• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret724682
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.43157.4613
Euro9.01689.0530
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Özgürlüğe Giden Yol
30/05/2016

Gerçeğin bile sahtesi (yani yalancısı) vardır.
Yalanın gücüne inananlar gerçeği bile yok ederler.

(FERİT EDGÜ,Yalan üzerine aforizmalar.)

 

Coğrafya kaderdir.

O coğrafya size, dünyanın en kötü, en gaddar ve en acımasız komşularını nasip etmişse, onlara karşı yapılacak tek şey mücadele etmektir. Teslim olmak, yani teslimiyet onurlu halklara yakışan bir şey değildir.

Çerkeslerin kaderine de dünyanın en acımasız ve gaddar halklarından biri olan Ruslar çıktı. Orantısız bir nüfus, ordu ve güce karşı, üçyüz yıl fasılalarla direnişlerini devam ettirdi Çerkesler.

Merkezi bir devlet yapılanması ve profesyonel bir ordunun olmadığı Çerkesya, sivil milis silahlı güçleriyle direndi yıllar boyu. Adım adım, karış karış vatanlarını savundular bu acımasız emperyalist güce karşı. Bu olay “Kafkas Savaşları” diye adlandırılmaya çalışılıyor. Ancak ortada savaş denecek bir durum yoktur. Büyük bir emperyalist güç olan Rus Çarlığının, soykırım politikalarına karşı bir direniştir yaşanan olay.

Böylesine büyük bir güç olan Çarlık Rusyası orduları, direnişi kırarak işgali tamamladılar. Yaşanan bu süreçten, gerekli dersi çıkaran Rusya yönetimi "Çerkessiz Çerkesya" yaratarak Kafkas Coğrafyasına sahip olabileceğini hesapladı. Yaşanan soykırımın ardından "zorla sürgün" gerçekleştirilerek süreç 21 Mayıs 1864'te tamamlandı.

Batmakta olan Osmanlı İmparatorluğuna sürülen Çerkesler, bugün Suriyelilerin yaşamakta olduğu dramlardan çok daha acılarını yaşadılar. Ama hayata ve birbirlerine tutunarak, yok olmadan 152 yıl ayakta kalmayı başardılar.

Siyasi anlamda çok şey başardığı söylenemez Çerkes diasporasının. Ama bir realite olarak Çerkes diasporası var ve her geçen güçlenmeye devam ediyor. Ve her geçen gün büyüyen ve bilinçlenen Çerkes diasporası, soykırımcı Rusya’yı çok rahatsız ediyor ve korkutuyor.

Siyasi analistleri, paraları, istihbarat teşkilatları, nüfuz güçleri, sahte tarihçileri ve Çerkes Halkının içinden devşirdikleri işbirlikçileri ile soykırım gerçeğini ve Çerkesya’nın sahibinin Çerkesler olduğu gerçeğini değiştirmeye çalışıyorlar.

Yalanın ve iftiranın gücüne inanıyorlar. Ancak Türkçe’de "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" diye bir atasözü olduğunu bilmiyor Rusya ve işbirlikçileri. Hele birileri o gerçeği aydınlatmanın peşine düşmüşse.

Hiç merak etmesinler, yalanlarının mumu yatsıya varmadan söndürülecektir.

***

Bu yıl Çerkes-Fed'in 11 Mayısı "Bağımsızlık Bayramı" ilan ederek,11 Mayıs ve 21 Mayıs’ı bir bütün olarak ele alıp, bu bağlamda anma etkinlikleri düzenlemesi, Çerkesler ve tüm Kuzey Kafkasya Halkları için yeni bir başlangıç olmuştur.

Artık soykırım için verilen mücadele bağımsızlık mücadelesi ile içiçe geçmiştir.

Soykırım mücadelemiz;

1- Tanınma ve özür

2- Tazminat talebi

3- Toprak talebi ve bağımsızlığı içermektedir.

Bu yüzden, 11 Mayıs ve 21 Mayıs bundan böyle bir bütün olarak ele alınacaktır.

Psikolojik savaş tekniklerini ve toplumsal hafıza yok etme tekniklerini çok iyi bilen Rusya, 11 Mayıs’ı Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halklarının geniş kesimlerine unutturmayı başarmıştı. Bu oyun bu yıl itibariyle bozulmuştur. 21 Mayıs’ın içinin boşaltılıp yok etme çabaları ise nafile gayretlerdir. 21 Mayıs’ın içinin boşaltılıp yok edilmesine asla müsaade edilmeyecektir.

Kurumlarımızı ele geçirmiş olan, "sığıntı gibi" anavatana dönüşü öneren dönüşçüler ile solculuktan nasibini almamış solcularımız bu toplumsal hafıza silme operasyonunun baş aktörleridir. Dönüşçü diye geçinen aktörlerimiz Rusya’nın hoşuna gitmeyecek şeyleri söylememek ve adeta Rusya’nın günahlarını örtmekle görevli olarak addetmektedirler kendilerini. Rusya’nın hiç sevmeyeceği Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı dönüşçülerin gündemine hiç girmedi. Girdiyse de negatif anlamda ve aşağılama anlamında girdi.

Solcularımız 11 Mayısı ise "Karşı devrimci" bir yapılanma olarak gösterip, itibarsızlaştırdılar.

Ulusal örgütlenmenin en üst siyasi yapılanması olan, "Bağımsız Devlet"in dile getirilmesi ve onun yıldönümlerinde anma toplantıları yapılaması tabii ki Rusya'nın hoşuna gitmez. Dolayısıyla dönüşçülerin ve sahte solcuların yönetimde olduğu kurumlarımızda 11 Mayıs görmezden gelinmeye devam edecektir. Ama hiç merak etmesinler, halkımız o kurumları ya onların ellerinden alacak, ya da alternatif kurumlara yönelecektir.

Gözleri 11 Mayıs’ı görmeyecek olan dönüşçü ve sahte solcu arkadaşlarımıza Kafkas Halkları Konfederasyonu-KHK lideri Şenibe Musa Yura'nın sözleri ile cevap verelim. KHK 1991 Yılında Abhazya’da toplandı. Kongrenin adı 3. Kafkas Halkları Konfederasyonu Kongresi idi. Şenibe'ye neden kongrenin isminin üçüncü kongre olduğu sorulur. O da "birinci kongre 1917'de Vladikavkaz'da, ikinci kongre Andi'de yapıldı, o yüzden bu üçüncü kongredir" der.

Peşpeşe yapılan birinci ve ikinci kongreden sonra "Kuzey Kafkasya Dağlı Halkları Cumhuriyeti" doğmuştur. 1991'de yapılan üçüncü kongreden sonra ise bağımsız "Abhazya Cumhuriyeti" doğmuştur. İnşallah dördüncü kongreden "Bağımsız Federal Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti" doğacaktır.

Bu gerçeği görmezden gelerek inkar edenlerin hiçbirinin, Şenibe Yura kadar yurtsever ve sosyalist olmaları mümkün değildir.

Artık hepimiz anavatana dönüşü savunuyoruz.

Artık hepimiz bağımsızlığı savunuyoruz.

Artık hepimiz demokratik haklarımızı savunuyoruz.

Artık özgürlüğe giden yolu açmış bulunuyoruz.

***

Soğukkanlılıkları ile ünlü Ruslar bu yıl ilk defa, 21 Mayıslardan ne kadar çok korktuklarını ve paniklediklerini gösterdiler. Bu yıl Ürdün’de yapılan 21 mayıs etkinliğini yasaklatmayı başardılar. Bunu yaparak Ürdün devletinden nemalanarak gevşemiş Çerkeslerin bilenmesini sağlayarak çok hayırlı bir şeye vesile oldular. Moskovo’da yapılacak 21 Mayıs anmasını yasaklayarak ve etkinliğe katılma ihtimali olan kişileri gözaltına alarak ne kadar korku ve panik içinde olduklarını gösterdiler.

Türkiye’den 21 Mayıs etkinliği için anavatana giden Çerkesleri sınırdan çevirerek, korku ve paniklerini ele verdiler. Rusya Türkiye’den giden grubun sitesini incelese, gelenlerin anavatana girmelerinde bir sakınca görmezdi. Ama Rusya hala çok hantal bir devlet. Yıllar yılı Çerkesleri oyalamış, Hafıtse Muhammed gibilerin ağzına bakıyor. Öyle ne yapacağı belli olamayan yeni yetmelerle ortaklık kurmak istemiyor. Belki de bağlılık testi yapıyor. (Bu konuyu olgunlaştırıp daha detaylı yazacağım)

Rusların, tüm dünyada Çerkes Diasporasına yönelik kapsamlı operasyonlarını beklemek durumundayız. Bunlar tehdit, şantaj ve suikastleri içerebilir. Ayrıca Rusya baskı ile Ürdün’de yasaklatmayı başardığı 21 Mayıs’ı, önümüdeki dönemlerde Türkiye’de de deneyebilir.

Tüm bu gelişmelere karşı hazırlıklı olmak, karşı politikalar ve önlemler geliştirmek zorundayız.

Bu yıl 21 Mayıs protesto ve anma etkinlikleri en yaygın halini aldı. Köylerde, kasabalarda, şehirlerde sayısını tespit edemediğimiz kadar etkinlik gerçekleşti. Tabii ki bu etkinlikler içerisinde en fazla ses getireni ve etki yaratanı, Çerkes-Fed tarafından düzenlenen İstanbul İstiklal Caddesi Rusya Başkonsolosluğu önünde yapılan protesto eylemi oldu.

Kaffed'de tarihinde ilk defa bir 21 Mayıs’ta Ankara’da Rusya Büyükelçiliğine gidebilme cesareti gösterdi. Bu tavrı gösterebilmiş olan Kaffed yönetimini kutluyoruz. Ancak aynı tavrı Rusyanın Çerkeslere karşı uyguladığı politikalara karşı daha yüksek sesle ses çıkarmaya ve DÇB'den ayrılmaya vardırmasını bekliyoruz.

Çerkesler sürgün ve soykırımın 152 yılında, 11 ve 21 Mayıs’ı birbirine eklemleyerek "ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL"u açmışlardır.



2637 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi