• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam118
Toplam Ziyaret723186
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.38257.4121
Euro8.95728.9931
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Kafkas-Rus Savaşlarında Ölen Ruslara Fatiha Okumak
29/03/2015

Duran saatler bile, 12 saatte bir doğru zamanı gösterir. Aslında bu, gücü yetmeyenin, aklı ermeyenin durup beklese bile doğruyu söyleyebileceği bir zamanın geleceğini anlatan ilginç bir benzetme ve atasözüdür aynı zamanda.

Bizim Çerkeslere ait olduğunu zannettiğimiz bir kurumumuz var. Bu kurum Ankara'da ikamet ediyor. Altmış yıllık geçmişi olduğunu söylüyor. Bu kadar tarif ettikten sonra adını söylemezsek ayıp olur. Bildiniz, Kaffed.

İşte bu kurumumuz da, duran saatler gibi durduğu yerde durabilse saygınlığı artacak. Ama Rusya'nın şarj ettiği takma ve sokma aklından dolayı sürekli 21 Mayıs'ı gezdirerek küçültüp yok etmeye çalışıyor. Çerkes halkının yaratmaya çalıştığı 21 Mayıs'ı perdelemek, saklamak ve gezdirmek Kaffed'i her geçen gün daha da küçültüyor.

Mekanlar ve eylemler birbirini etkiler, büyütür ve birbirine ruh katarlar. Öyle mekanlar vardır ki, o eylem o mekan dışına götürüldüğünde anlamını yitirir. İşçi sınıfının ve emeğin bayramının mekanı Taksim'dir. Çünkü işçi sınıfı sesini ilk defa oradan duyurmuş ve orada şehitler vermiştir. Şimdi bütün engelleme çabalarına rağmen, eylemin ruhunu kaybetmemesi için Taksim'de ısrar etmektedir işçi sınıfı.

Yine Newroz kutlamalarının ana mekanı Diyarbakır Newroz meydanıdır. Şimdi birileri bu mekanı değiştirmeye kalksa acaba o kutlamayı başka bir yere götürebilir mi?

Yine Ermeniler her yıl 24 Nisan'da Taksim'de oturma eylemi yaparlar. Ermenilerin soykırım protestosu için başlattıkları oturma eylemi artık Taksim'le bütünleşmiştir. Hiç kimse bu eylemin bir yıl Şişli meydanında, bir yıl Beşiktaş meydanında, bir yıl Eminönü meydanında yapıldığını düşünemez bile.

Maşallah Kaffed 21 Mayıs'la ilgili hiçbir şeyi sabitleme derdinde değil. Ne günü belli, ne yeri belli, ne de saati belli.

Kefken'e anıt mezar yapılmasına şiddetle karşı çıkmış olan kurum yöneticileri, halkımız kendiliğinden Kefken'de 21 Mayıs anmaları yapmaya başlayınca istemeyerek Kefken'e gitmek zorunda kaldı.

Yine Çerkes Halkı 21 Mayıs eyleminin doğru adresini çatı örgütünün tüm karartma çabalarına rağmen şaşmaz sağduyusuyla tespit etti. 21 Mayıs anma ve protestolarının şaşmaz ve değişmez adresi Taksim İstiklal Caddesinde Rus Konsolosluğu’dur. Ama bunu engelleyebilmek için önce Beşiktaş'a geldi Kaffed, sonra Samsun'a gitti ve ne hikmetse sonra Kartal'a taşındı. Bu yıl da Kefken’de olacakmış 16 Mayıs'ta.

Yahu milleti pinpon topuna çevirdiniz. Etrafınıza topladığınız bir avuç kullanışlı ahmakı kandırabilirsiniz ama halkı asla kandıramazsınız.

Gerçek, gerçekliğini mutlaka kabul ettirir.

Hele birileri ısrarla o gerçeğin peşine düşmüşse.

Çerkes soykırımının anma ve protesto günü olan 21 Mayıs bir piknik günü müdür peki?

Beyler hafta içinde işlerine güçlerine bakacaklar, hafta sonunda da lütfen, piknik yapar gibi 21 Mayıs anmasına gidecekler!

Çerkes soykırımını anma ve protesto günü ne 16 Mayıs'tır, ne 17 Mayıs'tır ne 24 Mayıs'tır arkadaşlar. Çerkes Soykırımını anma ve protesto günü 21 Mayıs'tır. Ve yeri Taksim İstiklal Caddesi Rus konsolosluğu önüdür. Saati de 21'dir.

21 Mayıs Çerkes Halkına, anavatan aydınları ve yurtseverlerinin bir hatırlatması, emanetidir.

Diyaspora hafızasını kaybetmiş, ne sürgün ne de soykırım diyebiliyordu. Başına gelen felaketi göç, ya da büyük göç olarak anlamaya ve anlatmaya çalışıyordu.

Sürgün ve soykırımın son altmış yılında doğmuş ve neredeyse elli yılını bilinçli bir biçimde izlemiş biri olarak yazıyorum. Sürgün ve soykırımın yüzüncü yılında mayıs ayında yayın hayatına başlayan "Kafkasya Kültürel Dergi"de ne 21 Mayıs vardı, ne sürgün ne de soykırım. Ama 11 Mayıs 1918'de ilan edilen Şimali Kafkas Cumhuriyetinin bağımsızlık günü vardı uzun uzun anlatılan. 11 Mayıs bilinçli bir  biçimde Rusya ve Rusya yanlılarınca unutturuldu Çerkes Halkına. Kuzey Kafkasya’nın ve Çerkeslerin bağımsızlığı düşünmelerini önlemek için bugünün üstü ustaca örtüldü. Ama bu yıl onu da tekrar hayata taşıyacağız.

1990 ve 2000 yılları arası Rusya'nın en çalkantılı ve en özgürlükçü dönemiydi. Anavatanda yaşayanlar, sosyalist dönemde kendilerine tanınan haklar dolayısıyla son derece bilinçliydiler. Adige Özerk bölgesi, Adige Özerk Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. Abhazya bağımsızlığını kazandı. Çeçenistan ise maalesef ezildi. Diaspora ise Abhazya ve Çeçenistan savaşlarının peşinden gitti. 125. yılda anavatan aydınları tarafından ortaya atılan 21 Mayıs'ı büyütmek ve uluslararası alana taşımak yerine lüzumsuz işlerle zamanını tüketti.

2000 yılında Putin'in iktidara gelmesi, Rusya'nın demir yumruğunu her tarafta hissettirdi. 2000 yılındaki DÇB kongresinde Rusya’nın adamı kullanışlı alçakların işbaşına getirilmesiyle anavatanda ve diyasporalarda, Rusya’nın istediği şekilde Çerkes meselesinin sönümlendirilmesi ve tamamen yok edilmesi için operasyonlara başlandı.

İşte maalesef Rusya'nın manipüle ettiği en eski ve en büyük örgütlenme olduğunu söyleyen kurumumuz 21 Mayıs'ı kedi yavrusu gibi oradan oraya gezdiriyor. Basının ve Rusya'nın görmeyeceği şekilde yasak savıp zevahiri kurtarmaya çalışıyor.

Ve maalesef anavatanımızda 21 Mayıs “Çerkes Sürgün ve Soykırım günü” değil de resmi olarak "Kafkas Rus Savaşlarında ölenleri anma günü" olarak gerçekleştiriyor. Bu konseptin dışında anma yapmak isteyenlere nefes aldırmıyor polis ve istihbarat örgütleri.

Anavatandaki gerçek yurtseverler 21 Mayıs Sürgün ve Soykırımı’nı özgür biçimde protesto etmek için istanbul’a geliyor. İstiklal Caddesi’ne, Rus konsolosluğu önüne, yani gerçek yerine...,

*** 

Onu ilk tanıdığımda Circassian Canada'da yazıyordu.

Yani yan yana gelerek değil, yazılarından tanımıştım.  Uzun ve coskulu yazıları ilgimi çekmişti. Ama kendini tekrarlayan ve ne dediği anlaşılmayan bir tarafı da vardı.

Daha sonra bütün yapılarda olduğu gibi Circassian Canada'da çıkan kavga sonucu, cherkessia.net sitesi kuruldu. Kube Nurhan Fidan'ın daveti ile ben de Cherkessia.net'e bir yıl büyük bir içtenlikle yazdım.

Bu süre zarfında Çerkesya Yurtseverlerinin eli kalem tutan tüm bileşenleri ile özellikle tek tek tanıştım. İçine girdiğim sanal internet hareketini, somut işler yapan bir yapıya dönüştürebilir miyiz diye. Bununla ilgili "Çerkeslerin Ulusal Politikasına ve Örgütlenme üzerine" başlığı altında dokuz bölümlük yazı dizisinde yapılması gerekenleri ayrıntılı biçimde yazdım ve derhal harekete geçilmesi gerektiğini belirttim. Bugün ÇHİ'nin hayata geçirdiği tüm işler o yazı dizisinde mevcuttur.

Bu arada ÇHİ mitinglerinin ilki olan 12 Mart 2011 Ankara mitinglerinden sonra Çerkesya Yurtseverleri ile yollarımız ayrıldı. Ama tümü ile medeni ilişkilerimiz devam ediyor.

Sonra o kardeşimi Gürcistanın Çerkes Soykırımını tanıması ve Çerkes soykırım anıtının dikilmesi etkinlikleri sırasında Tiflis'te tanıdım.

Bir gece boyunca uzun sohbetler ettik. Öncelikle Türkiye'nin gençliği üzerinde büyük etki yaratmış bir siyası hareketin içinde değişik dönemlerde yer almıştık. Yoldaşlık ilişkimiz vardı.

Çok uzatmayayım, bahsettiğim arkadaşımız Reyhaniyeli Tarık Topçu, ama onu siz Hatko Shamis olarak tanıyorsunuz.

Yurtsever Hareketin bölünmesinden sonra bu değerli kardeşimiz yaşadığı Almanya'dan Türkiye'ye döndü. Aynı cephede mücadele etmek üzere görüşeceğimizi zannetmiştim.

Ama yanılmışım.

Hatko Shamis kardeşimizin Kaffed'in oligarşik yapısıyla derin ilişkilere girdiğinin haberini aldık. Tüm muhalif hareketlere kapalı olan Kaffed dernek salonları birden bire Hatko Shamis'e açılıvermişti.

Şimdi şunun cevabını merak ediyorum. Bush'tan Obama'ya, Cihan'dan Vacit'e, Vacit'ten Yaşar'a ne değişti. (Bkz. Cherkessia.net Serbest Kürsü Arşiv). Bu arada değişen şu oldu ki, Rusya daha fazla diktatörleşti, DÇB daha fazla alçaklaştı, Kaffed DÇB karşısında daha fazla zavallılaştı ve sefilleşti.

Eğer yurtsever olarak kalabilseydin böyle bir yazıyı yazmaz ve senin geçmişte oluşturduğun saygın kişiliğine ve mücadelene kimsenin toz kondurmasına müsaade etmezdin.

Biz Rusya'nın menfaatlerini savunanlarla aynı cephede konuşlananlara yurtsever demiyoruz.

“21 Mayıs'ta Çerkesyadayız” kampanyasını başlatırken, anavatanda 21 Mayıs'ın "Kafkas-Rus Savaşlarında ölenleri anma günü" olarak gerçekleştiğini bilmiyor musunuz?

Rusya ve işbirlikçileri, diasporada 21 Mayıs'ın içini boşaltamadı. Şimdi anavatanda içi boşaltılıp içeriksizleştirilmiş 21 Mayıs'ı diasporaya onaylatmak istiyor. Tıpkı Soçi olimpiyatlarında yaptığı numaralar gibi.

Yurtsever Hareket bu kirli oyunun bir parçası olamaz.

Olmamalıdır da.

Yurtsever Hareket “21 Mayıs'ta Çerkesyadayız” etkinliğini derhal iptal etmeli ve Çerkes halkından özür dileyerek özeleştiri yapmalıdır.

Kaffed'in 21 Mayıs'ta Anavatan'a götüreceği bir takım kullanışlı ahmakları, Kafkas-Rus savaşlarında atalarımıza soykırım uygularken ölen Ruslara fatiha okutarak kullanışlı alçaklar haline getirmesine müsaade etmeyeceğiz.

Bizim görevimiz görülmeyenleri görmek, söylenmeyenleri söylemektir.

Herkes hissesine düşen kıssayı alsın.https://ssl.gstatic.com/ui/v1/icons/mail/images/cleardot.gif



3057 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi