• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret780886
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ?
01/08/2021

Sevgili Okuyucular,

Bu başlıkta bir yazıyı kaleme almamın nedeni, ne Mustafa Kemal övgüsü yapmak, ne de Mustafa Kemal sövgüsü yapmaktır. Sadece kavramların yerli yerine oturtulup, normal koşullar altında tartışabileceğimiz ve konuşabileceğimiz bir iklimin yaratılmasına katkı sunmaya çalışmaktır.

“Kutsallaştırılan her şeyin, insan beynine takılmış bir pranga olduğunu” düşünürüm. Bu, sol kesimin Marksizmi kutsayan sosyalist metinleri için de, din için de, Kemalizm için de geçerlidir. Herkes ve her şey, daha iyisinin yapılabilmesi için eleştirilebilir ve eleştirilmelidir de. İnsanlığın doğmatik düşüncelerden arınıp daha ileri gidebilmesinin en önemli şartı, eleştirinin düzelmeye ve ilerlemeye hizmet edeceğine inanmaktır.

Mustafa Kemal’in de aşırı övülüp kutsallaştırılmasına karşı olduğumuz gibi, sövülüp itibarsızlaştırılmasına da kesinlikle karşıyız.

***

Öncelikle “Diktatör” kelimesinin açılımını yapalım: Latince dikte etmek, yukarıdan buyurmak, buyurgan, zorba gibi karşılıkları olduğunu söyleyebiliriz.

Diktatörlük ise, bir tek kişinin sonsuz ve mutlak yetkilerle donatıldığı yönetim biçimidir.

Günümüzde ve yakın geçmişteki diktatörlük biçimlerini kaba hatları ile ikiye ayırabiliriz.

İdeolojik Diktatatörlükler: Tek partinin ve tek liderin bir ideoloji etrafında mutlak yetkilerle donatıldığı yönetim biçimidir. İtalya’da faşizm, Almanya’da Nazizm, Rusya’da Stalinizm ideolojik diktatörlüklerin tipik örnekleridir.

Askeri Diktatörlükler: Güney Amerika’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde askerlerin yönetimi silah zoruyla ele geçirmesi ile oluşan anti-demokratik yönetimlerdir. Türkiye’deki 1960 ve 1980 askeri darbeleri de askeri diktatörlüklerin tipik örneklerini oluşturmaktadır.

Diktatörlükler asla muhalefeti ve eleştiriyi kabul etmezler. Eleştirenler ve muhalefet edenler kolluk güçleri ve diktatörün emirlerini harfiyen yerine getirecek mahkemeler tarafından ezilip yok edilir.

***

Diktatörlüklerin genel özelliklerini çok kısa bir biçimde tasnif ettikten sonra Mustafa Kemal döneminin diktatörlükle ne kadar uyumlu olduğunu görelim. Mustafa Kemal dönemi “ideolojik diktatörlük”lere tipik bir örnektir. Türk ırkçılığının ve Kemalizmin partinin ideolojisi olduğu, liderin ilahlaştırılması ve ülkenin her yerine heykellerini diktirmesi tipik diktatörlük tipolojileridir. 1921 yalında Mustafa Suphi ve arkadaşları Karadeniz’de boğdurularak her türlü sol muhalefete son derece acımasız davranıldı. 17 Kasım 1924 tarihinde Kazım Karabekir başkanlığında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Mustafa Kemal’in en yakın silah arkadaşları, diktatörlüğe gidildiği gerekçesiyle bu partide toplandı. Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar, Halide Adip Adıvar ve İsmail Canbulat gibi çok önemli şahsiyetler bu partide yer aldı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası altı ay sonra kapatıldı ve yöneticiler ülkeye zararlı kişiler olarak polis takibine alındı ve itibarsızlaştırma süreci başlatıldı.

İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.

Mustafa Kemal’in İzmir Suikastı davasını diktatörlüğünü pekiştirme anlamında bir fırsata çevirdiğini görüyoruz.  Bu dava ile ülkede ne kadar İttihatçı ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticisi varsa idam edilmiş, hapis cezasına çarptırılmış ya da yurt dışına kaçmıştır.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkası ikinci kongresinde Milli Mücadele’yi kendine göre anlatan ve en yakın silah arkadaşlarına karşı en ağır yergileri yapan Mustafa Kemal diktatörlüğünü perçinliyordu.

Tek parti diktatörlüğü Mustafa Kemal’in ölümünden sonra da devam ediyor ve 1946 yılında çok partili hayata geçilmesiyle birlikte yeni bir dönem açılıyordu.


519 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
MET İZZET PAŞA VE ENVER PAŞA İLE BİR ANI - 10/07/2021
Enver Paşa Kolordu Kumandanı’nın aşırı Çerkesci olduğunu biliyormuş. Gayet ciddi, vakur, aynı zamanda da hissolunacak derecede asabi lisan ile ”Burası Türk ilidir ve bu ordu Türk ordusudur, bu orduya mensup olanların vazifesi evvela Türk olmaktır."
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi