• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560107
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkeslerin Ulusal Politikası ve Örgütlenme Üzerine (1)
02/03/2014

Bu başlığı taşıyan yazılarımı bir seri olarak yayınlayışımın üzerinden dört yıl (2010) geçti. Geçen gün arşivimi karıştırırken gördüm ki hala aktüalitesini koruyor. Yazılar o gün yayınlanan sitede hala duruyor ancak artık görünür bir yerde değil; sadece arama motorları üzerinden erişilebilir durumda. Bu yüzden, yayın tarihinden sonra  meydana gelen gelişmeleri dikkate almadan -yani yazıldığı günün verileri ışığında kaleme alınmış halini koruyarak- şöyle bir kabaca elden geçirdikten sonra tekrar yayınlamamın iyi olacağını düşündüm. O gün dokuz bölüm halinde kaleme almıştım, şimdi birleştirerek üçi bölüm halinde yayınlayacağım.

Toplumumuza faydalı olacağını düşünüyorum

***

Bir yazımda, “Zaman Çerkesler için en kötü ilaçtır. Zamana karşı bir yarış içerisinde örgütlü mücadelemizi başlatmamız gerekiyor” demiştim.

Hastalıklar ve travmalar için zaman en iyi ilaçtır denir ama bu söz Çerkesler için geçerli değil. Çünkü zaman çok hızlı akıyor ve Çerkesleri hızla asimile ediyor, yok ediyor. Şayet bizler bu yok oluşu böyle seyretmeye devam edersek, uğruna mücadele edilecek ne Çerkes dili, ne Çerkes kültürü, ne de Çerkes ulusu kalmayacak.

Yok oluşa karşı mücadele edelim deniyor, her kafadan bir ses çıkıyor ama sonuç olarak sadre şifa bir iş yapılmıyor.

Peki ne yapmak lazım?

Herkes bunu soruyor.

Cevabı hem çok kolay, hem çok zor.

Cevabı çok kolay dedik; gerçekten davasına inanan, bedel ödemeye hazır insanları bir araya getirip Çerkeslerin ulusal politikasını ve örgütlenmesini oluşturabilirsek işimizin kolay olduğunu göreceğiz.

Çok zor diyoruz; çünkü bugüne kadar laf ürettik, iş üretmedik. Laf ebeliğine prim vermeye devam edersekdediğimiz gibi işimiz gerçekten çok zor.

***

Bir düşüncenin politika haline gelebilmesi için asgari üç şartın bir araya gelmesi gerekmektedir:

1-    Etrafında örgütlenilecek düşünce( ideoloji ).

2-    Bu ideolojiyi hayata geçirecek kadro.

3-    Bu ideolojiyi hayata geçirecek araç: örgüt (parti,cephe,dernek,şirket,vakıf...).

Eğer bu üç şart asgari koşullarda bir araya gelebilirse bunun adı politika olur. Yoksa, bu yazı da dergilerde ve sanal alemde çıkan yüzlerce yazıdan biri olarak kalmaktan kurtulamaz.

Yeni bir örgütlenme modeli önerirken, “Bugüne kadar olan çalışmaları gözardı mı ediyorsun?” diye soranlar olabilir. Hemen cevap verelim: “Hayır, bugüne kadar olan birikimlerimizi muhafaza ederek, geliştirerek ve daha rantabl kullanarak yolumuza devam etmeliyiz.”

Bugüne kadar söylenmiş olan her söz, yazılmış olan her harf, üst üste konulmuş olan her taş çok değerlidir.

Bugüne kadar davamıza emek veren herkes de çok değerlidir.

Peki yapılmamış olan nedir?

Yapılmamış olan, davamızı siyasallaştırmak ve haklarımızı, gerek demokratik yollardan, gerekse zor yoluyla söke söke alacağımızı muhataplarımıza (Rusya,Türkiye, Gürcistan, Ürdün, İsrail, Suriye, AB, ABD ve tüm uluslararası kuruluşlar) anlatmamış olmaktır.
Korkuyu yenmek işte budur!

***

Şimdi, bir düşüncenin politika olması için üç şart gereklidir demiştik. Bunları irdelemeye başlayalım.

 

A- ETRAFINDA ÖRGÜTLENİLECEK DÜŞÜNCE (İDEOLOJİ):

Bugüne kadar söylenmiş her söz, yazılmış her harf, üst üste konulmuş her taş çok değerlidir dedik. Bunu dedikten sonra bugüne kadar ileri sürülmüş olan tezleri değerlendirelim.

Öncelikle Sovyetler Birliği’nin çöküp, Berlin duvarının yıkılmasıyla birlikte bütün ideolojiler de çöktü. Çerkeslerin söyleyegeldikleri tezler de yerle bir oldu. Yerlerine ise  yeni tezler ikame edilemedi.

 

1. Tez: “Bağımsız Kafkasya” ideali

Komünizmin çökmesiyle birlikte tüm mazlum milletlerin ayaklanacağı ve onlarla birlikte Kafkasyanın da bağımsızlığına kavuşacağı üzerine kuruluydu bu tez. Ama Sovyetler Birliğinin çökmesinden sonra bu sağlanamadı.

Ama yirmi yıl önce bana 21 Mayıs'ta Taksim'den yürüyüp Rus Konsolosluğu’nun önüne gelip bağıracaksın deselerdi, herhalde kötü bir rüya gördünüz derdim.

Ama 22 Mayıs 2010 tarihinde en sağcısından en solcusuna, en muhafazakarından en liberaline, dönüşcüsünden devrimcisine, Bağımsız Kafkasyacısına kadar samimi olan herkes Taksim Meydanı’nda toplandı.

Ne diyor Hapae Erhan Manifestom 2'de:  "Her sürgünün kafasında olduğu gibi benim de zihnimde bir harita oluşuyor yavaş yavaş. Kaberdeyi Adigeye bir koridorla ve yine Adige'yi Tuapse'ye bağlayan başka bir koridorla Nalçik-Maykop-Tuapse hattında, kadim toprakların belki de beşte biri kadar bölümünü kapsayan bir federal bölge. Bağımsız olması şart değil (Neden?) ama şimdiki kaymakamlıklarla da olmaz." 

Erhan kardeşim söylemeye sıkılsa da Bağımsız Kafkasyacı olmuş.

Ama bunun sıkılınacak bir tarafı yok. Bütün ulusal kurtuluş mücadeleleri  bağımsızlığı hedefler.  1968 ve 78 kuşakları solcularının en önemli sloganı "Bağımsız Türkiye" idi. 

2010 yılının Çerkes Devrimcilerinin yurtseverlerinin, demokratlarının, milliyetçilerinin sloganı da pekala "Bağımsız Çerkesya" olabilir.

 

2.Tez: Dönüşçülük

Dönüşçü arkadaşlarımız ve büyüklerimiz biraz yumuşamanın olmasıyla binlerce kişinin akın akın Kafkasya'ya döneceğini umuyorlardı. Ama maalesef beklenen dönüş olmadı. Gidenler ve hayalkırıklığıyla geri dönenler oldu. Bunun böyle olmuş olması dönüşün bir gün olmayacağı anlamına gelmez. Yapılması gereken anavatanda oluşmuş çok değerli kültür birikiminin Diasporaya aktarılarak bilinçlenmenin yaratılmasıydı.

Bugün Türkiye’de 91 adet Çerkeslere ait (tüm Kuzey Kafkasyalılar) kurum mevcuttur. Dernekler, vakıflar, federasyonlar, spor klüpleri dahil...

Her bir kurumun 200 üyesi olduğunu varsayarsak 18 – 20 bin üye yapar. Bu derneklerin tüm üyeleri dönse de Kafkasya'da bir yekün teşkil etmez; ama diyasporadaki bütün kurumlar çöker.

Çerkes meselesinin çözüm merkezi diyasporadır ve Türkiye'dir. Öncü ve bilinçli kişilerin dönmesi Türkiye'deki 6 milyon kişinin kaybedilmesi demektir.

Dönüşü, bu 20.000 kişiyi dernek duvarları arasında oyun oynayan insanlar olmaktan çıkarıp, kadro haline getirsek; Çerkesliği, işçilerin, köylülerin yoksulların da meselesi haline getirip, milyonları harekete geçirebilecek bir duruma getirdikten sonra konuşsak daha mı iyi olmaz mı?

Yahudilerin anavatanlarına dönüşü ve bir devlet kurabilmeleri 2500 yıllarını almış ve inanılmaz mali kaynaklar seferber edilmiştir. Bu mali kaynakları harekete geçirmek için de kafa yorsak olmaz mı?

Hapea kardeşim ne demiş Manifestom 2'de:  "Bir de bahsettiğim coğrafyada demografiyi hiç olmazsa % 50'ye getirecek diyasporadan ciddi bir nüfus hareketi…"
Erhan hem Bağımsız Kafkasyacı, hem de dönüşçü olmuş.

 

3. Tez: Yaşanılan ülkelerdeki demokrasi ve devrim mücadelesinde yer alarak ulusal kimliğin ve hakların kazanılması

Özellikle 78 kuşağında buna inanan çok sayıda Çerkes Devrimcisi mevcuttu. Ama sovyetler birliğinin çürüyerek çökmesi, Çin üzerinden dünyanın en acımasız emek sömürüsü yapılarak bütün dünya emekçilerinin yoksullaştırılması, ideolojik anlamda herşeyi altüst etmiştir.

Bütün dünyada sosyalist bir devrimin olacağına inanan sol kesimin tezi tamamen belirsiz bir tarihe ertelenmiştir. Fakat yaşadığımız dönemde demokrasi nispi de olsa genişlemiştir. Geçmişte suç olan bir çok şey artık suç değildir. Yasal anlamda kullanabileceğimiz birçok hakkımız olmasına rağmen kullanamıyoruz.

Çerkeslerin, Türkiyenin AB'ye girmesini, Rusya'nın demokratikleşmesini beklemeye tahamülleri yoktur. Birçok platformda sağ görüşlü insanlarımızla, sol görüşlü insanlarımızın Çerkeslik ortak paydasında birlikte hareket edebildiklerini görüyoruz.

Bu son derece önemli bir gelişmedir.

Yani bu güne kadar Çerkes halkının ürettiği üç çizgi, üç tez ortak hareket etmeye başlamıştır.

İşte bu üç tezi birleştirerek "Çerkes ulusunun yeniden inşası projesi" politikasının söylemini başlatıyoruz.

Ancak, içinde tohum olmayan yumurta ne kadar ısıtılırsa ısıtılsın, hangi tavuğun altına konulursa konulsun, civciv çıkaramaz.

Çerkeslerin de şartları ne olursa olsun, demokrasi de gelse, sosyalizm de gelse AB'ye de girilse, Rusya demokratikleşse de örgütlü yapıları olmadığı takdirde hiçbir şey yapabilmeleri mümkün değildir. Zamanın Çerkesler için çok kötü bir ilaç olduğunun bilinci ile mümkün olan en kısa sürede kadrolarını ve örgütlerini çıkarmalıdırlar.

 

B-  KADROLAR:

Çerkes halkı gayrimüslimlerden sonra Türkiye'nin en eğitimli halkıdır. Bir örgütlü yapılanma için gereken kadrolar onun bağrında fazlasıyla mevcuttur.

Ancak, bütün bu eğitimli yetişmiş insanlar birbirinden kopuk, tek başlarına, amatörce birşeyler yapmaya çalışıyorlar. Bütün bu çabalar değerli fakat bu dağınıklıkla hedefe ulaşılması mümkün değildir.

Bu insanları örgütlü bir yapı içerisinde bir araya getirerek ortak bir enerji yaratmamız gerekmektedir.

7 gün 24 saat hem kendi halkı için, hem insanlık için çalışacak olan bu kadrolar profesyonelleşecek ve sahip oldukları yetenekleri daha üst seviyelelere çıkaracaklardır.

Her insanın mutlaka çok değerli özellikleri ve nitelikleri vardır. Ama bir kadronun olmazsa olmaz özellikleri şunlardır:

1- İnanmış ve her türlü bedeli ödemeye hazır insan dünyanın en büyük silahlarından daha tehlikelidir ve bizim kadromuz mutlaka böyle insanlardan oluşmalıdır.

İnanmış ve her türlü bedeli ödemeye hazır bir insan karşısında hangi devlet, hangi kanun, hangi mahkeme,hangi hapishane durabilir ki?

İnanmış ve dayanışma halindeki insanlara bütün baskılar vız gelir.

Bütün mesele, sağlam bir dava, dayanacak bir örgüt ve izlenecek yolun belirlenmesidir.

İşte o insanlar, dostlarının kalbine güven; düşmanların ve işbirlikçilerin kalbine  korku salarlar.

Dünyanın bütün silahlarından daha etkilidir onlar.

Onların karşısına çıkmaya kim cesaret edebilir ki?

Ve o insanlardan bizde çok var, yeter ki doğru önderlik olsun.

 

2- Kendini vakfetmiş bir insanın başaramayacağı hiç bir şey yoktur ve bizim kadromuz mutlaka böyle insanlardan oluşmalıdır.

Önemli olan ne paradır ne puldur, önemli olan yola çıkan insanların kendini vakfetmesidir.

Etrafınıza dönüp bir bakın, o muhteşem camileri, kiliseleri, havraları, cemevlerini, okulları, yurtları hiç de zengin olmayan ama kendini vakfetmiş insanların yarattıklarını görürsünüz.

Karınca bir gün hacca gitmek için yola çıkmış, demişler ki, “Sen aklını mı oynattın bu bacaklarla nasıl varacaksın oraya?”

Karınca da, “Varamazsam da yolunda ölürüm ya” demiş.

Biz de diyasporada kurumlarımızı oluşturmak için bir yola çıkalım bakalım. Biz görmesek de çocuklarımız, torunlarımız görür.

Yayın kuruluşlarımızı, radyolarımızı, televizyonlarımızı, müzik prodüksüyonlarını, televizyon prodüksiyonlarını,filmleri, tiyatroları, okulları, yurtları...

Dilimizin diriltmesini ve yaygınlaştırılmasını başarabiliriz.

İnanmış ve kendini vakfetmiş olanlar bunu başarabilir.

Yeter ki doğru önderlik olsun.

 

3- Kendini ve toplumu geliştiren insanlar kadromuzdur.

Çerkes ulusu son derece gelişkin yeteneklere ve özelliklere sahiptir.

Kendini geliştiren ve içinde yaşadığı toplumlara son derece değerli katkılar sunan bir halktır.

Halkımızın bireyleri bu değerli özelliğiyle, hem kendilerini geliştirmektedir, hem de toplumu.

Gelişime kapalı ve atgözlüğü takmış olanların asla aramızda yeri yoktur.

Ne mutlu kendini ve toplumunu geliştirenlere. Bizim kadrolarımız onlardır.

 

4- Değer yaratan insanlar kadromuzdur.

İnsanı değerli kılan şey yarattığı değerdir.

Bir düşünce üretenler, bir şiir üretenler, bir beste üretenler, bir film üretenler, bir roman üretenler, bir çeviri üretenler, bir radyo programı üretenler,…, hepiniz çok değerlisiniz, hepiniz kadromuzsunuz.

Kazandığı helal lokmayı paylaşabilenler, inandığı dava uğruna verebilenler, davasını kendisinden daha değerli görebilenler,.., sizler bizim kadromuzsunuz.

Yeter ki doğru önderlik olsun, harekete geçmek için beklediğinizi biliyorum.

 

5- Umut ve coşku vaat eden insanlar kadromuzdur.

Bir şarkı gibi, bir şiir gibi, bir marş gibi, bir çağlayan gibi akan coşkulu insanlar.

Siz hayatı değiştirebilirsiniz.

Siz herşeyi yapabilirsiniz.

Ve bu umut ve coşku sizlerde fazlasıyla var.

Umutsuzların ve bedbinlerin asla aramızda yeri yoktur.

Bu umut ve coşku pınarı güzel insanlar güven kaynağımızdır.

Sizler başarbilirsiniz.

Yeter ki doğru önderlik olsun.

 

6- Teslim olmayan insanlar kadromuzdur.

Mesele esir düşmekte değil,

Teslim olmamakta bütün mesele!

Dediği gibi şairin, yenilmiş olabiliriz, asimile olmuş olabiliriz,azalmış olabiliriz ama herşeye inat 146 yıldır ayaktayız ve teslim olmadık ve olmayacağız.

Teslim olanların, kendini salanların, çabalarımızı beyhude bir uğraş gibi görenlerin aramızda asla yeri yoktur.

İnadına direniş, inadına mücadele, inadına özgürlük diyenler asla teslim olmayanlar ve teslim olmayacak olanlar.

Sizler başarabilirsiniz. Yeter ki doğru önderlik olsun.

 

7- Fedakar insanlar kadromuzdur.

Halkımız fedakardır.

Ve bir çok fedakarlık örnekleri vermiştir.

Canını dişine takarak savaşmış ucuz lokma olmadığını göstererek terketmiştir anavatanını 1864'te.

Vatanı için hiç çekinmeden Çeçenistan’da ve Abhazya’da canını ve malını feda etmiştir. Günü geldiğinde yine hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağını biliyoruz.

İşte bu fedakar insanlar geleceğimizi inşa edeceklerdir.

Bencillerinse asla aramızda yeri yoktur.

Fedakar ve güzel insanlar sizler başarabilirsiniz.

Yeter ki doğru önderlik olsun.

 

8- Yaratıcı insanlar kadromuzdur.

Çerkes halkı yaratıcıdır.

Gelecekte çıkacağımız mücadele yolculuğunda işte bu yaratıcı mücadele yöntemlerini bulacaklardır.

Kurumlarımızın oluşturulmasında, maddi kaynaklara ulaşmada akla hayala gelmeyecek yöntemleri bulacaklardır.

Yaratıcı insanlardır geleceğimizi inşa edecek olanlar.

Onlar toplumumuzda çok sayıda vebu  yaratıcı insanlarla başaracağız.

Yeter ki doğru önderlik olsun.

 

9- Çalışkan insanlar kadromuzdur.

Çerkes halkı çalışkandır.

Davası için üşenmeyen, her yere yetişen, her işe talip olan, binlerce insanımızın olduğunu biliyoruz.

İşte bu insanlar kuracaktır herşeyi; bu çalışkan insanlar.

Tembellerin, asalakların, başkasının sırtından geçinenlerin, haram lokma yiyenlerin aramızda yeri yoktur.

Onların harekete geçmek için beklediğini biliyoruz.

 

10- Doğru insanlar kadromuzdur.

Çerkes Halkı doğru insanlardan oluşur.

Onlar kendilerine ve halkına asla yalan söylemezler.

O doğru insanlarla yol alacağız.

Yalancıların, dedikoducuların, riyakarların, laf ebelerinin aramızda asla yeri yoktur.

Dosdoğru olanlarla birlikte başaracağız.

Gözlerinizin içine baktım tek tek ve sizlerin hepinizde bu özellikleri gördüm.

Bir kıvılcımın çakılmasını bekliyorsunuz.

Ne kadar çoksunuz ve ne kadar muhteşemsiniz.

Ne kadar varsınız ve gerçeksiniz.

Ve ne kadar güzelsiniz.

Çerkeslerin umudusunuz.

Anavatan ve diyasporanın umudusunuz.

Geleceğimizsiniz.

Siz kadrolarımızsınız.

Haydi o zaman!

Ben ana dilimde konuşmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde düşünmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde rüya görmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde hayal kurmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde okumak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde yazmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde şiir yazmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde roman yazmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde masal anlatmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde şarkı bestelemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde şarkı söylemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde şarkı dinlemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde tiyatro seyretmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde film izlemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde radyo dinlemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde televizyon izlemek istiyorum diyenler

Ben anadilimde eğitim görmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde ninni söylemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde ninni dinlemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde dövüşmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde sevişmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde sövmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde ticaret yapmak istiyorum,

Ben anadilimde siyaset yapmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde ibadet etmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde dua etmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde aşkımı anlatmak istiyorum diyenler,

Ben anadilimde umudun türküsünü söylemek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde gelceğimizi inşa etmek istiyorum diyenler,

Ben anadilimde tarihimizi yazmak istiyorum diyenler…

Talebi olanlar!

Derdi olanlar!

Dünyayı değiştirmek isteyenler!

Ben de varım diyenler!

Safları sıklaştıralım!

Hepimiz Çerkes Ulusunun Yeniden İnşası projesinin neferleriyiz, kadrolarıyız!

 

C- ÖRGÜTLÜLÜĞÜN YOL HARİTASI

 İşin en zor yanı Çerkesler için bir örgütlenme modeli önermektir.

 Çünkü coğrafya olarak bütün dünyaya dağılmış olan bir halkın çocuklarını, aynı yöne bakan, aynı yöne doğru yürüyen hale getirme, bu insanlardan "Yeniden bir ulus inşa etme" gibi zor ve karmaşık bir bir iddiada bulunuyoruz. Öyleyse bu iddiayı hayata geçirecek bir örgüt modeli de oluşturmak durumundayız.

Zora talibiz ve mümkünü zor olanı başarabileceğimizi göstermek durumundayız.

 Bir önerme yapmadan önce dünyada ve Türkiye’de verilmiş mücadele örneklerini inceledik.

 Örneklersek; Türkiye kurtuluş savaşı, Abhazya kurtuluş savaşı, Filistin, İsrail, İrlanda, Bask, Güney Afrika, Ermeni, Kürt, Tamil ve Güney Amerika, Türkiye Devrimci Hareketleri, İslamcı örgütlenme modelleri, Sovyetler Birliği, Çin ve Vietnam Kurtuluş Savaşı’na kadar…

Fakat Çerkeslerin konumu hiçbiriyle örtüşmüyor. Bölünmüş ve parçalanmış halklarla benzeşen ve örtüşen yanları olmakla birlikte, tamamen özgün bir yapı arzetmektedir.

 Sayın Mümteha Gülsu'nun, “birken azız, ikiyken çok” dediği gibi, Çerkes Halkı örgütlenmeye çok da yatkın bir halk olarak görünmüyor.

Örgütlülüğümüzün ulaştığı noktaya bakarsak bunda çok da haksız olduğumuz söylenemez.

Bugün iki büyük örgütlenmemiz mevcut. Kaffed ve DÇB.

Bugüne kadar yazılmış her harf, söylenmiş her söz, üst üste konulmuş her taş çok değerlidir.

 Yaratılmış olan değerlerimizdir örgütlenmelerimiz.

Bu bakış açısıyla, emeğe asla saygısızlık etmeden değerlendirmeye çalışalım örgütlerimizi.

 Kaffed'in oluşturulabilmesi yıllar almış ve çok uzun uğraşlar ve tartışmalar sonucu bugüne gelinebilmiştir.

 Örgütlülükte başarı ölçülebilir bir şeydir günümüzde.

 Bunun da iki ölçütü vardır.

 1- Örgütün adının ve amaçlarının gerek kendi kamuoyunda, gerek ülke kamuoyunda, gerekse dünya kamuoyunda bilinirlik ve tanınırlık oranı.

2- Örgütlülüğün yaratmış olduğu maddi güç, insan gücü ve kurumlarıdır.

 Bu açılardan kendi örgütlülüğümüzü, Alevilerin, Kürtlerin, Yahudilerin, Ermenilerin, Süryanilerin örgütlülüğüyle kıyaslarak sınıfta kalmış olduğumuzu görürüz.

 Kıyaslamaya kalkarsak Kaffed'i Adef'le kıyaslayabiliriz.

Adef ne diye soracaksınız şimdi. Adef, Amasya Dernekleri Federasyonu. 133.000 nüfuslu Amasya ilinin oluşturduğu dernekler federasyonu.

 Adef'in üye dernek sayısı 56.

Kaffed'in üye dernek sayısı 58.

Adef'in sitesinde internet üzerinden yayın yapan Adef Radyo ve Adef TV var.

Kaffed'in sitesinde böyle bir yayın organı yok.

Adef ve Kaffed öyle birbirine benziyorlar ki, internet sitelerine girdiğinizde iki hemşeri dernekleri federasyonu görüyorsunuz.

 Amasyalıların sorunlarını çözmek için Adef yeterli olabilir.

 Ama çok ağır bir soykırım ve sürgün yaşamış ve dünyanın dört bir yanına dağılmış Çerkeslerin sorunlarını çözebilmek için Kaffed asla yeterli değildir ve olamaz.

 DÇB ise maalesef Rusyanın vesareti altında rehine bir örgüttür ve herhangi bir etkili karara ve işe imza atması mümkün değildir.

 

YENİ BİR ÖRGÜTLENMENİN YOL HARİTASI NE OLMALIDIR?

1-Çerkes sorununu siyasallaştırmalıdır:

Bir örgütün ve örgütlenmenin yeni ve farklı olabilmesinin şartı Çerkes sorununu siyasallaştırmayı hedef olarak önüne koymasıdır.

Dernek duvarları dışına çıkıp önce demokratik Kamuoyuyla, sonra bütün toplumla diyalog kuracak bir yapılanma oluşturulmalıdır.

 Bunun için siyası partiler, insan hakları kuruluşları, çeşitli kültürel dernekler ve etkinlikler yerel yönetimler ve sendikalarda Çerkes kimliği ve örgütlülüğüyle  çalışmalar yapılmalı, maddi ve manevi destekler sağlanmalıdır.

 Bugüne kadar Çerkeslerin yapmadığı sokak yazıları, Pankart, afiş gibi propoganda yöntemlerini kullanmalıdır.

Kamuoyunda ses getirecek bir eylemlilik içerisinde ve korkmadan talep eden bir konumda olmalıdır.

 

2- Mevcut durumu tespit etmeli, muhafaza etmeli ve geliştirmelidir:

Diyaspora ve anavatanda öncelikle örgütlülüğe hizmet edecek kişi ve kurumların envanteri çıkarılmalıdır.

 Bu kişi ve kurumları örgütlülüğe dahil etmeli ve yeni kurumlar oluşturmalıdır.

 

3- Çerkesler arasında çıkar birliği oluşturulmalıdır:

Klasik ulus tarifinde dört öğe sıralanır:

* Dil birliği

* Toprak birliği

* Çıkar birliği

* Ortak ülkü birliği

 Toprak ve dil birliğini sağlamamıza daha zamanımız var gibi görünüyor.

 Topraklar bizimdir, hiç bir yere gitmez.

 Dilimiz de kayıtlara geçmiştir, tekrar öğrenilebilir ve geliştirilebilir.

 Ancak çıkar birliği ve ülkü birliği oluşturulmazsa bütün söylediklerimiz su üstüne yazı yazmaktan öteye gidemez.

Kafamızdaki, “Çerkes Çerkes'e zarar verir, yük olur” mantığını ve paradigmasını yıkmak gerekmektedir.

 İnsanlarımızın birbirine destek olduğu, birbirine menfaat sağladığı ve iş ilişkileri nedeniyle birbirleriyle daha sık görüştüğü ve birbirini denetleyebildiği bir iklimin yaratılması gerekmektedir.

 Diyasporik halkları ayakta tutan en önemli etken çıkar birliğidir. Bizim de mutlaka bunu öğrenmemiz ve diğer diyasporik halkların deneylerini incelememiz ve örnek almamız gerekmektedir.

 

4- Diyaspora anavatan arasında akışkanlık sağlamalıdır:

 Diyaspora ile anavatan arasında birbirini tanıma ve algılama anlamında çok yönlü bilgi, kültür, sanat, edebiyat, müzik gibi konularda çok yoğun bir akış sağlamalıdır.

 İnsan akışı, turizm, ticaret, ticari tecrübe (know-how) gibi konularda etkinlik gösterecek ciddi yapılanmalar ve kurumlar oluşturmalıdır.

 

5- Anavatanın nüfus problemini çözmelidir:

 Bir ulusu yeniden inşa edebilmenin şartı belli bir toprak üzerinde nüfus çoğunluğunu sağlayabilmekten geçmektedir.

 Bu da anavatanda gerçekleştirilebilir.

 Ancak, bölünmüş ve parçalanmış halkların sorunları inanılmaz derecede karmaşıktır.

Gidilen ülkelere kök salınmış, bırakılan topraklara başkaları kök salmıştır.

Arada oluşmuş olan sosyal ve kültürel farklılıkların giderilebilmesi için ciddi analizler ve çalışmalar yapılmalıdır.

 Konut ve iş problemini çözecek organizasyonlar oluşturulmalıdır.

Dönüş meselesine bugün gerçekleşecek gibi bakıp hayal kırıklıkları yaratmamalıdır. Uzun vadeli ve uzun soluklu bir çalışmayı hedeflemelidir.

 

6- "Bağımsız Çerkesya" yolunun mücadelesini başlatabilmelidir:

 Bütün ulusal mücadeler bağımsızlığı hedefler.

 Çerkeslerin mücadelesi de bir ulus olma amacı da sonu özgürlüğe giden bir yolu hedeflemelidir.

 Tabi bu bir devlet kurabilmenin ağır sorumluluğunu yükler örgütün ve örgütlenmenin üzerine.

Bir devlet olabilmenin ideolojisini, insan gücünü, kadrolarını, kaynaklarını ve mühimmatını temin edebilmeyi hedeflemelidir örgütlenme.

(Devam edecek)



Paylaş | | Yorum Yaz
2731 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi