• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam216
Toplam Ziyaret680256
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE
24/02/2020

Türkiye de başlayan demokratikleşme süreci ve 2014 kış olimpiyatlarının Soçi'de yapılacak olması, Çerkes dünyasında bir hareketlilik ve biliçlenme meydana getirmişti. Demokratik Çerkes platformundan başlayan süreç Kafkasya Forumu’na ve daha sonra Çerkesya Yurtseverleri ve DİÇEG'e uzanmıştı.

Bu süreçlerin hepsi çok değerliydi. Ancak Türkiye'de başlamış olan demokratik açılım sürecini tüm oluşumlar, Çerkesleri görünür kılacak ve taleplerini dile getirecek şekilde ortaya koyamıyorlardı. Bunun üzerine 2011 yılının Şubat ayında oluşturduğumuz ÇHİ ile ilk defa Türkiye'ye yönelik Çerkeslerin taleplerini alanlarda dile getirmiş, Ankara ve İstanbul'da birer miting düzenlemiştik. Büyük soykırım ve sürgün yemiş Çerkes Halkının 364 gün bekleyip 1 gün 21 Mayısta sokağa çıkmasını yeterli görmediğimiz için yeni bir eylem şekli yaratmaya karar vermiştik. Cumartesi annelerine öykünerek, “her ayın 21’inde saat 21’de” Çerkes soykırımını hatırlatmak için Rusya konsolosluğu önünde protesto yapmaya ve bir basın bildirisi okumaya başlamıştık. Bu eylem 33 kez tekrarlandı ve yaklaşık 3 yıl sürdü. İşte Aleksey Erkhov'un her gün kapımıza dayanıyorlardı dediği son derece haklı ve kamuoyu yaratıcı eylemler bunlardı. 

Kapısına ayda bir dayanılıp soykırımcılığı hatırlatılan Rusya devleti bundan ziyadesiyle mutsuz oluyordu. 150 yıldır inkâr ettikleri soykırım gerçeği yüzlerine haykırılıyordu. Çerkesler bunun ne kadar önemli bir şey olduğunu anlayamadılar. Ama Rusya'nın devlet aklı devreye girip bu eylemlerin önünün kesmeye çalıştı. En yakınımızda gördüklerimiz bile "Ne gerek var, her ay her ay eylem mi olurmuş" diye şevki ve heyecanı kırmaya çalıştılar. Bir gün toplumumuzun saygın bir thamadesinden bir telefon aldık. "Rusya istanbul başkonsolosu sizinle görüşmek istiyor" diyordu. Aramızda yaptığımız değerlendirmede "Başkonsoloslukla görüşeceğimizi , ancak konsolosluk binası dışında misafirimiz olması kaydıyla" dedik. Aracı olan thamademiz "Herhalde bu görüşme gerçekleşmez" dedi. Ancak daha sonra bize gelen telefonda başkonsolosun bizim şartlarımızda görüşme yapabileceği bildirildi. O zaman görüştüğümüz başkonsolos bugün kü Rusya büyük elçisi Aleksey Erkhov'du. 

12 Kasım 2012 tarihinde saat 10,30'da Pera Palas Otelde Başkonsolos Aleksey Erkhov, Konsolosluk Müsteşarı Aleksender Khapilov ve tercümanları ÇHİ'nin ev sahipliğinde bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantının ses kaydı deşifresini Özgür Çerkes web sitesinde yayınladık. Rus yetkililere son derece diplomatik bir dille soykırımcı oldukları çok net bir biçimde dile getirildi. Soykırımın tanınması ve tazminat dahil Çerkeslerin talepleri aktarıldı. Tabi ki başkonsolos her zaman olduğu gibi o gün de inkar ve tehdit yolunu seçti. Başkonsolos Erkhov, "Putin 10 gün sonra Türkiye'yi ziyaret edecek. Sakın onu da protesto etmeyesiniz. Bizim güvenlik birimlerimizle benimle konuştuğunuz gibi konuşulamaz. Bunu bir tehdit olarak kabul etmeyin" diyerek açıkça tehdit etmişti. 

2012 yılındaki Türkiye ziyaretinde Putin, ÇHİ yürütme kurulu üyeleri Murat Özden, Kenan Kaplan ve Erol Karayel tarafından Beşiktaş başbakanlık ofisi önünde protesto edildi. Protestocular gözaltına alındı ve mahkemeye sevk edildi.

***

Soykırımcıların ortak özelliği inkar , tehdit , yalan ve olayları ters yüz edebilme pişkinliği ve ahlaksızlığıdır. Rusya Devletinin temsilcisi olan Büyükelçi Aleksey Erkhov'da soykırımcı Rusya'nın suçunu örtmek için pişkince yalan söylemekte, Rusya adına gerçeği ters yüz etmeye çalışmaktadır. 

Ama gerçek eninde sonunda gerçekliğini kabul ettirir.

Büyükelçi Erkhov'un sözlerinin Çerkes dünyasına büyük fayda sağladığını düşünüyorum. Çerkes dünyasının anavatan ve tüm Çerkes diasporalarındaki irili ufaklı bütün kurumları ve duyarlı kişilerin tepkisine ve kınama mesajları yayınlamasına vesile oldu. 

Birinci vazifesi Rusya'nın günahlarını örtmek olan olan DÇB ve payandaları bile ses çıkarma gereği duyarken yayınladıkları açıklamalarda da görevlerini yerine getirmeyi ihmal etmediler. 

Kaffed'in büyükelçi Erkhov'a karşı kaleme aldığı açıklama acaba Kaffed'de bir şeyler mi oluyor dedirtti. Ancak üzerinden iki gün geçmeden Rusya Büyükelçiliğine koşup, Büyükelçinin yaptığı hakareti ve yalanı masum hale getirecek bir süspansiyon haline dönüştüler. 

DÇB Başkanı Hauti ise üst perdeden atar gibi yaptıktan sonra Büyükelçiye hitaben "Dünyaya yalan söyleme. Sözlerin sadece seni bağlar. Söylediklerin diplomatik taeamüllere de aykırı. Biz senin söylediklerini Rusya Federasyonu Dışişlerinin beyanatı olarak kabul etmiyoruz. Bunların sadece senin sözlerin olduğunu düşünüyoruz. " diyerek Rusya Devletini soykırımdan muaf tutma görevini üstlendi. 

DÇB yönetimini beğenmeyip, ben daha iyi Rusya'ya hizmet ederim yarışına katılan Krasnodar Adğe Xase başkanı Soht Askerin yumurtladığı incileri paylaşmazsak çok ayıp etmiş oluruz: "Rusya büyükelçisinin söyledikleri hakkında bugün için artık yapılması gereken ve yararlı olan, kaldığı yerde bırakmaktır. Büyükelçi sözlerini geri almış bulunuyor ve daha da geri dönmeyecek. Rusya devleti de bunu( Büyükelçinin söylediklerini) kabullenmeyecektir.  Konu Türkiye’de daha üst seviyelere taşınırsa eğer, KAFFED ve ÇERKES-FED zaten bir araya gelemiyorlar. Adigeler arasında tartışmalar ve anlaşmazlıklar doğacak.  Bugün TR ve RF, Suriye meselesi yüzünden zaten karşı karşıya geldi. Bu nedenle (konuyu gündemde tutma bağlamında) ortaya çıkmanın bir yararı bulunmuyor. Soykırım konusunu gündemde tutmak isteyenler varsa eğer ülkesinde bununla ilgili bilimsel bir konferans organize etsin ve konuyu kendi devlet yönetimine taşısın. Başkaca bir tutum yarar getirmez. Ayrıca halkımıza da zarar verir. Bu nedenle sokağa çıkarak sorun çözmenin her zaman politik bir yararı olsaydı eğer, herkes sorunlarını sokağa çıkarak çözme yolunda hareket ederdi. Bu akıl işidir, yoksa bağırmakla çağırmakla çözülecek bir şey değildir" diyerek büyükelçinin yalan ve iftiralarına karşı  sokağa çıkıp protesto edeceklere parmak salladı. 

Tüm bunları kimseyi karalamak ya da kötülemek için yazmıyoruz. Sadece tarihe not düşüyoruz. 

***

Birilerinin parmak sallamasına aldırmadan Türkiye Çerkesleri’nin oluşturduğu tek parti olan ÇDP basın açıklaması ve protesto kararını açıkladı ve kamuoyuna duyurdu. Bu eylem 23 Şubat 2020 pazar günü saat 14.00’de gerçekleşti. Rusya Konsolosluğu önüne gidilmesine müsaade edilmese de İstanbul Tepebaşı'nda soykırımcı Rusya'ya soykırımcılığı ve katilliği hatırlatılarak gerçekler haykırıldı. 

Rusya Elçisinin ayağına giderek toplumda tepki çeken Kaffed yönetimi de oluşan tepkiyi önlemek için sokağa çıkma ve basın açıklaması yapma gereğini duydu. Kaffed'i gösterdiği bu cesaretten dolayı kutluyoruz. Dileriz devamı 21 Mayıslarda Rusya temsilciliklerini hedefleyen açıklama ve protesto gösterilerine dönüşür. Kaffed'in Büyükelçi Erkov ile ilgili yaptığı açıklama da 23 Şubat 2020 tarihinde saat 14.30da Ankara'da gerçekleşti. 

Bizler Anavatana sokulmamaya, vize verilmemesine, hedef gösterilmeye alışkınız; ancak Kaffed eski başkanı Yaşar Aslankaya 21 Mayıs'ta Rusya büyükelçiliği önünde yaptığı açıklamadan dolayı Rusya'dan deport edilmiş ve 2020 yılına kadar giriş yasağı koyulmuştu. Aynı akıbetin şimdi ki Kaffed Başkanı Sayın Yıldız Şekerciyi de beklediğini üzülerek belirtmek zorundayım. Haksızlığa uğrayan herkes gibi biz sayın Yıldız Şekerciyi de savunacağımızı şimdiden belirtiyorum. 

Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi dünya kamuoyu asla inanmıyordu. Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafa karıştırıcısı Çerkeslerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.



868 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi