca dünyada yaşanan gelişmeleri ıskalamış, sonuç olarak da kaybetmiştir.
Dünya, üretim ilişkilerinde kapitalizm aşamasına ulaşırken, Çerkes Halkı ilkel komünal, köleci ve feodal ilişkilerin karışımı bir üretim ilişkisi ile geleneklerini sürdürüyordu.
Çağın gerisinde kalan bu üretim ilişkileri ve üst yapı kurumu olan xabze ile komşularıyla rekabet etmeleri ve savaşmaları mümkün değildi.
1700'lü yılların ikinci yarısında Avrupa’da gelişmeye başlayan kapitalizm, yaşanan coğrafyalardaki pazarı bütünleştirme çabalarının sonucu milliyetçilik fikrini doğurdu. 1789 Fransız ihtilali sonucu doğan milliyetçilik düşüncesi Kafkasya topraklarına ulaşamıyordu.
Çerkeslik, Çerkesler için bir yaşam biçimiydi. Çerkesler modern anlamda milliyetçilik bilincini, kimlik bilincini geliştirip ona sahip çıkamadılar. Gerekli bilinci olmayan ve dünyadaki gelişmeleri okuyamayan Çerkesler giriştikleri kurtuluş savaşını kaybettiler.
Oysa Çerkesler politikadan haberdar olsaydı, uzlaşmayı ve barışı becerir vatanlarını kaybetmezlerdi.
Aynı dönemde aynı coğrafyada yaşayan Gürcüler gerekli uzlaşmayı sağladıkları içindir ki varlıklarını bağımsız devlet olarak sürdürüyorlar. Çerkeslerin 1800'lü yıllardaki nüfusu Gürcülerden çok daha fazlaydı. Eğer
varlıklarını ve vatanlarını korumanın politikasını üretebilselerdi, bugün anavatanlarında on milyonun çok üzerinde bir nüfusla bağımsız bir devlet olarak yaşıyor olacaklardı.
Ancak geçmişte oluşturulamamış olan ulusal politika bugün de gerçekleştirilebilmiş değil. Bugüne kadar Çerkeslerin takipçisi oldukları düşünce akımları (dönüşçülük, Bağımsız Birleşik Kafkasyacılık, Devrimcilik… gibi) olmuştur. Ancak bunların hiçbiri bir politik görüş ve mücadele haline gelememiştir. Çerkes kurumlarında yürütülen çalışmalar da sosyal ve kültürel faaliyetlerden öteye geçememiştir.
Politik mücadele kendi içinde ve dışında belirli hesaplaşmalar sağlanmadan gerçekleşemez. Bu mücadele üç cephede gerçekleşecektir.
1-) Çerkeslerin kendi iç mücadelesi.
2-)Çerkeslerin asimilasyoncularla mücadelesi.
3-)Çerkeslerin soykırımcılarla mücadelesi.
Çerkeslerin ulusal politikasını oluşturup, politik mücadelesini vermek için yola çıkan ÇHİ her üç cephede de amansız bir mücadele vermektedir.
ÇHİ, eylemleriyle ilgili ortaya çıkarken bugüne kadar oluşmuş bütün kurum, oluşum ve kişilerle bir konsensüs sağlamaya çalıştı. Ancak Çerkes kurumlarının ve oluşumlarının ahlakdışı saldırılarına maruz kaldı. Enterne edilip boğulmak istendi. Bizans oyunlarında son derece mahir olan beyaz Çerkeslerin gücü ÇHİ’nin önünü kesmeye yetmedi. Birçok Çerkes Kurum ve oluşumu "Çerkeslerin taleplerine karşı çıkmış Çerkesler" olarak tarihe
geçti.
Yaşadığımız bu hesaplaşma sürecinde ÇHİ sağduyuyu temsil etmekte ve soğukkanlılığını korumaktadır. Ancak zannedilmesin ki yapılan saldırılardan çekinilmektedir. ÇHİ geliştirmekte olduğu projelere yoğunlaşmış olup, polemikle kaybedecek zamanı yoktur. Ancak yapılan bütün iftira ve karalamalar günü geldiğinde hesabı sorulmak üzere kayıt altına alınmaktadır.
ÇHİ, bağımsız Çerkes politikasının diasporada ve özellikle de Türkiye’de oluşturulabileceğini düşünmektedir.
Dünyada en fazla Çerkesin yaşadığı yer olan demokratikleşen Türkiye buna en uygun coğrafyadır. Ancak aynı Türkiye en azgın asimilasyon politikalarına muhatap olunan bir ülkedir de aynı zamanda. Bunun için Türkiye’de, Çerkeslerin demokratik talepleri ve temel insan hakları için kitlesel eylemler başlatıldı. Bu eylemler sonucu Çerkesler AB ilerleme raporlarına, seçmeli derse ve devlet nezdinde, siyasette gündeme girdiler.
Yapılan demokratik gösteriler bir taraftan Çerkesler’de ulusal kimlik bilinci yaratırken, diğer taraftan Çerkeslerin sorunlarını Türkiye ve dünya kamuoyu gündemine taşımaktadır. Bizi diasporada asimile eden, imha eden, yok farz eden politikaları deşifre etmek ve haklarımızın peşinde olduğumuzu göstermek için yüz elli yıldır ilk defa meydanlara çıkıldı.
Demokratik kitlesel gösterilerin meyveleri alınmaya başlandı ve alınmaya devam edilecek.
Başlatılan demokratik kitle gösterileri kültürel Çerkes kimliğinden, politik Çerkes kimliğine dönüşümün en önemli aracıdır.
Çünkü politik mücadele, politik kimliklerle ve politik örgütlerle verilebilir.
Çerkes siyasallaşmasının en önemli argümanı soykırım gerçeğidir. Çerkeslerin ulusal politikalarını oluşturmak üzere yola çıkan ÇHİ çıtayı daha da yükseltecektir; sokağın ve diplomasinin gücünü en üst düzeyde zorlayıp sonuç almaya yönelik eylemlerini devam ettirecektir.
Ancak Çerkesler maalesef bir Stokholm sendromu yaşamaktadırlar. Rusya hayranlığı, Rusya’ya laf söyletmemek üzerine bazı kesimlerde saflar oluşmuştur. Şunu herkes iyi bilmelidir ki, gerek soykırımcılar, gerekse soykırımcıların işbirlikçileri hesap vermekten kurtulamayacaklardır.
İşbirlikçilerle, halkı için mücadele edenler arasındaki saflar hızla netleşiyor. ÇHİ turnusol kağıdı gibi işbirlikçilerin hepsini açığa çıkarıp saf dışı edecektir.
O günler ise çok uzak değil.

 



3249 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

SOYKIRIM     08/12/2012 16:16

Demek "oysa Çerkesler politikadan haberdar olsaydı, uzlaşmayı ve barışı becerir vatanlarını kaybetmezlerdi."...Eee o zaman yiğidim neden paraladın kendini Dolmabahçe'de? Kırk yıldır bunu diyen kırk tane "dönüşçü" var... Çok şey var da edebimi bozmayayım şimdi...."İlkel" "komünal" "köleci" "feodal"? bunlar ne yav? Kenardan duyulan "kitap isimleri" mi yoksa? Çok şey söylenebilir de söylemeyeceğim. Başından itibaren TV performanslarınızı ve köşe yazılarınızı bir gözden geçirmenizi öneririm ben. Bu haliyle her kimi eleştiriyor iseniz gidip alnınının ortasından öpesi geliyor insanın... Selamlar
Erkan Hak'aşe

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi