• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi13
Bugün Toplam296
Toplam Ziyaret628404
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Küresel Vicdana Dokunuyoruz
12/10/2014

"Teknik herşeyin kolaylaşmaya başlamasıdır."

Ama biz teknik sayesinde yok olduk, teknik sayesinde yeniden var olacağız ve küresel vicdana dokunacağız.

***

1964 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 100. yılıydı.

O sene Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun üzerinden kırk yıl geçmişti.

Ve kırk yıllık süreçte tüm Türkiye halklarına "Türküm, doğruyum, çalışkanım" dedirtilerek ve zor kullanılarak hafızaları boşaltılmıştı.

Çerkeslerin  cumhuriyet tarihindeki ilk kurumlarını oluşturmalarının üzerinden on iki yıl geçmişti.

Yine 1964 yılının Mayıs ayında, diaspora tarihinde 11 yıl yayında kalan dergisi "Kafkasya Kültürel Dergi" yayına giriyordu. Ama o dergi mayıs ayında yayına girmiş olmasına rağmen, ne 21 Mayıstan, ne sürgünden, ne de soykırımdan bahsediliyordu.

1964 yılında ben dokuz yaşındaydım. Dilimizin, kültürümüzün ve ulusal varlığımızın elimizden nasıl kayıp gittiğini yaşayarak görmüş biriyim.

1964 yılında, yüzyıldan beri anavatanından koparılmış halkımızın altmış yılı Osmanlı’da, kırk yılı da Cumhuriyet döneminde geçmişti. Osmanlının etnik kimliklere daha hoşgörülü tavrı sayesinde Çerkes Kurumları ve okulları oluşturulmaya başlamıştı.

Cumhuriyetle birlikte başlayan sürgünler, baskılar, ırkçı ve asimilasyoncu politikalar, tüm halkları içine kapatmış olduğundan, halklar olduklarından farklı görünmeye başlamıştı.

Nüfusun yüzde sekseni köylerde, yüzde yirmisi şehirlerde yaşayan Türkiye’de aynı şey Çerkesler için  de geçerliydi. Dilin, Kültürün anavatandan gelen orjinal şekliyle yaşadığı Gönen'in Üçpınar köyünde büyüdüm ben. Çerkesler kapandıkları köylerinde her türlü baskıya inat, kendi kendilerine yaşatıyorlardı varlıklarını.

Her türlü baskıya direnen dilimiz, kültürümüz teknik gelişmelerle elimizden kayıp gitti. Köylerde o yıllarda okul, elektrik, radyo, televizyon, telefon, bilgisayar, traktör, araba, yol yoktu. Bu yokluklar içerisinde dil ve kültür varlığını sürdürüyordu.

Ama her gelen yenilik, her gelen teknolojik gelişme aleyhimize kullanıldığı için bizden bir şeyler aldı götürdü.

1950'li, 60 ve 70'li yıllarda köylerimizde hızla okullar açılmaya başlamıştı. Halkımızın eğitiliyor olması iyi bir şey olmalı değil mi? Ama hiç de öyle olmadı. Okullar, öğretmenler ve eğitim sistemi etnik toplulukların yok edilmesi için oluşturulmuş bir asimilasyon makinesiydi. Bizim neslimizde Çerkes köylerinde okula gidip, Çerkesce konuştuğu için öğretmenden dayak yememiş kimse yoktur. Ya da öğretmenin kandırdığı ajan çocuklar tarafından öğretmene şikayet edilmemiş olan da yoktur.

Oysa o yıllarda anadil eğitimi, seçmeli ders gibi konular hayata geçirilebiseydi, diasporada Çerkesçe yazan birçok yazar, şair ve besteci yetişebilirdi.

Sonra peşinden köyümüze radyo geldi. İlk Tiğuj Bilal ağa almıştı radyoyu. Kocaman antenleri, pilleri olan sandık büyüklüğünde radyolardı bunlar. Hemen Zeki Müren'in şarkılarını, Muzaffer Akgün'ün türkülerini pek sevdik. Voredlerimizin, ğıbzelerimizin yerine Türkçe şarkıları ve türküleri koyuverdik.

Yasaklanan Çerkes düğünlerinin yerini davullu, zurnalı, içkili Türk düğün adetleri almıştı.

Sonra yollar yapıldı. Köylerin şehirlere kolayca akıp asimile olması için.

Saban'ın, pulluğun, öküzün, atın, dövenin, orağın yerini traktör ve harman makinesi aldı. Elli kişinin yaptığı işi yapan bir traktör, köylerde insanları işsiz bıraktı. Şehirlerde gelişen çarpık kapitalizm, emeğe ve işgücüne ihtiyaç duyuyordu.

Köyler insanları beslememeye başlayınca, hızla şehre doğru bir göç başladı. Kimi iş için, kimi okumak için gidiyordu şehre. 1964 yılında Almanya’ya giden işçi kafilelerinin içinde de çok sayıda Çerkes bulunuyordu.

Şehirler asimilasyon için doğal bir değirmen vazifesi gördü. Çerkes kültürünün doğal halde yaşadığı köylerimizse boşalıp viraneye döndü.

Şehirlerde Çerkeslik nasıl sürdürülebilirdi?

B u konuda hiç kimsenin ne elli yıl önce, ne de bugün hiçbir fikri yok malesef. Şehirlerde doğan çocuklarımızın hiçbiri Çerkesce bilmiyor ve Çerkes kurumlarına ilgi duymuyor. Kurumlarımız ise halkımızın yüzde birine bile ulaşamıyor. Asimilasyon tüm hızı ile devam ederken, bizler boş tartışmalarla süreci seyretmeye devam ediyoruz.

Yüzyıl ısrarla muhafaza edebildiğimiz dilimiz ve kültürümüz çarpık kapitalizmin ve tekniğin getirdiği bir traktöre yenik düşüyor ve köylerimiz boşalıyordu.

Yazımızın başında, teknik nedeniyle yok olduk ama teknik sayesinde yeniden var olacağız ve küresel vicdana dokunacağız demiştik.

Sürgün ve soykırımın yüzüncü yılında, çok az Çerkesin yaşadığı Kilisten çıkan Çerkesce bilmeyen bir Çerkes genci olan İzzet Aydemir "Kafkasya Kültürel Dergi"yi çıkararak Çerkes meselesinin kadrolarını oluşturacak iklimi yaratıyordu. Ben de kendimi "İzzet Aydemir Ekolü"nün bir öğrencisi sayıyorum.

İzzet Aydemir'in yarattığı bu iklimden etkilenen, çok az sayıda Çerkes’in yaşadığı Konya’dan çıkan Sn. Ali İhsan Tarı bize teknolojinin nasıl halkın hizmetine sokularak dilimizi yeniden nasıl inşa edebileceğimizi gösterdi. Ali ihsan Tarı Çerkeslerin milyon dolarlar harcayarak yapamayacağı bir işi başardı. Yazdığı biigisayar programları www.danef.com sesli sözlük (18.000 kelime), 108.000 kelimelik yazılı sözlük, sanal dersanelerle dil eğitimi dünyada eşi zor bulunabilecek çalışmalardır.

Bugün internet üzerinden yayın yapacak radyo ve televizyon kurmanın hiçbir maliyeti yoktur. Ancak o radyo ve televizyonlarda sürekli yayın yapacak inançlı yetişmiş kadrolar ve kaynaklar yoktur. Bu arada Danef Radyo’nun yayında olduğunu hatırlatalım.

Artık her cep telefonu bir televizyon vericisidir. Dünya artık çok küçülmüş, herkesin  her şeyden anında haber alabildiği bir alana dönmüştür.

Artık bu durumda kapandığımız derneklerimizden çıkarak "bir şey yapmalıyız". İçine kapandığımız derneklerimiz çok gerekli ama yetersiz bir örgütlenme şeklidir. Bir şey yaparsınız mutlaka haber oluyorsunuz, tanınıyor ve görünür oluyorsunuz.

Davamızı bütün insanlığın davası haline getirirsek, başarıya ulaşabiliriz. Bunun yolu ise dünyadaki mazlumlarla birlikte hareket etmekten geçer. Çünkü küresel vicdan, mazlumların vicdanında oluşur, zalimlerde değil. Oysa Çerkeslerin karnesi mazlumlarla birlikte hareket etme yönünde kötü notlarla doludur.

Beğensek de, beğenmesek de Türkiye’de ırkçı ve faşist devlet sistemini gerileterek bize de nefes alma imkanı sağlayan Kürt Hareketinin mücadelesidir. Onun için Kürtlerin, Lazların, Pomakların, Filistinlilerin, tamillerin, Ermenilerin, Baskların, Katalanların, Kızılderililerin, Aborjinlerin, Tutsilerin ve ismini burada sayamadığım tüm halkların acılarını kendi acımız olarak içselleştirmek ve Çerkeslerin acılarını da onlara anlatmak zorundayız.

Acı çekmemiş olan, acı çekenin halinden anlamaz.

Bizi ancak dünya mazlumları anlayabilir ve küresel vicdan mazlumların vicdanıdır.

Küresel vicdana ulaşabilmenin yolu ise biz varız ve buradayız diye ortaya çıkabilme yürekliliğini gösterebilmektir. ÇHİ yaptığı mitingler ve çalıştaylardan sonra, ortaya koyduğu 21 eylemleri projesi ayrı bir tarihsel önem taşımaktadır.

Küresel vicdana dokunmak için yaptığımız şey çok basit aslında. Her ayın 21'inde saat 20.00'de Galatasaray lisesi önünde toplanıp pankartlarımızı açarak bir saat bekliyoruz. Günde bir milyon kişinin ziyaret ettiği İstiklal Caddesi’nde önümüzden elli bin kişi geçiyor. En az bin kişi fotoğraflarımızı çekerek sosyal medyada paylaşıyor. Dünyada aşağı yukarı her milletten insanlara derdimizi anlatıyoruz. Birçok milletten insan bizi dinledikten sonra hak veriyor ve başarılar diliyor.

21 eylemleri Rusya’ya soykırımı hatırlatıp protesto ederken, aynı zamanda küresel vicdanlara da dokunmaktadır.

Bugüne kadar 21 eylemlerine katılmamış olanlar, küresel vicdanla buluşmanın ne demek olduğunu anlayamazlar.

Bu ay da, 21 Ekim salı saat 20.00'de Galatasaray lisesinin önünde yirmi altıncı kez toplanıp küresel vicdanla birbirimize dokunacağız.

"Her şeye inat buradayız!

Her şeye inat var olacağız!" diyeceğiz.



2289 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM? - 15/12/2019
Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık.
KAFFED, ESKİ HAMAM, ESKİ TAS… - 25/11/2019
Türkiye'de faaliyet gösteren Çerkeslere ve Kuzey Kafkasyalılara ait 170 civarında kurum var. 53 derneği ile Kaffed bunun % 30'unu temsil ediyor.
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ! - 13/11/2019
Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.
"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi