• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret686096
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.98237.0103
Euro8.26608.2991
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ?
15/03/2020
"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile
bağlı olan herkes Türktür"
T.C. Anayasası, Madde: 66
 
Üniter Devletler, bu tür siyasi metinler olan anayasalarına, böyle siyasi terimler koyarak ve bunların bilimsel olduğunu iddia ederek bütünlük sağlamaya çalışırlar.
Anayasasına yazılmamış olsa da "Ne mutlu Türküm diyene" dedirterek Türk olmanın ne kadar kolay ve mutluluk verici bir şey olduğunu anlatarak, farklı etnisitelerin kendi kimliklerinden vazgeçerek Türkleşip yok olmalarını sağlarlar.
Yine Anayasanın 66. maddesinden yola çıkarak okullarda küçücük çocuklar her sabah gırtlakları yırtılırcasına "Türküm, doğruyum, çalışkanım" dedirtilerek yalan söyletilir. Suyun, içine girdiği kabın şeklini aldığı gibi, insanlar da çocukluklarından itibaren bir kalıba dökülmeye  çalışmaktadırlar.
Oysa bir imparatorluk bakiyesi olan T.C. üniter devlet olmayı kabul ederek doğru yapmış mıdır?
Çoğunluğu oluşturan Türkler ve Türkleşmiş azınlıklar kesinlikle doğru yaptığını söyleyeceklerdir.
Oysa vicdan sahibi demokrat Türkler ve kimliğini kaybetmemiş azınlıklar kesinlikle yanlış yaptığını söyleyeceklerdir.
Türk Milliyetçiliğini kabul etmiş olan İttihat Terakkicilerîn "Anadolu’nun bir Türk yurdu olabilmesi için gayri Müslimlerden arındırılması; Türk olmayan Müslüman toplulukların Türkleştirilmesi" politikasını takip eden Kemalistler de aynı politikayı izlediler.
Uygulanan bu politikalar sonucu Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler yok olma noktasına getirildiler. Müslüman azınlıklar büyük baskılara tabi tutularak etnik kimliklerini kaybetme noktasına getirildiler. Ama bu baskıları uygulayanlarda baskılara tabi olanlar da hiçbir zaman mutlu olmadılar ve olamayacaklar. 
Uygulanan tek ulus yaratma politikaları sonucu Türkiye'nin uluslararası bir mesele haline gelmiş olan bir Kürt meselesi var. Türkiye'nin artık bu meseleyi baskıcı ve askeri çözümlerle alt edebilmesi mümkün değil. Bütün uluslararası meselelerde karşısına çıkan "Ermeni Tehciri" diye adlandırdıkları ödemek zorunda oldukları bir tazminat var. Yok etmeye çalıştıkları Müslüman azınlıkların dilleri ve kültürleri için pozitif ayrımcılık  yapmak ve büyük kaynaklar ayırmak gibi bir zorunlulukları var.
Bu şartlar altında, yani tek ulus, tek dil, tek millet yaratma ideolojisi ile Türkiye'nin devam edebilmesi mümkün değildir. Üniter devlet Türkiye'ye mutluluk getirmedi. Üniter devleti denemek isteyen hiç bir ülkeye de mutluluk getirmeyecektir.
***
Rusya Federasyonunun, yönetim şeklini federal, yarı başkanlık tipi cumhuriyet olarak tanımlıyor Vikipedia.
Dünya topraklarının %11'inin sahibi Rusya Federasyonu da bir imparatorluk bakiyesidir. Zora dayalı, emperyal fetihlerle ele geçirdiği dünyanın kuzey tarafını, sosyalist döneminde de muhafaza etti. Sosyalist dönemi sona erdiren Rusya federasyonu, birlik Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan etmiş olmalarına rağmen yönetimlerini tayin etmekte, o cumhuriyetleri de fiilen yönetmektedir.
Anavatanımızın da sınırları içerisinde kaldığı Rusya Federasyonu üniter devlet olma yolunda ilerlemektedir. Lenin'in "ulusların kaderlerini tayin hakkı ilkesi" çerçevesinde Rusya Halklarının Özerk yönetimlerini oluşturmaları ve sisteme entegre olmaları yönünde, Ruslardan farklı halklara tanıdıkları haklar, Putin yönetimini rahatsız etmektedir.
Lenin'in 92. ölüm yıldönümünde konuşan Putin şunları söylemişti "Fikirleri bu istikamette yönetmek doğru. Ama bu fikirler doğru sonuçlar doğurmadı. Son tahlilde bu fikirler Sovyetler Birliği'nin sonunu getirdi. Orada şöyle pek çok fikirler vardı: Otonomi ve benzer şeyler. Adına Rusya denen binanın altına atom bombası yerleştirdiler ve sonra yıkıldı, dağıldı. Bize dünya devrimi gerekmiyordu."
Yine Putin insan hakları gününde sivil toplum ve İnsan hakları geliştirme Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, "Bir zamanlar Lenin adında bir adam yeni bir Rusya uydurmaya kalktı ve işin sonunu toplu mezarlara kadar vardırdı. Lenin'in uydurduğu devlet yapısı Rus devlet geleneğinin altını oydu; bunun için elimizdekine yaslanmak zorundayız, yani Rus Halkına" demiştir.
22 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe girecek olan Rusları "Devlet Kuran Halk" ve Rusça'yı  tek resmi dil olarak kabul edecek olan yasanın ideolojik altyapısı Putin'in konuşmalarında belirttiği gibidir. % 23'ü Rus olmayan halkların dillerini kullanma imkânı bırakılmayarak tüm halkların asimile ederek yok edilmesi ve her türlü otonomi, özerklik haklarının ortadan kalkması hedeflenmektedir. Yüzlerle ifade edilen dillerin, o kadar geniş toprakların üniter devlet modeliyle yönetilebilmesi mümkün değildir. Bu yeni uygulamaların yeni acılar ve yeni hak kayıpları getireceğini biliyoruz. 
Onun için en büyük Çerkes diasporasının yaşadığı Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
Türkiye'ye mutluluk getirmemiş olan üniter devlet yapısının Rusya'ya ve halklarına da mutluluk getirmeyeceğini biliyoruz. Onun için 22 Nisan'da yürürlüğe girecek yasaya ve sonuçlarına var gücümüzle karşı çıkacağız.


705 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi