• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret672600
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.72616.7530
Euro7.53867.5688
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Anavatan Ve Diaspora Üzerine Düşünceler -2-
13/01/2016

Gönlümde yatan aslan, Çerkeslerin diasporası olmayan bir halk olarak, anavatanlarında, özgür, mutlu ve medeni bir halk ve bağımsız bir devlet olarak yaşıyor olmalarıdır. Ama kaderin bir tecellisi olarak ve kötü Rusya'nın soykırımı ve sürgünü ile % 90'ı sürgüne uğrayıp dünyanın dört bir yanına savrulurken, % 10'u ancak anavatanında kalabilmiş bir halk haline geldik.

Geçen yazımızda anavatandaki kazanımlarımız üzerine kısa bir kronolojik projeksiyon denemesi yapmıştık. Anavatanımızdaki kazanımlarımızın, siyasi anlayışla ve siyasi desteklerle, pozitif  ayrımcılık yapılarak maddi destek verilmesiyle ne kadar yakından ilintili olduğunun tespitini yapmıştık.

Yazımızın bu bölümünde diaspora üzerine kronolojik bir projeksiyon tutarak hangi  dönemlerde kayıplar verilmiş, hangi dönemlerde kazanımlar elde edilmiş, anlamaya çalışacağız.

***

Geçen yazımızda diasporayı 1864'ten 1923'e, 1923ten 2009'a, 2009dan günümüze gelen bir kronoloji içerisinde inceleyeceğimizi belirtmiştik.

Rusya yüzyıl süren acımasız bir savaş ve katliam sonucu Çerkeslerin vatanı Çerkesya'yı işgal etti. Bu katliam ve işgal tamamlandığında tarihler 21 Mayıs 1864'ü gösteriyordu. Çarlık Rusya’sı, katliamdan ölmeden kurtulmuş olan Çerkeslerin kayıtsız şartsız vatanlarını terk etmelerini emrediyordu. Bu konu ile ilgili olarak Osmanlı Devleti ile gerekli anlaşma sağlanmıştı. Rusya ile Osmanlının Çerkesleri kabulü anlaşmasında, Çerkeslerin Rusya’ya yakın bölgelere yerleştirilmemesi şartına uygun bir iskan politikası izlendi. Yugoslavya'dan Irak'a kadar dağınık bir biçimde Çerkesleri iskan eden Osmanlı, hem Çerkeslerin eriyerek yok olmasını; hem de kendisine bir tehlike teşkil etmemesinin önlemini alıyordu.

Büyük sürgün Samsun ve Trabzon Limanlarından Anadolu’ya, Varna ve Köstence Limanları üzerinden Balkanlara gerçekleşiyordu. Doksanüç harbi diye bilinen 1877 Osmanlı-Rus savaşında Balkanlara yerleştirilen Çerkesler Osmanlı’nın yanında savaşa katılıp, hem Rusya’ya; hem de Balkanlarda yaşayan Hıristiyan ahaliye büyük zararlar verince ikinci bir sürgün daha yaşadılar. 1878 yılında imzalanan Berlin Anlaşmasına konan özel bir madde ile Çerkeslere ikinci büyük bir sürgün daha yaşatıldı. Balkanlara yerleşmiş olan 450.000 Çerkes büyük sürgünden on beş yıl sonra Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya sürüldü.

Osmanlı topraklarında bir çok Çerkes en iyi bildikleri askerlik mesleğini seçerek, Osmanlı askeri bürokrasisinde yükseldi. Anadolu ve Ortadoğu’daki Çerkes köyleri birer kültür adası olarak varlıklarını uzun süre sürdürdü.

1908 yılı hem Osmanlı için, hem de Çerkeslerle birlikte tüm Osmanlı’da yaşayan etnik topluluklar için bir dönüm noktasıdır. 1908’de ilan edilen meşrutiyetle birlikte gelen örgütlenme özgürlüğüyle birlikte Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti kurulmuştur. Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, asker ve sivil bürokrat Çerkesler tarafından kurulmuştur. Çerkeslerin eğitimini birinci sıraya koyan cemiyet 1910 yılında Çerkes Teavün Mektebini kurdurmuştur. (Bu okulun varlığından da, Erol Karayel arkadaşımızın yapılan bir araştırmayı camiamızın önüne taşımasıyla daha yeni haberdar olduk). Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti, Xızelt İbrahim, Tsağo Nuri, Yusuf  Suat Neğuç gibi eğitimcileri ve kitapları anavatana göndererek okullar açtırmıştır.

Osmanlı bürokrasisinde bir etkinlik sağlamış olan Çerkesler, Osmanlının yıkılış ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş döneminde önemli roller oynadılar. Asker ve Bürokrat Çerkes çevrelerinde bir kimlik bilinci oluşmaya ve siyasi mücadelenin önemi kavranmaya başlandı. Kafkasya’nın bağımsızlığı davasını savunmak için Şimali Kafkas Cemiyeti kuruldu. Savaş dolayısıyla kapanmış olan Çerkes İttihat Mektebi’nin yerine, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyetince "Çerkes Numune Mektebi" açıldı.

1921 yılında İzmir’de kurulmuş olan Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti, Çerkes Diasporasında bugüne kadar dile getirilmiş en ileri düzeydeki talepleri dile getirmiş olan Çerkes yapılanmasıdır.

30 Ağustos 1922 yılında Anadolu’yu işgalle görevlendirilmiş olan Yunan Ordusu kesin yenilgiye uğratıldı. Daha dünyada kimsenin tanımadığı yeni Türk devleti ilk katliamını Çerkeslere uyguladı. 1923'ün Haziran ayında Gönen-Manyas Çerkesleri sürgüne gönderildi. Yine 1923'ün Eylül ayında "Çerkes Numune Mektebi" ile tüm Çerkes Kurumları kapatıldı ve yöneticileri cezalandırıldı.

Osmanlıdaki etnik kimliklere hoşgörü ile bakan anlayış cumhuriyetle birlikte terkedilmiş, tek millet yaratma adına tüm ülkede yaşayan etnik topluluklarla birlikte Çerkesler de "inkar, imha ve asimilasyon" politikalarına tabi tutulmuşlardır. Cumhuriyet Tarihinin tek parti döneminde, her türlü baskı ve yasaklamalarla tek millet yaratma politikası kesintisiz sürdürülmüştür.

Çok partili döneme geçişle birlikte, 1950’li yıllarda kurulan Kafkas Kültür Dernekleri günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Yine bu dönemden başlayarak birçok yayın organı varlık mücadelemiz adına yayına girmiştir. 2009 yılından sonra birçok Kafkas Derneği isim değiştirerek Çerkes Derneği ismini almış ve Çerkes Dernekleri Federasyonu kurulmuştur.

2009 yılı Türkiye'nin tek tipleştirme konusunda ilk defa kırılma yaşadığı yıldır. İç ve dış baskılar sonucu etnik kimliklerin varlığı kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Türkiye Devleti ilk defa Kürtçe yayın yapan televizyon açmıştır. Kürt, Alevi, Roman çalıştayları yapılmıştır. Çerkesce, Kürtçe, Lazca gibi diller seçmeli ders olarak müfredata girmiştir.

Bu sürece dahil edilmeyen Çerkesler, demokratik tepkilerini ortaya koymak için ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)’yi  oluşturarak meydanlara çıktılar. Anadil eğitimi, Çerkesce televizyon talebini dile getirdiler. Devletin yapmadığı "Çerkes Çalıştayı"nı gerçekleştirdiler.

Ancak Türkiye’de başlatılan Demokratik Açılım Süreci, azınlıklar lehine maddi kaynak ayrılarak gerçek anlamda bir pozitif ayrımcılık getirmemiştir. Ancak bu süreçle birlikte cin şişeden çıkmış olup, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olması mümkün değildir.

Türkiyede yaşayan Çerkesler de, demokratik mücadele veren kesimlerle birlikte mücadele ede ede, eşit yurttaşlar olacak ve ulusal varlıklarını sürdürmek için gerekli maddi kaynakları söke söke alacaklardır.

Gerek Rusya'nın, gerek Türkiye'nin, gerekse Çerkeslerin yaşadıkları diğer diaspora ülkelerinin demokratikleşmesi ve azınlıklar lehine kaynak ayırması Çerkesler için can simidi olacaktır. Anavatan, diaspora ayrımı yapmadan Çerkes Halkının tüm dünyadaki kazanımları bir bütün olarak savunulmalıdır.

Bu iki bölümlük yazı dizimizde, gerek anavatanda, gerek diasporalarda ulusal varlığımızın geliştiği dönemlerin, siyasi koşulların olumlu olduğu dönemlerde olduğu tespitinde birleştiğimizi umuyorum.

Nerede yaşarsak yaşayalım, ulusal kimlik bilincimizi geliştirmek ve yükselmek için mücadele ederken, tüm dünyaya siyasi kanallardan haykırmak ve Çerkes mücadelesini her alanda siyasallaştırmak zorundayız.



1162 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi