• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret698141
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.74687.7778
Euro9.07719.1135
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Seçimler ve Mardin'in Süryani Belediye Eşbaşkanı
06/04/2014

Türkiye 30 Mart itibariyle bir seçimi daha geride bıraktı.

Seçime katılan partilere bakılırsa hiç kaybeden yok.Herkes kendini galip ilan ediyor. Bize göre BDP-HDP bloğu dışındaki tüm partiler kaybetmiştir. Çünkü artık yeni Türkiye’yi BDP-HDP bloğu temsil etmektedir.

Neden yeni Türkiye’yi BDP-HDP bloğu temsil etmektedir?

Neden diğer partiler eskimiştir?

Bunun kısa bir analizini yaptıktan sonra sizlerle, seçilmiş olan Mardin'in Süryani asıllı  kadın belediye eşbaşkanı Februniye Akyol'un haberini paylaşmak istiyorum.

***

Seçimlere giren partilerden en eski olanı CHP'dir. Hem yaş olarak eskidir, hem de zihniyet olarak en eskimiş olanı CHP'dir. Çok partili hayata geçişimizden bu yana halk, iktidarı hiçbir zaman CHP'ye vermemiştir. Tek parti dönemindeki CHP uygulamaları tüm halk kesimlerinin bilinçaltında kodlanmıştır. Toplumla yüzleşmeye CHP ile başlamalıdır. Tüm toplumu kucaklayacak sosyal demokrat bir söylem geliştirmediği sürece CHP bugün aldığı oyları da kaybedecektir.

90 yıllık bir parti, 81 vilayetin 20'sinde varlık gösterebiliyor. Doğuda, İç Anadolu’da, İç Ege’de, Karadeniz bölgesinin tamamında olmayan bir partinin iktidar olma şansı sıfırdır. Ecevit'in sosyal demokrat söylemler geliştirdiği dönemde Ahmet Türk, Şerafettin Elçi gibi Kürt siyasetçiler kendilerini CHP'de Kürt kimliği ile ifade edebiliyorlardı. Bugün CHP'ye çöreklenmiş olan ulusalcı zihniyet Kürtler’e parti içerisinde hayat hakkı tanımamaktadır. Ama Kürtler de kendi bölgelerinde CHP'ye hayat hakkı tanımamaktadır.

Eskiyenler çöpe atılır. CHP kendini yenileyip, gerçek bir sosyal demokrat partiye dönüşmedikçe tarihin çöplüğüne gitmekten kurtulamayacaktır.

***

Seçimin kaybedenlerinden olan MHP, 1969 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin kongresinde ismini değiştirip, Alpaslan Türkeş'in Genel Başkan olmasıyla kurulmuştur. Bütün dünyada Amerika’nın komünistlere karşı savaşacak partiler ve örgütler oluşturduğu dönemde kurulmuştu MHP. Özellikle 1980 öncesi dönemde sol örgütlere karşı giriştiği silahlı mücadele ile 12 Eylül 1980 askeri cuntasının zemininin hazırlanmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

Komünizm tehlikesinin ortadan kalkması MHP'yi işlevsiz kılmıştır. 1983’ten 1999 yılına kadar MHP hiçbir siyasi varlık gösterememiştir. 1999 seçimlerinde % 18 oy alan MHP 129 milletvekili çıkartarak ikinci parti olarak çıkmıştı. Türkiye’nin bölünme paranoyası ve Güneydoğu’dan gelen şehit cenazeleri milliyetçi refleksleri harekete geçirmekte, MHP'ye oy olarak dönmektedir.

Farklılıkları ezerek yok etmek isteyen anlayışlar bütün dünyada hızla yok olmaktadır. Türkiye’deki bütün halkları yok farz edip tek halkın ırkçılığı üzerinden siyaset yapmak demokrasi değildir.

Gerçek demokrasilerde tek milletin ırkçılığını yapan partilere yer yoktur. Eskiyi temsil eden Türk Irkçılığı üzerinden siyaset yapan MHP de bu seçimin kaybedenidir.

***

Bu seçimden birinci parti olarak çıkan AKP, seçimin galibidir. Ancak AKP'nin zaferi bir pyrus zaferidir.

AKP, 28 Şubat’ın mağduriyetleri ve 2001 krizinin etkileri tüm şiddetiyle yaşanırken kuruldu. 2002 seçimlerinde halk eski partilerin tamamını süpürüp, parlamento dışındaki AKP ve CHP'yi meclise taşımıştır.

AKP iktidara geldiği 2002 yılından, 2011 seçimlerine kadar olan süreçte yeni Türkiye’yi temsil etmiştir. Çünkü AKP cunta anayasasının yerine yeni bir anayasa istiyordu, askeri darbelerin önünü kesmeye çalışıyordu, AB yanlısı bir tutum izliyordu, yasaklara karşı mücadele ediyordu, iktidarda olmasına rağmen devlet ve eskimiş düzene karşı muhalefet ettiği için seçimleri kazanıyordu.

2011 seçimlerinden sonra AKP ve devlet bütünleşmiş ve devlet ele geçirilmiştir. Ve AKP için değişim bitmiştir.

Hiç bir hukuki normu kabul etmeyen, rüşvet ve yolsuzluk batağına saplanmış, her türlü özgürlüğü yasaklayan, kendini ifade etme yollarını tıkayan, basın özgürlüğünü boğmaya çalışan, muhalif kesimleri yok etmeye çalışan ve toplumun çoğunluğunu karşısına alan bir iktidarın yeni Türkiye’yi temsil etmesi mümkün değildir.

Hiçbir ideolojik argüman oluşturamamış, bir menfaat koalisyonu olan AKP, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına gitmesiyle, ANAP ve Doğruyol partileri gibi dağılacaktır.

2010 referandumunda % 58, 2011 seçimlerinde % 49, 2014 yerel seçimlerinde % 43 oy almış olan AKP'de erime ve kaybetme başlamıştır.

***

Seçimlerde en az oyu almış olan HDP-BDP bloğu neden yeni Türkiye’yi ve yeni dünyayı temsil etmektedir?

Çünkü artık demokrasi çoğunluk diktası değil, çoğulculuk olarak anlaşılmaktadır. Türkiye’nin tüm renkleri, kendilerini en özgür biçimde HDP-BDP bloğu içerisinde ifade edebilmektedirler.

Bir toplumda azınlıkların bileşenleri çoğunluğu oluşturur. Azınlıkları anlama anlamında HDP-BDP bloğu kadar samimi hiçbir siyasi oluşum mevcut değildir. Gökkuşağı politikası olarak adlandırılan toplumun bütün kesimlerini kucaklayan anlayış sadece HDP-BDP bloğunda mevcuttur.

Ayrıca Türkiye seçim tarihinde, bugüne kadar görülmemiş oranda kadın aday HDP-BDP saflarında seçime katılmış ve kazanmıştır.

Onun için yeni Türkiye’yi ve yeni dünyayı HDP-BDP bloğu temsil etmektedir. Ve geleceğin kazanacak olanıdır.

Ayrıca bu seçimlerin en güzel olayı, Mardin’den Süryani asıllı kadın aday Februniye Akyolun belediye eşbaşkanı seçilmiş olmasıdır.

Süryaniler bu toprakların kadim halklarından biridir. Konuştukları dil Hz. İsa'nın da konuştuğu dil olan Aramicedir. Bütün farklılıklar gibi, Süryanilerin de dili, kültürü, dini ve ulusal varlıkları yok edildi.

Ağırlıklı olarak Mardin’de yaşayan Süryaniler, 12 Eylül cuntasından sonra konulan zorunlu din dersleri nedeniyle Türkiye’yi terk ettiler. Zorunlu din derslerinde Hristiyan olan Süryani çocuklara zorla kelime-i şahadet getirtilerek dini baskı uygulandı. İsveç Devleti 12 Eylülden sonra iltica talebinde bulunan tüm Süryanileri, dini baskı gördükleri gerekçesiyle mülteci olarak kabul etti. Otuz binin üzerinde Süryani İsveç'e iltica etti.

Türkiye'nin çeşitli illerinde on bin, Mardin’de beş bin Süryani yaşamaktadır. Bu kadar az nüfusu olmasına rağmen BDP Süryanilere pozitif ayrımcılık uygulayarak Februniye Akyol'u Mardin Belediyesi eşbaşkanı yapmıştır.

İşte gerçek demokrasi budur!

Bu tavrından dolayı HDP-BDP ittifakını kutluyoruz.

Peki Çerkesler bundan sonra nasıl bir politika izlemelidirler ?

Bundan sonra Çerkesler, Türkiye’nin daha da demokratikleşmesi için mücadele etmelidirler.

Çerkes kimliğine sahip çıkan  milletvekillerini parlamentoya taşıyıp mücadelelerini bu yolla sürdürmelidirler.



2884 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi