• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam72
Toplam Ziyaret732738
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA?
16/01/2021

Ve 29 Aralık Kütahya,

4 top

Ve 1800 atlı bir ihanet

Yani Çerkez Ethem

Bir gece vakti

Kilim ve halı yüklü katırları

Koyun ve sığır sürülerini önlerine katıp

Düşmana geçti

Yürekleri karanlık

Kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü

Atları ve kendileri semizdiler

Ateşi ve ihaneti gördük

(Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı)

 

Sevgili  Okuyucular,
Kendisi de hain damgası yemiş, yıllarca hapis yatmış, bu ülkede yaşamasına imkan kalmadığı İçin Rusya’ya kaçmak zorunda kalmış bir insan neden böyle ifadeler kullanmak zorunda kalır?
Çünkü Kurtuluş Ssavaşı olarak bildiğimiz Anadolu iktidar iç savaşını Mustafa Kemal kazanmış ve bu iç savaşı 1926’da tamamlamıştı. 14 Haziran 1926 tarihinde ortaya çıkarılan İzmir Suikasti’ni tam bir fırsata çevirdi Mustafa Kemal. 6 kişi silahlarıyla birlikte yakalanmıştı ama 126 kişi yargılandı. Onlarca kişi idam edildi. Ama Mustafa Kemal’in en büyük kazancı en yakınındaki paşaları tasfiye etmek oldu. Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası’nı kurup Ona rakip olan Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar, Halide Edip Adıvar da idamla yargılandılar.
Rauf Orbay, Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar yurt dışında olduklarından kelleyi kurtardılar. Kazım Karabekir Erenköy’deki bağ evinde ev hapsinde onbeş sene geçirmek zorunda kaldı. Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy hapis yattıktan sonra Affedilip Atatürk’le barışabildiler.
1926 yılının Ağustos ayında Sarayburnu’na ilk heykelini diktiren Mustafa Kemal ülkeyi baştan sona heykelleri ile donatarak yarı tanrı konumundaki bir tek adam oldu.
Şimdi, Atatürk’e suikast girişimine katılıp idamla yargılan hain Türk Kazım, hain Türk Ali Fuat, hain Türk Refet, hain Türk Adnan Adıvar, hain Türk Halide Edip, hain Çerkes Rauf Orbay denmez de neden hain Çerkes Ethem denir?
Çünkü Mustafa Kemal, iktidarı İçin Yunan’dan, İngiliz’den çok daha büyük tehlike olarak gördüğü ve korktuğu Ethem Bey hayaletiyle birlikte mensup olduğu Çerkes Milletini hainleştirmeyi de birinci vazifesi olarak kabul etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
Oysa bu ülkenin kuruluşunda Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü kadar, hatta onlardan fazla Pşov Çerkes Ethem Bey’in harcı ve emeği vardır.
***
Nazım Hikmet’in de yalan kervanında yer aldığı  “büyük paralarla Yunan’a katıldılar” yalanındaki sis pardesini kaldırıp, gerçeği ortaya çıkaralım. Çünkü gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak  gibi bir özelliği var.
“Ben vatanımı terk ederken beraberimde katiyen para almadım. Miktarını katiyen söyleyemeyeceğim, fakat azami elli lira civarında naktim vardı. Daha evvela anlatmıştım. Hududu geçmeden evvel Kuvay-I Seyyare’den mevcudu kalmış zabit ve efrada son maaşları veriliyordu. O anda çok para alabilirdim. Çünkü ben amir-i ita idim. Çok param olabilirdi. Hiç bir zaman olmamıştır. Protokol icabı  Yunan işgali altındaki sahaya geçtiğim andan itibaren paraya ihtiyacım belirdi. Elimdekini avucumdakini zaruri hallerde sarf ettim. Ağabeylerimden para temin edebilirdim. Hali vakti yerinde bir aile idik. Gerek Bandırma’da, Emreköy’de arazimiz, değirmenlerimiz, sürülerimiz vardı. Zannediyorum ki ağabeylerim bunları emin adamlarımız vasıtasıyla işletmekte idiler veya satmışlardı.
***
Atina’dan buraya (Berlin’e) ancak Eşref (Kuşçubaşı) Beyin delalet ve imkanıyla gelebilmiştim. Onun da elinde avucunda bir şeyler kalmamıştı. Vakıa hiç bir yakınım ve beni sevenler içinde bulundukları mali muzayakayı bana hissettirmemeye gayret ediyorlardı. Fakat ben hiç birisinin, bilhassa kardeşlerimin (Reşit, Tevfik) rivayet ve ifşa edildiği gibi, değil millete ve hükümete ait servetle, kendi zayi emlakimizin bedeli ile dahi gelmediklerini çok iyi biliyordum. Şurada samimiyetle kaydedeyim ki, yarım okka pekmeze üç okka ekmeği banıp da on iki gün geçirdiğimiz zamanlar olmuştur. Kırk katır yükü altın kaçırdıkları rivayet edilen insanlar elbette böyle yaşamazlardı.” (Cemal Kutay, Çerkes Ethem Dosyası)
Bu yoksulluğu gözlemiş ve Amman’da onunla röportaj yapmış Tarık Mümtaz Göztepe’nin gözlemlerini izleyelim.
”Mütevazi bir evde kendi yorganını kaplamakla meşgul olan bu adamın, kendisine hiç yakışmayan bu vaziyetinde ansızın yanına girdiğimiz zaman gözlerini kaldırdı ve suç üstünde yakalanmış bir çocuk gibi sapsarı kesilerek iki metreye yaklaşan boyu dimdik oldu.
Hüviyetimi öğrenince ve gazeteci olduğumu anlayınca, dünyadan elini ayağını çekmiş ve yorganını kendi eliyle kaplayacak kadar derin yoksulluğa düşmüş görünen adam, birdenbire değişti ve gözleri ümit ve ihtirasla dolu, damarlarında yeni bir hayat ve hareket kasırgası oluşmaya başladı. Bir lahza içinde gurbet odasının dekoru değişmişti. Yorgan toplandı ve ortaya tıklım tıklım ve boy boy dosyalar geldi. Bunlar Çerkez Ethem’in gözünden bile sakınarak muhafaza ettiği Milli Mücadeleye ait cidden zengin dosyası idi.” (Tarık Mümtaz Göztepe, Vahidettin Mütareke Gayyasında, Sahife 245-246)
Yalanlardan birine projektör tuttuktan sonra, Çerkes Ethem Bey’in vasiyeti ile yazıyı bitireceğiz.
“Fakat benim hususi vaziyetim ve başkasına benzemiyordu. Ben, ifa ettiğim hizmetle ve bilhassa temsil ettiğim çok mütevazi rütbe ve mevki ile kabil-i kıyas olmayacak şekilde isminden bahsedilmiş ve şu gurbet anında dahi hakiki sebeplerini bilemediğim için mahrum olduğum benim için ebediyen meçhul kalacak sebeplerle memleketim, vatandaşlarım ve tarih huzurunda ihanetle tescil edilmiş adamdım. Katiyyen ithamların ağır mesuliyetine layık günahkar değilim. Fakat hakikatları bitaraf bir mahkeme önünde izah edebilecek mi idim? Hayır ! O halde gurbete devam edecek ve gurbette ölecektim. Ta ki akibetim günün birinde , o ilk günlerin hakiki tarihini yazacak kimselerin dikkatini çeksin ve meseleyi başından sonuna kadar alsınlar, belki çok hatalarım olduğunu, fakat asla vatan haini olmadığımı tesbit etsinler. Fakat hizmet kıdemlerimi, canımı ve kanımı seve seve uğruna vermek için didindiğimi, hiç bir tehlikeden gözümü kırpmadan üzerlerine gittiğimi de tasdik etsinler.
Böyle bir muhasebenin aleyhime netice vermeyeceğine iman ediyorum.”(Cemal Kutay,Çerkes Ethem Dosyası Cilt 2,sahife 315)
İnşallah Ethem’le birlikte Çerkeslere vurulan hain damgasını kaldırıp, tarihi gerçekleri ortaya çıkarmak bizlere nasip olur.


806 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi